İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/298 E. 2026/470 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/298
Karar No
2026/470
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2026/298 KARAR NO : 2026/470

.... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 09/03/2026 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ....., akaryakıt sektöründe yıllardır dürüstlük kuralı çerçevesinde ticari faaliyetini sürdüren, vergi ve .... yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren, yüksek ciroya sahip ve ticari itibarı son derece yüksek bir kurum olduğunu, davalı ..... ile imzalanan "Üye İşyeri Sözleşmesi" kapsamında müvekkili işyerine POS cihazı tahsis edilmiş ve bugüne dek binlerce işlem sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiğini, ilgili işlem öncesi ve işlemden sonra POS cihazının iptaline kadarki süreçte herhangi bir sorunlu işlem yapılmadığını, ihtilaf konusu işlem müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi dışında ve tamamen doğal bir işlem olarak görülmek suretiyle vardiya personeli tarafından yapıldığını, 22.10.2025, 23.10.2025 ve 24.10.2025 tarihlerinde, müvekkili şirketin akaryakıt istasyonunda görevli bir personel tarafından, şirket yönetiminin bilgisi, onayı ve sarih talimatlarına tamamen aykırı olarak, yurt dışı kaynaklı birkaç kredi kartından ".... yöntemiyle 22.10.2025 tarihinde 39.000TL ve 29.500 TL, 23.10.2025 tarihinde 200.000TL ve 24.10.2025 tarihinde 300.000TL (provizyonda kalmış olup müvekkilinin hesabına geçmediğini), olmak üzere toplam 568.500TL tutarında bir tahsilat yapıldığını, bu işlem karşılığında ticari emtia teslim edilmiş olup, işleme dair fatura ve irsaliye tanzim edildiğini, söz konusu işlem, müvekkili şirket yetkililerinin fiziki denetimi dışında, doğrudan vardiyadaki çalışanın mesaisi sırasında gerçekleştiğini, şirket çalışanı da neredeyse her gün tek seferde yüz binlerce liralık tahsilat yapılmasından ötürü bu durumu hayatın olağan akışının dışında düşünmediğini, davalı bankanın zararı müvekkil şirket tarafından peşinen karşılandığını, buna rağmen bkm-üyus bünyesinde süreç aleyhine işletildiğini, bankanın haksız feshi ve orantısız bkm (üyus) bildiriminin haksız olduğunu, telafisi imkansız ve geri dönülemez zararlar ortaya çıktığını, ticari mahviyet tehlikesi itibar kaybı yaşandığını, akaryakıt istasyonunda kredi kartı tahsilatının durması, basit bir gelir kaybı değil, ticari hayatın doğrudan sonlanması olduğunu, davanın esastan karara bağlanması aylar süreceğini, BKM blokesi bu süreçte devam ederse, davanın sonunda haklılığımız ispatlansa dahi ortada faaliyetine devam edebilecek bir müvekkil şirket kalmayacağını, bu durum, HMK 389'da vücut bulan ihtiyati tedbir kurumunun tam olarak önlemeyi amaçladığı "telafisi imkânsız zarar" riskinin ta kendisi olduğunu, davanın esastan sonuçlanmasını beklemek, müvekkili şirketin ticari hayatının tamamen sona ermesi (iflası) anlamına geleceğini, davalı bankanın alacağı garanti altında olduğunu (zaten tahsil edildiğini,) bu nedenle, tarafların menfaat dengesi gözetildiğinde..... sicilindeki olumsuz kaydın dava sonuna kadar tedbiren durdurulması/askıya alınması hukuki bir zorunlulu olduğunu, izah edilen ve re'sen mahkemece dikkate alınacak haklı nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, Öncelikle müvekkili şirketin ticari hayatının tamamen durması ve telafisi imkânsız zararların doğması tehlikesi karşısında, tenzili miktar üzerinden duruşma günü beklenmeksizin (veya ivedi duruşma açılarak) ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkili şirketin ...nezdindeki olumsuz sicil kaydının/blokesinin, (teminatsız veya Mahkemenizin takdir edeceği makul bir teminat mukabilinde) dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına / askılanmasına ve bu hususta BKM A.Ş.'ye ivedilikle müzekkere yazılmasına, yapılacak yargılama neticesinde haklı davanın kabulü ile davalı bankanın üye işyeri sözleşmesini feshinin haksız olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini, müvekkili şirket adına talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili banka ile akdedilen Üye İşyeri (POS) Sözleşmesi'nin haksız feshedildiğini ve BKM Üye İşyeri Uyarı Sistemi (ÜYUS) nezdindeki kaydın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tedbir ve tespit talebinde bulunduğunu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, HMK m. 17 uyarınca tacirler arasındaki yetki sözleşmesinin kesin yetki kuralı teşkil ettiğini, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın ..Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davacıya 09.10.2025 tarihinde POS tahsis edildiğini, ancak 13.10.2025 ile 26.10.2025 tarihleri arasında yurtdışı kartlarla gerçekleştirilen mail order işlemlerinin bankacılık risk izleme süreçlerine takıldığını, davacının 22.10.2025,23.10.2025 ve 24.10.2025 tarihlerinde yüksek tutarlı işlemler yapıldığını kabul ettiğini, bu işlemlerin olağan dışı olduğunu ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca üye işyerinin güvenlik yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkil bankanın 02.04.2026 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 21.1,21.2 ve 18.1 maddeleri ile Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 7. maddesinin bankaya tek taraflı fesih yetkisi tanıdığını, bankacılık ilişkisinde değerlendirmenin sadece parasal zararla sınırlı olmayıp risk, uyum ve operasyonel güvenlik ilkelerini kapsadığını, Anayasa'nın 48. maddesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca sözleşme serbestisi ilkesi gereği bankanın özel hukuk kişisi olarak dilediği müşteriyle çalışmama hakkına sahip olduğunu,...... sayılı 7.2.2011 tarihli kararında bankaların sözleşme yapmaya zorlanamayacağının hükme bağlandığını, sözleşmenin 7. maddesinde bankaya gerekçe göstermeksizin fesih hakkı tanındığını, .... sayılı kararlarında fesih hükümlerinin geçerli olduğunun vurgulandığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK şartlarını taşımadığını, davanın esasını peşinen çözecek nitelikte olduğunu ve menfaatler dengesinin davacı lehine olmadığını belirterek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, tedbir talebinin reddini ve davanın esastan reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRLİMESİ VE GEREKÇE: Dava, üye işyeri sözleşmesinin feshinin haksız olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davalı taraf yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmakla ve süresinde olmakla öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir. HMK'nın 17. Maddesinde " (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davaya dayanak olan taraflar arasındaki sözleşmenin 22. Maddesinde sözleşmeden doğabilecek her türlü uyuşmazlığın çözümünde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtilmiş olduğundan davalı tarafın yetki itirazı da nazara alındığından uyuşmazlığın çözümünde ..... yetkili olduğundan Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine,Yetkili mahkemenin .... Mahkemesi olduğunun tespitine,karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine,Yetkili mahkemenin .... olduğunun tespitine, Karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihinden itibaren kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ....gönderilmesine, şayet belirtilen süreler geçtikten sonra başvurulur veya hiç başvurulmaz ise mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemesince esas hükümle birlikte nazara alınmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026

..... ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/298, K. 2026/470, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-298-e-2026-470-k-e7b2453e8eba