Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/3674 E. 2026/4638 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3674
Karar No
2026/4638
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/350 E. 2025/1389 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/202 esas, 2024/334 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; A. Maktul ...'a karşı kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 53. maddeleri gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;

B. Müşteki ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 53. maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir.

2.... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.03.2025 tarihli ve 2025/350 Esas, 2025/1389 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, gerekçeye, haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanması gerektiğine, ...'a yönelik eylem nedeniyle suç vasfına ilişkindir.

III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasıflarının ve buna bağlı ceza yaptırımlarının isabetli bir şekilde belirlendiği, maktul ve müşteki ...'dan sanığa yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.03.2025 tarihli ve 2025/350 Esas, 2025/1389 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, kasten öldürme suçu yönünden oy birliğiyle; kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden ise oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve ...; "..." olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun çeşitli içtihatlarında sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan failin iç dünyasını ilgilendiren kastın failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak değerlendirilmesi gerektiği, Öldürme kastının ise; -Fail ile katılan arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,

-Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı, -katılandaki darbe sayısı ve şiddeti, -Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı, -Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği, şeklinde belirtilen ölçütler dikkate alınmak suretiyle belirleneceği ve 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs kurumunun uygulanabilmesi için ise, işlenmesi kast edilen suç açısından elverişli bulunan hareketlerle doğrudan doğruya icra hareketlerine başlanması, ancak elde olmayan nedenlerle haraketlerin tamamlanamamış veya neticeye ulaşılamamış olmasına göre değerlendirilecektir. Olayın tek görgü tanığı konumunda olan ... Cumhuriyet savcısı huzurunda "Olay tarihinde ben Gevendiris isimli kıraathanenin içinde arkadaşlarımla oyun oynuyordum. Dışarıdan bağırışma sesi gelince biz zaten yakın zamanda bir kavga olduğu için tekrar bir şey yaşanmaması adına dışarı çıktık. Ben bu esnada ...'ın elini beline atarak ...'e doğru hızlıca yürüdüğünü, ...'in de geriye doğru koşarak arkası dönük biçimde ...'a 4 - 5 el ateş ettiğini hatırlıyorum. Aralarında bu esnada tahminen 7-8 metre mesafe vardı. ... ...'tan geriye doğru koştuğu esnada ateş ederken yüzü ...'a dönüktü. Devamında ben ...'ın yanına gittim ve vefat ettiğini fark ettim. ... yere düştükten sonra herhangi bir ateş edilme olmadı. ... daha sonra ... geldiği yöne doğru kaçtı ve kendisini bir daha görmedim. Ben ...'ın elinde silah gördüm ancak ...'e doğrulttuğunu görmedim. Dolayısıyla ateş ettiklerini de görmedim. Ben ...'in ...'a doğru yüzünün dönük olduğunu gördüm. ...'in beyanında ... Lokantası diye bahsettiği yer zaten kıraathanenin 3-4 metre karşısındadır. Ayrıca ben bağırışmalardan önce o tarafa bakmadığım için ...'in elinde sigara veya telefon olup olmadığını görmedim ancak sesleri duyduktan sonra baktığımda ...'ın elinde tabanca gördüm ancak ...'ın elinde herhangi bir şey görmedim. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Sanık katılan ...'a silah doğrultmadığını, ona ateş etmediğini, ... ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını savunmuştur. Katılan ... ise sanığın ağabeyi ...'ı 3-4 el ateş edip ağabeyi yere düştükten sonra sanığın kendisine doğru atışlar yaptığını kendisini öldürmek istediğini iddia etmiştir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda dinlenen yargılama safhasında dinlenmeyen olayı gördüğü anlaşılan tek tanık ... , ...'in geriye doğru koşarak arkası dönük biçimde ...'a dört beş el ateş ettiğini, aralarında 7-8 metre mesafe bulunduğunu, yüzünün ...'a dönük olduğunu, ... yere düştükten .sonra herhangi bir ateş edilme olmadığını, ...'ın elinde tabanca gördüğünü, ancak ...'ın elinde herhangi bir şey görmediğini ifade etmiştir. Dinlenen diğer tanıklar ve müştekilerin olayı görmedikleri anlaşılmaktadır. Sanık olayda tabancası ile 6 el ateş etmiş ve olay yerinde 6 adet boş kovan bulunmuştur. 1 nolu kovan ile 6 nolu kavan arasında yaklaşık 8 metre bulunduğu krokiden anlaşılmaktadır. sanık katılan ...'a doğru ateş etmediğini savunmuş ve bu savunması soruşturmada dinlenen tanık ... ... tarafından da doğrulanmıştır. Olay sanık ... ile maktul ... arasında daha önceye dayalı husumet bulunmamasına rağmen maktulun olay günü sanığın dayısı ...'ı darp etmesi neticesinde sanık ...'in ilk aşamada ...'ın evine gittiği, ikamette ....'ı bulamaması neticesinde kahvehaneye döndüğünde burada maktul ile karşılaşmasından kaynaklanmıştır. Her ne kadar katılan ... sanığın kendisine de ateş ettiğini ileri sürmüş ise de sanık ...'in maktule 4 isabet kaydettirmesi, bu sırada katılan ...'ın da maktulün yanında bulunması ve aralarındaki mesafenin birkaç metre olması sebebiyle insanın katılana ateş etmesi halinde katılanın da yaralanması gerektiği, katılanda hiçbir yararlanma bulunmadığı, sanığın tabancasında başka mermiler bulunup bulunmadığı da belirlemediği için tüm atışları maktule yapmış olabileceği bu itibarla sanığın tabancasından çıkan altı kurşunun 4 tanesinin maktule isabet etmiş olabileceği, diğer iki atışın katılana yönelik olup olmadığının katılan ... da iddiasına karşılık olayın tek tanığı konumunda olan tanık ... dedenin beyanına göre katılana yapılmamış olabileceği,

katılanında olayın heyecanıyla sanığın kendisine de ateş etmiş olabileceği kanaatine kapılmasının veya ağabeyi de öldürüldüğü için sanığın daha fazla ceza almasını sağlamak için olayı abartmasının mümkün olduğu göz önüne anılarak bu belirsizliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla sanığın katılan ...'a yönelik öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyiz.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/3674, K. 2026/4638, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2025-3674-e-2026-4638-k-24eb8944dc5b