İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/477 E. 2020/429 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/477
- Karar No
- 2020/429
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/477 Esas KARAR NO : 2020/429 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 15/09/2020 KARAR TARİHİ : 23/09/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Maddi ve Manevi Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/06/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ve... adına kayıtlı... plakalı aracı ile seyir halinde iken müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, meydana gelen kazada... plakalı aracın tali kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra bakıma muhtaç kaldığını, müvekkilinin maddi durumunun iyi olmadığını, meydana gelen kazada... plakalı araç sürücüsü ...'ın tali kusurlu olduğunu, davalı...'ın oğlu ...'ın kusurlu hareketleri nedeniyle müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, davalı babanın küçük üzerinde gerekli dikkate ve özeni göstermediğini, küçüğün ehliyetsiz olması ve araba kullanma tecrübesi olmamasına rağmen araba kullandığını, bu nedenle babanın küçüğün eylemlerinden sorumlu tutulması gerektiğini, davalıların maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı iş gücü kaybı için 400 TL, geçici iş gücü kaybı için 100 TL, tedavi giderleri için 250 TL, bakıcı giderleri için 250 TL olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren tüm davalılardan, trafik kazasında bedensel zarara uğrayan davacı ... lehine olay tarihinden itibaren 100.000,00 TL manevi tazminatın ise araç sahibi... ve sürücü ...'ın küçük olmasından dolayı ev başkanı bana...'tan tahsilini talep ve dava etmiştir. DAVA: Dava, 4721 sayılı TMK'nın 369 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK'nın 71 ve 2918 sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesi ve ev başkanının sorumluluğundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. DELİL DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın dayanağı olay trafik kazası olup, KTK'nın 88. maddesi gereğince "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Yani işletilen bir aracın neden olduğu kaza sonucu araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi ve varsa başka sorumlular müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk "dış ilişkide" TBK 61. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu aynı kanunun 91. maddesi, sürücünün sorumluluğu TBK'nın 49. maddesi ve ev başkanın sorumluğu ise TMK'nın 369. maddesidir. Müteselsil sorumlular arasındaki ilişki ise aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecek, talebini, isterse tüm sorumlulara karşı bir arada tek dava ile isterse ayrı ayrı açacağı davalar ile ileri sürebilecektir. Zarar görenin birden fazla sorumluya karşı aynı davada birlikte dava açması durumunda ise, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli olması her zaman mümkün olacaktır. Bu durumda uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da, taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözümlemesi gerekecektir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de bir sonucudur. Somut olayda, küçüğün kullandığı aracın yaptığı kaza sonucu yaralanan davacı, TMK 369. maddeye dayalı olarak, baba...’a, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına ve araç işletenine karşı birlikte dava açmıştır. Aile mahkemeleri; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile kurulan özel bir mahkemedir. Yasanın 4. maddesinde 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun İkinci Kitabına göre aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinin görevi içinde sayılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri arasında 4721 sayılı Kanunun 369. maddesine dayalı davaların Aile Mahkemelerinde görülmesini ve yukarıda açıklanan yasal hükümlerin uygulanmasını engelleyen ayrık bir düzenleme de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; 4721 sayılı Kanunun 369. maddesi, Kanunun ikinci kitabının ikinci kısmında yer almakla, bu maddeye dayalı aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü de “Aile Mahkemeleri”nin görev alanına girmektedir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde işleten, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve araç sürücüsü küçüğün babasına karşı TMK'nın 369. maddesi gereğince ev başkanı olarak husumet yöneltmiş olması ve davalıların sorumluluğunun aynı maddi olaydan kaynaklanması ve zararın tek olması nedeniyle davaların birlikte görülmesinin zorunlu olduğundan uyuşmazlığa bakma görevinin Aile Mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, mahkememizin dava konusu uyuşmazlık bakımından görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Aile Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Aile Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILMADI), Dair tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.23/09/2020 Katip... E-İMZA Hakim ... E-İMZA