İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/120 E. 2024/362 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/120
- Karar No
- 2024/362
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/120 Esas KARAR NO : 2024/362 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2024 KARAR TARİHİ : 23/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 23/02/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...D.İş dosyasından aldığı karar ile müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin aksamasına sebep olduğunu, dava dışı ... ... müvekkili şirketin %45 oranında hissedarı olduğunu, davadışı ... ...'nun müvekkili şirketin %45 ve davadışı ... ... müvekkili şirketin %10 oranında hissedarları olduğunu, ... ...'nun yalnızca şirketin ortağı olduğunu, şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, ... ... ile davalı şahsın anlaşarak toplam değeri 5.000.000-USD olan senetler düzenleyerek şirketin içini boşaltmaya çalıştıklarını, ... ... tarafından kardeşi davalı ... lehine 4 adet olmak üzere toplam 5 milyon dolar değerinde senetler düzenlenip imza edildiğini, şirket aleyhine .... icra müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasından haciz işlemleri 10.01.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde ticari kayıtlarında mevcut olmayan, davalı tarafça da bilinen ancak zarar vermek amacıyla ticari hayatını bitirmeye kadar giden süreci başlatan olarak zararların tamamını davalı tarafın yarattığını, bu nedenlerden dolayı; ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş dosyasına davalı tarafça yatırılan nakdi teminat üzerine, söz konusu teminatın davalıya iadesini engelleyecek şekilde teminatsız tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, maddi tazminat taleplerinin kabulüyle; şimdilik H.M.K. Madde 107 gereğince 377.580,00 - USD ile 2.640,00 - TL (yed-i emin masrafı) Maddi tazminat , (23.02.2024 tarihinde merkez bankası 1 USD: 31.10TL olmak üzere 11.742.738- TL+ 2.640-TL toplam 11.748.018-TL )nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, manevi tazminat taleplerinin kabulüyle; 500.000,00 - TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline, karar verilmesinin talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 29/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından gerçekleştirilen ihtiyati haciz başvurusu kanundan doğan bir hak olduğunu, mahkeme ilamının haksız fiil teşkil ettiğini savunmanın yasal bir dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin, vadesi geldiği halde ödenmemiş senetlerine istinaden ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, haklı alacağına kavuşmak gayesi ile 750.000,00 USD teminat depo ettiğini, karar neticesinde alacağına kavuşmak maksadıyla İİK'dan kaynaklı haklarına başvurduğunu, ihtiyati haciz kararından 7 gün dahi geçmeden davacı açısından ihtiyati hacizden feragat ettiğini, müvekkilinin icrai hareketleri mahkeme ilamına dayandığını, usulsüz bir şekilde kesinleşmiş ilamsız icra takibi olmadığını, davacının zararı var ise dahi bunun sebebinin kendisi olduğunu, davacı tarafın ihtiyati haciz işlemi hakkında 12.248.018,00 TL zararı olduğunu ileri sürdüğünü, bu miktarı ise birtakım cezai şart ödemelerine dayandırdığını, bu nedenlerden dolayı; müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zararlarının önüne geçilmesi adına öncelikle Mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönünde Mahkeme aksi kanaatte ise dava değerinden üstte kalan teminatın müvekkilinin mülkiyet hakkı dikkate alınarak müvekkiline iadesine, iade hususunda mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin 750.000,00 USD teminatının 50.000,00 USD ile tedbir altına alındığı dikkate alınarak ihtiyati tedbire esas teminat miktarının arttırılarak davacının teminat miktarını 750.000,00 USD'ye yahut dava değerine tamamlaması için davacıya kesin süre verilmesine, davanın reddine, dava ve ihtiyati tedbir talebi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararların bir nebze giderilmesi adına davacının tedbir altına alınan teminat bedelinin %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına çarptırılmasına, davacı tarafından dava hakkının kötüye kullanıldığı hususu dikkate alınarak teminat olarak yatırılan miktarın davacıya iade edilmemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER : ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D. İş Sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/... soruşturma sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, ... kayıtları, ... Vergi Dairesi kayıtları ve tüm dosya kapsamı. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş dosyanın incelenmesinde; ihtiyati haciz isteyen ... tarafından karşı taraflar ... ..., ... Ltd. Şti., ... Ticaret Ltd. Şti. hakkında 22/12/2018 Düzenleme Tarihli, 15/01/2022 Vade Tarihli, 1.000.000,00 USD, 22/12/2018 Düzenleme Tarihli, 15/02/2022 Vade Tarihli, 1.000.000,00 USD, 22/12/2018 Düzenleme Tarihli, 15/03/2022 Vade Tarihli, 1.000.000,00 USD, 22/12/2018 Düzenleme Tarihli, 15/04/2022 Vade Tarihli, 2.000.000,00 USD Bedelli Senetlere dayalı toplam 5.000.000,00-$(USD) Karşılığı: 149.663.500,00 TL üzerinden %15 (22.449.525,00-TL) teminat ile ihtiyati haciz kararı verildiği, ihtiyati hacze itiraz üzerine Karşı taraf ... yönünden ihtiyati haciz kararından feragat edildiğinden konusuz kalan ihtiyati hacze itiraz konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve İtiraz eden 3. Kişinin itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekiler ... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. tarafından şüpheliler ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından yapılan şikayet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ... ... ve ... Ltd. Şti. aleyhine 5.000.000,00-$(USD) bedelli senetlere dayalı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş dosyasına verilen ihtiyati haciz kararı ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine açılan haksız ihtiyati hacizden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf davalı tarafın talebi üzerine .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş dosyası üzerinden uygulanan haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davalı taraf ise asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, mahkeme ilamının haksız fiil teşkil ettiğini savunmanın yasıl bir dayanağı bulunmadığını, davacının zarar iddiasının soyut olduğunu, davacının zararının bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. TTK'nın 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda mahkememizce davalı gerçek kişinin bağlı bulunduğu vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen cevap doğrultusunda; davacının 01/01/2018 tarihinde ticareti terk ettiği ve ticaret yaptığı dönemde işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği bu haliyle davalının tuttuğu deftere ve yıllık kazancına göre esnaf sınıfında bulunduğu ve tacir olmadığı anlaşılmıştır. Keza İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ile; davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiş olup davacının tacir olmadığı hususunda ihtilaf söz konusu değildir. Ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nın 4. maddesine göre; ticari davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile ticari sayılması için en azından bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır (ticari Dava, s.8-9 Dr. Levent Börü - İlker Koçyiğit, Ankara 2013). Mutlak ticari dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar, İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Nisbi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. Somut olayda dava konusu ihtilaf davalı tarafın talebi doğrultusunda .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D. İş Sayılı dosyasında davacı hakkında uygulanan ihtiyati haczin haksız olup olmadığına ilişkin olup dava haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir, bu haliyle eldeki dava mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, davacı taraf şirket olsa da Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davalı gerçek kişinin dava konusu ihtiyati haciz kararından çok önce 01/01/2018 tarihinde ticareti terk ettiği, ticaret yaptığı dönemde de işletme hesabına göre defter tuttuğu bu haliyle davalının tacir olmadığı sabit olmakla, dava konusu haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve ticari iş niteliğinde olmadığından somut olayda dava TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan da değildir. Bu itibarla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. Benzer davalara ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2015 tarih 2015/13385 E.-2015/13448 K. sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2023 tarih, 2023/111 E.-2023/2321 K. Sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 09/01/2020 tarih, 2018/1514 E.-2020/23 K. Sayılı içtihatlarında da görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri açıkça belirtilmiştir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2024 Başkan ... e-imza* Üye ... e-imza* Üye ... e-imza* Katip ... e-imza* *Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.