Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/5986 E. 2026/2665 K. – Nitelikli Kasten
Konu: Nitelikli Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/5986
- Karar No
- 2026/2665
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Kasten Öldürme
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2390 E., 2025/1265 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ve 2023/186 Esas, 2024/132 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e, 67/2, 67/4 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.04.2025 tarihli ve 2024/2390 Esas, 2025/1265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda aynı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanık hakkında maktulü nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-d, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 19... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, adil yargılanmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE Tüm dosya kapsamına göre; 10.09.2004 tarihinde maktul ...'ın... ilçesi Atça kasabasında bulunan narenciye bahçesinin içerisinde bulunan 43 metre derinliğinde artezyen kuyusuna düşmesi sonucu vefat ettiği, bu olaya ilişkin olarak başlatılan soruşturma sonucunda ...'ın ölümüne ilişkin herhangi bir şüpheli durumun bulunmamasından dolayı verilen takipsizlik kararının kesinleştiği, daha sonra 13.02.2018 tarihinde... Polis Merkezi Amirliği'ne gelen sanığın Atça mahallesinde ikamet ettiği kapısının önüne üzerinde "Polise verin" ibaresi yazılı bir zarf bırakıldığını belirterek bu zarfı kolluk kuvvetlerine verdiği, kolluk görevlilerince ilgili zarf içinde tespiti yapılan mektupta maktulün ölümüne ilişkin birtakım bilgiler bulunduğunun görüldüğü, bu kapsamda Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca maktulün ölümüne ilişkin tekrar soruşturma işlemlerine başlanıldığı, sanığın savunmasında özetle; babasıyla olay günü tartışmaları sırasında babasının kendisine tokat ve tekme attığını, ikinci tekmeyi attığı sırada kendisinin kenara çekildiğini, maktulün ayağının kayıp su kuyusunun içerisine düştüğünü, kendisinin de paniklemesi nedeniyle herhangi bir şekilde ambulansa veya jandarmaya haber vermediğini söylediği, 10.09.2004 tarihli olay yeri tespit tutanağına göre olay yerindeki kuyunun 2 metre genişliğinde ve beton kısmının yerden yaklaşık 50 cm yükseklikte olduğu ve herhangi bir koruma ve emniyet tedbiri bulunmadığının tespit edildiği, yine ilk derece Mahkemesinin yapmış olduğu keşif sonrası dosyaya eklenen 06.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Kuyu etrafında bulunan arazi eğiminden dolayı kuzey tarafı zeminden 13 cm güney tarafı 35 cm yükseklikte olan tuğla örgüsünün kuyuya her hangi bir insan veya hayvanın düşmesine engel olacak yükseklikte olmadığının ifade edildiği, sanığın beyanına göre bulunduğu yer kuyuya yakın bir nokta olan, maktul ...'ın olay tarihinde 85 yaşında olduğu, attığı tekmeden dolayı dengesini kaybetmesi halinde arkasında bulunan kuyunun etrafındaki duvarın maktulün düşmesine engel olacak yükseklikte bulunmadığı, tam aksine ayağının takılmasına sebebiyet verecek seviyede olduğunun belirlendiği, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre de attığı tekmenin kendisinin geri çekilmesi sonucu isabet etmemesinden dolayı maktulün dengesinin bozulduğunu söylemesi hususunun, maktulün ileri yaşta olduğu gözetildiğinde hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, sanığın maktulü kuyuya doğru öldürme
kastıyla ittiğine veya başka bir şekilde kuyuya düşmesini sağladığına ilişkin savunmasının aksini ispat eder nitelikte herhangi bir somut delilin ve tanık beyanının bulunmadığı, esasen yıllar sonra maktulün şüpheli ölümü konusunda yeniden soruşturma başlatıldığında bizzat şüpheli konumunda olmamasına rağmen verdiği beyanlar ile şüpheli konumuna gelmesi, maktulün ölümüne ilişkin tanzim edilen 11.09.2004 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında, kesin ölüm sebebinin düşme sonucu oluşan multiple organ travması olduğunun, ceset üzerinde kesici, delici ve ateşli silah izinin bulunmadığının tespit edilmesi karşısında maktulün kuyuya düşmeden önce vücudunda düşmesi dışında olayın kabulüyle çelişecek şekilde ve şüphe uyandıracak farklı bir yaralanmasının bulunmadığının anlaşılması, sanık ve maktul arasında bazı tartışmaların yaşandığı anlaşılmış ise de; bunun dışında sanık ve maktul arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter derece ve nitelikte kanıtların elde edilemediği gözetilmeden, atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde "nitelikli kasten öldürme" suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi sanığın atılı suçtan beraatinin gerektiği gerekçesiyle yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.04.2025 tarihli ve 2024/2390 Esas, 2025/1265 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in suçun sabit olduğuna ilişkin karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava konusu; 10.09.2004 tarihinde maktul ...'ın... ilçesi ... kasabasında bulunan narenciye bahçesi içerisindeki 43 metre derinliğindeki artezyen kuyusuna düşmesi sonucu vefat ettiği olayla ilgili yapılan soruşturmada sonucu herhangi bir şüpheli durum olmadığından takipsizliğe karar verildiği tarihten 14 yıl sonra sanığın emniyete başvurarak kapısı önüne bir mektup
bırakıldığı, bu mektupta maktulün ölümüne ilişkin birtakım bilgiler olduğunu beyan ettiği, bunun üzerine Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca maktulün ölümüyle ilgili yeniden soruşturma başladığı, sanığın savunmasında özetle; olay günü babasıyla tartışma olduğu, babasının kendisine tekme attığı, ikinci tekme atma sırasında kenara çekildiği, maktulün ayağının kayarak kuyuya düştüğü, olay anında panikleyerek hiç kimseye haber vermediği, ambulans çağırmadığı ve jandarmaya bilgi vermediğine dair bir savunma yaptığı, sanığın savunmasında ve dosyaya giren yeni deliller dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin sanığın üst soy babasını kasten öldürmek suçundan mahkumiyet kararı verildiği, Dairemiz Sayın çoğunluğu, sanığın babasının kendisine tekme atması sonucu dengesini kaybetmesi sonucu kuyuya düşmesinin mümkün olduğu, savunmasının aksine sanığın maktulü kuyunun içine kasten attığına dair bir delil bulunmadığı, maktulün otopsisinde herhangi bir kesici ve delici yaraların bulunmadığı tespit edildiğinden sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Karşı Oy Gerekçesi Nazilli Ağır Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet gerekçesinde de ayrıntılı açıklandığı üzere; sanığın ilk ifadesinde maktul babasıyla arasında bir tartışma olduğunu beyan etmemesi ancak takipsizlik kararı kesinleştikten 14 yıl sonra kapısına bırakılan mektup üzerine babasının ölümünün ne şekilde gerçekleştiğine dair kendisinin dışında başkalarının da bildiği kanaatiyle panikleyip aleyhine başlatılacak soruşturmada ön almak amacıyla bu mektubu kolluk kuvvetlerine verdiği anlaşıldığı, mahkemece mahallinde yapılan keşifte kuyunun etrafında 50 cmlik koruyucu bir duvar olduğu, bu duvarın maktulün tekme sallarken dengesini kaybedip kuyuya düşmesinin keşif mahallinde bilirkişi ve mahkeme gözlemine uygun olmadığı, sanığın önceki savunmasında babasıyla arasında tartışma ve kavga olduğunu beyan etmemesi, sanık savunmasına göre babası dengesini kaybedip kuyuya düştüğünde halen sağ olma ihtimali dikkate alınarak yardım çağırmadığı, kuyuya düşen babasının yaralanmış olduğunu öngörmesine rağmen yardım getirmeyerek hayatını kaybetmesini beklediği ancak aradan geçen uzun süre sonra babasının kaybolduğu ortaya çıktıktan sonra aramaya katıldığı, olay yerinde ölümün meydana gelişiyle ilgili ilk ifadelerinde bilgi vermediği, ikinci ifadesinde maktul babasının kendisine hitaben "sen buraya geldiğinde bu bozuluyor, sen varken arıza yapıyor" şeklinde çıkıştığı, kendisine tokat vurduğu, bu yüzden tahrik altında babasının kendisine tekme vurarak dengesini kaybedip kuyuya düşmesinin şeklinde açıklamasının sanığın tevilli ikrarı olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın tevilli ikrarı, mahallinde yapılan keşif ve hükmü kuran Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararı birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında TCK 82/1-d maddesine nümans eylemine göre mahkeme kararı verilmesi gerekeceğin Sayın çoğunluğun beraat yönündeki kararına katılmıyorum.