Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/247 E. 2026/4077 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/247
- Karar No
- 2026/4077
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/580 E., 2024/1068 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet çocuk müdafii, sanıklar müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-b maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1.maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin,13.12.2023 tarihli ve 2022/796 Esas, 2023/326 Karar sayılı kararı ile; a.Sanık ... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1 ve 53. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b.Sanıklar ... ... ve... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 29/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; c.Suça sürüklenen çocuk ... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 29/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/580 Esas, 2024/1068 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; a.Sanık ... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1 ve 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b.Sanıklar ... ... ve... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; c.Suça sürüklenen çocuk ... hakkında, maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların asli fail olarak cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması, üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat etmesi ve iştirak hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat etmesi, iştirak hükümlerinin uygulanmaması ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 4.Suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik indirim hükümlerinin uygulanması, üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat etmesi ve iştirak hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 5.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfına, eksik incelemeye, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından iştirak halinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eyleme uyan suç vasıflarının doğru belirlendiği, maktulden suça sürüklenen çocuk ve sanıklara yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz veya davranışın bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, uygulanacak başkaca lehe hükmün bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/580 Esas, 2024/1068 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ... ve... yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık ... müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir.
Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; “suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; “suç işlemeye teşvik etmek” ve “suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek” ve “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek”ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir.
Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır.
Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez. Bu nedenle yardım eden konumundaki şerik, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği “katkı” mahiyetindeki bu davranışların; TCK’nın 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için “nedensellik bağı”nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, zahmetsiz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır.
Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Dolayısıyla kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına gelmez. Bu bağlamda, her ne kadar Mahkeme sanıklar ..., ..., ... ve SSÇ ...'in akraba oldukları, SSÇ ...'in kuzeni olan diğer sanık ...'i araması, sanık ...' Beşkardeşin de asli fail olan ...'e de durumu aktarması, aynı zamanda olay yerinde de SSÇ'nin maktul ... ile yaşadığı sopa alma verme olayını sanık ...'e anlattığı, sanık ... ile diğer sanıklar ... ve ...'in de yaya şekilde olay yerine birlikte gelmeleri, kamera görüntüleri ve raporlardan anlaşıldığı üzere; sanık ...'in olayda kullandığı bıçağı bel kısmında özellikle arkasında yürüyen sanıklar ... ve ...'in de görebileceği şekilde açıkta tutması, akraba olan sanıkların birbirlerinden güç ve destek aldıkları, sanıklar ..., ...'in eylemi konusunda sanıkla konuşma ve engelleme imkanları varken hareketsiz kalmış olmaları, diğer sanıklar ... ve SSÇ ...'in asli fail olan sanık ...'in gerçekleştirdiği öldürme eylemine kadar sanık ...'in yanında gitmeleri ve arkasında durarak manevi olarak destekleyip güç verdikleri, varlıkları ile sanık ...'i cesaretlendirdikleri, olay anında kamera görüntülerinden sanık ...'in yanında durarak sanığın eylemini engelleyici bir davranışta bulunmayıp, sanık ...'in maktul ...'a yönelik eyleminden sonra sanık ... ile birlikte olay yerinden uzaklaşmaları, eylemleri sırasında asli fail olan sanık ...'in yanında bulunarak, suç işleme kararını kuvvetlendirerek, manevi yönden cesaret veren, olaydan sonra sanık ... ile birlikte olay yerinden uzaklaşan diğer sanıklar ..., ...''in kasten öldürme suçunun işlenmesine yardım eden konumunda oldukları ” gerekçesiyle sorumlu tutulmuşlar ise de, 1. Olayın nedeni olan husumetin olay günü elinde sopa bulunan SSÇ ... ile arkadaşının 229. Sokak üzerinde yürürken maktul ... ve arkadaşı ... ile karşılaştıklarında maktulün SSÇ ...'a 'mahallede elinizde sopa ile gezmeyin' diyerek SSÇ ...'in elinden sopayı almasına kızarak; ''seninle görüşeceğiz'' denilmesine dayanması, 2. Sanık ...'in " ... Parkının orada ben, ... ve ... oturuyorduk, ... beni aradı, ben telefonla ...'la konuştum, ... bana "bir sarhoş beni kovalıyor, bana vurmaya çalışıyor" dedi, ben de nerede olduğunu sordum, Dumlupınarda olduğunu söyledi, ben de "tamam bekle konuşmaya geliyoruz" dedim, sonra yürüdük, Dumlupınar Köprüsünün orada ...'e "gelmene gerek yok, sen gelme, biz konuşuruz" dedik, ancak kabul etmedi, abim ...'in ayağı sakattı, daha önceki bir motor kazasındn dolayı ayağı sakattı, abim arkadan yavaş yavaş gelmeye başladı, ben hızlı bir şekilde olay yerine yetişmeye çalıştım, ... Büfesinin orada ..., ben, ... denk geldik, ben ...'ın yanına yetiştiğim sırada ... de aradan döndü, ben olayı zaten detaylı bir şekilde biliyordum, ... fazla bilmiyordu, ... ona da anlattı, beraber o tarafa doğru yürüdük, ... ... bu sırada arkamızdaydı, ben bu sırada ...'la karşılaştım, ...'la konuştuğumuzda kuzenim ...'la kavga edenin kim olduğunu sordum, sarhoşmuş dedim, o da "benim kaynım ..." dedi, ... de 50-100 metre ileride arkadaşıyla beraberdi, ... ...'ı gördü, ... "o a... koyduğumun çocuğunu tut" diyerek ...'ı tutmasını istedi, ... de kendisinin olduğunu belirtti, maktul eli arkada koşuyordu, koşarken ...'e de küfür etti, daha sonra hiçbir konuşma olmadan birbirlerine girdiler, ... küfürlerden dolayı kalça kısmına bıçak savurdu, ... yumruk atmaya devam ederken ... bıçağı yumruk yememek için koluna vurmaya çalıştı, ancak bıçak kalbine geldi, ben ...'nin başına gittim, ona seslendim, ambulansı aradım, baktığımızda vücut bölgesinde yara izleri vardı, kan çıkıyordu, ambulansı aradık, abim ... ... da motorlu bir servis elemanını gördü, onunla beraber hastanenin yakınına gidip ambulansı olduğumuz tarafa getirdiler, polislerle beraber ...'yi ambulansa taşıdık, sonra polisler etraftaki herkesin dağılmasını istedik, biz de ... ...'la beraber olay yerinden ayrılıp yürüyerek ... Mahallesine gittik, üzgünüm, böyle bir olay olmasını istemezdim." şeklindeki , Sanık ...'in ise " kardeşim ...'e telefon geldi, ..., ben ve ... beraberdik, ... telefonla konuşurken konuşmasını duyduk, ... köprüden sol tarafa doğru ilerledi, biz aşağı Dumlupınar ışıklarına doğru gidiyorduk, benim ayağım sakat olduğu için...'e yetişemedim, arka taraftan geldim, ... ... Büfe'ye yetişmeden sola giren bir aradan devam ettim, ......'ı gördüm, selam verdim, ......'a kim olduğunu sordum, o da benim kaynım dedi, kaynının ... olduğunu söyledi, ben ...'ı önceden de tanıyordum, karşıdan küfür ederek geliyordu, "a... koyduğumun çocuğu" diye küfür ediyordu, ... üstümüze doğru koşuyor gibi geliyordu, ben o sırada ...'in arkasındaydım, ... belinde olan bıçağı çıkardığını son anda gördüm, ...'e elimi attım, yakalayamadım, ... beni tuttu, beni tuttuğu için ...'i yakalayamadım, sonra gerçekleşti, birbirlerine girdiler, ... yere düştü, ...'den kan geldiğini gördüm, başında durdum, bilinci gitmesin diye konuşturdum, ... bu sırada olay yerinden ayrılmıştı, kardeşim ... 112'yi aradı, ben de yoldan geçen tanıdığım ... ...'ı durdurdum, hastanenin oraya ambulansı daha hızlı getirmek için gittim, ambulansa yol gösterdim, olay yerine getirdim, sonra polisler geldi, ... karşıdan küfür ederek geldiği için onun ne dediğini duydum, ben ...'ye küfür etmedim, diğer sanıkların da edip etmediğini duymadım " şeklindeki savunmalarının aksinin kanıtlanamaması, 3. Sanıklar... ve ...'in olay yerine geldiklerinde maktule yönelik hiçbir hamlelerinin olamaması, maktulun etrafını çevirmemeleri, kuşatmamaları, sıkıştırmamaları, 4. Bu sanıkların hemen ön tarafında yürüyen sanık ...'in belinin arkasında tuttuğu elinde bıçak olduğunu görmelerinin bu sanığın kendi kararıyla maktule yönelik işlediği öldürme suçuna katıldıklarının delili olamayacağı, 5. Tüm sanıkların olay yerine gelirken neler yapacaklarını konuşarak kararlaştırdıkları hususunda aleyhlerine hiç bir delil bulunmaması, 6. Sanıklar ... ve...'in TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasındaki maddi yardımlardan; “suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” veya Manevi yardım olarak; “suç işlemeye teşvik etmek” ve “suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek” ve “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek” gibi hiç bir eylemlerinin bulunmaması, 7. Sanık ...'in " maktul eli arkada koşuyordu, koşarken ...'e de küfür etti, daha sonra hiçbir konuşma olmadan birbirlerine girdiler, ... küfürlerden dolayı kalça kısmına bıçak savurdu, ... yumruk atmaya devam ederken ... bıçağı yumruk yememek için koluna vurmaya çalıştı, ancak bıçak kalbine geldi, ben ...'nin başına gittim, ona seslendim, ambulansı aradım, baktığımızda vücut bölgesinde yara izleri vardı, kan çıkıyordu, ambulansı aradık, abim ... ... da motorlu bir servis elemanını gördü, onunla beraber hastanenin yakınına gidip ambulansı olduğumuz tarafa getirdiler, polislerle beraber ...'yi ambulansa taşıdık, sonra polisler etraftaki herkesin dağılmasını istedik," şeklindeki, Sanık ...'in ise "... üstümüze doğru koşuyor gibi geliyordu, ben o sırada ...'in arkasındaydım, ... belinde olan bıçağı çıkardığını son anda gördüm, ...'e elimi attım, yakalayamadım, ... beni tuttu, beni tuttuğu için ...'i yakalayamadım, sonra gerçekleşti, birbirlerine girdiler, ... yere düştü, ...'den kan geldiğini gördüm, başında durdum, bilinci gitmesin diye konuşturdum, ... bu sırada olay yerinden ayrılmıştı, kardeşim ... 112' yi aradı, ben de yoldan geçen tanıdığım ... ...'ı durdurdum, hastanenin oraya ambulansı daha hızlı getirmek için gittim, ambulansa yol gösterdim, olay yerine getirdim, sonra polisler geldi" şeklindeki savunmalarını değerlendirdiğimizde sanık ...'in ani bir kararıyla maktule saldırıp onu yaralanmasının akabinde bu sanıkların olay yerini terketmeyip maktulun başında kalmaları, sanık ...'in ambulansı telefonla araması, polislerle beraber maktulu ambulansa taşıması, sanık ...'inde ayrıca yoldan geçen tanıdığı ... ...'ı durdurup, hastanenin oraya ambulansı daha hızlı getirmek için gidip ambulansa yol gösterip, olay yerine getirmesi hususları dikkate alındığında sanık ...'in ani bir kastla işlediği suç yönünden TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağlayan bir söylem veya eylemlerine dair delil bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.