İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2545 E. 2026/83 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2545
Karar No
2026/83
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2545 Esas KARAR NO : 2026/83

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/09/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Davacı tarafından davalı/borçlu aleyhine yukarıda anılan icra dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı/borçlu, borca ve ferilerine itiraz etmiş ve mezkûr takibi durdurmuştur. Bununla birlikte; davalı/borçlunun takibe yapmış olduğu itirazının tamamen haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olması sebebiyle vaki itirazın iptali, takibin devamı ile alacağın likit olması nedeniyle davalı/borçlunun asıl borcun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerekmektedir. İcra takibine konu alacak davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen fatura bedeline ilişkin olduğu, Somut olaya geçmeden önce davacı şirkete ve kayıp kaçak elektrik kullanıma ilişkin kısaca bilgi vermek yerinde alacağı davacı Şirket ...Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (Bundan böyle kısaca “...” olarak anılacaktır.), elektrik dağıtım lisansı kapsamında faaliyette bulunmakta olup, sorumluluk alanı genelinde ana hedefi olan sürdürülebilir ve kaliteli enerji sağlamak adına tüketicilere kaliteli ve kesintisiz enerji sağlamaya ilişkin faaliyetleri tabi olduğu mevzuat hükümleri doğrultusunda yürüttüğü, Tüm iş ve işlemleri EPDK ve ilgili kuruluşlarca sürekli denetlenen, yaptığı tüm iş ve işlemlerde mevzuata sıkı sıkıya bağlı olan, her geçen gün artan elektrik ihtiyacını kaliteli, verimli ve kesintisiz bir şekilde karşılayabilmek için şebeke iyileştirme ve tesis kurma alanlarında yatırımlarını aralıksız sürdüren, kar amacından ziyade kamu hizmeti niteliği ağır basan ve yaptığı tüm iş ve işlemlerde basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne uygun hareket eden saygın ve köklü bir enerji şirket olduğu, Müvekkil şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği mevzuata aykırı işlem yapması kesinlikle mümkün olmadığı; zira özelleştirme kapsamı gereği şirketin takdir yetkisinde olan hiçbir alan/hizmet olmadığı, Tüm hizmetler ve alınan kararlar üst kurulun ve belirlediği mevzuatın çizdiği sınırlar dâhilinde olmak zorunda olduğu, Bu itibarla davacı şirketi klasik kar amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirmemek gerektiği, davacı şirket tarafından düzenlenen ve kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tespit içeren tutanak, aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmünde olduğu, Kaçak elektrik kullanım fiili ise Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin aşağıda ifade edilen hükümleriyle açık ve net bir şekilde tanımlanmıştır. Buna göre sayaca ve ölçü sistemine müdahale etmek fiili hem kaçak tahakkuku düzenlenmesini gerektirir hem de Türk Ceza Kanuna göre karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğu, Bu bilgiler ışığında somut olaya bakılacak olursa; davalı yanın, yapılan kontrolde sözleşmesiz sayaçtan mevzuata aykırı olarak elektrik enerjisini kaçak olarak kullandığı tespit edildiği. Sonuç olarak, tarafımızca işbu dava ikame edilerek davacı müvekkilin, takip tutarını, davalı yandan talep hakkı olduğunun kabulü ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali, alacağın likit olması nedeniyle davalı/borçlunun asıl borcun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etme ihtiyacı hasıl olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) M. 257, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini düzenlemektedir. Tarafımızca tahsili istenen faturadaki borç abonelik sözleşmesi uyarınca kullanım bedeline ilişkin değil kayıp kaçak elektrik kullanımına ilişkindir. Bir başka deyişle, her ne kadar tutarı net olarak belirlemek adına hesaplama yapılıp fatura düzenlenmiş olsa da faturaya konu borcun kaynağı haksız fiildir. Nitekim yukarıda ifade edildiği üzere davalının bu eylemi haksız fiil olduğu gibi TCK madde 163 kapsamında da karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaktadır. Haksız fiilden kaynaklı borçlarda alacak haksız fiilin vuku bulduğu tarih itibariyle muaccel olduğundan müvekkillin zararına ilişkin tazminat alacakları vadesi gelmiş alacak teşkil etmektedir. Nitekim Yargıtay kararları da bu yönde olduğu, davalının söz konusu takipteki borca yeter miktardaki menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve menkullerin muhafazası için öncelikle teminatsız olarak, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise de Sayın Mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesine, davalı yanın İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin alacak, faiz ve tüm feriler bakımında devamına, dava konusu takibe esas bedelin %20'sinden az olmamak üzere takdir edilecek icra inkâr tazminatının davalı yandan tazminine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerine tahmiline, Karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. (...)" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)" Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) veya TTK'da (veya maddede sıralanan) hususlardan doğması (mutlak ticari dava) gerektiği, Davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya üzerinden başlatılan icra takibine ilişkindir. Davalı ... Üniversitesi tacir olmadığı anlaşıldığından bu durumda genel görevli mahkemeler olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine, 4-Esasın bu şekilde kapatılmasına, 5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.16/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2545, K. 2026/83, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2545-e-2026-83-k-9570ebf22ebc