Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/2409 E. 2026/3502 K. – Nitelikli Kasten
Konu: Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2409
- Karar No
- 2026/3502
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs
T U T U K L U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1442 E., 2025/71 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2024 tarihli ve 2021/447 Esas, 2024/182 Karar sayılı kararı ile; a. Sanık ... hakkında mağdura yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 35/2,53. maddeleri uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Sanık ... hakkında mağdura yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-a, 35/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/1442 Esas, 2025/71 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, delil yetersizliğine, fazla ceza tayin edildiğine, haksız tahrik hükümlerinin ve lehe olan diğer hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; delil yetersizliğine ve sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; mağdurda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 35/2. maddesi uyarınca üst sınıra yakın bir ceza tayini gerekirken, sanık hakkında teşebbüsün derecesinin 17 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık ... tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, mağdurda meydana gelen yaralanmanın yeri ve niteliği, isabet sayısı, suçta kullanılan tabancanın öldürmeye elverişliliği dikkate alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, mağdurdan sanıklara yönelen haksız söz ve davranışın bulunmaması nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının isabetli olduğu, uygulanması mümkün başkaca lehe hükmün bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık ... ve mağdur arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, sanıkların ise birbirleriyle arkadaş oldukları, olay tarihinden önce sanık ...'nın araç kiralama şirketinden araç kiraladığı, olay günü sanıkların ...nın sürücülüğünü yaptığı araç ile mağdur ve arkadaşlarının aracını takip ettikleri, mağdur ve arkadaşlarının bir iş yerinde yemek yedikleri, sanıkların bir müddet onları araç içerisinde bekledikleri, mağdur ve arkadaşlarının çıkması üzerine sanık ...'nın aracın ön yolcu koltuğundan inerek mağdura 7 el yanında bulunan tabanca ile ateş ettiği, mağdurun vücuduna aldığı 6 isabet neticesinde, hayati tehlike geçirip sol kolundan duyu veya organlarından birinin işlevinin zayıflaması niteliğinde ve 4. derece kemik kırığına neden olacak şekilde, sağ bacağında ise hayati tehlike geçirip duyu veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi ve 6. derece kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı, olay sonrasında sanıkların Tolga tarafından kullanılan araç ile olay yerinden hızla uzaklaştıkları anlaşılmıştır.
4. Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden; a.Dosya içeriği dikkate alındığında sanıkların arkadaş oldukları, sanık ...'nın mağdur ile aralarındaki husumetin sanık ... tarafından bilindiği, olay tarihinden önce olayda kullanılan silahın sanık ... tarafından bir başka olayda kullanıldığı, olay günü sanık ...'nın kullandığı araçla sanık ...'yı mağdurun bulunduğu yere götürdüğü, sanık ...'nın tabanca ile mağdura 7 el ateş ettikten sonra sanık ...'nın sürücülüğünü yaptığı araç ile birlikte olay yerinden ayrıldıkları, sanık ...'nın suçun işlenmesinden önce ve sonra yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırdığı anlaşılmakla, sanık ...'nın 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi,
b.Mağdurda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 35/2. maddesi uyarınca üst sınıra yakın bir ceza tayini gerekirken, sanık ... hakkında teşebbüsün derecesinin 17 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A. Sanık ... hakkında mağdura karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünün (1-2) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/1442 Esas, 2025/71 Karar sayılı kararında sanık ... müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanık ... hakkında mağdura karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünün (4) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri iştirakin niteliği ve teşebbüsün derecesi yönünden yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/1442 Esas, 2025/71 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
K A R Ş I O Y
18.05.2021 tarihinde sanık ...'nın,...Otomotiv adındaki şirketten 34... plakalı Wolkswagen Passat marka otoyu kiraladığı, oto plakasını ikiz olduğu anlaşılan 34... plaka ile değiştirdiği, olay tarihinde önceden verdikleri karar doğrultusunda arkadaşı sanık ...’ın da otoyu kullandığı, birlikte müştekinin içinde bulunduğu otoyu takip ettikleri, müşteki ile arkadaşlarının ...de ...isimli iş yerinden çıkıp otolarına binmek üzere oldukları esnada ...’nın ön yolcu koltuğundan hızla inerek, ele geçirilemeyen 9 mm'lik tabanca ile müştekiye 3 metre kadar mesafeden yedi el ateş ettiği, müşteki yere düştüğünde dahi ateş etmeye devam ederek müştekiyi sağ bacak diz altından, sol bacak diz üstünden, sol baldırdan, sol kol dirsek üzerinden olmak üzere dört ayrı yerinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı, müdahale etmemeleri için silahını da müştekinin arkadaşlarına doğrultarak ...nın kullandığı otoya bindiği ve birlikte olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılan olayda, sanık ...’nın fiilinin TCK m. 39 uyarınca yardım eden olduğu nedeniyle verilen bozma kararıyla ihtilaf bulunmamakla birlikte, sanık ...’nın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.
5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Her ne kadar sanık 7 el ateş etmiş olsa da, görüntü kayıtlarından da anlaşılacağı üzere sanığın birkaç metre mesafeden ayak bölgesini nişan alarak ateş etmiş olması ve yakın bir mesafeden ateş etmesi nedeniyle istemesi halinde katılanın vücudunun hayati bölgelerinden çok sayıda vurabilecek olması karşısında, sanığın maktulün hayati bölgelerine atış imkanı olmasına rağmen ısrarla bacak bölgesine atışa devem etmesi sadece sanığın yaralama kastındaki yoğunluğun delili olarak değerlendirilebileceğinden, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip oldukları kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan netice esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği hususunda şüphe bulunmayan sanığın fiilinin, adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.