İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/78 E. 2026/377 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/78
- Karar No
- 2026/377
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Karar Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2026/78 Esas KARAR NO : 2026/377
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : 29/01/2026
KARAR TARİHİ : 12/05/2026 YAZIM TARİHİ : 13/05/2026 Mahkememizde açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili ; Taraflar arasında ticari ilişki nedeni ile davalı dernek için matbaa basım işlemleri yapıldığını, ödenmeyen alacaklarının tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğunu belirtip, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı yetkilisi ; İcra takibine konu borcun ödendiğini belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : -.... dosyası, -Basım Yapılan Evrak Örnekleri, -Teslim Bilgileri DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile oluştuğu ileri sürülen davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının tacir olup olmadığı konusunda ilgili yerlere yazılan yazı cevapları ile davalı derneğin "Kamu Yararına Çalışan Derneklerden" olup olmadığı hususunda .... yazılan yazı cevabı dosya kapsamına gelmiştir. .... davalı adına kayıtlı ticari işletme olup olmadığı hususunda yazılan yazı cevabında sicil kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Davanın ticaret mahkemelerinin görev alanında olduğunun kabulü için davanın mutlak yada nispi ticari dava niteliğinde olması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde NİSBİ ve MUTLAK TİCARİ DAVALAR tanımlanmış olup, davanın her iki tarafının TACİR OLDUĞU VE HER İKİ TARAFIN TİCARİ İŞLETMESİYLE İLGİLİ hususlardan doğan hukuk davaları NİSBİ TİCARİ DAVA olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise MUTLAK TİCARİ DAVA olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğer taraf için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari dava haline getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir. Davadaki talep borçlar yasasında düzenlenen alım satım ilişkisinden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık Türk Ticaret Yasasında düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi, uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemede ticaret mahkemelerinin açıkça görevli oldukları belirtilmediği için uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın nispi ticari dava olabilmesi için, davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda davacının tacir olduğu tartışmasız olup, davalı yönünden yapılan araştırma sonucu davalının dernek olduğu, bu nedenle tacir sayılamayacağı, davalının ticari işletme işlettiği ve alacağın bu ticari işletmeden kaynaklandığı iddia ve ispat edilemediği için davanın nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, bu hali ile ticaret mahkemeleri görevli olmayıp, uyuşmazlık için genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI EKSİKLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, .... Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduklarının KABULÜNE, 2-) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-) (a) HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, (b) Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde HMK'nin 20/1-son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve yargılama giderlerinin verilecek ek kararda hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/05/2026
Katip ... Hakim ... e - imzalıdır e - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.