Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1051 E. 2026/1597 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1051
- Karar No
- 2026/1597
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1051 KARAR NO : 2026/1597
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2026 NUMARASI : 2026/29 Esas DAVA : İTİRAZIN İPTALİ TALEP : İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sırasında verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 30/04/2026 tarihli ara karar ile; ''... TALEP: İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; mahkememiz dosyası kapsamında dava konusu alacağın muaccel olduğunu, borçlu tarafından ödenmediğini, davalının dava devam ederken mal kaçırma eğiliminde olduğunu, müvekkilin başkaca dosyalardan alacaklıların davalının mallarına yönelik haciz işlemi için gelmeye başladıklarını, müvekkilin alacağının güvence altına alınmasının gerektiğini, alacağın tahsilinin risk altında olduğunu, tüm bu nedenlerle borçlunun alacağa yeter miktarda menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile bankadaki mevduatları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Talep,ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK.'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinde; davacının iddiasının yargılamayı gerektirdiği ..." gerekçesi ile; Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE" karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Alacağın varlığının yaklaşık ispat seviyesinde açıkça ortaya konulduğunu, borçlunun mali durumunun ve hakkın tahsilinin ciddi şekilde tehlikeye düşmüş olmasının ihtiyati haczi zorunlu kıldığını, müvekkili organize sanayi bölgesinin kamusal nitelikli hizmetlerinin aksamasının söz konusu olduğunu belirterek, davalı borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; (1)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. İhtiyati haciz istemi bakımından görevli mahkemeye ilişkin İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde, ihtiyati haczin ihtiyati tedbirin özel bir türü olması nedeniyle ihtiyati tedbire ilişkin düzenlemelere göre ihtiyati haciz talebinde görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında, ihtiyati haczin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilmesi gerekir. Esas hakkında görevli olan mahkeme ise göreve ilişkin HMK'daki genel hükümlere ve özel kanunlardaki düzenlemelere göre tayin edilir. İhtiyati haciz kararı görevsiz mahkeme tarafından verilmiş ise borçlu, ihtiyati haciz kararına karşı görev itirazında bulunabilir. Her ne kadar İİK'nun 265. maddesinde görev itirazı ayrıca yazılı değilse de, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da her aşamada resen nazara alınır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Dava konusu ihtilaf, TTK 4. maddesinde mutlak ticari dava niteliğinde olduğu sayılan ihtilaflardan değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair 2022/4599 Esas, 2023/3797 karar ve 15.06.2023 tarihli kararında; "....I. BAŞVURU Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi; organize sanayi bölgesinin (OSB) tacir olup olmadığı ve taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği konusunda Dairelerinin kesin kararları ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin kararı arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulmasını talep etmiştir. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun16.05.2022 tarihli ve 2022/8 K. sayılı kararı ile; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 2019/1943 E. sayılı, aynı Dairenin 2021/1746 E. sayılı, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2018/108 E. sayılı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2020/424 E. sayılı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/108 E. sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2020/637 E. sayılı kesin kararlarının benzer konuya, hatta aynı konuya ilişkin olduğu hâlde aralarında uyuşmazlık bulunduğunun anlaşıldığı ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35 nci maddesindeki yasal şartların gerçekleştiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle bu kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulmasına, farklı bölge adliye mahkemesi dairelerinin benzer konuya ilişkin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin kesin kararı doğrultusunda giderilmesinin hukuka uygun olacağının Başkanlar Kurulu görüşü olarak bildirilmesine, dosyanın ve kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin iade kararından sonra dosya Dairemize gönderilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR A. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 29.12.2020 tarihli ve 2019/1943 E., 2020/2238 K. sayılı kararına konu Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/516 E., 2019/187 K. sayılı kararına göre davcının ... Şirketi, davalının ise ...(...) 2. ve 3. Organize Sanayi Bölge İdaresi ve dava konusunun arsa tahsis kararının iptali olduğu, yargılama sonunda davanın esastan incelenerek reddine karar verildiği, bu karar aleyhine davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairece, 4962 sayılı Kanun'da OSB'lerinin özel hukuk tüzel kişisi olduklarının belirtildiği, eldeki dosyada davalı tacir olmadığı gibi mutlak ticari davanın da söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın ticari dava olarak asliye ticaret mahkemesinde görülüp çözülmesinin doğru görülmediği şeklindeki gerekçe ile 6100 sayılı Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, Dairenin 28.12.2021 tarihli ve 2021/1746 E., 2021/2003 K. sayılı kesin kararının da aynı mahiyette olduğu, yani, davacısı gerçek kişi, davalısı ... OSB, dava konusu ... OSB üyeliğinin tespiti ve tapu tahsisi olan davada, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı aleyhine yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarihli ve 2020/424 E., 2020/480 K. sayılı kararına konu İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/982 E., 2019/722 K. sayılı kararına göre davacının ... Şirketi, davalının ise ... Sanayi Bölge İdaresi ve dava konusunun genel kurul kararının iptali olduğu, yargılama sonunda dava mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının tacir sıfatı bulunmadığından nispi ticari dava kapsamında da olmadığı gerekçesiyle davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, bu karar aleyhine yapılan istinaf başvurusunu inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin davalı ... İdaresinin tacir sıfatının bulunduğu ve eldeki davanın da ticari dava olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın esastan görülmesi için görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, ...'lerin tacir olup olmadığı ve taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. B. İlgili Hukuk 1.Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir. 2.4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun (4562 sayılı Kanun) 4 ve 5 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 ve 16 ncı maddeleri. C. Değerlendirme 4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca ...'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan ...'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple...'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. V. KARAR 1....'lerin TACİR OLMADIĞINA, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNDE görülmesi gerektiğine,...." şeklinde karar verilmiştir. Bu nedenle Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair kararına göre davacı ... Sanayi Bölgesi tacir olmadığından dolayısıyla TTK 4. maddesi gereğince iş bu dava nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığından eldeki davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup davacı tarafın davasının esası ile birlikte ihtiyati haciz talebinin de adı geçen mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Neticeten, Mahkemece belirtilen gerekçeler doğrultusunda davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin görev yönünden usulden reddine karar vermesi gerekirken esasa girilerek farklı gerekçeyle reddine karar vermiş olması karşısında HMK'nun 353/1(b)-2. maddesi uyarınca yapılan inceleme neticesinde ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin talebinin HMK'nın 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin ''ihtiyati haciz talebinin reddine'' dair verilen, 30/04/2026 tarihli, 2026/29 Esas sayılı ara kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/(1)-b-2.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kaldırılan Hükmün Yerine Geçmek Üzere; İhtiyati haciz talep eden davacının ihtiyati haciz talebinin, HMK'nın 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 25/06/2026