İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/939 E. 2025/307 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/939
- Karar No
- 2025/307
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/939 Esas KARAR NO : 2025/307 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... günü ... plakalı aracı ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken gidiş istikametine göre yolun sağında bulunan ... isimli ... girmek için sağa dönüş yaptığı sırada aracını sağ ön lastik kısmından aynı istikamete yan yoldan gelen sürücüsü ...'ın idaresindeki ... plakalı aracının sol ön tarafı çarpışması ile davalıya ait araç çarpmanın etkisiyle ana yola savrularak orta refüje çarparak durduğunu, kazanın etkisiyle çift taraflı yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucunda yaralanan müvekkilinin kazadan sonra ... Hastanesinde tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle manevi olarak zarara uğradığını ve müvekkilinde kaza nedeniyle % 6 oranında engel oluştuğunu, kaza sonrası yapılan kontrollerde sürücü ...'ın alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin asli kusurlu davalı sürücünün tali kusurlu olduğunu, davalı sürücünün aracının ... tarafından sigorta örtüsü altına alındığını, kaza nedeniyle müvekkilinin kaza nedeniyle % 6 oranındaki sürekli iş göremezlik ve manevi zararlar nedeniyle ...- TL'nin davalı ... şirketine başvuru yapıldığı ... tarihi itibariyle, davalı sürücü yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kazanın ... ili ... ilçesi sınırlarında gerçekleştiğini, yetkisiz mahkemede açılan davanın reddinin gerektiğini, kazanın davacının tam kusuru nedeniyle gerçekleştiğini, davacının ... Asliye Ceza Mahkemesi .../... ESAS sayılı dosyasında yargılandığını ve 125 GÜN ADLİ PARA CEZASI ile cezalandırıldığını, cezasının adli para cezasına paraya çevrildiğini ve davacının ... TL adli para cezası ödediğini, müvekkilinin de bu dosyada yargılandığını ve beraat ettiğini, davacının tam kusuru nedeniyle oluşan kaza nedeniyle müvekkilinden manevi tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatteyse davacının kusuru nedeniyle gerçekleşen kaza sebebiyle açılan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun davalının kusuru oranında tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, kaldı ki davalı araç sürücüsünün kusurunun keşif, bilirkişi ve ATK incelemesi yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğini, kazanın davalı sigortalının aracında meydana gelen teknik bir arıza nedeniyle mi ortaya geldiğinin araştırılması gerektiğini, davacının müvekkiline eksik evraklarla başvuruda bulunduğunu ve temerrütün oluşmadığını, bu nedenle davacının dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davanın, trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat davası olduğu anlaşıldı. Tarafların uyuşmazlık noktasının dava konusu kazada tarafların kusur oranları, davacının kaza nedeniyle manevi zararının oluşup oluşmadığı ve zararın miktarları ile varsa oluşan zararlardan davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve zararın miktarı noktasında toplandığı anlaşıldı. 6100 sayılı HMK’nın yetki itirazının ileri sürülmesine ilişkin 19/2.fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildireceği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, maddenin 4. fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu görülmekle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle 6100 Sayılı HMK'nun 116/1-a ve 117/2. Maddeleri gereği, ilk itirazlardan olan yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yetki, bir davaya, coğrafi bakımdan hangi yerdeki mahkeme tarafından bakılacağını tespit eder. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7.maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir, (aynı yönde Yargıtav 17.Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar) Yukarıda anılan yer mahkemelerinin yetkili olduğu hususu tartışmazsızdır. Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında en çok tartışılan husus Sigorta şirketlerinin Bölge Müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olup olmadıklarıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1092 esas, 2018/463 karar sayılı dosyasında da bu husus direnme yolu ile değerlendirilmiş olup, incelenen dosyada, davacıların davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmadığı, her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanması gerektiği, her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin yorum yolu ile genişletilemeyeceği, bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Yine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/1759 esas, 2018/1148 karar sayılı dosyasında da konu tartışılmış, kanunda sayılan ve yukarıda açıklanan tüm yetkili mahkemeler dışında sırf Sigorta şirketinin Bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili kabul edilemeyeceği, sigorta bölge müdürlüklerinin ticaret siciline şube olarak tescilinin yapılmadığı, yasada düzenlemeye tabi tutulan şube gibi kabul edilemeyeceği, bölge müdürlüklerinin tamamen her şirketin işlem hacmi, kendi iç işleyişi, personel ve hizmet sunumu, eksper gönderilmesi gibi bir takım yönetim işlemlerini yürütmek üzere, iç işleyiş kapsamında 3.kişiler ile doğrudan ve kendi adına işlem yapma ehliyetine ve tüzel kişiliğine sahip olmayan idari birimler olduğu; bağlı olmayan tacir yardımcılarından olan Acentenin TTK'nun 105.maddesi gereğince hukuki uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açabilecek ve kendisine karşı aynı sıfatla dava açılabilecek bir tüzel kişilik olmasına ve TTK'nun 107.maddesi gereğince acentelerin müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ayrıca ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilmesinin zorunlu olmasına göre. bölge müdürlüğünün acenteden daha yetkili olduğuna dair görüşün yasal bir dayanağı bulunmadığını, Acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla yetkisi olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kabul edilebilmesi için en azından sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yerin bölge müdürlüğü olması gerektiğini, acentenin bağlı olmadığı bir bölge müdürlüğünün acentenin yaptığı iş ve işlemlerden haberdar olması, bu iş ve işlemleri denetlemesi ve acenteden daha yetkili bir üst bir merci olarak kabulünün mümkün olmadığını, aksi halin kabulünde bu tür uyuşmazlıklarda herhangi bir yetki kuralına tabi olmadan Türkiye'nin her yerinde dava açılabileceği sonucunun doğacağını belirterek davaya konu poliçeyi yapan acentenin bağlı olmadığı bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; Somut olaya konu kaza yerinin ... ili ... ilçesi, davacının ikametgah adresinin ... ili ... ilçesi, davalı ...'ın adresinin ... ili ... ilçesi, poliçeyi tanzim eden acentenin bulunduğu yerin ... olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davada yetkili mahkemeler; HMK'nun 16. maddesi gereğince dava kazanın meydana geldiği, haksız fiilin ve zararın oluştuğu yer olan ... mahkemeleri, HMK'nun 6. maddesi gereğince davalının ikametgahı kuralına göre ... mahkemeleri olduğundan tüm yetki kurallarına uyulmadan dava Antalya'da açılmıştır. Tüm bu gerekçelerle yetki itirazının kabulü ile ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntıları gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içerisinde istemde bulunulmaması halinde HMK'nın 20/1-son ve 331/2. maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne, diğer davalı ... şirketinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır