İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/522 E. 2026/428 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/522
Karar No
2026/428
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/522 Esas KARAR NO :2026/428

DAVA:3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit DAVA TARİHİ:23/06/2026 KARAR TARİHİ:24/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu ... Limited Şirketi aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takip kapsamında müvekkili şirkete gönderilen birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerine idari yoğunluk ve sehven yapılan usuli ihmaller nedeniyle yasal süresi içerisinde itiraz edilememesi üzerine müvekkilinin borçlu sayıldığını ve malvarlığına haciz konulduğunu, ancak haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği tarihler itibarıyla müvekkili şirket ile dava dışı takip borçlusu arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi ile ticari defter ve kayıtlara göre haczedilebilir muaccel veya müstakbel bir alacağın bulunmadığını, müvekkilinin borçluya yalnızca teslim edilen ürünlere ilişkin gecikmeli düzenlenen 18.05.2026 tarihli 12.605,81 TL tutarlı fatura nedeniyle borçlu olup bu miktarı icra dosyasına ödemeye hazır olduğunu, buna karşın alacaklı vekilinin hukuka aykırı şekilde talebini artırarak müvekkilini dosya kapak hesabı olan 853.748,39 TL’den sorumlu tutmaya çalıştığını ve banka hacizlerinde bu fahiş tutar üzerinden işlem yapıldığını, üçüncü şahsın sorumluluğunun kendisine usulüne uygun tebliğ edilen ihbarnamelerdeki miktarın 309.200,13 TL ile sınırlı olması gerektiğini, haksız hacizlerin müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğrattığını iddia ederek; sunulacak teminat karşılığında icra veznesine girecek paraların davalıya ödenmemesi ve tüm hacizlerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İİK'nın 89/3. maddesi uyarınca müvekkili şirketin icra dosyasında borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi uyarınca, üçüncü şahıs konumundaki davacı tarafından, takip alacaklısına karşı açılan borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Davacı vekili, müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerine idari yoğunluk ve sehven yapılan usuli ihmaller nedeniyle yasal süresi içerisinde itiraz edilemediğini, ancak haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği tarihler itibarıyla müvekkili şirket ile dava dışı takip borçlusu arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi ile ticari defter ve kayıtlara göre haczedilebilir muaccel veya müstakbel bir alacağın bulunmadığını, müvekkilinin borçluya yalnızca teslim edilen ürünlere ilişkin düzenlenen 12.605,81 TL tutarlı fatura nedeniyle borçlu olup bu miktarı ödemeye hazır olduğunu, buna karşın davalının hukuka aykırı şekilde talebini artırarak fahiş tutar olan 853.748,39 TL üzerinden banka hacizleri uygulattığını belirterek, müvekkili şirketin davalıya ve dava dışı borçlu şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Dava, İİK 89/3. maddesi gereği davacı şirkete gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı BAM Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin içtihadında, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında, görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına karar verilmiş ve kararlar arasındaki farklılık bu şekilde giderilmiştir. Bu nedenle İİK 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davalarında, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının, görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmaması ve görevli mahkemenin, davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle, davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2024/442 E. 2024/1834 K. Sayılı ilamı) Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/06/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/522, K. 2026/428, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-522-e-2026-428-k-6248d259f52a