İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/6 E. 2022/308 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/6
Karar No
2022/308
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2020/6 KARAR NO : 2022/308 DAVA : Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 27/12/2019 KARAR TARİHİ : 24/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Çin menşeli Zhengzhou firmasından 15/04/2019 tarihli fatura ile toplam 10.750,00 USD bedelli gübre susuzlaştırma makinası satın aldığını, malların ... nolu konşimento ile Şangay Limanı'ndan İstanbul Limanı'na ... . Ltd. tarafından taşındığını, davalının Türkiye'de yerleşik acente ve ifa yardımcısı olarak hareket ettiğini, malların 23.04.2019 tarihinde yüklendiğini, navlunun peşin ödendiği ve satış esasının CIF olduğunu, varış bildiriminin davalı tarafından yapıldığını, varış bildiriminde malların ... Geçici Depolama'dan yapılacağının bildirildiğini, davalıya ordinao için ücret ödemek zorunda olacağının da bildirildiğini, ayrıca kalemler halinde bazı masrafları ödemekle yükümlü tutulduğunu ve bu masrafları ödememesi halinde malın kendisine teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, söz konusu bedellerin müzayaka halinde eşyayı teslim almak için ihtirazi kayıtla ödendiğini, bu ücretlere ilişkin faturaya süresinde itiraz edildiğini, ödenen ücretlerin yasal olmadığını, gönderilen sıfatıyla kendisinin bu ücretlerden sorumlu tutulamayacağını, eşyanın CIF esasına göre satın alınmış olmasından da bu hususun ortaya çıktığı iddialarını ileri sürerek ödediği bedellerin iadesinin talep edildiğini, herhangi bir iade olmadığından ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... E.sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 04.02.2020 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının ihracatçısı vasıtasıyla Çin'den yapılan ve yurtdışından anlaşmalı şekilde organize edilen yükleme neticesinde acentenin talep etmiş olduğu masraflara müvekkili şirket tarafından fatura düzenlendiğini, fatura bedelinin 1.132,40 USD olduğunu, davacı tarafından anılan bedelinin taraflarına ödenip ordino ile malların teslim alındığını, iddia edildiği şekilde müzayaka durumunun söz konusu olmadığını, davacı tarafından fatura bedelinin iadesine istinaden ... İcra Müdürlüğünün 2019 / ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, fatura içeriğinde bakıldığında yasal olmayan hiçbir ücretin talep edilmediğini, mevzuatlara tamamen uygun şekilde fatura düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından dosya konusu fatura içeriğinde yer alan ve yüklemeye ilişkin yapılan tüm masraflara ait faturaların mevcut olduğunu, dava dilekçesinde taşıma şeklinin CIF olduğunu ve Freight Prepaid olarak yapıldığını bu nedenle başkaca bir ücret ödenmeyeceğinin iddia edildiğini, gemi limana vardığı andan itibaren yüklemeye istinaden doğacak masrafların ödemesinin kendileri tarafından yapılmak zorunda olduğunu, davacının taşıma öncesi sözleşmeyi Çin acentesi ile yaptığını, organize edildikten sonra taraflarına acenteden bilgi verildiğini ve liman masraflarının davacı tarafça karşılanmasının acente tarafından talep edildiğini, davacı tarafından yüklemeye istinaden müvekkili ile aralarında herhangi bir anlaşma söz konusu olmadığını, herhangi bir şekilde fiyatlandırmaya yönelik teyidin de söz konusu olmadığını, davalının Çin menşei ihracatçı firmanın organizasyon ve fiyatlandırması doğrultusunda ihracatçının talimatları ile fatura düzenlediğini, faturada belirtilen kalemlerin tamamının uygulama dahilinde olduğunu, ücretlerin yasal oranda olduğunu, davacı tarafından fahiş faturalar düzenlendiğinin iddia edildiğini, müvekkili ile hala çalışmaya devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; Taraflar arasındaki Deniz Taşıma ilişkisinden doğan ve ihtirazi kayıt ile ödendiği beyan edilen bedellerin tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup Uyuşmazlığın konusunun; dava konu taşımalar nedeniyle davalının davacıdan faturalara konu ücretleri talep edip edemeyeceği davacının ödediği bedellerin iadesini isteyip isteyemeyeceği buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. ....İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 20/06/2019 tarihinde icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya 27/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 04/07/2019 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durduğu ve eldeki davanın da 27/12/2019 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal 1 yıllık sürede açıldığı anlaşılmıştır. 24/03/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taşımaya konu eşyanın CIF esasına göre satıldığını ve navlun sözleşmesinin dava dışı satıcı tarafından kurulduğunu, davacının taşımada gönderilen sıfatına sahip olduğunu, TTK m. 1203 gereğince gönderilenin navlun sözleşmesi veya konşimentoda gönderilenin ödeyeceği kararlaştırılan ödemeler ile kendisi için yapılmış masrafları ödemekle yükümlü olabileceğini, konşimentodaki “freight prepaid” kaydı gereği gönderilenin navlun veya navlun uyarlanmasına ilişkin ödemelerden sorumlu tutulamayacağını, uygulamada mutat hale gelmişse de eşyanın teslim edilmesi için taşıyanı temsilen acentenin gerçekleştirdiği işlemler için ücret talep edilmemesinin gerektiğini, varma limanında gönderilen için davalı acente tarafından bir hizmet verildiği veya masraf yapıldığı tespit edilemediğinden bu kalemlere ilişkin ödemelerin de yerinde olmadığını ve iadesinin gerektiğini beyan etmişlerdir. 24/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Bahse konu davacı-davalı delillerinin tetkiki ve tüm dosya muhteviyatının dikkatle incelenmesi neticesinde ve denizcilik piyasasındaki hakim teamül de nazarı dikkate alınmak sureti ile, TTK mad. 1203 tahtında davalının dava konusu bu konteyner içindeki yük için yapmış olduğu “terminal ve terminal ...” adı altında 100 USD talep edebileceğini, “dökümantasyon” 30 USD'nin makul olduğunu, “... ...” adı altında dava konusu taşıma ile ilgili olarak davalının konteynerin gemiden tahliye bedelini liman işletmesine ödediğini ispat etmesi halinde talep edebileceğini, “...” geçici kabul ücreti adı altında makul nitelikte olan 25 USD ücret talep edebileceğini, “Devannıng” tahliye nezareti olarak 30 USD talep edebileceğini, ...(konşimento emniyet ücreti ve ... ... ...) faaliyetlerinin gönderilen adına yapıldığının ispatlanması halinde talep edilebileceğini beyan etmişlerdir. Davacı vekilinin talebi, davaya konu edilen taşımaya ilişkin emtiaların navlun ücreti ödenmiş olarak CIF satım kaydı ile ... numaralı konşimento tahtında taşınmasından dolayı emtiaların geçici depolama yerine bırakılmasına kadar olan sürede taşıma taahhüdü devam etiğinden bahisle bu aşamaya kadar oluşan masrafların navlun ücreti içerisinde kalmakla müvekkilinden talep edilemeyeceğine ilişkindir. Bu kapsamda emtiaların teslimi için zorunlu tutulan bedellerin ihtirazi kayıtla ödendiğinden bahisle davalıdan tahsili için icra takibi yapılmıştır. Dosyaya sunulan 09/03/2020 tarihli ... numaralı faturanın Terminal Handling Charge (319,68 USD) ... ... (134,00 USD) ... (25.00 USD) Terminal ... (279,72 USD) Devanning (25,00 USD) açıklaması ile KDV dahil toplam 375,00 USD olarak düzenlendiği; 27/04/2020 tarihli ... numaralı faturanın ... (85,00 USD), Dokümantasyon (25,00 USD) ... ... (90,00 USD) Customs Enty Fee (25.00 USD) Terminal ... (40,00 USD) Devanning (200,00 USD), B/L Security (33,00 USD) ... ... ... (111,00 USD) açıklaması ile KDV dahil toplam 1.132,40 USD olarak düzenlendiği; ... Bankası'na ait 23/05/2019 tarihli ödeme belgesine göre de davacının bu bedelleri İhtirazı Kayıt açıklaması ile ödemiş olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi adına tarafların taşımadaki rollerinin açıklanması gerekmektedir. Dosyaya sunulan konşimentoların kayıtlarına göre davacının emtiların alıcısı olduğu, davalının Türkiye de yerleşik acente olarak "teslim için başvurulacak" kaydı ile taşımada rol aldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda; davalının gemi acentesi olduğu ve Charterer (kiracı) acentesi olarak atandığı açıklanmıştır. Bu hususta dosya kapsamında taraflar arasında uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Bu halde davalının hem gemi hem de yük ile ilgili hizmetleri birlikte yerine getirmesi gerektiği buna göre davalı acentenin, - Bulundukları limanda veya bölgede ilgili geminin limana girişinden önce boğaz trafik kontrollerine, liman başkanlıklarına, sahil sağlık, emniyet teşkilatı, gümrük birimlerine geminin özellikleri, yükü, yanaşacağı timan hakkında bilgi verme, - Geminin limana gelmesinden sanra sağlık belgesinin temini, - Türk Limanlarına gelen her türlü gemi ve deniz araçlarının yolcu, yük, bakım/onarım, sörvey, ikmal, personel değişikliğinin sağlanması, - Yükleme ve boşaltma için liman başkanlığına başvuruları yaparak, gerekli ücretleri yatırmak, - Kılavuz, römorkör talebinde bulunmak, - Geminin ihtiyacı olan yakıt, kumanya ve yağ ikmalinin sağlanması , -Yük ilgililerine gerekli bildirimlerde bulunarak boşaltma, istif, sayım kontrol, hizmetlerinde görev alacak kişileri temin etme ve hazır bulunmasını sağlamak, - Özel yetki verilmesi halinde “olaylar çizelgesi -statement of facts”, “zaman Çizelgesi -time sheet”, “konşimento- bili of lading” gibi belgelerin tanzim edilmesi, - Yükleme ve boşaltma faaliyetlerinin bitiminden sonra geminin liman çıkışında gerekli iznin alınması - 6102 sayılı yasanın 112 maddesi uyarınca, Müvekkiline ait bir paranın gönderilmesi veya teslim edilmesinin zamanında sağlanması hizmetlerini vermesi gerektiği bilirkişilerce açıklanmıştır. TTK 1203 maddesine göre "Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur." Davacı vekilince bu maddeden ve gerekçesinden yola çıkarak taşıtan olmayan gönderilen müvekkilinin 3. Kişi yararına sözleşme vasfını haiz olan navlun sözleşmesi ile borç altına sokulamayacağını savunmakta ve TTK 1196 maddesi gereğince taşıyanın navlun dışında bir istemde bulunamayacağını savunmaktadır. Dosyaya sunulan konşimento kayıtları incelendiğinde eşyaların parsiyel yük olarak taşındığı ve konşimentoda CFS/FO kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişiler tarafından yapılan açıklamalardan anlaşıldığı hali ile CFS bir teslim şekli olmayıp, Konteyner Yük İstasyonunun kısaltmasıdır. Buna göre konşimentoda bulunan CFS/FO kaydından, taşıyanın taşımaya ilişkin sorumluluğunun konteyner sahasında başladığı ve varma limanında gemi üzerinde son bulduğu ve gemiden tahliye masraflarının gönderilene ait olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada ise gemilerin limanlarda çok hızlı bir şekilde tahliye ve yükleme operasyonların tamamlaması gerektiğinden bahisle ve gönderilenlerin kendi konteynerlerini kendi ayarlayacakları kreyn ve çalışanları ile gemiden fiilen tahliye ederek teslim alma imkanları da bulunmadığından, konşimento kayıtlarına bakılmaksızın bu hizmetin liman kreynleri tarafından verildiği ve bu hizmetlere ilişkin ücretlerin acentelerden tahsil edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bunun gerekçesinin ise liman terminallerinin tahliye sırasında konteyner içerisindeki yüklerin kimler tarafından alınacağının bilinmemesi ve takip edilecek kişilerin belirsiz olması şeklinde açıklanmıştır. Buna göre dosya kapsamında uyuşmazlığın esasen uygulama karşısında TTK hükümlerinin tüm deniz taşıma operasyonlarına ilişkin süreçlere dair ayıntılı düzenleme içermemesinden kaynaklandığı mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamda acenteler tarafından verilen hizmetlerin tek tek değerlendirilerek , alıcılardan talep edilebilecek ve edilemeyecek masraf kalemlerinin açıklanması gerekmektedir. Terminal Ücreti (Terminal Handling ...) bakımından yapılan değerlendirmede; bu masraf kaleminin 1990 yılında taşıyıcı konfederasyonları tarafından alınan bir karar ile navlun içerisinden çıkarılarak ayrı bir kalem olarak alıcılardan masraf olarak tahsil edilmeye başlandığı bilirkişiler tarafından açıklanmıştır. Terminal hizmeti, eşyanın geldiği limanda tahliye, iç boşaltma, giriş, çıkış işlemleri, bir yerden bir yere nakli, elleçleme gibi hizmet kalemi olarak tanımlanmakta olup, bu gibi hizmetler de eşyanın geldiği liman işletmesi tarafından verilmektedir. Liman işletmesinden bu hizmetin davalı yanca devralınıp alınmadığı belli olmamakla birlikte acente sıfatı ile terminal hizmetine yük ilgilisi adına refakat etmenin mümkün olduğu bilirkişiler tarafından açıklanmıştır. Yukarıda açıklandığı hali ile, ilgili faaliyetlerin, ilgili kişi, kuruluş ve birimler nezdinde acente tarafından takip edilmesi, yerine getirilmesi, işin hızlandırılması, en kısa süre içinde ve salimen eşyanın tahliyesi ve yüklemenin sağlanması, evrak işlemlerinin yapılması, yükün teslim alınması ve teslim edilmesi, eşyadaki eksiklik veya fazlalıkların takibinin acentelik hizmetlerindendir. Dosya içeriğinde, davalının davaya konu konteyner için 1.350,00 USD deniz navlunu, 340,00 USD Free out ücreti, 24,00 USD Low Sulphur Charge bedelini fiili taşıyana ödediği; anlaşılmaktadır. Tacir olan davalının bu masraflara verdiği hizmet kapsamında, davacının eşyasını teslim alabilmesi adına katlandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda eşyaların teslimi için bu işlemlerin yapılmasının gerekliliği de bilirkişilerce ortaya konulmuş olup, bu işlemler için davacı tarafça Limana bir bedel ödendiği hususu dosya kapsamında, davacı yanca ortaya konulamamıştır. Eşyaların davacı tarafça teslim alındığı da sabit olduğundan, bu hizmetin davacı yanca alındığı kabulü karşısında ve davalı adına düzenlenen faturalar da dikkate alınarak ve davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. ... ... ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; konşimentolarda bulunan CFS/FO teslim kaydı ve TTK'nun 1167. maddesi uyarınca, dava konusu taşıma ile ilgili olarak davalının konteynerin gemiden tahliye bedelini davacıdan talep edebilmesi için bedeli liman işletmesine ödediğini belgelemesi gerekmektedir. Aksi halde, tahliye ücreti talep edilmesi bilirkişilerce uygun görülmemiştir. Dosyaya davalı yanca bu bedelin ödendiğine dair herhangi bir delil sunulmadığından bu bedelin davacı tarafa iadesinin gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. Customs Entry Fee /- Geçici kabul ücreti bakımından yapılan değerlendirmede, gümrük işlemleri bakımından harcanan emek ve mesai karşılığından eşya sahiplerinden Davalı acentenin "geçici kabul ücreti” adı altında makul nitelikte olan ücret talep edebileceği bilirkişilerce açıklandığından davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Dokümantasyon ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; konteyner taşımalarında gönderilenlerin taşıma tamamlanır tamamlanmaz, yani gemi rıhtıma yanaşır yanaşmaz yükü fiilen teslim almaları TTK 1176 maddesi gereğidir. Doğru konteynerin doğru şahsa teslim edilebilmesi için binlerce konteyner arasında duran gönderilene ait konteynerin ayrıştırılması ve gönderilen ile eşleştirilmesi gerektiği bilirkişilerce açıklanmıştır. Bu sebeple gönderilen, gümrük idaresinden alacağı izin dışında, liman işletmesine ibraz edilmek üzere bir teslim talimatı da elde etmek zorundadır. Böylece, sadece gümrük idaresinden sadır olmuş olan serbestlik belgesi ile yetinemeyecek olan liman işletmesinin, yükleri doğru şahsa teslim etmesi de sağlanmış olacak ve taşıyana karşı sorumluluğunun doğmasının engelleneceği de yine bilirkişilerce belirtilmiştir. Bu şekilde liman işletmesine hitaben hazırlanmış ve teslim edilecek yükün limanda bekleyen diğer yüklerden ayrıştırılmasını ve doğru gönderilene teslim edilmesini sağlayan talimatın hazırlanması işlemi, yukarıda da açıkladığımı üzere navlun kapsamı dışında yük ilgilisi adına davalı acente tarafından verilen bir ek hizmettir. Bu noktada, talep edilen dokümantasyonu ücretini içeriği dosya kapsamında açık net ve açık olmamakla birlikte, bu hizmet bedeli bilirkişilerce bir nevi kırtasiye gideri olarak tanımlanmıştır. Davaya konu taşıma gemi rıhtıma varır varmaz sona erdiğinden, bu aşamadan sonra yapıları tüm hizmetler ve masraflara emtiayı teslim aldığı dosya kapsamında sabit olan davacının katlanması gerektiği kabul olunmuştur. Zira verilen hizmet davacı gönderilen lehine bir hizmettir. Bu hizmet için, davalının personel, ofis, kağıt, elektrik, zaman ve ekipman (bilgisayar, internet vs) kullandığı düşünüldüğünde, davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Devanning ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; bu hizmetin konteynerin içinin boşaltılmasına ilişkin olduğu bilirkişiler tarafından açıklanmıştır. Konişmentodaki CFS/FO kaydı dikkate alındığında, dikkate alındığında konteyner içinin boşaltılması hizmeti bakımından davalının makul bir ücreti davacıdan talep edebileceği bilirkişilerce açıklanmışttır. Her ne kadar bilirkişiler tarafından davalı yanca tahsil edilen bedelin fahiş olduğu ve yaklaşık 30,00 USD nin makul olacağı belirtilmişse de bu husustaki görüşün dayanaklarının raporda denetime elverir şekilde açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı talebinin bu bedeller bakımından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin olduğu, bedellerin fahiş olduğuna dair bir iddiasının bulunmadığı, makul bedelin belirlenmesinin talep edilmediği dikkate alındığından taleple bağlılık gereği bilirkişilerin makul ücret tespitleri mahkemece dikkate alınmamıştır. Bu ad altında davacıdan tahsil edilen bedelin davalı yanca tahsil edilebileceği bilirkişilerce açıklanmış olduğundan, davalının TTK 20. maddesi gereği bu iş ve işlem için de bir ücret istemesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, davacının bu bedelin iadesini isteyemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Terminal ... ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; bilirkişilerce dava dışı taşıyan tarafından davalıya tüm konteyner için 340,00 USD fatura edildiği belirtilmiş olup davalının, davacı adına Terminal ... ve Terminal Handling Charge adı altında birden fazla fatura düzenlediğine işaret edilmiştir. Bilirkişilerce yapılan değerlendirmede davalının farklı adar altında aynı hizmetler için ücret talep ettiği belirtilerek esasen bu ad altında verilen hizmetin Terminal Handling ... adı altında yapılan açıklamalardan farklı bir hizmeti kapsamadığı açıklanmıştır. Ayrıca davacı vekilince dava dilekçesi ekinde sunulan Mardaş Depo tarafından davacı adına düzenlenen faturalara göre bu ad altında talep edilen bedellerin davacı yanca ödenmiş olduğuna da dikkat çekilmiştir. Bu nedenle davalı tarafça bu ad altında Terminal Handling ... kapsamı dışında hangi hizmetin davacıya sunulduğu dosya kapsamında davalı yanca ortaya konulamadığından bu bedelin davacı tarafa iadesinin gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. ... Ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; 111 USD lik uyarlama ücretinin , davalının faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı bilirkişilerce açıklanarak olup buna ilişkin ne tür bir faaliyet gösterildiği veya bir uyarlama yapıldığının ancak ispatlanması şartıyla davacıdan tahsilinin talep edilebileceği belirtildiğinden bu bedelin davacı tarafa iadesinin gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. B/L security fee ücreti bakımından yapılan değerlendirmede; 30 USDlik ücretinin, Davalının faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesinin mürmkün olmadığı davalının bilirkişilerce açıklanarak olup buna ilişkin ne tür bir faaliyet gösterildiği veya bir uyarlama yapıldığının ancak ispatlanması şartıyla davacıdan tahsilinin talep edilebileceği belirtildiğinden bu bedelin davacı tarafa iadesinin gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince dosyaya ibraz edilen İdari Yargı kararları doğrultusunda ordino ücretinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği savunulmaktaysa da; sunulan karar incelendiğinde kararın spesifik olarak ordino ücretinin tahsilini engeller nitelikte olmadığı, bu hususta davalı bulunan idarenin, eşyanın teslimi sırasında ibraz edilmesi gereken belgelerin belirlenmesi konusunda yetkisi bulunmadığından bahsedilerek yetki alanı dışında düzenleme yapılması nedeni ile tavan ücret belirlenmesine ilişkin genelgenin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara dayanarak davalının davaya konu ücretleri tahsil hakkının bulunmadığı sonucuna varılması mahkemece hukuken mümkün görülmemiştir. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunmakla birlikte, ilk raporu düzenleyen heyette sektör ve taşıma uzmanının bulunmadığı, alacağa konu hizmetlerin denetime elverir şekilde tek tek açıklanmadığı dikkate alındığından, ilk rapor hükme esas alınmamış ve ilk düzenlenen raporda bilirkişi uzmanlık alanı dışında yapılan yorumlar nedeni ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi adına yeni rapor alınması yoluna gidilmemiştir. Açıklanan nedenlerle ... ... adı altında davacıdan tahsil edildiği anlaşılan toplam 134,00 USD , Terminal ... adı altında davacıdan tahsil edildiği anlaşılan 279,72 USD, B/L security fee ücreti adı altında davacıdan tahsil edildiği anlaşılan 33,00 USD ile ... ... ... Ücreti adı altında davacıdan tahsil edildiği anlaşılan 111,00 USD olmak üzere toplam 557,72 USD nin davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda mahkemece resen yapılan hesaplama neticesinde İhtirazi kayıtla yapılan ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar olan sürede 557,72 USD alacak bakımından 3,36 USD işlemiş faiz hesap edilmiştir. Dosyaya sunulan son tarihli bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da kısmen hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne ve bu bedel bakımından da alacak İİK 67 maddesi gereğince likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile ....İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 557,72 USD asıl alacak ile 3,36 USD işlemiş faiz bakımından DEVAMINA, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca USD faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Takdiren asıl alacağa %20 oranı üzerinden hesap edilen 667,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 2-Karar harcı olan 223,24 TL'den peşin alınan 115,02 TL'nin mahsubu ile bakiye 108,22 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacının peşin olarak yatırdığı 115,02 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı yargı gider toplamı olan 3.581,90 TL'nin ( 44,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL posta gideri ve 3,450,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.762,47 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı için takdir edilen 3.268,06 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı vekili için takdir edilen 3.373,65 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 649,50 TL sinin davalıdan, 670,50 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine Dair,Taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2022 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/6, K. 2022/308, T. 24.05.2022, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-6-e-2022-308-k-1676ca065f6d