İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/71 E. 2026/93 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/71
- Karar No
- 2026/93
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/71 Esas KARAR NO : 2026/93 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 28/01/2026 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, uzun yıllardır İstanbul vd. illerde modern mühendislik çözümleri ile güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir yapılar inşa etmek için inşaat işleri ile iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki takibe konu ilişki takibin dayanağı faturadan da anlaşılacağı üzere faturaya konu 7 no'lu bağımsız bölüm inşaat işine ilişkin olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket üzerine düşen edimlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini ve söz konusu ticari ilişki gereği ticari defterlerine yapılması gereken kayıtları eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalının borcunu ifa etmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, bunun üzerine davalı borçlu borcunu ödemek yerine müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmek amacıyla anılan takibe karşı itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenle müvekkili şirket tarafından dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve davalı borçlu ile arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirildiğini, ancak bu görüşmelerin "anlaşamama" şeklinde sonuçlanması üzerine huzurdaki davayı açma gereği hasıl olduğunu ve söz konusu itirazın iptali ile takibin devamını talep etme gereği hasıl olduğunu, neticede davanın kabulüne, Büyükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan tüm itirazların iptali ile takibin HMK m. 109 uyarınca kısmi dava olmak üzere ve hesaplandığında artırılmak kaydı ile sadece asıl alacak için şimdilik 525.000,00TL üzerinden aynen devamına, davalı borçlu aleyhine -%20'den az olmamak üzere- %80 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne ve Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü. Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında 07/01/2026 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 525.000,00-TL 02/09/2024 düzenleme tarihli fatura alacağına yıllık reeskont faiz, 257.566,44-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 782.566,44-TL toplam alacak yönünden 22/10/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 10/12/2025 tarihinde Takibe, ödeme emrine, borca, borcun ferilerine ve faize açıkça itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu 02/09/2024 tarihli fatura nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğünün 05/02/2026 tarihli yazı cevabından; davalı ...'ın herhangi bir ticari mükellefiyetinin bulunmadığı, Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabından davalının herhangi bir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. HMK 138 maddesi uyarınca mahkemenin öncelikle dava şartları hakkında dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi karşısında davanın dosya üzerinden ,dava dilekçesi tebliğ edilmeden görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün olup, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde değildir. (YHGK 11/04/2019 tarihve E:2017/15-2141-K:2019/442) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. 2026 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan Nakdi limitlerin yarısı ( Fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 2.500.000,00- TL, Mal Satış Tutarı: (3.500.000,00-TL ),( Fıkra 3 - Satış Tutarı: 2.500.000,00-TL ) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır ( Gayri Safi İş Hasılatı : 1.200.000,00-TL ) şeklinde belirlenmiştir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Dava taraflar arasında takibe konu inşaat işine yönelik faturanın tahsili nedeni ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise her ne kadar davacı tüzel kişi tacir ise de, davalı bakımından tacir araştırması yapılmış olup davalının tacir olmadığı Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğünün 05/02/2026 tarihli yazı cevabından; davalı Mohamed Elvakıl'ın herhangi bir ticari mükellefiyetinin bulunmadığı, Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabından davalının herhangi bir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının tacir olmaması nedeni ile dava nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2- Taraflardan birinin, 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince, -Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, -Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, -Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına, 5-Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 05/02/2026
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı