İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/336 E. 2026/426 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/336
Karar No
2026/426
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/336 Esas KARAR NO : 2026/426

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2026 KARAR TARİHİ : 23/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili tarafından sunulan 22/04/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 08.01.2026 tarihinde akdedilen "Karşılıklı İbra ve Sulh Protokolü" ile aynı tarihli "Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü" uyarınca, "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 194 ada 2 parselde" kain taşınmaz davalı tarafa fiilen teslim edildiğini, taşınmazın zilyetliğinin devredildiğini, davalı taraf taşınmazı ve demirbaşları bizzat görerek, inceleyerek ve mevcut haliyle kabul ettiğini, birbirlerini gayrikabili rücu şekilde ibra ettiklerini, 4.000.000,00 TL tutarın, müvekkilinin taşınmazdaki fiili kullanımına ilişkin kullanım bedeli olarak kabul edildiğini, 28.02.2026 keşide tarihli iki adet toplam 10.000.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafça iade edilmeyip piyasada kullanıldığı, söz konusu çek bedelinden fiili kullanım bedeli olan 4.000.000,00 TL’nin mahsubu sonrası arta kalan 6.000.000,00 TL’nin ise herhangi bir şarta bağlı olmaksızın ve kesin vade belirlenmek suretiyle 26.02.2026 tarihinde müvekkili şirkete ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın, muaccel hale gelen 6.000.000,00 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, piyasa borçlarını mecburen müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığını, borçlu aleyhinde ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerden dolayı; davanın kabulüne, .... İcra Dairesi’nin 2026/... E. sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, davalının, açık, kesin ve muaccel nitelikteki borca haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz etmiş olması nedeniyle İİK. uyarınca %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, dava konusu alacağın tahsilinin teminat altına alınması amacıyla, ihtalafa neden olan davalı adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 194 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerine, üçüncü kişilere devrini önleyici mahiyette dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 02/06/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Müvekkili ile davacı arasında, işbu davaya konu otel nitelikli taşınmazın teslimine dair protokol akdedildiğini, müvekkili tarafından teslim alınan taşınmazın kontrolleri sonrasında davaya konu taşınmazın kullanıma hazır olmadığının görüldüğünü, teslim esnasında da var olan bir kısım ayıpların giderilmediğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamesi ile akdedilmiş olan İbra ve Sulh Protokolü ile aynı tarihli Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü uyarınca ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 194 Ada, 2 Parselde kain taşınmaza ilişkin tüm ihtilafların sulh ile giderildiği ve taşınmazın fiili kullanımının Müvekkilinde olduğu ancak 26.02.2026 tarihinde ödenmesi gereken 6.000.000 TL bedelli ödemenin gerçekleştirilmediğini ileri sürdüğünü, karşı ihtarname olarak ayıplı teslim masrafları olduğu, bu masrafların yaklaşık tutarının 9.868.000,00 TL olarak hesaplandığı ve bu ayıpların giderilmesi akabinde eğer ki 6.000.000 TL'den daha az masraf yapılmış olursa kalan bedelin ödeneceği bildirildiğini, ayıpların giderilme maliyeti ve süresinin tespiti için istemde bulunulduğunu, alınan bilirkişi raporuna göre keşif gününe kadar faturalı olacak şekilde 403.195,57 TL tadilat gideri yapıldığını ve kalan ayıpların onarımı için de 1.312.400,00 TL daha masraf yapılması gerektiği öngörüldüğünü, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ödemenin yapılmamasının sebebinin teslim edilen taşınmazda bulunan ayıpların giderimi için yapılması gereken masraflar olduğunu, müvekkilinin tacir olmadığını, bu nedenlerden dolayı; davanın öncelikle görevsizlik nedeni ile usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER : .... İcra Dairesi’nin 2026/... E. sayılı dosyası, 08.01.2026 tarihli Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü, .... Noterliği’nin 03.03.2026 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 24.03.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... D. İş sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası, Demirbaş Listesi, Protokolde yer alan 28.02.2026 keşide tarihli, toplam 10.000.000,00 TL bedelli iki adet çeke ilişkin görüntü ve ödeme dekontları,, Vergi Dairesi kayıtları, Ticaret sicil kayıtları, Tapu kaydı, , Dava şartı arabuluculuk son tutanağı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolünden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça dava konusu olan icra takibine dayanak taraflar arasındaki 08.01.2026 tarihli Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolünden dolayı davalıdan alacaklı olduğu, bu nedenle başlattıkları icra takibine karşı borçlu davalı tarafından takibe karşı yapılan itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir,. Davalı tarafça tacir olmadığından dolayı davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik itirazında bulunularak müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ödemenin yapılmamasının sebebinin teslim edilen taşınmazda bulunan ayıpların giderimi için yapılması gereken masraflar olduğundan davacıya borçlu olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Somut olayda, eldeki davanın taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolünden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davalardan olduğu anlaşılmış olup, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Davalı tarafın celp edilen vergi kayıtlarına ve Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabına göre tacir olmadığı, davanın nisbi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 30/04/2026 tarihli cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının mahkememize bildirildiği ve ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının 06/07/2002-31/12/2007 tarihleri arasında ve 06/01/2011-05/05/2013 tarihleri arasında faaliyet gösterdiğini, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve yazıları itibari ile faal olmadığı, davalının ortağı olduğu şirketler bulunsa da dava konusu ihtilafın davalın ortağı olduğu şirketlerle ilgisi olmayıp ihtilafın davalının gerçek kişi sıfatıyla yaptığı faaliyetten kaynaklandığı bu nedenle dava konusu ihtilaf yönünden davalının tacir olmadığı, ayrıca eldeki dava konusu olan icra takibinin taraflar arasındaki sulh ve protokolünden kaynaklı alacağa dayandırıldığı, taraflar arasında kambiyo ilişkisi bulunsa da ihtilafın kambiyo senedinden değil sulh ve ibra protokolünden kaynaklandığı, kambiyo hukuku yönünden incelenmesi gereken husus bulunmadığı bu nedenle eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığından davanın ticari dava olarak kabulü ve davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine dair oy çokluğuyla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 23/06/2026

Başkan ... e-imza* Üye ... (Karşı Oy) Üye ... e-imza* Katip ... e-imza*

MUHALEFET ŞERHİ : Somut olayda, eldeki davanın sulh ve ibra protokolünden kaynaklı düzenlenen çeklerden dolayı ödenmek zorunda kalınan fazla bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davalardan olduğu anlaşılmış olup, davacı tarafın olay anlatımına göre haksız ödenen çek bedellerinin davalıdan tahsiline ilişkin olması nedeniyle davanın mutlak ticari davalardan olduğu , bu minvalde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması nedeniyle verilen görevsizlik kararında sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.

Üye ... e-imza*

*Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/336, K. 2026/426, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-336-e-2026-426-k-d6417e5609ec