İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/270 E. 2018/704 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/270
Karar No
2018/704
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/270 Esas - 2018/704 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/270 KARAR NO : 2018/704 HAKİM : ... KATİP :... DAVACILAR : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA TARİHİ : 16/04/2018 KARAR TARİHİ : 19/10/2018 KARAR YAZIM T. : 26/10/2018 Mahkememizde görülmekte bulunan tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili 10/04/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle;davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile 02/09/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında araç içerisinde bulunan ... ve ...'nin vefat ettiğini, muris ...'nin davacıların kızı olduğunu, davacılara destekten yoksun kalma tazminatının bir kısmını davalı ...Sigorta'ya başvuru yaparak aldıklarını, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak ve ödenmiş kısım düşülerek kalan bakiyenin tahsilini beyanla maddi zarar değirinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 1,000,00 TL değerindeki belirsiz alacak talebinin kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 28/06/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle;davalı şirketin ticari merkezi itibariyle söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davacının müracatı üzerine tazminat bedelinin ödendiğini, huzurdaki taleplerin reddi gerektiğini, bizzat davacı vekili tarafından erilen ibraname karşığı ödeme yapıldığını, somut olayda müteveffanın mütefarik kusurunun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, davacının bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz talebinin reddini talep ettiklerini beyanla gerçek zararın karşılanmış olması nedeniyle davacının haksız ve hukuka aykırı fazlaya dair tazminat taleplerinin reddini talep etmiştir. Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde bilirkişi raporu örneğini, kaza yeri krokisi örneğini, ... ölü muayene tutanağı örneğini, aile nüfus kayıt örneğini, kaza tespit tutanağı örneğini, olay yeri inceleme raporu örneğini, genel adli muayene rapor örneğini ibraz etmiş, davalı vekili 30/06/2018 tarihli delil dilekçesi ile poliçe örneğini, ektüer raporu örneğini, ibraname örneğini, ödeme dekontu örneği ile örnek yargı kararları ibraz etmiştir. Dava, TBK 53. maddesine dayanan destekten yoksun kalma talebine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Tüm dosya kapsamından, davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın 02/09/2017 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde bulunan ... ve ...'nin vefat ettiği, davacıların bu nedenle destekten yoksun kalma tazminat talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Davalı vekili, cevap verme süresi içerisinde 04/06/2018 tarihli dilekçesi ile cevap verme süresinin bir ay daha uzatılmasını talep etmiş, Mahkememizin aynı tarihli kararıyla cevap verme süresi yasal sürenin bitiminden itibaren iki hafta uzatılmış, davalı vekili 28/06/2018 tarihli dilekçesi ile cevaplarını ibraz etmiş, yetki ilk itirazında bulunarak yetkili Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle öncelikle yetki itirazı üzerinde durulmalıdır. HMK'nun 116. maddesine göre kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ilk itirazlardandır. HMK 117. maddesine göre de ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olup, aksi halde dinlenemez. HMK 127. maddesine göre cevap verme süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta olup, bir ay geçmemek üzere ek süre verilebilir. Davalı vekili yasal süre içerisine cevap verme süresinin uzatılmasını istemiş Mahkememizce iki hafta ek süre verilmiş olup, yetki ilk itirazının yapıldığı, 28/06/2018 tarihli cevap dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yada zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Karayolları Trafik Kanunun'un 110/2 maddesine göre ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" yine Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları c.7. maddesine göre "uyuşmazlık halinde hak sahibi sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesi yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde yada zarar görenin ikametgahının bulunduğu mahkemede dava açabilecektir". Kaza tespit tutanağından, kaza yerinin Erbaa ilçesi olduğu, davacıların yerleşim yerinin Niksar ilçesi olduğu görülmektedir. Sigorta poliçesini tanzim eden acentenin ise Bilecik ilinde bulunduğu, davalı sigorta şirketinin merkezinin ise İstanbul olduğu, Samsun'da şubesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere iş bu davada Samsun Mahkemelerini yetkili kılan herhangi bir yetki kuralı bulunmamaktadır. Bu halde, yetkili mahkemeyi bildirme tercih hakkı davalı tarafa geçmekte olup, davalıda şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğunun bildirmiştir. Her ne kadar davacı vekili iş bu davayı davalı şirketin Samsun ilinde bölge müdürlüğü bulunması sebebiyle açtığını ileri sürmüş ise de KTK 110/2. maddesinde ve poliçe genel şartlarının c.7 maddesinde sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin bulunduğu yerde de dava açılacağına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1092 Esas 2018/463 Karar sayılı ilamı) Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin yorum yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Açıklanan bu gerekçeye göre davalının yetki itirazı yerinde bulunmakla Mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.Mahkemimizin YETKİSİZLİĞİNE, 2.HMK'nun 20. maddesi uyarınca, dosyanın karar kesinleştiğinde iki hafta içerisinde başvurulması halinde yetkili İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-Yargılama gideri ve harç açısından HMK'nun 20. ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece nazara alınmasına, süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce karara bağlanmasına. Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı. 19/10/2018 Katip ... Hakim ...

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/270, K. 2018/704, T. 19.10.2018, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-270-e-2018-704-k-5a08c3dce9e3