Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2870 E. 2026/8644 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2870
Karar No
2026/8644
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/1409 E., 2023/4808 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama, bozma

I. Sanık hakkında katılan ...'ya yönelik hırsızlık; şikâyetçi ...'a yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak REDDİNE, II. Sanık hakkında şikâyetçiler ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin "olayı kullanmış olduğu uyuşturucu maddelerin etkisi ile gerçekleştirdiğine, samimi beyanları uyarınca tarafına etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, zararı maddi durumuna bağlı sebeplerden dolayı karşılayamadığından tarafına ağır cezalar verildiğine"; sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın samimi beyanlarda bulunduğuna, suç konusu eşyaları maliklerine teslim ettiğine, sanığın olaydan sonraki pişmanlığı, sosyal ve ekonomik durumu, sebep olduğu zararın eski hâle getirilmiş olmasından dolayı beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, A- Şikâyetçi ...'a yönelik hırsızlık suçu yönünden yapılan incelemede Adlî sicil kaydına göre; tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan (Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarihli, 2010/ 20... /196 Karar sayılı, 17.12.2012 tarihinde kesinleşen ilamı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81. maddesi gereği 10 yıl hapis cezası) sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan karara yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, B- Şikâyetçi ...'a yönelik hırsızlık suçu yönünden yapılan incelemede Adlî sicil kaydına göre; tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan (Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarihli, 2010/ 20... /196 Karar sayılı, 17.12.2012 tarihinde kesinleşen ilamı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81. maddesi gereği 10 yıl hapis cezası) sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yaz saati uygulamasının kalıcı hale geldiği 27.03.2016 tarihinden sonra işlenen suçlarda, eylemin gece sayılan zaman aralığında olup olmadığının belirlenmesi için UYAP sisteminde "Güneşin Doğuş - Batış Zamanlarına" ilişkin tabloda yer alan "Yaz saati uygulamasında, tablodaki değerlere (1) saat ilave edilecektir" şeklindeki açıklama da dikkate alınarak öncelikle güneşin güncel doğuş/batış saatleri bulunup, bu sonuca göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6/1-e maddesi kapsamında güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat önceye kadar devam eden gece vaktinin tespiti gerektiği belirlenerek bu bilgiler ışığında; somut olayda UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, suç tarihinde sürekli devam eden yaz saati uygulaması da dikkate alınarak, suç tarihinde güneş doğuş saatinin 05.03 olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 6/1-e maddesine göre gecenin saat 04.03'te sona erdiği, dosya içerisinde bulunan ve olay anını gösteren kamera kaydına göre, sanığın saat 04.31'de suça konu iş yerinin kapısını zorlayıp içeri girdiğinin anlaşılması karşısında; hırsızlık eyleminin gündüz gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan cezada aynı Kanun’un 143. maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından (C-2). maddede yer alan "Sanığın eylemini gece vakti gerçekleştirdiği anlaşılmakla cezasından TCK'nun 143/1 maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ve (C-5). maddede yer alan "Önceki kararın yalnızca sanık ve müdafiisi tarafından istinaf edilmiş olduğu ve aleyhe istinaf talebi bulumadığı anlaşılmakla sanığın kazanılmış hakkı oluştuğundan sanığın netice itibariyle 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, infazın bu ceza miktarı dikkate alınarak yapılmasına" cümlelerinin çıkartılmasına, (C-3). maddede yer alan "Sanığın eylemden sonraki ve yargılama aşamasındaki olumlu tavrı lehine indirim sebebi sayılarak cezasından TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 6 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" cümlesinin çıkartılarak yerine "Sanığın eylemden sonraki ve yargılama aşamasındaki olumlu tavrı lehine indirim sebebi sayılarak cezasından TCK’nun 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" cümlesinin eklenmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun bulunan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/2870, K. 2026/8644, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-2870-e-2026-8644-k-4f7f9c90c0a0