Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2023/21 E. 2025/49 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/21
Karar No
2025/49
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/21 - 2025/49 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/21 KARAR NO : 2025/49 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.09.2022 NUMARASI : 2021/717 Esas 2022/551 Karar DAVACILAR : VEKİLİ : DAVALILAR DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 23.01.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.02.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 20.02.2017 tarihinde, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ticari otobüsün seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı istikametten gelen ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüs ile çarpışması sonucunda çift taraflı, yaralanmalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda ... plaka sayılı otobüste yolcu olarak bulunan davacılar ...'ın vefat ettiğini, yakınlarının ölümü nedeniyle davacıların manevi açıdan zarar gördüğünü, kazanın oluşumunda iki taraf sürücüsünün de kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı otobüsün davalı sigorta şirketine Artan Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe kapsamında manevi tazminatın teminat altına alındığını, teminat limitinin kişi başı 250.000,00 TL olduğunu, ... plaka sayılı aracın işleteninin davalı ... Tic. Ltd. Şti. olduğunu, kaza sonucu oluşan zararlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı baba ... için 50.000,00 TL, anne ... için 50.000,00 TL, kardeşler ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL ve ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 160.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi, davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi, eylemin niteliği, zarar görenin ve zarar verenin kişilikleri gibi durumların gözönünde tutulması gerektiğini, dava konusu olayın haksız fiil kaynaklı olduğunu, bu nedenle ticari faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların istemiş olduğu tazminatın zenginleşmeye yönelik ve yüksek miktarlı olduğunu, kaldı ki gerek aracın sigortasının, gerekse koltuk sigortasının şahısların tüm zararlarını karşıladığını, kardeşlerin tazminat talep edemeyeceğini, ölen şahsın hak sahiplerine aracın sigortacısı olan ... Sigorta AŞ tarafından ödeme yapıldığını, manevi tazminatı davalı sigorta şirketinin ödemeye hazır olduğunu, bu nedenle işleten sıfatı ile dava konusu tazminat sorumluluğunun ortadan kalktığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/889 Esas 2021/1957 Karar sayılı kararı ile, kazaya ilişkin kusur raporları arasında çelişki bulunması nedeniyle üç kişilik bilirkişi kurulundan yeniden kusur rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alındığı, rapora göre, kazanın meydana gelmesinde desteğin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %20, davalı ... Ticaret Limited Şirketi’ne ait araç sürücünün %80 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL olarak takdir olunan manevi tazminatın, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve dava tarihi olan 14.04.2017 tarihinden, davalı ... Ticaret Limited Şirketi yönünden kaza tarihi olan 20.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... Sigorta Şirketi ve ... Ticaret Limited Şirketinden alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat tutarlarının az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalıların sorumluluklarının kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı şekilde sorumlu tutulması gerektiğini, poliçe limitinin kararda belirtilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı ... Tic Ltd. Şti'nin işleteni olduğu ... plakalı otobüs ile davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı otobüsün çarpışması sonucu ... plaka sayılı otobüste yolcu olarak bulunan davacılar ...'ın vefat ettiğini belirterek manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarının belirlenmesi yönünden konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alındığı; raporun, kaza tespit tutanağındaki bilgiler ve kazanın oluşumu ile uyumlu, ayrıntılı ve gerekçeli olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 2-Karayolları Trafik Kanunun 85.maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nın 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda, davacılar desteği, davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı otobüste yolcu olarak bulunmakta olup davalı ... Ticaret Limited Şirketi ise karşı aracın işletenidir. Davacılar vekili, davacıların zararının davalılardan müteselsilen tahsilini talep ettiği ve her iki araç sürücüsünün de kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu belirlendiğine göre davacıların zararından davalıların müteselsilen sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca, hükmedilen manevi tazminat miktarı poliçe limiti dahilinde kaldığından hükümde davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu tutulduğunun belirtilmemiş olmasının davalı sigorta şirketi yönünden aleyhe bir durum oluşturmayacağı, hak kaybına neden olmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı sigorta şirketi vekilinin, davacıların zararından davalı sigorta şirketinin kusur oranına göre sorumlu tutulması gerektiğine ve poliçe limitinin hükümde gösterilmemiş olmasına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup taraf vekillerinin, hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazı bulunmaktadır. Davacıların manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat aynı anda tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda, kazanın gerçekleşme biçimi, davacıların müteveffaya yakınlık dereceleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde (2017) paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, davacılar tarafından duyulan acıyı, hafifletebilecek düzeyde, olayın özelliğine ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davacılar vekilinin talep ettiği miktarın hüküm atına alınmış olması nedeniyle taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminatların miktarına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf sebepleri ile kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan; davalı ... Sigorta Şirketinden alınması gerekli 10.929,60 TL istinaf nispi karar harcından peşin alınan 2.732,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.197,20 TL harcın davalı ... Sigorta Şirketinden alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın talep halinde iadesine, 5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/21, K. 2025/49, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-26-hukuk-dairesi-2023-21-e-2025-49-k-7b2c31dafc43