İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/199 E. 2025/393 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/199
Karar No
2025/393
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/199 Esas KARAR NO :2025/393 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:16/10/2024 KARAR TARİHİ:21/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 30/09/2022 tarihinde abonelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince ödeme yükümlülüğü altına giren davalı-borçlu bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenmesi gereken tahakkuk etmiş faturalarını ödemediğini ve açıkça sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini bu nedenle ... 2024/... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak borçlu tarafın itirazı neticesinde takibin durduğunu, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu bu nedenle davalı/borçlunun haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun kötü niyetli itirazının iptalini, istanbul adliyesi ... 2024/... sayılı dosyası dosyası ile yapılan takibin devamına, davalının, haksız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yana, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi sunmamış , duruşmalara da vekil veya temsilci aracılığıyla katılınmamıştır. Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takibe ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir. .... Tüketici Mahkemesi'nin ... sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizce davalının tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesi'ne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, ... Esnaf ve sanatkarlar Odası'na müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabında davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ... Vergi Dairesi'nin cevabı yazında davalının işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, her ne kadar davalı taraf tacirse de, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıya göre davalının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ancak esnaf/tacir için belirlenen yıllık alım satım miktarlarının altında beyanname verildiği, dolayısıyla davalının tacir olmadığı, tacirler arasında görülen bir davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, davacı ile davalı arasında abonelik sözleşmesi bulunmasından dolayı ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler doğrultusunda davalı yanın tüketici konumunda olduğu ve davaya bakmaya görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, daha önce .... Tüketici Mahkemesi'nin... karar sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiğinden ve mahkememiz ile ilgili mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı meydana geldiğinden kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığın halli için ilgili istinaf dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE, 2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun tespitine, davada, daha önce .... Tüketici Mahkemesi'nin... karar sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olduğu görülmekle kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığın halli için, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine dosyanın gönderilmesine, 3-Harç, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın gerekçesinin tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı21/05/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/199, K. 2025/393, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-199-e-2025-393-k-173a1c598abe