İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/455 E. 2025/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/455
Karar No
2025/293
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/455 Esas KARAR NO : 2025/293 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/08/2024 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket görevlilerince yapılan kontrollerde davalının kullanımındaki dava konusu tesisatta "perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek yasal şekilde temin edilmemiş sayaçtan kaçak elektrik kullandığı" tespitinin yapıldığı, davalının bu şekilde elektrik kullanımının mevzuat hükümlerine göre kaçak elektrik kullanımı olduğunu, yapılan tespit üzerine, EPDK mevzuatı ve yönetmelik hükümleri uyarınca takibe konu kaçak tahakkuk tanzim edildiğini, davalı borçlu yanın, takip dayanağı faturayı ödememesi üzerine aleyhine ... 19 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, borçlu olmadığını beyan ederek takibin durmasını sağladığını, takibe dayanak faturanın kaçak elektrik kullanımından kaynaklı olduğunu, alacaklarının haksız fiile dayandığını, haksız fiilden kaynaklı davalarda tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği dikkate alındığında kanunen aranan ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu beyan ederek öncelikle alacaklarını teminen borçlunun taşınmaz, taşınır malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, akabinde davalı yanın icra takiplerine ilişkin, borca itirazının iptaline takibin takip talebindeki şartlarla devamına, icra takiplerinde yazılı asıl ve feri alacaklarımızın davalı yandan tahsiline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, masraf ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle husumet itirazında bulunarak, dava konusu uyuşmazlığın davacı şirket ile ...Tic Ltd Şti arasında olduğunu, davacı şirket ile bu şirket arasında anlaşma olduğunu, bu şirket tarafından yapılmış birçok başvuru bulunduğunu, şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri olduğundan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, icra takibinde müvekkiline yöneltilen bir borç iddiası göz önüne alınarak taraf sıfatı değişikliğinin de yapılamayacağından pasif husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın görevli mahkemede açılıp açılmadığının resen incelenmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haciz kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkil ile ikili anlaşmanın olmadığının beyan etmiş ise de tutanağa konu adreste yer alan ....Şti ile arasında imzaladığı anlaşma olduğunu, bu şirketin davacı şirkete defalarca başvuru yapmasına rağmen davacı tarafından kamu hizmeti niteliğindeki bu hizmeti kasten sağlamadığını, bu şirketin ... a daha evvel 10/2022 ve 02/2023 tarihleri arasında ödemeler yaptığını, ancak davacının bu bölgede bazı şirketlere elektrik dağıtım hizmeti verirken bazı şirketlere ise vermediğini, bu şirketin davacıya 04/04/2023 tarihli başvurusuna istinaden davacı şirketin dağıtım trafo tesisi merkezi gerektiğini yatırım olduğunu ve süresinin 6 ay olduğunu belirttiğini, bu cevabın dahi davacının kamu hizmetini ihmal ederek kusurunu kullanıcılara yükleme çabasında olduğunun göstergesi olduğunu, davacının düzenlediği 15/12/2023 tarihli tutanakta 2 adet plastik kırma makinesi, şofben, çay kazanı, çamaşır makinesi 5 adet ısıtıcı , rezistanslı tezgah, 10 adet aydınlatıcı olduğunu tespit ettiğini, ancak şirkette 1 adet ısıtıcı olduğunu, davacının sunduğu fotograflarda ısıtıcı fotografı ve davacının imzasının olmadığını, emsal atölyelerin aylık elektrik faturasının yaklaşık 20.000 TL olmasına rağmen faturalarla tahsil edilen bedellerin fahiş rakamlar olduğunu, ...Şirketi ... tarafından fatura edilen son bedeli 02/2023 tarihinde ödediğini, sonrasında 11/2023 e kadar elektrik kullanımı yapmadığını, şirketin 04/04/2023 tarihli başvurusunun üzerinden 6 ay geçmesine karşın kamu hizmeti olan elektrik dağıtım hizmetinin halen sağlanmaması nedeni ile bu şirketin 11/2023 tarihinden itibaren personelin ihtiyacını kış aylarında karşılanamayacak olması ve doğal olarak ticari faaliyetini devam ettirmek amacıyla elektrik kullanmak istediğini, ancak 15/12/2023 tarihinde sayacın sokulduğunu, şirketin bu tarihten sonra 3-4 aylık süreçte jeneratör çalıştırarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini, bu süreçte jenaratör için aylık yaklaşık 25.000 TL mazot kullandığını, elektrik kullanımının jenaretör yakıt masrafından fazla olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin dağıtım hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde olması ve ... Şti ile arasında anlaşma, defalarca dağıtım hizmetinin sağlanması amacıyla yapılmış olan başvurular, davacı şirketin yatırım yapacağını beyan edip mağduriyet yaratması sebebiyle, davacının haksız hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğinin izahtan vareste olduğunu beyan ederek öncelikle ihtiyati haciz kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, davacının takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER : ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, kaçak kullanım tutanağı, müzekkere cevapları faturalar ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir. Anlatılan kapsamda davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 19/09/2024 tarihli cevabi yazısında işletme hesabına göre defter tuttuğu ve VUK madde 177 maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı belirtilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğünün 05.03.2025 tarihli cevabi yazısında da davalının kişi tacir kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği'nin 07.03.2025 tarihli cevabi yazısında davalının esnaf kaydına ratlanılmadığı belirtilmiştir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih,... Esas ve ... Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Huzurdaki davada; iş yeri olarak olarak kullanılan yerde elektrik sayacında sözleşme olmaksızın ve kayıtsız kaçak kullanım yapıldığı, bu durumun tespit edilerek 15.12.2023 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğu, davalının abonesiz olarak kaçak elektrik kullandığı, dolayısıyla uyuşmazlığın ticari abonelikten kaynaklı olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicili'nde kaydı bulunmayan davalının, herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davalının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1- Davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2- Kararın kesinleşmesinden itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflarca müracaat edildiğinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, belirtilen süreler içerisinde taraflarca başvuruda bulunulmadığı takdirde HMK md. 20 uyarınca dosyanın resen ele alınarak ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3- HMK md. 331/2 uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4- Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025 Başkan (e-imza) Üye (e-imza) Üye (e-imza) Katip (e-imza)

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/455, K. 2025/293, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-455-e-2025-293-k-7681962f2f5f