İlk Derece Mahkemesi · Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/85 E. 2023/735 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/85
Karar No
2023/735
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : DAVALI : 1- ... - ... VEKİLİ : DAVALI : 2- ... - ... ... VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : KARARIN MAHİYETİ : KISMEN KABUL, KISMEN RED GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Trafik kazasında yaralanan davacı müvekkili için, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, HMK 107.maddesi hükmünce belirlenecek maddi tazminat tutarının şimdilik 1.000,00 TL için sürücü yönünden olay tarihinden ve sigortacı yönünden (sigorta limiti aşılmamak fizere) temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile beraber, manevi tazminat tutarının 100.000,00 TL için sürücü tarafından olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile beraber, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de müşterek ve müteselsil sorumluluk kuratlarına göre davalılardan alınarak davacı müvekkile verilmesine, sürücü ...'in taşınmaz malları ve araçları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine “ihtiyati tedbir” konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Yukarıda arz ve izah edilen ve yargılama esnasında ortaya çıkabilecek sair nedenlerle davanın reddini, ihtiyari arabuluculuk tutanağı ilam niteliğinde olduğundan haksız davanın reddini, gerekli ödeme yapılmış olduğundan haksız davanın reddini, Kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, Maluliyet oranı tespiti için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü’ne sevkini, Kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, Geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri taleplerinin reddine karar verilmesini, Müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden haksız olarak talep edilen faiz talebinin reddini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, Aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesine sevki ile alınan heyet raporundan özetle; Şahısta mevcut sağisol femur ve sol tibiada kaynamama komptiikasyonu nedeniyle arızasının emsallerine göre iyileşme süresi 18(onsekiz) ayı bulacağı, bu süre boyunca bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı tespitlerini bildirir rapor tanzim etmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın İstanbul ATK'ya sevkii ile alınan kurul raporundan özetle; E cetveline göre: %16,2 (yüzdeonaltıvirgüliki oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre Kas İskelet Sistemi, sağ için; Tablo 3.9’a göre %10+%10, Tablo 3.2’ye göre %10, sol için; Tablo 3.10’a göre % 7, Tablo 3.2’ye göre %4, Balthazard formülüne göre tüm vücut özür oranı % 14 olarak tespit edildiğine göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 14 (yüzdeondört) olduğu, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 24 (yirmidört) aya kadar uzayabileceğini bildirir rapor tanzim etmişlerdir. Mahkememiz ara kararı uyarınca dosyanın resen görevlendirilen aktüerya bilirkişi Av. ... tevdii ile düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; 24.09.218 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 24 ayda iyileşen, bu sürenin ilk 18 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve malul kalan davacı ...'ın; 24.09.218 24.09.2020 Tarihleri Arası 24 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Devresinde Uğradığı Maddi Zararının ; karşılandığı Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının 25.09.2020 23.04.2060 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %14 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre ; 686.189,30 TL, 25.09.2020 31.10.2053 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %16,2 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre ; 656.227,45 TL, 24.09.2018 24.03.2020 Tarihleri Arası 18 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Döneminde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ; karşılandığı, Fatura Edilen ve Fatura Edilemeyip Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının ; karşılandığı olduğu, temerrüt tarihinin, 18.03.2019 tarihinde davalı sigortacıya başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 28.03.2019 tarihinde dolduğu dikkate alındığında faiz başlangıç gününün davalı sigortacı yönünden, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki gün olan 29.03.2019 tarihi olduğu, davalı sürücü ... yönünden ise kazanın meydana geldiği 24.09.2018 tarihi olduğu, kazaya karışan aracın özel kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile işletilecek faiz türünün, yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirir rapor tanzim etmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Dava; "Tazminat" davasıdır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalılar aleyhine Tazminat davası açmıştır. Ayrıca konu ile ilgili olarak 6098 sayılı TBK.49.-56.maddeleri ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde düzenlendiği TBK.49/1. Maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, TBK.54.maddesinde; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde, TBK'nun 56/1.maddesinde;"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." şeklinde, (haksız fiil, doktrinde hukuka aykırı zarar verici eylem olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve uygun illiyet bağı olarak belirlenmektedir, bu durumda haksız fiilden söz edebilmek için "1) hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, 2)eylemden kaynaklı bir zararın olması, 3)zarar veren kişinin kusuru bulunması" ya da yasaca sorumlu olması" zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir) KTK.85. maddesinde;"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.............İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde, KTK'nun 92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik öncesi);"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler." şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik öncesi);"Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde (6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik öncesi);" Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." şeklinde düzenlemeler yapıldığı görülmüştür. Davacı - davalı ... şirketi ile maddi tazminata yönelik arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varılmıştır. (davalı ...'e karşı hakları saklı tutulmadan başka bir ifade ile itiraz-ı kayıt olmadan) Arabuluculukta anlaşmaya varıldığından artık bu konuda dava açılamaz. Konu ile alakalı olarak HMK 114/1-h maddesinde : " (1) Dava şartları şunlardır: h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması." hükmü bulunduğu, 6100 Sayılı HMK'nın 115. Maddesinde ise; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." Medeni usul hukukunda hukuki yarar mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğini işaret eder.Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Yine bu yararın"hukuki ve meşru,'doğrudan ve kişisel","doğmuş ve güncel" olmasıda gerekir. '... : Davada menfaat Ankara 2009, s 135). Öte yandan dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı şarttır. Aksi halde mahkeme böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez.(... : Medeni Usul Hukuku El Kitabı,Cilt I Yetkin Yayınları,Mart2020,s.390). (Yargıtay HGK 29/06/2021 T... E.... K.) bilgileri de dikkate alındığında, İtiraz sebepleri "itiraz sebepleri, itfa, imhal (erteleme) ve zaman aşımıdır. Yani borçlu borcun itfa edildiği, imhal edildiği (ertelendiği) veya ilamın zamanaşımına uğradığını bildirerek icra emrine itiraz edebilir. (Prof. Dr. ... , İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, 2013). Tarafların Anlaşması: "Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Arabuluculuk faaliyetinin niteliği gereği, anlaşmaya varılması halinde de sıkı kurallar kuonulmamıştır. Anlaşmanın kapsamı ve şekli, taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Taraflar varılan anlaşmayı mevcut haliyle uygulamak isterlerse arabuluculuk sonunda düzenlenen belge genel hükümlere tabi olacaktır. HUAK m. 5 hükmü uyarınca ihtiyari arabuluculuk sürecindeki belgeler (ilk oturum tutanağı (HUAK m. 16) ve son tutanak (anlaşma/anlaşamama) (HUAK m.17) uyuşmazlıkla ilgili hukuk davası açıldığında, gizlilik kapsamında, delil olarak ileri sürülemeyen (kullanılamayana) belgelerdir. Dava şartı arabuluculuk sürecindeki anlaşamama son tutanağı (7036 sayılı K. M. 3/2) HUAK m. 5/3, c. 3 hükmü uyarınca dava şartını sağlayan aleni bir belgedir. Bununla birlikte, gerek ihtiyari gerekse dava şartı arabuluculuk sürecinde hazırlanan anlaşma belgesi (HUAK m. 18) bir özel hukuk sözleşmesidir ve aleni bir belgedir; madde gerekçesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir. "ikinci fıkrada, anlaşma belgesinin etkisi düzenlenmiştir. Taraflar varılan anlaşmayı mevcut haliyle uygulamak isterlerse arabuluculuk sonunda düzenlenen belge genel hükümlere tabi olacaktır." Eğer taraflar anlaşma belgesinin içeriğinin gizli kalmasını istiyorlarsa, maddi hukuk hükümleri çerçevesinde bir cezai koşul öngörerek anlaşma belgesinde gizliliği düzenleyebilirler. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (HUAK m. 18/4) Burada 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Uzlaşma sağlama" başlıklı 35/A maddesi ile eşgüdüm sağlanmıştır. Bu sayede, tarafların arabuluculuk sürecine avukatları ile katılımı teşvik edilmiştir. Taraflar aralarındaki uyuşmazlık konusu hakkında, mahkeme dışında bir anlaşmaya varmışlarsa, bu çözümü herhangi bir metne dökmeyebilirler. Zira sorun çözülmüştür ve amaç gerçekleşmiştir. Taraflar istemedikçe çözümün alenileşmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, ileride bu konuda bir sorun çıkmasını istemiyorlarsa, anlamaya varılan hususları metin haline getirebilirler. Eğer taraflar anlaşmayı bir belgeye bağlamamışlarsa, varılan anlaşmanın hukuki değeri ve etkisi bakımından belgenin niteliğine göre bir değerlendirme yapmak gerekir: Varılan anlaşmanın ne tür belgeye bağlandığı, özellikle ileride bu konuyla ilgili uyuşmazlık çıkması durumunda, belgenin delil olarak kullanılmasında veya anlaşmaya aykırı davranılması sonucu cebri icra aşamasına geçildiğinde önem kazanacaktır. Taraflar arasında varılan anlaşma bir adi belgeye bağlanmışsa, duruma göre kesin delil veya cebri icra aşamasında kullanılacak bir belge (örneğin, şartları taşıyorsa İİK m. 68 anlamında bir belge); noter senedine bağlanmışsa, resmi bir belge veya duruma göre (kayıtsız şartsız tek taraflı para borcu ikrarının içeren düzenleme biçimindeki noter senedi ise) İİK m. 38 anlamında ilam niteliğinde bir belge olarak değerlendirilebilir. Burada, bir "Mahkeme İlamı" ile HUAK uyarınca hazırlanan ve icra edilebilirlik şerhi almış veya taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzalamasıyla oluşmuş bir "anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge olması" arasındaki farkı iyi belirlemek gerekmektedir. İcra edilebilirlik şerhi almış bir anlaşma belgesi bütün yönleriyle değil, sadece icra edilebilirlik bakımından ilamlarıyla aynı hukuki rejime tabi tutulmuştur. Bu bağlamda, elinde ilam niteliğinde belge olan bir alacaklı, Türkiye'deki herhangi bir yer icra dairesinden takip başlatabilir ve borçlunun, icra emrine itiraz ederek takibi durdurma hak ve yetkisi yoktur. Bununla birlikte, mahkeme ilamları maddi anlamda kesin hüküm oluştururken, ilam niteliğinde belgeler kural olarak bu nitelikten yoksundurlar ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturmazla. Ayrıca, Mahkeme ilamlarının irade bozukluğu (hata, hile, tehdit) sebepleri ile iptali istenemez; ancak, kanun yoluna başvurabilir; ilam niteliğinde belgelere karşı kanun yoluna gidilemez; ancak koşulları varsa irade bozukluğu (hata, hile tehdit) sebepleri ile iptali istenebilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. (HUAK m. 18/5). Bu arada üzerinde anlaşılan hususlar hakkında daha sonra dava açılamayacağı dikkate alındığında, arabulucu tarafından veya taraflarca düzenlenecek ve taraflar veya avukatları tarafından imzalanacak anlaşma belgesinde "anlaşılan hususların" net bir şekilde ortaya konulmasında zorunluluk bulunmaktadır. Arabuluculuk sürecinin sonunda yapılan anlaşma maddi hukuk ilişkisi bakımından taraflar arasındaki uyuşmazlığı tamamen sona erdiren bir anlaşmadır. Böyle bir anlaşmaya rağmen anlaşılan hususlar ile ilgili dava açıldığında, AÇILAN DAVA HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDEDİLECEKTİR." (Ticari Uyaşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı, Sf. 41-44). 6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1. maddesi gereğince; (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18. Maddesinin 5. Fıkrası gereğince; (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." Resmi Gazete'de yayımlanan 30439 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 21. Maddesinin 7. Fıkrası gereğince; " Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." düzenlemeleri dikkate alındığında, 6325 Sayılı Arabuluculuk Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava şartı olarak arabuluculuk 18/A-11 Maddesi gereğince (Ek:6/12/2018-7155/23 md.); Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Şeklinde düzenleme vardır. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK 307. md.) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafından ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK 309. md.) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (HMK 310. md.) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. 6100 Sayılı HMK yönetmeliğinin Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler başlığının 57. Maddesi ile Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 215. Maddesi ve (HMK 311. md.) Feragat ve kabul, beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (HMK 312 md.) Vekilin davadan feragat edebilmesi için vekaletnamede buna ilişkin özel yetki bulunması gerekir. (HMK 74/1. md.) Dâvadan feragat veya dâvayı kabul veya sulh muhakemesinin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilâm harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. (Harçlar Kanunu 22/1. md.) Anlaşmazlık, feragat nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT 6. md.) Feragat edilmiş olmasından dolayı davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden genel kurallardan farklı uygulamayı gerektiren davacı lehine bir beyanı olduğu takdirde bu beyana göre işlem yapılmalıdır. Ayrıca feragat halinde alınacak harç ise; Davadan feragat halinde nispi değil maktu harç alınır. Yargıtay . HD.'nin ... Esas, ... K. Sayılı 25/03/2014 tarihli kararı ile davadan feragat edilmesi halinde davacıdan nispi değil maktu karar ve ilam harcının 2/3 üne hükmedilmesi gerekir. Feragat beyanı belirtilen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde ve Yargıtay HGK 25/01/1984, ... , HD'nin 14/12/2010 tarihli ... sayılı ve . HD'nin 10/02/2005, ... ... sayılı ilamlarının da aynı doğrultuda olduğu anlaşıldığından, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacı yanın davadan feragat ettiğinden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosyada manevi tazminatlar bakımından yapılan incelemede ise; davacı ...'ın meydana gelen kaza nedeniyle manen zarar gördüğünü, meydana gelen kazada manevi zarara uğradığını, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak aynı zamanda "hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır" (Yüksek Yargıtay . HD'nin 06/06/1999 Tarih, ... ; . HD'nin 18/06/1998 tarih, ... ), "hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amcına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır" (Yüksek Yargıtay . HD'nin 06/06/1999 Tarih, ... ; . HD'nin 18/06/1998 tarih, ... ), Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebi ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde bulundurularak hak ve nesafet çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır, zira TMK'nın 4. Maddesinde kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre takdir edeceği öngörülmüştür.( Yüksek Yargıtay . HD'nin 23/02/2015 Tarih ... Esas ... Karar) anılan emsal kararların da dikkate alınması ve Yüksek Yargıtay . HD'nin 23/02/2015 Tarih ... Esas ... Karar yine HGK'nın 23/06/2004 tarihli, ... ... sayılı kararında "22.06.1966 günlü ve ... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır" şeklinde hüküm geçtiği görülmekle manevi tazminat yönünden; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 70.000,00TL'nin olay tarihi olan 24/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE; A) MADDİ TAZMİNAT 1-Davacının davalı ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacının, davalı ... adına açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE, B) MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE; 70.000,00TL'nin olay tarihi olan 24/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Maddi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince 269,85TL. maktu harcın 2/3'ü olarak hesap edilen) 179,9‬0TL'nin 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 Maddesi gereğince davalı ...'den tahsili ile hazineye irad KAYDINA, 4-Maddi tazminat yönünden; davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan 3.396,73TL yargılama giderleri ve NEÜ Dön. Serm. Say. 1.253,00TL (29/07/2021 tarihli 200,00TL dekont, 29/07/2021 tarihli 500,00TL dekont, 02/08/2021 tarihli 200,00TL dekont, 29/07/2021 tarihli 353,00TL dekont) toplamı olan 4.649,73‬TL'nin 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 Maddesi gereğince davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Maddi tazminat yönünden; davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 6-Maddi tazminat yönünden; davalı ... şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 Maddesi gereğince davalı ...'den alınarak davalı ... şirketi vekiline VERİLMESİNE, 7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmişse de 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 Maddesi gereğince vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.360,00-TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-11.maddesi gereğince davalı ...'den alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA, 9-Manevi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.781,7‬0TL karar ve ilam harcından peşin alınan 344,97-‬TL harcın ve tamamlama harcı olan 1.240,18TL'nin toplamı olan 1.585,15‬TL'nin mahsubu ile bakiye 3.196,55‬TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irad KAYDINA, 10-Manevi tazminat yönünden; davacı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 11-Manevi tazminat yönünden; davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 12-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 13-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmişse de 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 Maddesi gereğince vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 14-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde ilgili taraflara iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen ilgili taraflara İADESİNE, Dair, tarafların/vekillerinin yokluğunda A-1 bendi yönünden KESİN OLMAK ÜZERE, A-2 VE B BENDİ YÖNÜNDEN gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/12/2023 Katip ... Hakim ...

Atıf: Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/85, K. 2023/735, T. 22.12.2023, www.arakarar.com/karar/konya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-85-e-2023-735-k-a95538f30a77