İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/256 E. 2024/5 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/256
- Karar No
- 2024/5
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/256 Esas KARAR NO : 2024/5 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/12/2018 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 29.09.2013 tarihinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Yolu ... istikametini seyredip ... girişine geldiğinde U dönüşü yapmak için yavaşlayıp sola dönmeye başladığında (nizamiyeden kara görüntülerinin izlenmesi üzerine) aracının arka sol kısmına aynı istikametten gelen ... idaresindeki ... plakalı motosikletinin ön kısmı ile çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğiri, Bu kazanın oluşumunda ...'ın tam kusurlu olduğunu, müvekkil ...'ın meydana gelen kazanın oluşumunda kusuru olmadığını, ... plakalı araç Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini tanzim eden davalı ... Sigorta A.S olup poliçe No'su ... olduğunu, kazanın meydana gelmesine neden olan ... Sigorta'nın "Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası" ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın maliki ve sürücüsü ...'ın olduğunu, davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğü Konya'da bulunduğundan davayı Konya'da ikame ettiklerini, dava konusu kaza ile ilgili ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü kusurlu olduğundan yasalar gereği işleten ve sürücünün kusuruna müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalı sigorta şirketinin müvekkil ...'ın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tamamından sorumluluğunun bulunduğunu, ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğinden alınan ... tarihli Adli Tıp Raporuna göre müvekkil ...'ın kalıcı sakatlık oranı %13,2 (Sürekli İş Göremezlik), geçici iş göremezlik süresi 9 ay olduğuna dair raporun tanzim edildiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, şirketin 69.708 TL ödeme yaptığını, bu ödeme yetersiz olduğundan davalı şirkete ikinci kez (25.10.2018 ) başvuru yapıldığını, olumlu bir yanıt alınamadığından işbu davayı açmanın gerektiğini, davacının kazadan önce ... adlı firmada çalışmakta olduğunu, alanında Türkiye'de hatta dünyada sayılı ustalardan biri olduğunu, davacının kazadan önce gelirinin yüksek olduğunu, kazadan sonra unutkanlığın oluştuğunu, elini kullanamaz hale geldiğini, dava konusu kaza nedeni ile tüm vücut daimi fonksiyon kaybının mevcut olduğunu, kalıcı maluliyeti olduğunu, psikolojik tedavi gördüğünü, sakatlığı nedeni ile davacının bakıcı hizmeti aldığını, faturalandıramadığı; SGK tarafından ödenmeyen zorunlu tedavi giderlerinin olduğunu, hastanelerde tedavisi ile ilgili özel harcamalar yapmak zorunda kaldığını, davacı için 1.000 TL daimi tüm vücut fonksiyon kaybı nedeni ile müstakbel gelir kaybı- geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve bakıcı ve belgelendirilemeyen SGK tarafından ödenmeyen zorunlu tedavi giderlerinin dosyaya celbedilen fatura bedellerinin olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline 200.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi talep ettiğini, Taleplerinin B.A.D. olarak değerlendirilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalılardan ... vekilinin cevap dilekçesi özetle; yetki yönünden davalının adresi ... olup davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesin'de açılması gerektiğini yetki itirazında bulunduğunu, davacının daha önce ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ... Karar sayılı dosyası ile aynı davayı açtığını, HMK 150 (açılmamış sayılmasına) karar verildiğini ve kesinleştiğini, davanın reddinin gerektiği, davanın zamanaşımına uğradığını, trafik kazasının meydana gelmesine davacının iddia ettiği gibi davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, davalının ... yolunda ilerlerken davacının yarış motorsikleti ile aşırı hız yapmasından kaynaklandığını,kaza sonrası müvekkilinin aracının pert olduğunu, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü, müvekkilinin asli kusurlu olduğu yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, davaya konu kazanın asıl sebebinin davacının aşırı hızlı olması olduğunu, kazanın davacının trafik kurallarını hiçe saymasından kaynaklandığını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat oranı fahiş olduğunu, davalının emekli olup başkaca herhangi bir geliri olmadığını, araçta kazadan sonra pert olduğunu, kazanın meydana gelişine bakıldığında davacı yan herhangi bir aracı geçme niyeti ve bir yere dönmemesine rağmen sol şeriti adeta işgal etmiş vaziyette seyir halinde olduğunu hız limitlerinin üzerinde ve sol şeritte yoluna devam eden davacı yan trafik güvenliği ile birlikte kendi can güvenliğini de tehlikeye soktuğunu, önündeki araç ile takip mesafesi bırakmayıp yoluna devam ettiğinden fren tedbiri dahi sigortalımız araç sürücüsüne çarpmasına engel olamadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, sigortalı aracın kusur oranının tespiti için dosyanın varsa savcılık/ceza dosyası evraklarının da temini ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, davacı yan kask ve koruyucu kıyafet giymeden motosiklet kullandığı için meydana gelen zararda müterafik kusurlu olduğunu, yaralanmanın meydana geldiği vücut bölgesine dikkat edildiğinde davacı tarafın kaza anında koruyucu kıyafet giymediğinin anlaşıldığını, zira koruyucu kıyafetler muhtelif eklem yerlerinde bulunduğundan eğer kask ve koruyucu kıyafet ekipmanları kullanılmış olsaydı söz konusu kaza sonrası maluliyete mahal olmayacak ya da çok daha küçük bir sıyrıkla davaya konu kaza atlatılacağını, taraflarınca 6100 sayılı HMK md. 190/2 uyarınca karineye dayanılması ve maluliyet raporunda davacının yaralandığı bölgeler yani maddi vakıalar açıkça ortaya konduğunu, bu nedenle ispat yükü ters çevrilmiş olup eğer davacı yan kaza esnasında kask ve koruyucu kıyafet tedbirini aldığını iddia ediyorsa bunu ispatla mükellef hale geldiğini, eğer davacı taraf kazanında en azından koruyucu kıyafet giyiyor olsa idi belki de birkaç kırıkla kazayı atlatabileceğini, ancak davacı taraf hiçbir koruyucu güvenlik önlemini almayarak trafikte seyrettiği için asli ve tam kusurlu olup, davacıya konu kazanın meydana gelmesinde ve yaralanmasının derecesini kendi kusuruyla artmasında ağır kusurlu olduğu için TBK m.52’de davacı lehine hesaplanacak tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, davacı gibi, kendi can ve mal güvenliğini tehlikeye atarak bazı sonuçların meydana gelmesine sebep olan kişilerin kusuru tayin edilirken, karşı tarafa da bu gibi durumlarda kusur izafe edilmesi ve bu kusur oranının olması gerekenden daha fazla olması, temel sorumluluk hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... Sigorta vekilinin cevap dilekçesi özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı araç, müvekkil şirkete, 26.04.2013-26.04.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, kaza sonucu yaralanma söz konusu olduğu takdirde sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında geçici/kalıcı maluliyet tazminatı ödeyebileceğini sonuç olarak maddi tazminat için geçerli olan teminat herhalükârda verilecek bir teminat olmayıp yukarıda belirtilen incelemeler sonucunda ortaya çıkacak ve verilecek bir tazminat olduğunu bu poliçeden dolayı şirketlerine müracaat edilerek ihbarda bulunulduğu ve ... numaralı hasar dosyası açıldığını, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında yaralanan/malul kalanlara veya vekiline tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, ancak tazminatın ödenebilmesi için davacıların maluliyet oranı, çalışabilecek durumda olup olmadığı, bir maluliyet söz konusu ise bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi içinde zarar görenlerin bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, bu çerçevede aktüer hesabı yapıldığını ve 69.708,11 TL bedelin davacıya ödendiğini, davacı yan ile anlaşmaya varıldığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme de davacı yan tarafından hiçbir çekince ileri sürülmeksizin kabul edildiğini, huzurdaki davaya konu kaza nedeni ile davacı yana yapılan ödemeye rağmen davacı yanın, tekrar aynı trafik kazası nedenine dayanarak iş bu davayı açmakta iyi niyetli olmadığı, sebepsiz zenginleşme amacına yönelik olduğu açıkça orta olduğunu, bu nedenle davacının “maluliyet tazminatı”na ilişkin talebinin reddinin gerektiğini, ... numaralı poliçeden doğan sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, şirketleri tarafından 05.10.2018 tarihinde 69.708,11 TL ödendiğinden bakiye sorumluluğumuz 180.291,89 TL olduğu; kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı kask takmayıp, koruyucu kıyafet giymeden yolculuk yaptığından dolayı hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinde herhangi bir işte çalışmadığını, bu sebeple de tazminat hesabında asgari ücretin baz alındığını, mahkememiz aksi kanaatte ise tazminat hesabına esas alınacak ücret sunulan delillerden ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden tereddüde sebebiyet vermeyecek derecede açık ve net olarak tespit edilmiş olması gerektiğini, aksi halde ise; asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacı 20.12.2013 tarihli ifadesinde hastaneye gitmek istemediğini ifade ettiğini, daha sonra gitmiş olduğu hastanede tedavisi yapılıp şu an durumunun iyi olduğunu herhangi bir maluliyeti olmadığını ifade ettiğini, kalıcı maluliyeti bulunmayan bir kişinin geçici zararının olması hayatın olağan akışına ters olduğunu, geçici iş göremezliği bulunmadığından ötürü tazminat talebi hukuka aykırı olduğunu, geçici işgöremezlik tazminatı açısından SGK sorumlu olup müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu sona erdiğini, davacının geçici iş göremezlik talebinin reddinin gerektiğini, “kalıcı iş göremezlik” için yapılacak tazminat hesabının aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile yaptırılması gerektiğini, söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, bu nedenle müvekkil şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, 6098 sayılı TBK m.54'de düzenlenen bedensel zararların tazmini davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının davacının trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik,sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve zorunlu tedavi gideri kapsamında maddi tazminatının olup olmadığı, ayrıca manevi tazminat zararının olup olmadığı, varsa davalı taraflardan ne miktarlarda tahsil edileceği hususları olduğu anlaşılmıştır. ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında ... hakkında taksirle yaralama suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hakkında erteleme kararı verildiği anlaşılmıştır. ... ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli ... sayılı raporunda davalı ...'ın %65 oranında, davacı ...'ın ise %35 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. ... 3. ATM yazılan talimat doğrultusunda alınan ... tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'ın %65 oranında, davacı ...'ın ise %35 oranında kusurlu olduğu, davacının olay sırasında kask takmamış olması nedeniyle olay sonucunda yaralanması arasında illiyet bağı görüldüğü tespit edilmiştir. ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi'nce düzenlenen ... tarihli ... sayılı raporunda davacının kalıcı sakatlık oranının %41; mevcut arızasının iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı bu süre zarfında davacının gelir getiren herhangi bir işte çalışamayacağı, faturalandırılmayan tedavi masraflarının 5.000 TL olduğu (2.000 TL ulaşım gideri, 3.000 TL refakatçi gideri); mevcut arızasının iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı bu sürenin ilk 6 ayında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı; kaskın baş, yüz ve boyun yaralanmasında koruyucu etkisinin olduğu, şahsın kask kullanmamasının baş bölgesinde yaralanmasını artırmış olabileceği ancak diğer bölge yaralanmalarına etkisinin olmayacağı tespit edilmiştir. ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi'nce düzenlenen ... tarihli ... sayılı raporunda Çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre davacının kalıcı sakatlık oranının %43.2 tespit edildiği diğer hususların 04/11/2020 tarihli 33101875 sayılı raporunda yer alan şekilde aynı olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin ... 4. ATM...Esas sayılı dosyasında 11. Celsede alınan imzalı beyanında maddi tazminatından feragat ettiklerini karşı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan ettiği görülmüştür. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin her iki davacı yönünden maddi tazminat talepleri bakımından feragat dilekçesi sunduğu görülmüştür. HMK nun 307. maddesi; "(1)Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." hükmünü amirdir. HMK nun 309. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2)Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3)Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4)Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." hükmünü amirdir. HMK nun 310. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.(2)(Ek fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./29. md) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.(3)(Ek fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./29. md) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." hükmünü amirdir. HMK nun 311. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmünü amirdir. HMK nun 312. maddesi; "(1)Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2)Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmünü amirdir. Yukarıda belirtilen yasa hükümleri gereğince davacıların maddi tazminat yönünden davaların feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Manevi tazminat talepleri yönünden ise; Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü gereğince hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça belirtilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Zira kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK m. 4 hükmünde açıkça belirtilmiştir. Mahkememizce olayın oluş biçimi, tarafların sosyo-ekonomik durumları, davacının duyduğu elem, çektiği sıkıntı ve acılar ile davalı sürücünün kusurunun yoğunluğu, davacının alınan malüliyet raporları, paranın alım gücü nazara alınarak manevi tazminatın ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması amacı da olmadığı, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı, ancak davacının duyduğu acı ve elemi de bir nebze hafifletecek miktarda olması gerektiği için tamamen vicdani değerlendirme yapılarak; Davacının maddi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/09/2013 tarihinde işleyecek yasal faizi ile davalılardan ... 'dan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası ... Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... Esas ve ...sayılı ilamında özetle; ''Davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava konusu uyuşmazlık, davalılar aleyhine açılmış trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar, davalı ... tarafından istinaf edilmiş; süresinde sunulan dilekçe ile yetki itirazında bulunmuştur. Dava konusu uyuşmazlık trafik kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminata ilişkin olmakla, dava konusu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme veya mahkemelerin tespiti ile açılan davada davanın açıldığı yer mahkemesinin yetkili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nun 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir, (aynı yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar) Somut olayda yukarıda belirtilen yetki kuralları değerlendirildiğinde; öncelikle HMK'nun 6.maddesi gereğince dava dilekçesindeki adresler, tebligat mazbataları ve Uyap mernis kayıtları ile sabit olduğu üzere davalıların yerleşim yerinin ...’da bulunduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda davalı kurumun HMK'nun 6.maddesi anlamında yerleşim yerinin dava dilekçesinde de yazılı olduğu üzere dava açılan yer olmadığı açıktır. Diğer yetki kuralı ise: haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında, dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre trafik kazası İstanbul ilinde meydana gelmiş olup kazanın meydana geldiği yere göre yetkili yer kaza yeri mahkemesidir. Yine, dava tarihindeki Uyap mernis adresine ve dava dilekçesine göre davacının yerleşim yerinin ise ..., ... İlçesidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve somut durumlara göre; davaya bakan mahkeme yukarıda anlatılan hiçbir yetki durumuna göre davaya bakmaya yetkili olmayıp bu durumda seçim hakkının geçtiği ve süresinde yetki itirazında bulunan davalının seçimine göre davaya bakmaya yetkili mahkemenin, davalının ikametgahı olan ... adresine göre İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi yerine davanın esasına girilerek karar verilmesinde isabet bulunmadığından, davalı ... vekilinin istinafının kabulü ile kararın kaldırılarak gönderilmesi gerekmiştir.'' şeklinde hüküm kurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 24/01/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi gönderilmekle ve dava dosyası mahkemenin ... Esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih ve ... Esas... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; ...Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 24/01/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin 2018/47 Esas 2022/344 Karar sayılı kararı kaldırılarak davalının ikametgahı olan ... adresine göre İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi yerine davanın esasına girilerek karar verilmesinde isabet bulunmadığından, davalı ... vekilinin istinafının kabulü ile kararın kaldırılarak mahkememize gönderilmekle dava dosyası mahkememizin 2023/57 Esas sırasına kaydedilmiştir. HMK nun ilk itirazlar-ileri sürülmesi ve incelenmesi başlıklı 117. maddesi; "(1)İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2)İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3)İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır." hükmünü amirdir. Yine HMK 19 . Maddesi "1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. hükmünü amirdir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2022/2264 Esas 2023/85 Karar sayılı ilamı ile YETKİSİZLİK Kararı verilmesi yerine davanın esasına girilerek karar verilmesi isibetli bulunmadığından KESİN olmak üzere karar verildiğinden, mahkememize yeniden duruşma günü açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile; Mahkememiz yetkisiz olup davaya bakmaya İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakmakta yetkili olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının yetki yönünden usulden reddi ile mahkememizin yetkisizliğine, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin'' şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı yetkisizlik kararıyla mahkememize tevzi edilen dava dosyası mahkememiz işbu dosya numarasını almıştır. Mahkememizce davacı... ve davalı ... hakkında sosyo ekonomik durum araştırılması yapıldığı görülmüştür. Davacı vekilinin 04/01/2024 tarihli beyan dilekçesi ile feragat beyanını yinelediği; davalı sigorta şirketi vekilinin 09/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin ... 4. ATM ...Esas sayılı dosyasında 11. Celsede alınan imzalı beyanında ve mahkememizde alınan beyanında, sunduğu beyan dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönünden maddi tazminat davasından feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. HMK nun 307. maddesi; "(1)Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." hükmünü amirdir. HMK nun 309. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2)Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3)Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4)Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." hükmünü amirdir. HMK nun 310. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.(2)(Ek fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./29. md) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.(3)(Ek fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./29. md) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." hükmünü amirdir. HMK nun 311. maddesi; "(1)Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmünü amirdir. HMK nun 312. maddesi; "(1)Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2)Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmünü amirdir. Davalı sigorta şirketi 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesi gereğince işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, işleten hakkında davadan feragat edilmemiş olsa dahi, sigorta şirketi yönünden yapılacak feragat, işletene de sirayet edeceğinden davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise TBK 56. maddesi hükmüne göre "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü gereğince hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Mahkememizce tüm bu hususlar dikkate alındığında, manevi tazminat talebi yönünden, kazanın meydana geldiği tarih, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, davacı ...'ın kaza öncesi lüks araç tamiri işinde çalıştığı; kalıcı maluliyet oranının yüksek olması, meydana gelen kazada kusurunun daha az olması hususları dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın 29/09/2013 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın 29/09/2013 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.123,25 TL karar harcının, peşin yatırılan 686,52 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 4.436,73 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarın üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat nedeniyle; 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat nedeniyle; 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 2.618,71 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 977,13 TL yargılama giderinin ve 686,52 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı toplamı 1.699,55 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 492,53 TL'nin davalı ...'dan, 827,42 TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 9-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/01/2024 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır Harç / Masraf Dökümü Peşin Harç : 686,52 TL Karar Harcı : 5.123,25 TL Noksan Harç : 4.436,73 TL Davacı Gider Avansı Yatırılan Avans : 5.311,04 TL Davalı Gider Avansı Yatırılan Avans : 27,75 TL Yargılama Gideri Detayları Bilirkişi Ücreti/Posta Giderleri : 2.618,71 TL