Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3207 E. 2026/532 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3207
Karar No
2026/532
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1259 E., 2015/889 K.

Mahkemece verilen karar, taraf vekillerince ayrı ayır tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının elektrik üretimi faaliyeti gösteren ve perakende elektrik satış lisansı sahibi olan bir tüzel kişilik olduğunu, davalının davacının müşterilerinin sayaçlarını okumak suretiyle sattığı elektriğin miktarını belirlediğini, davalı davacıya verdiği bu hizmete perakende satış hizmeti (...) denildiğini, davalı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden ...'nun 875 sayılı Kurul Kararı uyarınca nispi ücret olarak tahsil edildiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.20 11... /2695 Esas -2011/1368 Karar sayılı ilamı ile "sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiği " gerekçesi ile ...'nun 875 Sayılı Kararı'nın iptaline karar verildiğini, iptal kararının ardından 28.12.2011 tarih ve 36 07... Sayılı Kurul Kararı ile 01/01/2012 tarihinden itibaren uygulanmak üzere fonsuz tarifeler (bu tarifeler içinde ...bedeli) belirlendiğini, buna göre OG (orta gerilim) aboneleri ... (sayaç okuması) 4,161 TL, AG (alçak gerilim) aboneleri ... (sayaç okuması) 0,416 TL olarak belirlendiğini, ...bedelinin taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasının bir unsuru olduğunu, Danıştay 13. Dairesi'nin iptal kararının taraflar arasındaki sözleşmeye doğrudan uygulandığını, iptal kararının geçmişe etkili olarak karar hiç alınmamış gibi hukuki sonuç doğurduğu için davalının 875 sayılı Kurul Kararı'nın uygulandığı 01.09.2006 - 31.12.2010 tarihleri arasındaki dönemde ...uygulaması ve buna bağlı olarak TL/kwh şeklinde fazladan aldığı bedellerin hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla perakende hizmet satış bedeli (PHSB) olarak fazla ödenen 2006 Eylül - 2008 Temmuz dönemi arasındaki 38.920,20 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ayrıca ... Dağıtım A.Ş.'nin tüzel kişiliği sonlandırılarak ...Genel Müdürlüğü'ne bağlandığını bu yüzden husumet bakımından da davanın reddi gerektiğini, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 13. maddesinin (a) bendine göre ... tarafından onaylanarak yürürlüğe giren söz konusu perakende satış hizmet tarifelerinin de elektrik dağıtım şirketlerinin perakende satış lisanları kapsamındaki elektrik piyasası faaliyetlerine ilişkin olduğu, ... kurul kararları ile onaylı tarifelerin dağıtım şirketlerince uygulanmasının yasal zorunluluk olduğu, 24/08/2006 tarihli ve 875 sayılı Kurul Kararı ile onaylı 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisi'nin Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı 2. bölüm 2. maddesinin (B) bendinde yer alan hükmün iptal edilmiş olmasının, 01/09/2006 - 31/12/2010 tarihleri arasını kapsayan döneme ilişkin perakende satış hizmeti kapsamındaki gelir gereksinimlerini içeren...için 24/08/2006 tarih ve 894 Sayılı Kurul Kararı'nın da iptal edilmiş sonucunun doğurmadığını, 24.08.2006 tarihli 894 sayılı Kurul Kararı'ndaki perakende satış hizmeti gelir gereksinimlerini 4628 sayılı Kanun'a istinaden karşılanmış olması gereği, perakende satış hizmeti gelir gereksinimlerine ilişkin gelir düzenlemeleri ve fiyat eşitleme uygulamalarının ... tarafından yapıldığını, kaldı ki 20 Dağıtım Şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisi'nin 1. bölümünde bahsedilen kapsamda onaylanmış bir perakende satış hizmeti tarifesi de bulunmadığını, müvekkili kurum Tedaş'ın, ... kurul kararı ile bağlı olduğundan ve yapmış olduğu uygulama mevzuata uygun olduğundan davacı tarafın öncelikle ... kararının iptali için iptal davası açması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin kararı ile; davalı ...Genel Müdürlüğü ... Dağıtım A.Ş. İl Müdürlüğü, ...'nın 24.08.20 06... Sayılı kararı doğrultusunda perakende satış hizmeti bedelini kwh üzerinden hesaplayarak davacı şirketten tahsil ettiği, tahsilatların yapıldığı dönemde (01.09.2006-31.07.2008 ) yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, davalının tahsilatlara dayanak yaptığı ...'nın 875 sayılı Kararı Danıştay 13. dairesi'nce iptal edilmekle ortadan kalktığı, ... kararının yok sayılması gerektiği, alındığı tarihten itibaren yok sayılan ... kararı ile elde edilen kazanımlarında dayanaksız kalması nedeniyle iade edilmesi gerektiği, davalının 01.09.2006-31.07.2008 dönemi içinde KDV dahil 39.100,06 TL fazla tahsilat yaptığı, davaya konu alacağın amme alacağı niteliğinde olmadığı, davalı ve davacının tacir oldukları, davalı tarafından fazladan tahsil edilen bedele 3095 sayılı Yasa ile belirlenen temerrüt faizi oranlarının uygulanmasının daha doğru olacağı, ayrıca sözleşmenin 3-A-1 hükümünün hata sonucu fazla ödeme halinde uygulanacağını, bunun için davacının itirazda bulunmasının gerektiği, somut olayda bu şartların gerçekleşmediği, zira davalının ödemelerin yapıldığı tarihlerde geçerli olan ... kararı doğrultusunda fatura düzenleyip tahsilat yaptığı, bu hale göre dağıtım şirketinin hatası nedeniyle fazla tahsil edilen tutardan söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; faize ilişkin hükmün " ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammının uygulanması " şeklinde olması gerektiğini bu kapsamda kararın düzeltilerek onanmasını beyan etmektedir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Davacıya tahakkuk ettirilen faturaların yürürlükteki yasal mevzuat ve ... Kararlarına istinaden düzenlendiğini ve davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan ödemelerde bulunulduğu, b.Hükme esas alınan raporun hesaplamalar kısmında faiz başlangıç tarihine ilişkin 2 yöntem ifade edildiği ama sadece 1 yöntemin hesabı yapılarak davacı lehine bir hesaplama yapıldığını, diğer yöntem hesabının raporda belirtilmediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme kapsamında yapılmış bir kısım ödemelerin idari yargıda verilen iptal kararı üzerine davalıdan geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Taraflar arasında 18.02.2004 tarihli "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması" bulunmaktadır. Sözleşmenin 3/A-1 maddesinin ilk paragrafı hükmünde, Kullanıcının aylık olarak, dağıtım sistemi kullanım fiyatı üzerinden tahakkuk ettirilen bedeli Dağıtım şirketine ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede kullanım fiyatının miktarı belirtilmemiş ise de ait olduğu dönemdeki güncel tarifeler uygulanarak bu bedelin ödeneceği anlaşılmaktadır. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (...) görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Kanunun 5/3. maddesinin (e) bendi hükmünde; İlgili lisans hükümleri uyarınca hazırlanacak olan; Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketinin toptan satış fiyat tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satış tarifelerini incelemek ve onaylamak" (f) bendi hükmünde ise " İletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek" bu Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. Sözleşmede belirtilen dağıtım sistemi kullanım fiyatının da ... tarafından incelenip onaylanan tarifeler kapsamında tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi bulunmakta ise de sözleşme nedeniyle kullanıcının ödemesi gereken bedel, idari işlem ile tesis edilen tarife hükmü ile belirlenmektedir. Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli ve 2008/2695 Esas, 2011/1368 Karar sayılı kararı ile, perakende satış hizmet bedelinin belirlenmesinde kullanılan ve ... tarafından belirlenen nispi tarifeye ilişkin olan 24.08.2006 tarihli ve 875 sayılı kararın iptaline karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24.05.2012 tarihli ve 2011/1901 Esas, 2012/798 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Açılan davada, idari işlem niteliğindeki tarife belirlenmesine esas olan ... kararının iptali nedeniyle fazla ödendiği iddia edilen miktarlar talep edilmiş olduğundan idari işlemin iptalinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine etkisinin değerlendirilmesi gerekir. Zira idari işlem iptal edilmiş ise de davacı bu ödemeleri sözleşme hükmüne dayalı olarak yapmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede kabul edilen fiyat açıkça gösterilmeyip geçerli tarifelere atıf yapılmış olsa da sözleşme imzalanmakla tarife hükmü de sözleşme hükmü haline gelmiştir. Bu nedenle tarife belirlenmesine esas idari işlem, sözleşmeden ayrı bir işlem niteliğini taşımaktadır. Sözleşmeden ayrı olan, ayrılabilir işlem niteliğini taşıyan idari işlemle ilgili olarak idari yargıda iptal kararı verilmiş olmasının sözleşmenin geçerliliği ve sözleşme hükümleri üzerinde bir etkisi yoktur. Ayrıca idari yargıda görülen iptal davasında verilen karar ile taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmesine müdahale edilebileceği ve iptal davasına bakan hakimin sözleşmeye dokunabilme ve sözleşme hükümlerini değiştirebilme yetkisine sahip olabileceği düşünülemez. Sözleşmeden ... uyuşmazlıklar adli yargı mahkemelerinde görülür. Davacı uzun süre bu tarife hükmünün hukuka aykırılığını adli yargı mahkemelerinde ileri sürmeksizin tarife hükmüne göre fiyat belirleyen sözleşmeye bağlı kalarak edimlerini yerine getirmiş, bu davayı ise 2014 yılında açmıştır. İptal kararının sözleşmenin geçerliliğiyle ilgisi yoktur. Özel hukuk sözleşmesinin geçersizliği borçlar hukuku hükümlerine göre belirlenir. 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) 21/2. madde (TBK 27/1) hükmüne göre, Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Taraflar arasındaki sözleşmede fiyat belirleyen düzenlemenin Borçlar Kanunu 21. madde kapsamında geçersiz sayılmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Borçlar hukukunda ahde vefa ilkesi geçerli olup BK 19/1 (TBK 26/1) madde hükmü ile de sözleşme özgürlüğü ve sözleşmeye bağlılık açıkça düzenlenmiştir. Anayasanın 48/1. maddesi hükmü de sözleşme hürriyetini anayasal teminat altına almaktadır. Davacı edimlerini sözleşmeye bağlı kalarak yerine getirmekte iken edimlerin yerine geldiği 2006 Eylül-2008 Temmuz dönemi üzerinden 6 ila 8 yıl geçtikten sonra 2014 yılında açtığı dava ile idari işlemin iptaline dayalı olarak talepte bulunmasının borçlar hukuku kapsamında hukuki bir dayanağı yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme sürekli edimli bir sözleşme olup edimlerin ifa edildiği dönemler itibarıyla ... borçlar yönünden taraflar arasındaki borç ilişkisi ifa ile sonuçlanmış olduğundan ifası sonuçlanan edimlerin idari işlemin iptaline dayalı olarak tekrar sorgulanıp geriye dönülerek bunların geri istenebileceği düşünülemez. Geri istenebilme ancak sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması halinde mümkün olabilir ise de sözleşmede buna ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Sözleşmenin 3. maddesinde maddi hatalar dışında, ödeme bildirimi içeriğine yapılacak herhangi bir itirazın ödemeyi durdurmayacağı, dağıtım şirketinin hatası nedeniyle fazladan ödenmiş olan tutarın, dağıtım şirketi tarafından ödeme bildiriminin tebliğ edildiği günden sonraki on gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunulması hâlinde ödeme tarihini izleyen on birinci günden başlamak üzere 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51 inci maddesine göre hesaplanan gecikme zammı da dâhil olmak üzere bir sonraki ödeme dönemine ait bedelden mahsup edileceği kararlaştırılmış ise de bu düzenleme iptal kararı üzerine yapılan fazla ödemeleri geri isteme hakkı veren bir içerik taşımamaktadır. Zira bu düzenleme o dönemde geçerli olan tarife hükmüne dayalı olarak alınması gereken miktarlara rağmen dağıtım şirketinin hatasıyla daha fazla ödeme yapılmış olmasıyla ilgilidir. Bu nedenle idari işlemin iptal edilmiş olması bu hükme dayalı olarak dahi talepte bulunmayı haklı kılmaz. Sözleşme kapsamında ifa edilmiş edimlerin aradan uzun süre geçtikten sonra idari yargıdaki iptal kararına dayalı olarak geri istenebileceğinin kabul edilmesi hukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkesiyle de bağdaşmaz. Kaldı ki davacı ifa ettiği edim kapsamındaki ücretleri, elektrik sattığı müşterisine yansıtarak bedel olarak tahsil etmiş olup bu kapsamda bir zarara da uğramış değildir. Davacı tarafından yapılan ödemeler sebepsiz olmayıp sözleşme hükmüne dayalı olduğundan, idari işlemin iptali sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak da davacıya bir talep hakkı vermez. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davalının temyiz itirazlarınn kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde yukarıdaki 1. bentte açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğinden hükmedilmesi gereken bir temerrüt faizi de bulunmadığı için temyiz itirazları yerinde olmayıp reddi gerekir.

V. KARAR Yukarıda 2. Bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE 1. Bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, 3- Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 4. Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar yolu açık olmak üzere, 5. Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif)

KARŞI OY

Uyuşamazlık, taraflar arasında imzalanan dağıtım sistem kullanım anlaşması uyarınca tedarikçi şirket olan davacının dağıtım şirketi davalıdan perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin ...’nın 875 sayılı kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi nedeniyle iptal öncesi dönem için davacının davalıya fazladan ödediğini iddia ettiği bedelin tahsilini talep edip edemeyeceği konusunda toplanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen “ Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması” uyarınca davalının ...’nın 875 sayılı kararına dayanarak perakende satış hizmet bedelini belirlediği, belirlenen bu bedel üzerinden de tahsilat yapıldığı anlaşılmıştır. Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli ve 2008/269 Esas, 2011/1368 Karar sayılı kararı ile perakende satış hizmet bedelinin belirlenmesine dayanak olan ...’nın 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı kararının iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Danıştay tarafından iptal edilen ...’nın düzenleyici işlemine dayanarak davalının işlemin iptali öncesindeki dönemde tüketilen enerji miktarı dikkate alınarak nispi olarak perakende satış hizmet bedeli tahsil ettiği, Danıştay kararında ise tüketilen enerji miktarına göre değil abone başına (maktu) ücret uygulanması gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır. İdari işlemin iptali kararı ile iptali istenilen idari işlem tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kalkar ve o işlemin tesisinden önceki hukuki duruma dönüleceği tartışmasızdır. Düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemler de bütün hukuki sonuçları ile ortadan kalkar. Genel düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemler nedeniyle bu süre içerisinde kişilerin elde ettiği öznel kazanımlarının geri alınması da mümkündür. ...’nın 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı düzenleyici işleme yönelik kararı Danıştay tarafından iptal edildiğinden kararın iptali nedeniyle davalının önceki yıllara ilişkin dönemler için perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasında sabit ücret yerine nisbi tarife uygulaması suretiyle davacıdan tahsil ettiği fazla bedelin iadesi gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçe ve emsal kararlar dikkate alındığında gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurul’unca gerekse Yargıtay 3. Hukuk Dairesince verilen emsal kararlar da aynı şekildedir. (HGK 06.06.20 24... I (23) g- 446 E. 2024/315, 3 HD. 15.04.20 25... /893 E. 2025/2141 K., 30.06.20 25... /4375. 20205/3700K., 02.12.20 25... /583 E. 2025/5824K). Davacı bu bedeli talep etmekte haklı olduğundan mahkemece verilen kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3207, K. 2026/532, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3207-e-2026-532-k-abd8799cb04a