İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/414 E. 2026/557 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/414
- Karar No
- 2026/557
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/414 Esas KARAR NO : 2026/557
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/05/2026 KARAR TARİHİ : 18/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı şirketin yetkilisi konumunda olan ... arasında akdedilmiş 05/04/2024 tarihli yatırım anlaşması bulunduğunu, bu anlaşma kapsamında davalı gerçek kişi tarafından müvekkilinin hak kazandığı tutarın hesaplanarak müvekkiline ... üzerinden gönderildiğini, yine ... üzerinden, anlaşma kapsamında davalı şirket yetkilisi davalı gerçek kişi...'in müvekkiline olan borcunu ikrar ettiğini, kendi hesapladığı tutarı ödeyeceğini beyan ettiğini, bizzat kendisinin borç dökümü hazırladığını, kar raporları düzenlediğini, davalıların söz konusu sözleşmeden doğan ifa yükümlülüklerini tamamen haksız biçimde müvekkiline karşı yerine getirmediklerinden sözleşmenin 8. Maddesinin ihlal edildiğini ve sözleşme uyarınca bundan doğan zararın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından ne zaman alacağın durumu sorulsa ya geçiştirildiğini ya da cevap dahi verilmediğini, Bakırköy .... İcra Dairesi nezdinde ... Esas numarasıyla yürütülen takipte davalı borçluların haksız ve mesnetsiz şekilde borca itirazda bulunmaları sonucu takibin durdurulduğunu, alacaklarının nihayetinden şüphe ve kaygı duydukları için davalı şirket ile yetkilisi konumundaki... ...'nın tüm mal hak ve alacakları üzerinde öncelikle teminatsız, Mahkeme aksi kanaatteyse makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, kaldı ki ne zaman orta yol bulunmak istense davalıların ortadan kaybolduğunu, arabuluculuk toplantılarına dahi katılmamalarının da bu beyanlarını desteklediğini, davalı ...'nın davalı şirketin arkasına sığınarak kendi sorumsuzluğunu iddia etmesinin tüzel kişilik perdesinin aralanması kurumunun gerekliliğini gözler önüne serdiğini, davalıların malvarlıklarının birbirine karışmış vaziyette olduğunu, borca ilişkin ödemeleri şirketin hesabından değil de kendi hesaplarından yapılmasının dahi beyanlarının mantıklı bir zemine oturttuğunu, alacaklarının zevale uğramaması adına ticari örfe uzak usul ve yasaya aykırı söz konusu itirazın iptal edilmesi ve takibe devam edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bahsi geçen nedenlerle yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını ikame ettiklerini, davalının müvekkilinin alacağını daha fazla zevale uğratmaması adına menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız şekilde ihtiyati haczini, Mahkeme aksi kanaatteyse takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine, Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamına, haksız ve hukuka aykırı itiraz sebebiyle müvekkili lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında imzalanan 05/04/2024 tarihli Yatırım Anlaşması'ndan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay ... H.D.sinin .... gün ve ... E- ... K. sayılı kararı) Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacı ...'nun gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı hususunun bildirildiği görülmüştür. Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; Davacının 01/2021-31/12/2021 yılında 0012-Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) mükellefi olduğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamından, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmeye göre tarafların yatırım anlaşması olarak nitelendirdikleri sözleşme kapsamında davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle hak kazanılan bedelin tahsili talebi ile icra takibi başlattığı anlaşılmakla; taraflar arasındaki anlaşmanın Borçlar Kanunu 620. Maddesinde düzenlenen adi ortaklık şeklinde olduğu, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ve Zeytinburnu Vergi Dairesi cevabi yazılarından anlaşılacağı üzere davacının tacir olmadığı, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, 6102 Sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, adi ortaklığın TTK'da düzenlenmediğinden mutlak ticari davalardan olmadığı ve davacının da tacir olmadığından nispi nitelikteki ticari davalardan da olmadığı, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/05/2026
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza