İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/734 E. 2026/688 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/734
- Karar No
- 2026/688
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/734 KARAR NO : 2026/688
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 28/06/2024 KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ----- adresinde bulunan ve sigortalısı ------ tarafından kullanılan iş yerinin, davalıya ait komşu iş yerinde çıkan yangın nedeniyle zarar gördüğünü, yangının, davalının kullanımındaki ----- unvanlı tabelacı iş yerinde, kompresörün bağlı bulunduğu duvara monte edilmiş elektrik güç anahtarının kablolarında meydana gelen elektriksel ısınma sonucu kablo izolasyonunun erimesiyle başladığını, alevlerin kısa sürede üst kattaki sigortalı iş yerine sirayet ettiğini, davacının, yangın nedeniyle sigortalı iş yerinde meydana gelen hasar için şirket nezdinde ----- sayılı hasar dosyası açıldığını, yapılan ekspertiz sonucunda hasarın belirlenerek 17.10.2023 tarihinde 135.027,34 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığını, davalının kusuru sebebiyle sigortalıya ödenmek zorunda kalınan 135.027,34-TL'nin ve bu tutara ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizin rücuen tahsil edilmesi talebiyle---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının, icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereğince sigortacının tazminat ödemesiyle sigortalının yerine geçtiğini, bu kapsamda sigortalıya yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili gerektiğini açıklayarak, davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddini talep ettiğini, yangının çıkış sebebinin doğru tespit edilmediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ve olayın binadaki elektrik tesisatının eski ve bakımsız olmasından, ayrıca kaçak akım rölelerinin bulunmamasından kaynaklandığını, bu hususta 10.08.2023 tarihli uzman bilirkişi mütalaasında, yangının binanın yapısal eksiklikleri ve tesisat bozukluğu nedeniyle çıktığı, kiracı konumundaki---- kusurunun bulunmadığı tespitine yer verildiğini, müvekkilinin binada meydana gelen hasarları bina maliklerinin talimatı ve onayıyla ----. ile yaptığı sözleşme uyarınca giderdiğini, yaklaşık 1.083.816 TL tutarında onarım ve yenileme gideri yaptığını, bunların faturalandırıldığını ve ödemelerin gerçekleştirildiğini, buna rağmen bina maliklerinin sigorta şirketinden ayrıca tazminat aldığını, bu durumun sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini ve sigorta şirketinin rücu hakkının engellendiğini açıklayarak davanın reddiyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; dava dışı sigortalının bina maliki, davalının kiracı olarak bulunduğu binada, davalıya ait işyerinde çıkan ve diğer alanlara da sirayet eden yangın nedeniyle, sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalılardan tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyanın safahatı incelendiğinde; Mahkememizin --- Esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---Hukuk Dairesi'nin --- Esas ve ----- Karar sayılı ilamı ile; davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih -----sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesindeki "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmü ile davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli ----. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı -----. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir. Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/03/1944 Tarih---- sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti).Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır..." Yine Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarihli -----sayılı ilamında; "...Somut olayda, sigortalı işyerlerinde oluşan yangın hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalılara ödenmiş olup ödenen tazminatın dava dışı sigortalı işyerlerini kiraya veren davalı bina maliki ---- ve onun işyeri sigortacısı ----, sinamada tadilat yapan taşeron ---- tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı şirketler ve davalı ---davalı bina maliki---- kiracısıdır. Bu nedenle dava dışı sigortalılar --- ile davalı -/-- arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Yine yangının çıktığı ---. ile davalı-----arasındaki hukuki ilişki de kira sözleşmesine dayanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verilerek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Yangının meydana geldiği binanın tamamı sigortalının (paylı) mülkiyetinde olup, dosya kapsamında yer alan kayıt ve beyanlar incelendiğinde davalının ise kiracı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan eldeki davada, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih ----- sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 2-Davaya konu uyuşmazlığı inceleme görevi ----- Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli----- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına (ihtar edildi) 4-Kararın taraflara tebliğinin masrafının davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, 5-6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu m.331/2 uyarınca yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verileceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davaya görevli mahkemece devam edilmezse ve talepte bulunulursa yargılama giderleri ile ilgili karar verileceği hususunun talep edene ihtarına (ihtar edildi) 7-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.