İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/630 E. 2024/771 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/630
- Karar No
- 2024/771
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/630 KARAR NO : 2024/771 DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 15/10/2019 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; şirketin faaliyet alanı teknoloji ve cep telefonu olması nedeniyle ülkemizde yaşanan döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve ham madde temin edenlerin fiyatlarının dalgalanan döviz kuruna endekslemeleri ve ileride kurların değişmesi beklentisiyle hammadde fiyatlarındaki artışların müvekkili şirketin ve gerçek kişilerin borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bıraktığını, dava dilekçe ekinde sunulan ön projedeki rakamlarla açıkça belirtildiği gibi borçlarını vadesinde ödeyememesi tehlikesi nedeniyle şirketin iktisaden zor duruma düşeceği açık olup üretim yapan şirketin 481 çalışanın da işsizlikle baş başa kalacağı kaçınılmaz olduğunu, vade konkordatosu ve buna bağlı olan geçici ve kesin mühletlerde verildiği taktirde sunulan ön projeye uygun olarak vade bakımından düşülen mali krizden çıkılacağını, her iki şirketin ortaklarının ..., ... ve ... olması, bu şirketlerin borçlarına aynı ortakların müteselsil kefil olması, şirketin birbirlerine karşı alacak borç ilişkileri ticari faaliyet alanları gibi hususlar göz önüne alndığında her üç şirket bakımından İİK 285 maddesi uyarınca vade konkordatosu talep edilmesinin zorunluluk haline geldiğini, sunulan ön projede her bir şirket için konkordataya ilişkin ayrı açıklamalar, belgeler ve birbirleriyle olan bağlantısının gösterildiğini, gerçek kişiler ..., ... ve ... kardeş olup, konkordato talep eden tüzel kişi şirketlerin ortakları olduklarını, gerçek kişi müvekkillerinin şirketlerin bankalardan aldıkları kredi nedeniyle aynı zamanda müteselsil kefil olduklarını, konkordato talep eden şirketlerin ödeme gücünü yitirmesi ve borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması nedeniyle gerçek kişi müvekkillerinin aynı tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarını, dolayısıyla gerçek kişi müvekkillerin borçluluğu, konkordato talep eden diğer tüzel kişi şirketlerin ödemelerine bağlı olduklarını, konkordato talep eden şirketler başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde müteselsil kefil ..., ... ve ...'ın da borçları sona ereceğini, bu nedenle müvekkilleri hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca konkordato talebinin gerektiğini, İİK 285 ve devam maddeleri gereğince vade konkordatosu taleplerinin kabulünü, İİK 287 maddesi gereği üç aylık geçici mühlet kararının verilmesini, gerekli görüldüğünde İİK 287/5 maddesi uyarınca bu sürenin iki ay daha uzatılmasını, geçici mühlet içinde yapılacak inceleme neticesi İİK 289 maddesi gereğince kesin mühlet verilmesini ve gerekli görüldüğünde İİK 289/5 maddesi uyarınca bu sürenin altı ay uzatılmasını ve kesin mühletlerle birlikte ihtiyati tedbirlerin devamını, kesin mehil içinde yapılacak konkordato anlaşmalarının yapılması halinde İİK 305 maddesi uyarınca konkordatonun tasdikini talep etmiştir. Talep 2004 sayılı İİK'nun 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato talebine ilişkindir. Davacılar vekilinin konkordato talep etmesine engel bir dava şartı olmayıp dava görevli ve yetkili olan mahkememizde açılmış, "itiraz eden alacaklılar" karar başlığında gösterilmiş, yargılama aşamasında komiser ve temsilci dinlenilmiştir. MAHKEMEMİZCE OLUŞTURULAN ...E. ...K.SAYILI VE 24/05/2022 TARİHLİ GEREKÇELİ KARARINA GÖRE; "Uyuşmazlık davacılar yönünden konkordato projesinin tasdiki koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında olup tüm davacılar yönünden mahkememizde 21/10/2019 günü itibariyle üç ay süreyle geçici mühlet kararının verildiği, akabinde yeniden geçici mühletin iki ay süreyle ve 21/01/2020 tarihi itibariyle uzatıldığı, 21/03/2020 tarihinden itibaren bir yıllık kesin mühlet verildiği, akabinde kovid-19 hastalığı nedeniyle yapılan düzenlemeler karşısında 86 günlük kanundan kaynaklanan ek sürenin ilave edildiği, bir yıllık kesin mühletin 15/06/2021 tarihine kadar uzadığı, kesin mühletin 15/06/2021 tarihi itibariyle son bulduğu halde gerçekleşen imkansızlıklar karşısında kesin mühletin altı ay süreyle uzatıldığı, kesin mühletin 15/12/2021 tarihi itibariyle son bulduğu, ancak şekli olarak komiser heyetinin gerekçeli raporunu yasal süre içinde sunduğu, süresi içinde tasdik yargılamasına başlanıldığı, bu suretle 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesi sonrası 86 günlük sürenin yasaya uygun olarak ilavesinin yapıldığı, bu durum gözetildiğinde mahkememizce tasdik yargılamasına süresi içinde başlanıldığı, süresi içinde dahi komiserlerin gerekçeli raporunu sunduğu, 13/12/2021 tarihli ara karar gereği "konkordato komiser heyetinin, raporu ile ilgili henüz bilirkişi incelemesine dahi başlanmamış olması, icra olunması gerekin iş ve işlemlerin alacağı süre karşısında konkordato tasdikinin yargılama aşamasına geçilmesi dahi gözetilerek tasdik yargılamasında kesin mühletin 15/12/2021 günü saat 9:30'dan başlamak üzere altı ay (6) ay süre ile uzatılmasına, tasdik yargılamasına ilişkin dosyanın tekemmül edecek olması durumunda duruşma açılarak bu süre beklenmeksizin hüküm aşamasına geçilebileceğinin bildirilmesine, mevcut altı (6) aylık tasdik yargılaması için ek süre uzatım kararının Ticaret Sicil Gazetesine ve Basın İlan Kurumu'na gönderilmesine" dair karar verildiği, bu şekilde tasdik yargılamasının sonuçlandırılması açısından kanunun mahkemeye tanıdığı ek imkanın dahi kullanıldığı, bu suretle konkordato tasdik duruşması öncesi süreye ilişkin usuli işlemlerin tam ve eksiksiz şekilde gerçekleştirildiği açıktır. Somut uyuşmazlık açısından uygunlanması gereken 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun m.305 ve bu hükmün atıf yaptığı 302.maddesinde konkordato tasdiki şartları açıkça belirtilmiştir. İİK m.302 maddesine göre; "Komiser alacaklılar toplantısına başkanlık eder ve borçlunun durumu hakkında bir rapor verir. Borçlu gerekli açıklamaları yapmak üzere toplantıda hazır bulunmaya mecburdur. Konkordato projesi; a)Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b)Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır. Oylamada sadece konkordato projesinden etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacakların alacaklıları ve borçlunun eşi ve çocuğu ile kendisinin ve evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşinin anası, babası ve kardeşi alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz. Rehinle temin edilmiş olan alacaklar, 298 inci madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılırlar. Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır. Konkordato projesinin müzakereleri sonucunda oluşturulan konkordato tutanağı, kabul ve ret oylarını içerecek şekilde derhâl imza olunur. Toplantının bitimini takip eden yedi gün içinde gerçekleşen iltihaklarda kabul olunur. Komiser, iltihak süresinin bitmesinden itibaren en geç yedi gün içinde konkordatoya ilişkin bütün belgeleri, konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ve tasdikinin uygun olup olmadığına dair gerekçeli raporunu mahkemeye tevdi eder. " 305.maddesinde ise "302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a)Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması. b)Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder). c)Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması. d)206 nci maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır). e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen mevcut koşullar varsa konkordato tasdik edilecektir; koşullardan birinin dahi bulunmaması halinde konkordato tasdiki mümkün olmayacaktır...(Selçuk Öztek/Ali Cem Budak/Müjgan Tunç Yücel/Serdar Kale/Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, Ankara, 2019,Budak/Kale, Sayfa 527) O halde bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir. Tasdik koşullarının araştırılmasına yönelik olarak konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu 65 sayfadan ibaret 17/11/2021 tarihli gerekçeli nihai rapor ve en son hükme esas alınan ve revize talep kapsamında oluşturulan 11 sayfadan ibaret 08/04/2022 tarihli ek nihai rapor içeriklerine göre, her bir davacı yönünden ayrı ayrı incelemenin yapıldığı, bu inceleme sonucunda her bir davacı yönünden tasdik şartlarının tek tek ele alındığı, davacı şirketler ve davacı gerçek kişiler yönünden alacak sayısı ve meblağ açısından kanunda öngörülen çoğunluğun incelendiği, bu inceleme sonucunda davacı gerçek kişiler yönünden inceleme yapılmış ise de davacı olan gerçek kişiler yönünden mahkememizin dahi yetkili olduğu, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden yapılan incelemede teklif edilen tutarın borçlu şirketlerin iflası halinde elde edilebilecek tutardan çok daha ve önemli oranda fazla olduğu, davacı şirketlerin rayiç değerlere göre dahi borca batık olmadığı, konkordato projesine göre davacı şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın İİK m.306 hükmü uyarınca ve 23/03/2022 tarihli revize proje gereği konkordatoya tabi adi borçlarının tamamının, herhangi bir faiz işletilmeksizin ve herhangi bir indirim yapılmaksızın 48 aylık vadede, her yıl borçların %25'i ödenmek ve ilk ödeme 2022 yılı Haziran ayından başlamak ve aylık taksitler halinde ve 48 aylık dönemde olmak ödenmek üzere aylık taksit ödemelerinin, konkordatoya tabi tüm adi alacaklılara ödenmesi, davacı borçlu ...ŞİRKETİ'nin rehinli alacaklısı olan ... A.Ş.'ye olan borçlarının İİK m.308/h uyarınca yapılandırılması karşısında, 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde projenin tasdiki gerektiği, bu suretle rehinli alacaklı ... A.Ş. ile davacı borçlu... ŞİRKETİ arasındaki projenin tasdik olunması gerektiği, davacı ...ŞİRKETİ ve davacı gerçek kişi ...'ın rehinli alacaklısı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığı, davacı şirketler ile davacı ... yönünden İİK m.305'deki tasdik şartlarının sağlandığı, davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden ise konkordato tasdik şartlarının sağlanamadığı, bu davacı gerçek kişilerin İİK m.43 kapsamında iflasa tabi şahıslardan olmadığı açıklanmıştır. Mahkememizce oluşturulan 13/12/2021 tarihli ara kararda ise; "Konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu nihai rapor içeriği karşısında; a-Komiser heyetinin tasdikin uygun gördüğünü açıkladığı projenin tarihini, b-Söz konusu proje tasdikinin mahkemenin kısa kararını verdiği tarih itibariyle yürürlüğe girmesine engel herhangi bir anlaşma olup olmadığını, hangi tarihte yürürlüğe gireceğini, c-Çekişmeli alacak kalemleri açısından tasdik tasdikin uygun bulunduğu tarih itibariyle çekişmeli olup da kesinleşmiş bir icra takibi alacağı olup olmadığını; buna göre depo kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız bir sonuçla karşılaşılabilecek çekişmeli alacak olup olmadığını, ç-Rehinli malın iadesi ve satışın ertelenmesi ile finansal kiralamasına söz konu mal iadesi talebi olup olmadığını, d-"Borçlunun adi konkordatoda alacaklı lehine rehin tesis ettiği alacaklardan davacının yapılandırma teklif edip etmediği ve rehin alacaklılar ile yapılmış bir anlaşma olup olmadığını, e-Konkordatoda gerçekleşen nisap oylamasına katılan veya iltihak süresi içerisinde katılan ve kabul oyu verenlerden vekil yoluyla katılan var ise bu vekilin HMK m.74 uyarınca "konkordato teklifine muvafakat" noktasında yetkisinin olup olmadığı, bu noktada herhangi bir eksikliğin mevcut olup olmadığını, f-Eksiklik var ise asilden bu noktada muvafakat alınıp alınmadığını, alınamayacak ise nisap oylamasındaki sonuca olumsuz bir etkisinin olup olmadığını, g-Sonuç olarak İİK m.305 hükmünde belirtilen şartların oluşup oluşmadığını, Buna göre konkordato komiser heyetinin İİK m.302/son fıkra gereği ve açıkça "konkordato projesinin kabul edilip edilmediği" ve "tasdikin uygun olup olmadığı" na dair görüşlerini açık ve kesin olarak ifade etmeleri, -Yine İİK m.305/f.l bend(a),(b), (d) ve (e) düzenlemeleri başta olmak üzere adı geçen hükümde belirtilen şartların davacı lehine ne şekilde oluştuğunu, özellikle davacının konkordatoya tabi olmayan imtiyazlı alacakları,rehinli alacakları,kamu alacaklarının ve gerekir ise düşümü mümkün olan başkaca alacakların borçlunun aktifinden düşürülerek davacının net aktifinin ne olduğunu, davacı şirketin konkordatoya tabi borçların ne olduğunu tek tek açıklaması, bu suretle sonuç itibariyle mevcut kaynaklar gözetildiğinde alacaklılara teklif edilen oranın,konkordatoyu kabul etmeyen diğer alacaklılar yönünden de kabul edilebilir olup olmadığı, davacı borçlunun mal varlığı ve kaynaklarının teklif edilen meblağ ile ne şekilde orantılı olduğu hususlarında mahkememizce yapılacak bilirkişi denetimine elverişli finansal, muhasebesel,işletmesel tespitleri içerecek şekilde gerekçeli olarak açıklaması, -Konkordato projesinde,konkordato tasdikinin kesinleşme ile bağlı hale geleceğine dair özel ve istisnai bir düzenleme olup olmadığının açıklanması, konularında konkordato komiser heyetinden gerekli ek açıklamalar dahi alınmış, bu yöne ilişkin eksiklik dahi giderilmiştir. Yine 13/12/2021 tarihli konkordato tasdikine dair tensip tutanağı ile İİK m.305/f.l- bend (a),(b) ve (d) bendlerinin davacı borçlular lehine gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda;konkordatoya tabi olmayan imtiyazlı alacakların, rehinli alacakların,kamu alacaklarının ve gerekir ise düşümü gereken başkaca alacakların borçlunun aktifinden düşülmesi, bu suret ile davacının net aktifinin tespiti ile borçlunun konkordatoya tabi borçlarının yani pasifinin tespiti,akabinde en son teklif edilen oranın mevcut mal varlığı, haklarda gözetildiğinde finansal,muhasebesel, işletmesel ve mali durum ile orantılı olup olmadığını incelemeleri, bu inceleme sonucunda alacaklarını bildirmeyen veya konkordatoya olumlu oy vermemiş alacaklar yönünden daha elverişli bir teklifin söz konusu olup olamayacağının, halihazırdaki mevcut teklifin yukarıda açıklanan ölçüler gözetildiğinde makul ve kabul edilebilir olup olmadığı, özellikle konkordato komiser heyetinin "konkordato tasdikine dair gerekçeli raporlarının" içeriğinin ve sunulan ek raporun bu açıdan denetlenmesi, bilirkişi kurulunun "raporlarını hazırlayacakları tarih itibariyle" İİK m.305/f.l-bend (a),(b) ve (d) hükümleri çerçevesinde konkordato tasdikine dair şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, konkordato nisap oranlarının davacı şirketler lehine oluşup oluşmadığı, nisap hususlarının gerekçeli ve denetime elverişli şekilde ele alınması, ayrıca itiraz eden alacaklıların bu yönlere ilişkin itirazlarının muhasebesel ve işletmesel açıdan incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına," dair ara karar oluşturulmuştur. Bilirkişi kurulunun hazırladığı 17/11/2021 tarihli ve 65 sayfadan ibaret raporlarında sonuç olarak ve özetle davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ...yönünden ayrı ayrı incelemenin yapıldığı, her bir davacı şirketin ve yine gerçek kişinin net aktif değerinin mahkememizce belirlenen inceleme konularına uygun şekilde hesaplandığı, davacı şirketler ve davacı gerçek kişinin konkordatoya tabi borçların ödeme planın raporlarda açıklandığı, yapılan teknik inceleme sonuçlarına göre her bir şirket ve davacı ... yönünden teklif edilen tutarın konkordato talep eden borçluları ile orantılı olup olmadığının irdelendiği, davacı şirketlerin adi konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, davacı şirketlerin kaynaklarının mevcut olduğu, bu nedenle kaynakların konkordato teklifleriyle orantılı olduğu, davacı ...A.Ş.ve... A.Ş.yönünden harçların yatırıldığı, davacı şirketlerin mühlet içerisinde oluşan borçlarının bulunmakla birlikte bu borçlarının ödenip ödenmediğinin tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, davacı ...'ın ise iflasa tabi tacir olmadığından İİK m.305/a hükmü çerçevesinde değerlendirmenin yapılamadığı, İİK m.305/b hükmü uyarınca ise tespit edilen kaynakların gerçek kişi yönünden borçlarını karşılamaya yeterli olmadığı, teminata karşı borcu bulunmadığı, harcın yatırılması gerektiği ifade edilmiştir. Yargılama aşamasında konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu ek nihai raporda kısa kararın verildiği tarih itibariyle proje tasdikinin yürürlüğe girmesinde engel hal bulunmadığı, finansal kiralamaya konu mal iadesinin bulunmadığı, konkordato teklifine muvafakat yetkisi konusunda yetkilerin tam olduğu, davacı gerçek kişiler yönünden ise şartın oluşmadığı yönünde açıklama yapmışlardır. Sonuç olarak alınan bilirkişi raporu, konkordato komiser heyeti dikkate alındığında davacı şirketler yönünden tespit edilen kaynakların borçları karşılamaya yeterli olduğu, miktar ve tutar yönünden öngörülen koşulların oluştuğu, borçlu ...'ın konkordato projesinin ise davacı şirketler gibi kabul olunduğu, konuyla ilgili konkordato komiser heyeti raporu ile davacı şirketler yönünden belirsizliklerin giderildiği, gerekli nisap çoğunluğunun davacı şirketler yönünden gerçekleştiği, Yargıtay uygulaması doğrultusunda aylık ödemelerin asgari 10.000,00 TL olmasından vazgeçilerek eşitliğin sağlandığı, ayrıca borçlu ...A.Ş.ile rehinli alacaklı arasındaki anlaşmaya konu borç için harçların mahkeme veznesine yatırılmış ise de rapor tarihi itibariyle ödenen rehinli borç miktarının 40.455,75 TL olduğu, fazla olan bu harcın iade edilmesi gerektiği, bu yön itibariyle ve sonuç olarak davacı olan şirketler yönünden İİK m.305 hükmünün (a),(b),(c),(d),(e) bendlerinde öngörülen yasal koşulların ve yine davacı gerçek kişi ... yönünden de uygulanma imkanı bulunan İİK m.305 hükmünde yer alan şartların oluştuğu bildirmiştir. Mahkememizce icra edilen tasdik yargılaması sırasında alınan ve ayrıca yukarıda anılan konkordato komiser heyeti raporu ve bilirkişi raporu dikkate alındığında harç hesaplamalarında yukarıda açıklanan ve derhal iadesi gereken harç dışında tasdike tabi olan adi konkordatoya tabi tüm borçlar için gerekli harcın alındığı, rehinli alacaklıyla anlaşma yapan davacı şirketin ise kısmen borçlarını ödediği, bu suretle fazla yatan harcın bu davacıya derhal iade edilmesi gerektiği, davacı şirketler ve gerçek kişi yönünden yapılan hesaplamalar dikkate alındığında herhangi bir değişiklik olmadığı, sonuç olarak konkordato tasdikine engel bir halin mevcut olmadığı açıklanmıştır. Alınan raporlar dahi gözetilerek yukarıda belirtilen yasal şartların her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişi açısından oluşup oluşmadığı somut olarak ve tek tek irdelenecektir. Nihayet haklarındaki konkordato tasdik şartları oluşmayan diğer davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden dahi belirleme yapılacaktır. Öncelikle belirtilmelidir ki "teklif edilen tutar ve iflas halinde elde edilebilecek tutar karşılaştırması, tamamen farazi ve varsayıma dayalı bir incelemedir. Özellikle iflas halinde elde edilebilecek tutarın kesin olarak belirlenmesi mümkün değildir." (Hakan Pekcanıtez/Güray Erdönmez, 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul, 2018, Sayfa 128-129)Bu nedenle teklif edilen tutarın iflas halinde elde edilebilecek tutardan fazla olup olmadığı muhasebesel ve işletmesel incelemeyi gerektirir. İflas halinde şirketin mal varlığının normal şartlar içinde en düşük maddi değere satılması ihtimali bu noktada gözardı edilemez. Nitekim gerek konkordato komiser heyetinin oy birliği oluşturduğu raporlar gerek bilirkişi kurulunun oy birliği ile oluşturduğu rapor, teklif edilen tutarın iflas halinde elde edilebilecek tutardan fazla olduğunu göstermektedir. "Esasen burada nihai amaç konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklıların mağdur edilmesini engellemeye yöneliktir". (İbrahim Ercan, İcra ve İflas Hukukunda Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato, Konya, 2008, Sayfa 237) Bu duruma göre davacı borçlu şirketler yönünden, mevcut konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklılar dikkate alındığında mağduriyet doğmasını gerektirecek somut ve ispatlanmış bir durum yoktur. Özellikle bu noktada davacı borçlu şirketlerin tüm aktifinin borçların ödenmesine tahsisi mümkün olmadığı gibi konkordatonun talep edilmesini gerektiren amaca da uygun değildir. Zira davacı şirketlerin faaliyetine devam etme iradesi mevcuttur. O halde davacı şirketler yönünden iflas kararı verilmesi halinde ve konkordato talebinin red olunması durumunda alacaklıların alacağını tamamen tahsil etmesi imkansız gözükmekle davacı şirketlerin her birinin mevcut teklifinin alacaklılara daha uygun ve daha fazla koşullarda bir imkan sağladığı mahkememizce kabul edilmiştir. Kaldı ki "konkordatonun tasdik edilmesine karşı çıkan bir alacaklının İİK m.305 hükmünde düzenlenen bu şartın sağlanamadığına ilişkin itirazda bulunması halinde, aksinin bu alacaklı tarafından da ispatlanması gerekir. (Selçuk Öztek/Ali Cem Budak/Müjgan Tunç Yücel/Serdar Kale/Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku Ankara 2019,Budak/Kale, Sayfa 368) Oysaki böyle bir olayda ispat yükünü yerine getirmek zorunda olan alacaklıların üzerine düşen yükü yerine getirmedikleri, bu noktada somutlaşmış bir vakıa ve delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı şirketler yönünden İİK.m.305/f.2 bend (a) hükmündeki şart gerçekleşmiştir. Yeri gelmişken ifade etmek gerekir ki her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişi ... yönünden sunulan konkordato projesinde, genel olarak her bir alacaklı açısından ödeme tarih ve miktarları yönünden eşitlik sağlanmaya çalışılmıştır. Bu noktada her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişiden, alacaklı olanlar arasında tasdik olunan konkordato projesinde eşit ve dengeli ödeme yapılması için revize proje alınmış, bu revize proje çerçevesinde de hüküm oluşturulmuştur. Böylelikle en başta sunulan ve kısmen ve az da olsa küçük alacaklılara farklı ödeme yapılmasına dair proje revize edilmiş, Mahkememizce ise bu noktada genel olarak alacaklıların çoğunluğunun lehine olan durum takdir edilmiştir. "Alacaklı ve alacak miktarının nisabın çok üstünde bir kesim tarafından kabul edilen konkordato projesinde projeye olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek ve sonuca bu düşünceyi hakim kılmak gerekir. (...) Az yukarıda belirtildiği üzere katı uygulanan konkordato kuralları ne alacaklı ne de ekonomiye katılması amaçlanan borçluya fayda sağlamaz. (Yargıtay 15. HD ...E. ...K.sayılı ilamı) Bu şekilde somut olayda büyük kesimin kabullerine değer verilmek yanında teklif olunan yeni revize proje çerçevesinde hüküm oluşturulmuş bulunmaktadır. Yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararında işaret olunduğu üzere konkordato projesinde projede olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer verilmesi önem arz etmektedir. Buna göre projede olumlu oy kullanan büyük kesim alacaklıların dahi kabulleri, konkordato tasdik kararının verilmesi ile sonuçlarının doğması ve ödemelerin başlaması yönündedir. Konkordato tasdik yargılamasına başlanılmasının ve hüküm aşamasına gelinmesinin 2022 yılı Ocak ayında olabileceği ihtimali çerçevesinde ilk ödemenin 2022 yılı Ocak ayında başlaması öngörülmüştür. Gerek alınan bilirkişi kurulu raporları, gerek Basın İlan Kurumu nezdinde ilan yapılması için ücret gönderildiği halde ilan yapılmamasının fark edilmesi nedeniyle yeniden ilanın yaptırılmasının sağlanması nedeniyle hüküm 24/05/2022 tarihi itibariyle verilmiştir. Ancak bu durum yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı çerçevesinde tasdik kararı ile birlikte ödemelerin yapılması noktasında projeye olumlu oy kullanan büyük kesim alacaklıların iradelerinin gözardı edilmesini gerektirmemektedir. Bir başka deyişle ödemelerin hükümden sonra hemen başlatılması projeye olumlu oy kullanan büyük kesim alacaklıların kabulleri ile uyumludur. Zaten bu nedenle ilk ödemenin 2012 yılı Ağustos ayında başlanmasına yönelik davacılar vekilinin beyanlarına itibar edilebilmesi mümkün olmadığı gibi konkordato kurumunun ve projenin amaç ve ruhu ile de uyumlu değildir. Kabul oyu kullanmayan alacaklıların dahi hakları bu şekilde korunarak bu alacaklılar yönünden de adil bir dengenin kurulması sağlanmış olacaktır. Bu nedenle kararın verildiği ayı takip eden ilk aydan itibaren ilk ödemenin başlatılması noktasında hüküm oluşturulmuş, alacaklı ve alacak miktarının nisabın üstünde bir kesim tarafından kabulü karşısında bu kesimin kabullerine değer verilmiş, ayrıca nisabın oluşmasında kabul oyu kullanmayanlar açısından ise daha aleyhe bir durumun oluşması engellenmiş, alacaklıların ve alacağın çoğunluğu ile kabul edilen teklif dikkate alınmıştır. Mahkememizce açıklanan çerçevede projenin tasdik edilmiş olması, konkordato projesine olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek yanında oluşan iradelerini gözardı etmemek sonucunu doğurmaktadır. Bütün ülke ekonomilerinin, Kovid-19 bulaşıcı hastalığı nedeniyle dereceleri farklı olmakla beraber kırılganlaştığı bir dönemde konkordato projesinin mevcut anlaşma çerçevesinde tasdik edilmemesi dosya kapsamına aykırı olacaktır. Kararın verildiği tarihten önce yani 2022 yılı Ocak veya Mayıs ayından itibaren ilk ödemenin başlatılmasına dair bir hüküm fıkrasının oluşturulması ise hükmün infazını imkansız kılacak niteliğinde olduğundan düzeltme yapılması kurumun amacı gereğidir. Bu haliyle Mahkememizce tasdik edilen projenin, mevcut alacaklı beyanları da gözetildiğinde hukuki açıdan tasdikine engel yoktur. Konkordatonun tasdiki açısından İİK m.305/f.2 hükmü gereği projeyle teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması önem arz eder. 4949 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi borçlunun teklifinin mevcudu ile orantılı olması gerekmekte iken "mevcut" ifadesi yerine daha geniş bir kavram olan "kaynakları" sözcüğü maddeye konulmuştur. (Talih Uyar, Alper Uyar, Cüneyt Uyar, İİK Şerhi, Cilt 2, 2010, Sayfa 3154) Buna göre borçlunun kaynakları ibaresini sadece mevcut olan değil ileride mevcut olması muhtemel gelirleri de kapsayabileceği mahkememizce kabul olunmuştur. Zaten yeni düzenlemede, mahkemenin beklenen hakları dahi dikkate alabileceğinin düzenlenmesi bu düşüncenin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Gerek konkordato komiser heyetinin kök ve ek nihai raporları gerek bilirkişi kurulu raporları bir bütün olarak dikkate alındığında, davacı borçlu şirketlerin ve davacı gerçek kişinin halihazırdaki muhtemel gelirleri, halihazırda mevcut kaynakları ve borçlarının dikkate alındığı, buna göre teklif edilen tutarların davacı şirketlerin ve gerçek kişinin kaynaklarıyla orantılı olduğu, konkordato talep eden davacı şirketlerin bilançolarında ikrar veya konkordato sürecinde kabul ettikleri alacakların gerçek borçlara tekabül ettiği, bu durumun kıyasen davacı gerçek kişi ... yönünden de geçerli olduğu, davacı borçlu şirketlerin ticari defter incelemelerinde net aktif miktarla birlikte konkordatoya tabi borçların teklif edilen ve kabul edilen konkordato projesi uyarınca iflasa nazaran daha yüksek tutarda olduğu, teklif edilen tutar ile kaynakların orantılı olduğu gerekçeli ve ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bu arada borç miktarı, tasdik edilen borç ödeme planı ve şekli karşısında beklenen hakların durumuna dair yapılan inceleme sonuçları ve raporlar karşısında, beklenen hakların dikkate alınabilmesi somut olayın özellikleri açısından mümkün değildir. İİK m.305/f.2 bend (b) açısından da tasdik şartı bu suretle davacı şirketler ve gerçek kişi ...yönünden oluşmuştur. Özellikle belirtmek gerekir ki davacı borçlu ... zaten iflasa tabi kişi konumunda değildir. Öte yandan yargılama aşamasında sunulan 10/01/2022 tarihli rapora göre, borçlu ...'ın konkordato tasdik raporunda belirtilen tutarı, hissedar olduğu şirketlerden elde edebileceği muhtemel kar payları ile mevcut gayrimenkullerden karşılayabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle bu konuda ayrıntılı irdeleme içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilebilmesi mümkün olmamıştır. Gerek konkordato komiser heyetinin oy birliğiyle hazırlamış olduğu kök ve ek raporların içeriği gerek bilirkişi kurulunun rapor içerikleri dikkate alındığında alacak miktarı ve alacaklı sayısı bakımından, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden ayrı ayrı gerekli nisap çoğunluğu dikkate alındığında kabul edilmiş bir proje bulunmaktadır. Bu nitelikli oranın sağlanması esnasında oy kullanan alacaklıların kaydı, oy kullanma tarzı ve oluşan çoğunluk kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleşmiş olup bu açıdan şikayet konusu olabilecek ciddi bir talep ileri sürülmemiştir. Böylelikle "oyların tanzimi ve ilgili alacaklının bizzat kendisinin mi oy kullandığı yoksa bu hususta oy kullanmaya yetkili temsilci tarafından mı oy kullanıldığı, oyun açık bir şekilde mi belirtildiği ve oyu onaylayan kişinin imzasının bulunup bulunmadığı hususlarının dikkatlice tetkik edilmesi" noktasında da gerekli inceleme yapılmıştır. (Dr. Orhan Eroğlu, Uygulamada Konkordato, Ankara, 2020, sayfa 213) Diğer yandan itiraz eden alacaklı beyanlarında geçen vakıaların bu oranın sağlanmasına engel nitelik taşımadığı anlaşılmaktadır. Buna göre İİK m.305/f.2 bend (c) hükmünde belirtilen şart davacı şirketler ve ... yönünden oluşmuştur. Diğer iflâsa tabi olmayan gerçek kişiler yönünde ise gerekli çoğunluk sağlanamamıştır. Bu nedenle ... ve ...'ın konkordato talepleri red olunmuştur. Konkordato komiser heyeti raporuna göre, İİK m.305/f.1 bend (d) hükmünde belirtilen alacaklılar ile ilgili olmak üzere davacı şirketler yönünden gerekli teminatların sağlanması zorunludur. Bu noktada konkordato komiser heyetinin gerek kök gerek ek gerekçeli raporları yönünden davacı ... A.Ş.yönünden imtiyazlı alacaklılar ve mühlet içinde komiser heyetinin izniyle akdedilmiş sözleşmelerden doğan borcun ifasının teminata bağlanmasını gerektiren gereklilik halinin bulunmadığı gibi davacı ...TİC. A.Ş.yönünden de aynı hukuki ve fiili durumun söz konusu olduğu, davacı gerçek kişi ... yönünden dahi teminat gösterilmesini gerektiren hukuki ve fiili bir durumun mevcut olmadığı, bu haliyle konkordato projesi tasdik olunan davacı şirketler ve davacı gerçek kişi yönünden teminatların sağlanmasına dair bir gereklilik bulunmadığı, bu konuya ilişkin gerek bilirkişi kurulu raporunun gerek konkordato komiser heyetinin raporlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, bu itibarla İİK m.305-d hükmü kapsamında bu yöne ilişkin şartın dahi gerçekleştiği anlaşılmıştır. O halde davacı şirketler yönünden ve davacı gerçek kişi ... yönünden İİK m.305/f.1 bende (d) hükmünde belirtilen şart dahi gerçekleşmiştir. Konkordato tasdikinin gerektirmiş olduğu tüm yargılama giderleri ve özellikle konkordato tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harçların da İİK m.305/f.1 bend (e) gereği tamamlatılması gerekir. Buna göre davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden 7101 sayılı Yasanın m.51 hükmüyle değişik Harçlar Kanununa bağlı 1.sayılı tarifeye göre adi alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden binde 2,27; yapılandırma sonunda rehinli alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinde binde 1,13 oranında harcın karşılanması gerekir. Konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu kök ve ek raporları ve yine bilirkişi kurulu raporları içeriği dikkate alındığında, gerek adi alacaklılar yönünden gerekse rehinli alacaklılar yönünden harçların tamamının depo edildiği, gerekli kayıtların sunulduğu, rehinli alacaklılar yönünden ön görülen 2/3 çoğunluk sağlanmış olduğundan bu konuda dahi tasdik kararı verilmesinin yasal şartlarının tamamının oluştuğu anlaşılmaktadır. Böylelikle davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden, adi alacak ve yine rehinli alacak açısından ödenmesi gereken tutar ve bu tutarlar nedeniyle ödenmesi gereken harç gerekçeli ve denetime elverişli şekilde açıklanmış, mahkememizce harç miktarları denetlenmiştir. Yapılan denetimde davacı ...A.Ş.'nin adi alacaklılar için 719.113,12 TL ile rehinli alacaklılar için 63.400,90 TL; yine ... A.Ş.'nin adi alacaklılar için 1.235.403,33 TL; ...'ın ise 13.063,72 TL tutarında olmak üzere gerekli harç tutarlarını ödedikleri, harç makbuzlarının ayrıca 08/04/2022 tarihli rapora eklendiği anlaşılmıştır. Yine konkordato tasdiki duruşması öncesi konkordato tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri mahkememizce gerek kalem gerek miktarlar itibariyle ayrıntılı olarak hesaplanmış, karar altına alınmıştır. Davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden gerek tasdik harcı gerek yargılama giderleri kalem kalem ve tek tek davacılar vekiline bildirilmiş, davacılar vekili verilen süre içinde davacı şirketler ve ... yönünden konkordato tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile adi alacaklılara ve rehinli alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan bedel üzerinden ödenmesi gereken harcı hüküm öncesi mahkememiz veznesine depo etmişlerdir. Hal böyle olunca davacı şirketler ve ... yönünden İİK m. 305/f.1 (e) hükmünde öngörülen yasal koşul dahi oluşmuştur. Yargılama aşamasında itiraz eden ...T.A.O.vekili kardeş olan firmaların birbirleriyle olan yüklü alacakları karşısında toplantı nisabına katılmaları, alacaklıların itiraz etmemeleri karşısında projede aranan çoğunluğu sağladıkları gerekçesiyle aslında projenin kabul edilmediği yönünde itirazda bulunmuşlardır. Oysaki konkordato komiser heyetinin açıklamış olduğu gibi davacı şirketler farklı tüzel kişiliklere sahiptir. "Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre ise gerek şirketler hukuku gerek muhasebenin temel ilkeleri gözetildiğinde şirketlerin birbirlerinden farklı oldukları hukuki bir gerçekliktir. Zaten irdelendiği üzere her iki şirket var oldukları tarihten itibaren birbirlerine mal alım satım ilişkisini gerçekleştiren grup şirket konumundadırlar. Bu noktada şirketlerin ticari defter ve kayıtların fiktif olduğu yönünde raporlama olmadığı gibi muhasebe kurallarına uygun tutulduğu da açıklamaktadır. Şirket tüzel kişiliklerin gerek muhasebesel gerek işletmesel gerek hukuki anlamda birbirlerinden farklı bulunmaları karşısında diğer alacaklılardan oy kullanma açısından farklı bir statüde oldukları kabul edilemez. Kaldı ki İİK m.302/f.4 hükmü uyarınca alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınamayacak kişiler, kanun koyucu tarafından örneklendirme yoluyla değil sınırlayıcı yani bir başka ifadeyle "tahdidi" olarak sayılmıştır. Kanun koyucunun sınırlı olarak zikrettikleri içinde kalmayan grubun dışlandığı ise yorum bilimi gereğidir. Buna göre bu şirketlerin toplantılarda oy kullanmasına engel hal yoktur. ...Bankası T.A.O'nun mevcut itirazları dikkate alındığında, grup firmalar arasında firma faaliyeti açısından bağlılık olması tek başına konkordatonun tasdikine engel oluşturmayacağı gibi süreç içerisinde sunulan raporlar ve alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında bu şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının fiktif olduğu yönünde herhangi bir raporlama mevcut değildir. Bilakis komiser heyeti bu konuları da kapsayacak şekilde en baştan itibaren özel olarak görevlendirildikleri halde hileli bir muhasebe işlemine rastlanamadığı yönünde ayrıntılı açıklamalar yapmışlar, kesin mühlete ise bu raporlar dikkate alınarak geçilmiştir. Bu gerçeklik karşısında davacı şirketlerin alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaları kanun hükmüne uygun olduğu gibi yukarıda açıklanan gerekçelerle dahi uyumludur. O halde ...Bankası T.A.O vekilinin itiraz dilekçesindeki beyanlarının kabulü mümkün değildir. Tasdik duruşmalarına başlandıktan sonra alacaklı ...A.Ş.vekili konkordato talep edilmesinin en önemli şartının borçlunun aciz halinde bulunması olduğunu,...Tic. A.Ş.'nin aciz halinde olmadığını, bu nedenle davanın reddolunmasını savunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki İİK m. 285 f.1 hükmü gereği "borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... konkordato talep edebilir" şeklindedir. Adı geçen hüküm içeriği dikkate alındığında konkordato talep edenin borçlunun vadesinde ödeyememesi hali borca batıklık hali dışında teknik olarak aciz halinden kaynaklanabileceği gibi ödemelerin tatili nedeninden dahi kaynaklanabilir. Ancak daha önemlisi bu durumun hukuken varlığının ispatlanması zorunlu olmayıp önemli olan ödeyememe tehlikesinin varlığının ispatıdır. Şüphesiz ki bu noktada en azından yaklaşık ispat seviyesinin anlaşılması gerekir. Konkordato komiser heyetinin gerek geçici mühlet aşamasında ve gerekse kesin mühlet aşamasında sunmuş oldukları rapor içerikleri bir bütün olarak dikkate alındığında, konkordato talep edenlerin borçlarını ödeyememe tehlikesi içerisinde olduklarına dair somut veriler açıklanmıştır. Bu itibarla bu yöne ilişkin ön şart gerçekleşmiştir. Hal böyle olunca ...A.Ş.vekilinin ...Tic. A.Ş.'nin aciz halinde olmaması nedeniyle konkordato talebinin reddi gerektiği yöndeki beyanına itibar edilemez. Bir başka deyişle bir kişi aciz halinde olmamakla birlikte aciz haline düşme tehlikesi altında ise bu durum dahi konkordato talep edebilmek için yeterli bir koşuldur. Kanun koyucunun herhangi bir ayrım gözetmeksizin herhangi bir borçluya tanımış olduğu bu imkanı içtihat yoluyla kapatmak veya yok saymak kanun koyucunun lafzına aykırı olduğu gibi amacına dahi aykırıdır. Hemen belirtmek gerekir ki bu noktada ...A.Ş.vekilinin dayanmış olduğu Yargıtay 12. HD'nin... tarihli kararı ... sayılı Kanunun getirmiş olduğu düzenleme öncesidir. Bu nedenle adı geçen karar 7101 sayılı Kanun öncesi yürürlükte olan 2004 sayılı İİK kapsamında oluşturulmuş içtihat olup mevcut kanun değişikliği karşısında somut davada emsal olabilme niteliği bulunmamaktadır. Bu nedenle ... A.Ş.vekilinin, ... Tic. A.Ş.yönünden konkordato talep edilmesi şartının ileri sürülen nedenle gerçekleşmediği yönündeki beyana dahi itibar edilebilmesi mümkün değildir. Tasdik yargılamasına başlandıktan sonra ... A.Ş.vekili ise müvekkilinin davacı şirketlerden alacaklı olmakla birlikte kötü niyetli bir şekilde alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla bu davanın açıldığını, alacaklının fazlasıyla mağdur olunmasına yol açıldığını, bu nedenle konkordato talebinin bu gerekçelerle reddolunmasını talep etmiştir. İtiraz eden bu alacaklı yönünden hemen belirtmek gerekir ki kanun koyucu İİK m.285 ve devamı hükümlerinde konkordato talebinde bulunulabilmesi için davacıların borçlulara borç ödenmesi veya borcun yapılandırılması noktasında başvuruda bulunmasına dair koşul vakıa öngörmediği gibi konkordato kurumunun amacı ve sürecin işleme tarzı karşısında, böyle bir talepte bulunmasına gerek de bulunmamaktadır. Konkordato talebine başvurulması, talep çerçevesinde mühlet taleplerinin kabulü kural olarak alacaklıların takip hukukundan kaynaklanan hakları başta olmak üzere bazı haklarının kanun gereği sınırlanmasına yol açar. Ancak bu durum, davacıların kanundan kaynaklanan bir hakkını kanun hükümleri çerçevesinde kullanması nedeniyle davacıların haksız olarak konkordato talep ettiğini ve bu konuda kötü niyetli bir şekilde alacaklılarından mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini göstermemektedir. Bu itibarla konkordato talebinin haksız olduğu yönündeki bu itirazlara dahi itibar edilmemiştir. İtiraz edenler, projeleri kabul edilen davacı şirketler ve davacı gerçek kişinin yeterli mali güçlerinin olmadığına ilişkin somut veri sunmamışlardır. Esasen bu noktada komiser heyetinin de aksine sunduğu bir beyan ve bilgi yoktur. Yine itiraz eden alacaklının bu alacağının tamamının borçlu tarafından bir bankaya yatırılması noktasında talep etme hakkı mevcut ise de bu konudaki takdir mahkemeye aittir. Somut olay yönünden alacağın bankaya depo edilmesini gerektirir acil ve zorunlu bir durum tespit edilememiştir. Nitekim ve bu nedenle kanunun tanımış olduğu takdir yetkisi çerçevesinde itiraz eden alacaklılar ile ilgili payın bir bankaya yatırılması ile ilgili herhangi bir hüküm oluşturulmamıştır. Bu yönden tüm itiraz eden alacaklılar yönünden dahi aynı kanaat oluşmuştur. Yine konkordato komiser heyeti raporundan ve bilirkişi heyeti raporundan da bu konuya ilişkin farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir somut bir hal mevcut değildir. Tasdik yargılamasına başlandıktan sonra davacı borçlulardan alacaklı olanların kayıt dilekçelerinde yer alan miktar esas olmak üzere bilirkişi incelemesi yapılması, İİK m.302/f.6 hükmü çerçevesinde çekişmeli alacaklara ilişkin ayrıntılı olarak araştırma yapılmış olması karşısında mahkememizce kesin olmak üzere karar verilmiştir. Gerek konkordato komiser heyeti raporu ve gerek açıklanan yönteme göre yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında hazırlanan raporları, incelemeler tarafların dinlenilme hakları kısıtlanmaksızın, konkordato prosedürüne uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğundan oylamanın ve çoğunluğun davacı şirketler ve gerçek kişi ...yönünden konkordato tasdikine engel bir niteliği bulunmamaktadır. İtiraz eden alacaklılar beyanlarıyla konkordato tasdikine yönelik itirazda bulunmuş iseler de tasdik yargılamasına başlandıktan sonra konkordato komiser heyetinden alınan ek raporlar ve özellikle tasdik şartlarına ilişkin olmak üzere bilirkişi kurulunun sunmuş olduğu raporlar karşısında, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden gerekli şartların oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu suretle İİK m.305 hükmünde belirtilen şartlar yönünden gerek konkordato komiser heyetinin ek raporları gerek bilirkişi kurulunun ayrıntılı raporu Mahkememizce açıklanan gerekçe karşısında uyum içinde olmakla bu raporlara itibar etmeye engel bir durumun varlığı ispatlanamamıştır. Öte yandan konkordato komiser heyeti ve bilirkişi raporları dikkate alındığında sunulan belge ve kayıtlara göre nisap çoğunluğunun sağlandığı tereddütsüz olup mevcut kaynaklara göre projenin başarıya ulaşacağı gerekçeli olarak açıklanmıştır. Somut olayda konkordato kurumunun şartları ve amaçları karşısında davacı olan şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın, alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiği noktasında da açık, inandırıcı, somutlaştırılmış bir delil ise yoktur. Doktrinde "konkordato neticesinde ellerine geçecek tutarın iflas tasfiyesi sonucunda ellerine geçecek tutardan fazla olacağının her hangi bir alacaklı tarafından iddia edilmesi halinde bu iddiayı ileri süren alacaklının iflasın alacaklılar bakımından konkordatoya nazaran daha avantajlı olduğunun ispat etmesi gerektiği" vurgulanmıştır. (Selçuk Öztek/Ali Cem Budak/Müjgan Tunç Yücel/Serdar Kale/Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku Ankara 2019,Budak/Kale, Sayfa 527) Somut davada itiraz eden alacaklılarca ortaya konulmuş böyle bir ispat durumu da bulunmamaktadır. Davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ...'ın konkordato talebi yönünden, itiraz eden tüm alacaklıların ileri sürdükleri vakıalar var ise de sonuç olarak konkordato tasdikine engel olabilecek somutlaştırdıkları bir delil ve deliller zincirinin olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. "İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir(...) Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 792)." Sonuç olarak itiraz eden alacaklıların davacı şirketler ve davacı ...yönünden tasdikin şartlarının oluşmadığı noktasında ispatlayabildikleri bir hal yoktur. Bu şartlarda konkordato tasdik şartlarını yerine getiren davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ...yönünden yapılan incelemede, itiraz eden alacaklıların itirazlarının mahkememizce kabul olunmasını gerektirecek bir ispat durumu olmadığı gibi kanuni çoğunluk tarafından kabul edilen teklifin içeriği, özellikle borçların ödeme süresi, ödenecek miktarlar ile ilgili ayrıntı olması karşısında İİK m.305 hükmünde belirtilen yasal koşulların oluşması nedeniyle konkordato projesinin mahkememizce tasdik olunması pandemi nedeniyle gerçekleşen ve bütün dünya ekonomisini çok olumsuz etkileyen ekonomik süreç karşısında hakkaniyet icabıdır. Ayrıca davacı ...A.Ş.yönünden rehinli alacaklılar ile ilgili İİK m.308/h bendi uyarınca yapılandırma teklifinin mevcut olduğu ve gerekli çoğunluğun sağlandığı yukarıda irdelenmiştir. Buna göre davacı borçlu şirket ile rehinli alacaklılar arasında yapılan, rehinli alacaklıların yeniden yapılandırılmasına dair anlaşma içerikleri ve ödeme planları mahkememizce yapılan görevlendirme çerçevesinde konkordato komiser heyetinin hazırladığı rapor ve eklerinde açıklanmıştır. Bu çerçevede ise İİK m.308/h uyarınca 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde proje tasdik edilmiştir. Zaten ödemeler dahi yargılama süresi içinde önemli tutarda gerçekleştirilmiştir. şeklinde ilk hüküm oluşturulmuştur. MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARARA YÖNELİK İSTİNAF TALEPLERİ ÜZERİNE BU DEFA İNCELEME YAPAN İSTANBUL BAM 45.HD, 2022/1782E. 2023/1760K.SAYILI KARARINDA; "Dava, İİK'nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkin olup uyuşmazlık konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Kanun yolları başlıklı 308/a maddesi: "(Ek: 28/2/2018-7101/37 md.) Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir..." hükmünü içermektedir. Konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesi: "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmüne yer verilmiştir. Bu sayede "alacaklılar itirazlarıyla ya konkordatonun tasdikine engel olmayı ya da konkordato şartlarının kendileri açısından düzeltilmesini isteyebileceklerdir. İİK m. 308/a hükmü alacaklıların itirazına önemli bir sonuç bağlamıştır. Madde gereğince konkordato hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak isteyen alacaklının daha önce konkordatoya itiraz etmiş olması gerekir." (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s.522) Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 25/02/2021 tarihli, ... E. ... K. sayılı ilamı; "...Konkordato hakkında verilen karara karşı İİK 308 a maddesi uyarınca itiraz edenler kanun yoluna başvurabilir. İtiraz edenler kavramı İİK 304. maddesinde belirlenen şekliyle dar yorumlandığı takdirde sadece duruşma öncesi itiraz edenlerin kararı kanun yoluna taşıyabileceklerini kabul etmek gerekir. Ancak böyle bir yorum hak arama özgürlüğü ile bağdaşmaz. Bu nedenle kanun koyucunun itiraz edenlerden kastının konkordato toplantılarında veya iltihak süresi içinde olumsuz oy kullananlar olduğunun kabulü gerekir. Bu bağlamda kanundaki "itiraz edenler" ifadesinin konkordatoya red oyu verenlere teşmil edilmesi hukuk usulünün genel hükümlerine uygun düşer. Nitekim ..., ...Yeni Konkordato hukuku kitabının 308/a maddesini açıkladıkları 569. sayfada ret oyu kullananların tasdik kararını istinaf edebileceklerini kabul etmişlerlerdir. Kanunun 302/7 maddesinde "toplantının bitimini takip eden 7 gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunur" ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeden toplantıya katılmadığı halde 7 günlük iltihak süresi içinde alacaklılarının konkordatoya karşı oy kullanma hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda toplantıya katılıp ret oyu kullanan veya toplantıya katılmadığı halde iltihak süresi içinde oyunu belli eden alacaklının nisapta nazara alınması ve nihai tutanağın ve komiser raporunun buna göre hazırlanması Kanun'nun 302/son maddesi gereğidir. Az yukarıda yazılı doktrin görüşünde de iltihak süresi içinde itiraz edenlerin istinaf yoluna başvurabileceği de belirlenmiştir..." şeklindedir. Dosya kapsamına göre; davanın, İİK.nun 285/3 ve 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede açıldığı, mahkemece, borçlular hakkında 21/10/2019 günü itibariyle üç ay süreyle geçici mühlet kararının verildiği, akabinde yeniden geçici mühletin iki ay süreyle ve 21/01/2020 tarihi itibariyle uzatıldığı, 21/03/2020 tarihinden itibaren bir yıllık kesin mühlet verildiği, akabinde kovid-19 hastalığı nedeniyle yapılan düzenlemeler karşısında 86 günlük kanundan kaynaklanan ek sürenin ilave edilmesi ile birlikte 15/06/2021 tarihinde son erecek kesin mühletin İİK 289/5 maddesi uyarınca altı ay süreyle uzatıldığı, İİK 304 maddesi uyarınca tasdik yargılamasında kesin mühletin 15/12/2021 gününden başlamak üzere altı ay (6) ay süre ile uzatılmasına, mevcut altı (6) aylık tasdik yargılaması için ek süre uzatım kararının ve tasdik duruşma gününün İİK'nun 288.maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu Resmi Portalda ilanına karar verildiği, itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri ihtar edildiği, 24/05/2022 tarihinde icra edilen tasdik duruşmasında istinaf eden müdahil alacaklının konkordatonun tasdikine yönelik itirazını sunduğu, konkordato tasdik kararı Ticaret Sicili Gazetesi'nde ..., Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında 30/02/2022 tarihinde yayınlandığı, verilen karar alacaklı... A.Ş vekilince, yasal süresi içerisinde istinaf edildiği anlaşılmıştır. Talep eden borçlulardan ...A.Ş ve ... hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararından sonra konkordato talebinden feragat edilmesi nedeniyle mahkemece verilen ek karar ile bu borçlular yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, müdahil alacaklı ...A.Ş vekilince borçlu ...Tic. A.Ş yönünden verilen tasdik kararı istinaf edilmiştir. Dosya kapsamına göre; konkordato komiseri nihai raporu ve mahkemenin gerekçesinde ayrıntılı açıklandığı üzere borçlu ... şirketi yönünden konkordatonun tasdiki için İİK 305. Maddesindeki gerekli şartların sağlandığı görülmüştür. Müdahil alacaklı vekili istinaf nedenleri olarak; Davacı ...'un gerçekte borçlu olmadığı halde grup şirketi olan diğer davacı ...'ye borçlu göstererek fiktif borç oluşturarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği, ...'ye mühlet sonrasında yüklü ödemeler yapmak suretiyle mal kaçırarak alacaklılar arasında eşitsizlik yarattığını ileri sürmüş ise de dosya kapsamına ve sunulan komiser heyeti raporlarına göre ... Şirketi'nin 294.724,828 TL diğer ... Anonim Şirketi'ne borçlu değil alacaklı olduğu, ...Şirketi'nin 544.230.540,18 TL borcunun içerisinde diğer ... Şirketi'nin alacağı olmadığı görülmüştür. Öte yandan grup şirketlerin ticari defter ve kayıtların fiktif olduğu yönünde bir kısım alacaklılar vekilince itiraz edilmesi üzereni bu hususta konkordato komiser heyetinden denetime açık ayrıntılı rapor alınmış olup bu şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının fiktif olduğu yönünde herhangi tespit yahut hileli bir muhasebe işlemine rastlanamadığı anlaşılmakla alacaklı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Alacaklı vekili, borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı ve aciz halinde bulunmadığından konkordatonun tasdikinin mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de borçlu şirketin konkordato talep edebilmesi için mutlak aciz halinde olması şart değildir. Nitekim İİK m.285 f.1 hükmü gereği "borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... konkordato talep edebilir" hükmünden anlaşıldığı üzere aciz halinde olmamakla birlikte aciz haline düşme tehlikesinin bulunması durumunda dahi konkordato talep edebilmek için yeterli görülmüştür. Mahkeme gerekçesinde ifade edildiği gibi komiser heyetinin sunmuş oldukları rapor içerikleri bir bütün olarak dikkate alındığında, konkordato talep eden borçlu şirketin, borçlarını ödeyememe tehlikesi içerisinde olduklarına dair somut verilerle açıklanmış olmakla alacaklı vekilinin, borçlu şirketin aciz halinde olmaması nedeniyle konkordato talebinin reddi gerektiği yöndeki beyanına itibar edilmemiştir. Alacaklı vekilinin diğer bir istinaf nedeni olarak; ödeme planına esas alınan komiser raporunda müvekkil şirketin USD cinsinden olan alacağının tasdik tarihindeki kur yerine, geçici mühlet tarihindeki kura göre belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Uygulamada Türk Lirasına çeviri tarihi hakkında tartışmalar yaşanmakta olup bazı yazarlar alacağı dövize bağlanmış olan alacaklara konkordatoda ayrıcalık tanınması gerektiren yasal bir dayanak bulunmadığını, konkordatoya tabi alacaklar arasında eşitlik ilkesi gereğince TBK m.99’un konkordatoda uygulanmasının mümkün olmadığını, yabancı para alacağının konkordato kayıt tarihindeki Türk Lirası karşılığının esas alınması gerektiğini, diğer bazı yazarlar ise konkordatonun tasdiki tarihinin çeviri zamanı olarak esas alınması gerektiği görüşündedir. Bir diğer görüş ise yabancı para alacağının konkordato mühletinin verildiği tarihteki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çeviri yapılarak konkordatoya yazdırılması gerektiği kanaatindedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2009 tarih ... E. ... K. Sayılı ilamında, yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilme tarihinin konkordato mühletinin verildiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, zira mühletin verildiği tarih özellikle çoğunluk hesabı yönünden tüm alacaklar için ortak bir zaman kesiti olduğu ifade edilmiştir. Dairemizce de yabancı para alacağının mühletin verildiği tarihindeki Türk Lirası karşılığının esas alınması gerektiği görüşü benimsendiğinden alacaklı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca müdahil alacaklı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle istinaf taleplerini red etmiştir. İSTİNAF İLAMINA YÖNELİK OLARAK TEMYİZ TALEPLERİ ÜZERİNE İNCELEME YAPAN YARGITAY 6.HD 2024/605E. 2024/1443K.SAYILI BOZMA KARARINDA; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de; İİK’da düzenlenen konkordato hükümlerinde (m.285-309/l) yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İflasta olduğu gibi konkordatoda da yabancı para alacağının Türk Lirasına çevrilmesi, diğer alacaklılar ile yabancı para alacaklısı arasındaki eşitliğin sağlanması, borçlunun aktif-pasif miktarının net olarak tespiti ve her bir alacaklının ne miktar alacağına kavuşacağının belirlenmesi kısaca İİK nın 305.maddesinde düzenlenen konkordatonun tasdik koşullarının objektif olarak belirlenmesi açısından zorunluluk arz etmektedir. Bu tarihin belirlenmesinde doktrin ve uygulamada; geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik karar tarihleri ile alacaklıların, alacaklarını bildirmeleri için kanunda öngörülen 15. günün bitim tarihi önerilmektedir. Ülkemizdeki enflasyonist ortam da dikkate alındığında, yabancı para alacaklısı ve diğer alacaklılar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması için İİK’nın 299.maddesinde öngörülen 15 günlük alacak bildirilme süresinin son günündeki Merkez Bankasının döviz satış kuru üzerinden döviz alacağının Türk Lirasına çevrilmesi gerekir. Bu tarihin esas alınması; a)Hangi alacaklının ne miktar alacağı için oy hakkına sahip olduğu (m.302); b)Takas ileri sürmek isteyen alacaklının takas ileri sürmesi dolayısıyla takas sonrası alacak veya borcunun kalıp kalmadığı (m.294/4); c)Rüçhanlı alacaklar ve komiserin izniyle yapılan işlemlerden doğan borçlar nedeniyle gösterilecek teminat miktarının tespiti (m.305/1-d), d)Komiserin “tasdik koşulları” (m.305) açısından gerekçeli raporunu (m.304/1) mahkemeye eksiksiz sunabilmesi için menfaatler dengesine ve konkordato sürecine en uygun ve en objektif tarihtir. Bu itibarla; dava konusu olayda temyiz eden alacaklı ...A.Ş.’nin ilama bağlı döviz alacağı yönünden geçici mühlet tarihinin esas alınması yerine yukarıda da izah edildiği gibi döviz alacağının, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için kanunda ön görülen 15 günlük sürenin son günündeki Merkez Bankası’nın döviz satış kurunun esas alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." ŞEKLİNDE BOZMA GEREKÇESİNİ AÇIKLAMIŞTIR. Mahkememizce yeni esas numarası alınmasını müteakiben davacılar vekiline duruşma gün saati tebliğ olunmuş, davacılar vekili Yargıtay bozma ilamındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, direnilmesini beyan etmiş, buna mukabil alacaklı ....Ş.vekili uyulmasını talep etmiştir. Mahkememizce, bozma ilamına uyulup uyulmayacağı değerlendirilmiş, 13/11/2024 tarihli duruşmada ise direnme kararı verilmesi noktasında oybirliği ile ara karar oluşturulmuştur. Adı geçen duruşmada oluşturulan ara kararda; 1-7101 sayılı Kanunun İİK'da yapmış olduğu 2018 değişiklik öncesi yönünde Yargıtay'ın yerleşik olan uygulaması gereği yabancı para alacaklarının mühlet tarihi itibariyle Türk Lirasına çevrilmesinin kabul olunması, 2-Hatta 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası dahi bu uygulamanın devam edip en son güncel olarak tespit edilen Yargıtay 6.HD'nin...E....K.ve 12/06/2023 tarihli kararında dahi somut olay açısından birebir emsal niteliği taşıdığı, bu kararda dahi yabancı paranın geçici mühlet tarihi itibariyle TL'ye çevrilmesinin İDM ve BAM tarafından benimsenmesi sonrası bu konuya ilişkin temyiz talebinin dahi olduğu, ancak bu yöne ilişkin Yargıtay'ın herhangi bir bozma kararının yahut eleştirisinin mevcut olmadığı, esasen Yargıtay 6.HD'nin ...E. ...K.ve 06/03/2023 tarihli kararı ile dahi bu uygulamanın aynen devam ettirildiği, 3-Mehaz ülke durumundaki İsviçre'deki konkordato uygulamalarında da yabancı para alacaklarının yine mühlet tarihi dikkate alınarak ülke parasına çevrildiği, 4-Halihazırdaki Yargıtay 6.HD'nin Sayın başkanının çalışmasında dahi, konkordatoda yabancı paranın mühlet tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesine açıkça işaret olunduğu, bu durumun mahkememizce icra edilen önceki yargılama aşamasında da dikkate alındığı, 5-Esasen çok uzun yıllardan beri yüksek mahkeme tarafından benimsenen bu uygulamanın Türk İcra İflas Hukuku doktrini açısından dahi hakim görüş konumunda olduğu, bu görüşün ise doktrinde ..., İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2013, Sayfa 1244; Süha TANRIVER, Adnan DEYNEKLİ, Konkordato Tasdiki 1996, Sayfa 103; Oğuz ATALAY, Hakan PEKCANITEZ, Meral SUNGURTEKİN, Muhammed ÖZEKES, İcra İflas Hukuku 2024 Sayfa 512; Levent BÖRÜ, Adi Konkordatoda Alacaklıların Alacaklarını Bildirmesi, 2019, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayfa 170'te ileri sürüldüğü, nihayet yukarıda belirtildiği üzere Mahmut BİLGEN, İflas - Konkordato Kitabı, 2019, Ankara, Sayfa 249 gibi temel çalışmalarda da aynen benimsendiği, bu nedenle dairenin benimsemiş olduğu yeni görüşün ise istisnai olarak Prof.Dr.Selçuk ÖZTEK tarafından benimsendiği, 6-Aslında iflastaki kayıt kabul davaları açısından yabancı paranın hangi tarihteki kur üzerinden TL'ye çevrileceği hususunun dahi İİK m.198/ilk cümlesinde yer alan "Mevzu para olmayan alacak ona muadil kıymette para alacağına çevrilir" düzenlemesinin İİK m.195 hükmüyle Yargıtayca yorumlanması nedeniyle iflas tarihinin esas alındığı, Yargıtay'ın birçok kararında ve çok uzun yıllardan beri devam edegelen uygulamasında da bu nedenle, yabancı para alacaklarının TL'ye çevrilmesinde İİK m.198/ilk cümlesinin esas alınmak suretiyle yabancı para alacaklarının iflas tarihi itibariyle TL'ye çevrildiği, böylelikle Yargıtay uygulamasında da kayıt kabul davalarında dahi yabancı para alacağının Türk Lirasına çevrilmesindeki tarihin "konusu para olmayan alacaklar için çevirme tarihinin" Yargıtay tarafından esas alındığı, hal böyle olunca İİK m.198 hükmünün bir anlamda konkordatoda karşılığı olan İİK m.294/f.7 hükmünün bu noktada özel önem arz ettiği, bu suretle kanun koyucunun İİK m.294/f.7 hükmü ile konusu para olmayan kıymetin para alacağına çevrilmesi yönünden geçici mühlet tarihine özel bir önem ve değer atfettiği, sonuç itibariyle bu hususunun E.HİRŞ'in ifadesiyle "çarpışan menfaatler için kanun koyucunun biçmiş olduğu bir kıymetin ifadesi olduğu", daha doğrusu kanun koyucunun iradesinin bu yönde olduğu, aksi halde İİK m.288/f.1 ve İİK m.294/f.7 hükmüne aykırı sonuçları doğuracağı, 7-Daha da önemlisi yukarıda anılan düzenlemelerin gözardı edilerek Yargıtay görüşünün benimsenmesinin bu defa kayıt kabul davalarının yönünden dahi yabancı paranın TL'ye çevrilme anı ile ilgili oluşturulan Yargıtay'ın kararlarının tartışmalı hale getireceği, kanun hükümlerinin kendi içindeki uyumu açısından dahi geçici mühletin yabancı para alacaklarının TL'ye çevrilmesinin bir tercihten de öte bir zorunluluk arz ettiği, 8-İİK m.288/f.1 hükmü uyarınca geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, İİK m.294/f.3 hükmü uyarınca ise kesin mühlet tarihinden itibaren ise rehin ile temin edilmemiş alacağa faiz işlemesinin duracağı, bu durumda geçici mühlet tarihinden itibaren adi alacaklara faiz işlemesinin dahi duracağı, TL bazındaki bu alacakların enflasyonist etkilerden korunması için tek imkân faiz iken bu imkânın TL alacaklar yönünden geçici mühletin esas alınması nedeniyle ortadan kalktığı, ancak Yargıtay'ın görüşü benimsendiği takdirde yabancı paranın -uygulamada genelde Avro- ABD dolarıdır- "kur ve enflasyon" arasındaki doğrudan orantı nedeniyle enflasyonist etkilerden etkilenmeyeceği veya çok daha az etkileneceği, bu durumun nisap toplantılarındaki oylamalarda ve "Yargıtay bozma ilamında belirtilen" diğer hususlarda TL bazında alacaklı olanlar aleyhine mutlak eşitsizlik doğacağı, bu durumunda TL üzerinden alacaklar için dezavantaj, yabancı para üzerinden olan alacaklar için ise avantaj oluşturacağı, Böylelikle Yargıtay bozma ilamına uyulmasının konkordatoya tabi olan alacaklılar yönünden hem denkleştirici eşitlik hem dağıtıcı eşitlik hem hakkaniyet ilkelerinin tümünü ihlaline yol açabileceğı, 9-Oysaki konkordato kurumunun en temel amaçlarından birinin gerek doktrin gerek Yargıtay tarafından kabul olunduğu üzere tüm alacaklıların alacaklarını "borçlunun mal varlığından" eşit şekilde tahsil etmeleri, mal varlığından eşit şekilde yararlanması olduğu halde Yargıtay'ın görüşünün benimsenmesinin bu temel ilkenin sarsılması sonucunun doğacağı, 10-Yargıtay (Kapatılan) 19.HD ...E. ...K.sayılı kararındaki uygulamanın devam ettiği dönemde yürürlükte olan İİK m.303 hükmü uyarınca, "konkordato hükümlerinden etkilenmeyen alacaklar arasında yabancı para alacağının gösterilmediği", adı geçen hükmün 2018 yılındaki değişiklik sonrası karşılığı olan "İİK m.308/ç hükmünde dahi halen kanun koyucunun "yabancı para alacaklarının konkordato hükümlerinden etkilenmeyen alacaklardan sayılmadığı", Yargıtay'ın görüşü benimsendiği takdirde ise yabancı para alacaklarının konkordato hükümlerinden etkilenmeyen alacaklar konumuna erişmiş olacağı, bu durumun kanun koyucunun dahi tanımadığı "istisnai düzenlemenin" yargısal yorumla yabancı para üzerinden alacaklı olanlara tanınması sonucunu doğuracağı, en önemlisi konkordatoya tabi alacaklılar arasında kanun sistematiği ile sağlanmaya çalışılan eşitliğin bu nedenle dahi bozulmuş olacağı, 11-Hepsinden önemlisi ise Yargıtay'ın ilgili bozma ilamındaki görüşün benimsenmesi halinde konkordato sürecinde İİK m.288/f.1 hükmünün atfı nedeniyle İİK m.294/f.7 hükmünde düzenlenen "Konusu para olmayan alacaklar, alacaklılar tarafından ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir" hükmüne göre konkordato talep edenden alacaklı olanların alacaklının paranın çevrilmesi işleminin geçici mühlet tarihi esas alınarak yapılması söz konusu olacak iken, buna mukabil ise konkordato talep edene karşı yabancı para üzerinden alacaklı olanların ise alacakların bildirilmesi için yapılan ilândan itibaren onbeş günlük sürenin bitim tarihine göre alacakların TL'ye çevirme işlemi yapacağı, bu durumun dahi konkordatoya tabi olan alacakların paraya çevrilmesi açısından açık bir eşitsizlik durumunun ortaya çıkmasına yol açacağı, özellikle geçici mühlet tarihi ile alacaklılar için toplantı ilan tarihlerinin kimi zaman aralarındaki sürenin daha uzun olmasının bu eşitsizliğin daha da çok arttırmasını gündeme getirebileceği, 12-Hatta o kadar ki yerleşim yerleri farklı olan, ancak aynı borçtan sorumlu olan iki farklı borçlunun, iki farklı konkordato talebinde bulunması durumunda, aynı borçlulardan yabancı para üzerinden alacağı bulunan alacaklının yabancı para alacağının TL'ye çevrilmesi noktasında dahi aynı anda talepte bulunsa dahi geçici mühlet tarihi esas alındığında birkaç günlük fark oluşacak iken komiserlerin alacaklarını bildirmeleri için ilandan itibaren onbeş günlük süre sonunun esas alınması durumunda her iki dosyadaki farklı borçluların aynı alacak miktarı nedeniyle çok farklı miktarlardan sorumlu olabileceği, 13-Özellikle Yargıtay bozma kararına uyulmasının, çok uzun yıllardan beri yabancı para alacaklarıyla ilgili konkordato aşamasında geçici mühlet tarihinin esas alınacağına dair hukuki istikrar ve öngörülebilirliğe dair uygulamanın terk edilmesine yol açacağı, bu durumun ise hukuki istikrar ve öngörülebilirliğe dair ilkenin ihlâline yol açtığı, bu durumları gözeterek TL üzerinden yatırım yapan ve yabancı sermayeyi ülkeye getiren müteşebbislerin hukuk düzenine duymuş oldukları güven duygusunun dahi zedelenmesi sonucunun doğabileceği, 14-Her ne kadar ilgili bozma ilamında "ülkemizdeki enflasyonist ortam dahi dikkate alındığında" gerekçesiyle belirtilen bozma ilamı oluşturulmuş ise de uyarlama davalarına ilişkin bir çok Yargıtay kararında da işaret olunduğu üzere Türkiye'de gerçekçi bir kur politikası arayışı içinde Türk Lirasının 07/09/1946'da ABD doları karşısında %50 devalüe edilmesi ile başlayan sürecin 16/07/1958, 10/08/1984, 05/04/1994, 10/12/1999, 21/02/2001 tarihli kararlar ve piyasa uygulamaları ile devam ettiği, 15-Bu noktada ve elbette yüksek Mahkemelerin çok uzun yıllardan beri dahi devam eden yargısal görüşlerini değiştirmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında dahi kabul olunsa da AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında dahi belirtildiği üzere bu görüş değişikliğinin makul nedenlere dayanmasının zorunlu olduğu, oysaki 75 yılı geçen süreden beri Türkiye'de enflasyonist ortamın genel olarak devam ettiği, enflasyona bağlı olarak ciddi devalüasyonların çok sık yaşandığı, tüm bu hallere rağmen kanun koyucunun 2018 yılı öncesi veya 2018 yılı sonrası bu konuda herhangi bir değişikliğe gitme imkanı var iken herhangi bir değişikliğe gitmediği gerçeği karşısında Yargıtay bozma kararı ile beliren uygulama değişikliğinin "makûl nedeni" izah etmekten uzak olabileceği, 16-Nihayet Kanun sistematiği açısından bakıldığında geçici mühlet tarihi itibariyle TL üzerinden dönüşüm yerine Yargıtay'ın bozma ilamındaki görüşü benimsendiğinde ve bir an için dövizin değerlenmemesi (değerinin düşmesi) durumunda ise bu defa yabancı para alacaklılarının aleyhine sonuç doğacağının açık olduğu, yukarıdaki açıklamalar ve mevcut düzenlemeler karşısında bu defa da konkordato süreci içinde yabancı para alacakları aleyhine eşitsizlik oluşacağı, geçici mühlet tarihinin esas alınmasının en yerinde ve kanun sistematiğine uygun çözüm olduğu, 17-Son olarak belirtmek gerekir ki Yargıtay'ın bozma ilamındaki görüşünün benimsenmesinin Türk Lirasına güvenen alacaklıların bir anlamda mahkeme kararıyla TL'ye güven duymamaları noktasında teşvik edilmeleri sonucunu doğuracağı gibi Devletin hükümranlık yetkisinin zedelenmesine yol açabileceği, her ülkenin ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin kendi para birimine ekonomik değer kazandırma yönündeki çabalarını sekteye uğratabileceği, buna mukabil yabancı para üzerinden alacaklı olunmasının teşvik olunması ve alacaklıların yabancı para üzerinden hesaplanması noktasında piyasanın teşvik olunması, buna bağlı olarak ülkenin kendi para biriminin ekonomik değerinin azalması sonucuna yol açabileceği, GEREKÇELERİYLE YABANCI PARA ALACAKLARININ İİK M.299 HÜKMÜNDE ÖNGÖRÜLEN ON BEŞ GÜNLÜK ALACAK BİLDİRME SÜRESİNİN SON GÜNÜNDEKİ MERKEZ BANKASININ DÖVİZ SATIŞ KURU ÜZERİNDEN DÖVİZ ALACAĞININ TÜRK LİRASINA ÇEVRİLMESİNE DAİR YARGITAY İLAMI USUL VE YASAYA AYKIRI GÖRÜLMEKLE BOZMA İLÂMINA UYULMAMASINA VE İLGİLİ KARARA DİRENİLMESİNE," ŞEKLİNDE DİRENME NEDENLERİ AÇIKLANMIŞTIR. Mahkememizce oluşturulan direnme kararı karşısında, yukarıda açıklanan mahkememizin 24/05/2022 tarihli kararındaki tüm gerekçeler hukuki açıdan varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle 24/05/2022 tarihli gerekçeli kararda belirtilen gerekçeler dışında başkaca bir gerekçe ise yazılmamıştır. Direnmeye dair husus ise duruşma ara kararında ifade edilmiş, bu noktadaki ara karar ise gerekçeli duruşmada bildirilmiştir. Yargıtay bozma ilâmı sınırlandırıcı nitelik taşımaktadır. Başkaca bir bozma nedeni ise açıklanmamıştır. Ne var ki açıklanan bozmaya uyulmamıştır. Duruşmada oluşturulan ara karar içerikleri ve yapılan açıklamalar karşısında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan...ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ...ŞİRKETİ ve ... T.C.kimlik numaralı ...'ın konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca ayrı ayrı tasdikine, tüm davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden İİK m.306 hükmü uyarınca ve 23/03/2022 tarihli revize proje gereği konkordatoya tabi adi borçlarının tamamının, herhangi bir faiz işletilmeksizin ve herhangi bir indirim yapılmaksızın 48 aylık vadede, her yıl borçların %25'i ödenmek ve ilk ödeme 2022 yılı Haziran ayından başlamak ve aylık taksitler halinde ve 48 aylık dönemde olmak ödenmek üzere aylık taksit ödemelerinin, konkordatoya tabi tüm adi alacaklılara ödenmesine, davacı borçlu ...ŞİRKETİ'nin rehinli alacaklısı olan ... A.Ş.'ye olan borçlarının İİK m.308/h uyarınca yapılandırılması karşısında, 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde projenin tasdikine, bu suretle rehinli alacaklı ... A.Ş. ile davacı borçlu ...ŞİRKETİ arasındaki projenin tasdik olunmasına, davacı ...TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ve davacı gerçek kişi ...'ın rehinli alacaklısı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 24/05/2022 günü saat: 16:15 itibariyle sonuç doğurmasına, davacılar ...ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ, davacı gerçek kişi... lehine mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının ve tüm mühlet kararlarının tasdik karar tarihi olan 24/05/2022 günü saat: 16:15 itibariyle kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, mevcut alacak miktarı, alacaklı sayısı ve proje içeriği karşısında İİK m.306 hükmü çerçevesinde tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini alması amacıyla aynı zamanda komiserlik tecrübesi olan SMMM ...'ın kayyım olarak tayin edilmesine, kayyım ...'a kayyımlık görevi süresi boyunca her ay ve aylık ücret olarak 3.000,00x3=9.000,00 TL ücret takdir edilmesine, kayyım ücretinin her ayın en son iş günü itibariyle davacı borçlu şirketler ve davacı gerçek kişi... tarafından ayrı ayrı ve aylık 3.000,00 TL olarak Mahkememiz veznesine ödenmesine, bu suretle kayyıma gerekli ödemelerin yapılmasına, kayyımın görevinin 24/05/2022 günü saat 16:15'den itibaren başlamasına, kayyımın, işletmelerinin durumu ve proje uyarınca, davacı borçlu şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın ödeme kabiliyetinin muhafaza edip etmediği konusunda ve iki ayda bir tasdik kararını veren mahkememize gerekçeli raporunu sunmasına, konkordato projesi tasdik olan borçluların mallarının mahkememizce satışına ve satış sonucunda elde edilen bedellerin ise bloke olunmasına yargılama aşamasında karar verilmiş olmakla, projesi kabul edilen davacı borçlular aleyhine açılmış hesaplarda bulunan satışa ilişkin meblağların tamamının, proje kapsamındaki konkordatoya tabi adi borçların ödenmesi için kullanılmasına; bu amaç ile bu meblağların kayyım ...'ın gözetim ve denetiminde kullandırılmasına, kayyımın bu konularla ilgili konkordato projesi kabul edilen davacıları ve meblağların bloke edildiği bankaları bilgilendirmesine, ayrıca tüm bu hususların, huzurda bulunan davacılar vekiline ihtarına, davacı borçlu ... ŞİRKETİ, ...ŞİRKETİ, davacı gerçek kişi ...'nın, İİK m.307 hükmü uyarınca rehinli malların muhafaza ve satışıyla finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesine dair talebinin projede bulunmaması ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle reddine, davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden telafisi imkansız bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla ve takdiren İİK m.308/b hükmü uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payların bir banka hesabına yatırılmasına dair karar verilmesine yer olmadığına, davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden İİK m.308/b hükmü gereği çekişmeli alacaklara isabet eden payların bir banka hesabına yatırılmasına dair ara karar oluşturulmadığından çekişmeli alacaklılara dava açmaları için ayrıca süre verilmemesine, davacı şirketler ve gerçek kişi ...yönünden, İİK m.308/c hükmü uyarınca bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olduğuna, 206'ncı maddesinin birinci fırkasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında İİK m.308/c-f.2 hükmünün uygulanmamasına, komiser heyetinin hazırlamış olduğu 08/04/2022 tarihli raporunun hazırlandığı 08/04/2022 tarihi itibariyle ... ŞİRKETİ'nin rehin alacaklısı konumunda olan ... T.A.Ş.'ye 35.801.554,56 TL ödendiğinden, bu miktara isabet eden kısım yönünden hüküm tarihi itibariyle fazla yatan miktar durumundaki 40.455,75 TL harcın talep halinde davacıya derhal iade olunmasına, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden, konkordato komiserlerinin görevlerinin sona erdiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacı şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın konkordato talepleriyle ilgili hüküm fıkrasının İİK m.288 hükmü uyarınca daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan Tapu Müdürlüğüne, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Vergi Dairesine, Gümrük Ve Posta İdarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankalar Birliğine, ... Ticaret Odasına, İstanbul Sanayi Odasına, Borsa İstanbul'a, Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere gerekli yerlere ayrı ayrı bildirilmesine, davacı borçlular ... T.C. kimlik numaralı ..., ... T.C. kimlik numaralı ...'nın konkordato tasdik talebinin, şartlar oluşmadığından reddine, davacı gerçek kişiler hakkında şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, adı geçen davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tedbir kararlarının 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle tümden kaldırılmasına, adı geçen davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden, 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle konkordato komiserlerinin görevlerine ayrı ayrı son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-1-)... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ...ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ ve ... T.C.kimlik numaralı ...'ın konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca ayrı ayrı tasdikine, Tüm davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden İİK m.306 hükmü uyarınca ve 23/03/2022 tarihli revize proje gereği konkordatoya tabi adi borçlarının tamamının, herhangi bir faiz işletilmeksizin ve herhangi bir indirim yapılmaksızın 48 aylık vadede, her yıl borçların %25'i ödenmek ve ilk ödeme 2022 yılı Haziran ayından başlamak ve aylık taksitler halinde ve 48 aylık dönemde olmak ödenmek üzere aylık taksit ödemelerinin, konkordatoya tabi tüm adi alacaklılara ödenmesine, Davacı borçlu ... ŞİRKETİ'nin rehinli alacaklısı olan ... A.Ş.'ye olan borçlarının İİK m.308/h uyarınca yapılandırılması karşısında, 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde projenin tasdikine, bu suretle rehinli alacaklı ... A.Ş. ile davacı borçlu ... ŞİRKETİ arasındaki projenin tasdik olunmasına, Davacı ... ŞİRKETİ ve davacı gerçek kişi ...'ın rehinli alacaklısı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 24/05/2022 günü saat: 16:15 itibariyle sonuç doğurmasına, 2-Davacılar ... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ, davacı gerçek kişi ... lehine mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının ve tüm mühlet kararlarının tasdik karar tarihi olan 24/05/2022 günü saat: 16:15 itibariyle kaldırılmasına, 3-Konkordato komiserlerinin görevlerine 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, 4-Mevcut alacak miktarı, alacaklı sayısı ve proje içeriği karşısında İİK m.306 hükmü çerçevesinde tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini alması amacıyla aynı zamanda komiserlik tecrübesi olan SMMM ...'ın kayyım olarak tayin edilmesine, Kayyım ...'a kayyımlık görevi süresi boyunca her ay ve aylık ücret olarak 3.000,00x3=9.000,00 TL ücret takdir edilmesine, Kayyım ücretinin her ayın en son iş günü itibariyle davacı borçlu şirketler ve davacı gerçek kişi ... tarafından ayrı ayrı ve aylık 3.000,00 TL olarak Mahkememiz veznesine ödenmesine, Bu suretle kayyıma gerekli ödemelerin yapılmasına, 5-Kayyımın görevinin 24/05/2022 günü saat 16:15'den itibaren başlamasına, 6-a)Kayyımın, işletmelerinin durumu ve proje uyarınca, davacı borçlu şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın ödeme kabiliyetinin muhafaza edip etmediği konusunda ve iki ayda bir tasdik kararını veren mahkememize gerekçeli raporunu sunmasına, b)Konkordato projesi tasdik olan borçluların mallarının mahkememizce satışına ve satış sonucunda elde edilen bedellerin ise bloke olunmasına yargılama aşamasında karar verilmiş olmakla, projesi kabul edilen davacı borçlular aleyhine açılmış hesaplarda bulunan satışa ilişkin meblağların tamamının, proje kapsamındaki konkordatoya tabi adi borçların ödenmesi için kullanılmasına; bu amaç ile bu meblağların kayyım ...'ın gözetim ve denetiminde kullandırılmasına, c)Kayyımın bu konularla ilgili konkordato projesi kabul edilen davacıları ve meblağların bloke edildiği bankaları bilgilendirmesine, d)Ayrıca tüm bu hususların, huzurda bulunan davacılar vekiline ihtarına, 7-Davacı borçlu ... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ, davacı gerçek kişi ...'nın, İİK m.307 hükmü uyarınca rehinli malların muhafaza ve satışıyla finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesine dair talebinin projede bulunmaması ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle reddine, 8-Davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden telafisi imkansız bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla ve takdiren İİK m.308/b hükmü uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payların bir banka hesabına yatırılmasına dair karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden İİK m.308/b hükmü gereği çekişmeli alacaklara isabet eden payların bir banka hesabına yatırılmasına dair ara karar oluşturulmadığından çekişmeli alacaklılara dava açmaları için ayrıca süre verilmemesine, 10-Davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden, İİK m.308/c hükmü uyarınca bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olduğuna, 206'ncı maddesinin birinci fırkasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında İİK m.308/c-f.2 hükmünün uygulanmamasına, 11-Komiser heyetinin hazırlamış olduğu 08/04/2022 tarihli raporunun hazırlandığı 08/04/2022 tarihi itibariyle ... ŞİRKETİ'nin rehin alacaklısı konumunda olan ... T.A.Ş.'ye 35.801.554,56 TL ödendiğinden, bu miktara isabet eden kısım yönünden hüküm tarihi itibariyle fazla yatan miktar durumundaki 40.455,75 TL harcın talep halinde davacıya derhal iade olunmasına, 12-Davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden, konkordato komiserlerinin görevlerinin sona erdiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, 13-Davacı şirketlerin ve davacı gerçek kişi ...'ın konkordato talepleriyle ilgili hüküm fıkrasının İİK m.288 hükmü uyarınca daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan Tapu Müdürlüğüne, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Vergi Dairesine, Gümrük Ve Posta İdarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankalar Birliğine, ... Ticaret Odasına, ... Sanayi Odasına, ...'a, Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere gerekli yerlere ayrı ayrı bildirilmesine, II-1-)Davacı borçlular ... T.C. kimlik numaralı ..., ... T.C. kimlik numaralı ...'nın konkordato tasdik talebinin, şartlar oluşmadığından reddine, Davacı gerçek kişiler hakkında şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, Adı geçen davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tedbir kararlarının 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle tümden kaldırılmasına, 2-Adı geçen davacı gerçek kişiler ... ve ... yönünden, 24/05/2022 günü saat 16:15 itibariyle konkordato komiserlerinin görevlerine ayrı ayrı son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, 3-Adı geçen davacı gerçek kişiler yönünden, konkordato komiserlerinin görevine son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, 4-Davacı gerçek kişilerin konkordato talebinin ret olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan Tapu Müdürlüğüne, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Vergi Dairesine, Gümrük Ve Posta İdarelerine, ... Birliğine, ... Bankalar Birliğine, ... Ticaret Odasına, İstanbul Sanayi Odasına, ...'a, Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere gerekli yerlere ayrı ayrı bildirilmesine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 44,40-TL harcın mahsup edilerek 383,20-TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacılar tarafından harcanan giderlerin davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, Dair, konkordato hakkında verilen karara karşı konkordato talep eden davacılar yönünden kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar yönünden ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde YARGITAY nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Katip