İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/207 E. 2026/692 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/207
- Karar No
- 2026/692
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/207 Esas KARAR NO : 2026/692
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Diş sektöründe faaliyet gösteren davacı müvekkili ile yine aynı sektörde bulunan davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müvekkili tarafından davalı tarafa, KDV dahil ... TL bedelinde ... nolu fatura kesilmiş, davalı bu faturadan kaynaklı borcu için ... TL ödeme yapmış ve kalan bakiyenin ödenmemesi nedeniyle de Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... E dosyasından kalan bakiye olan ... TL icra takibine konu edildiğini, davalı tarafın icra takibine itirazları, sadece alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıyan haksız ve kötü niyetli itirazlar olduğunu, bu haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle de müvekkilinin mağdur olduğunu, bu nedenle itirazın iptaline karar verilerek alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada görevsizlik kararı verilmesi gerekmektiğini, şöyle ki; aşağıda da detaylıca izah edileceği üzere müvekkili ..., diş hekimi olarak faaliyet göstermekte olup serbest meslek erbabıdır, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11. ve devamı maddeleri uyarınca tacir sıfatı, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye ait olduğunu, diş hekimliği faaliyeti ise bedeni ve fikri mesaiye dayanan, ticari kazançtan ziyade mesleki ihtisasa odaklanan bir serbest meslek faaliyeti olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca doktorların ve diş hekimlerinin kural olarak tacir sayılamayacağı kabul edildiğini, tam seramik (E-max)restorasyonlarda ışık geçirgenliği, altyapı maskeleme kapasitesi ve simastasyon sonrası optik değişimler gibi ileri düzey teknik detaylara dayandığını, akademik liteatürde (Örn: ...) E-max gibi translüsent materyallerde alttaki diş renginin (stump shade) maskelenmesi için altyapı opaklığının doğru seçilmesi gerektiği sabit olduğunu, BL4 altyapı, koyu renk dişleri maskelemek için yetersizdir ve hedef rengin 1M2 (daha koyu/sarımsı) çıkmasına neden olduğunu, davacı koyu renkli dişleri maskelemek için yetersiz olan BL4 altyapı kullanarak restorasyonun hedef renkten sapmasına (1M2 - daha sarımsı/koyu) neden olduğunu, altyapı renginin yarattığı asıl optik sapma, restorasyon yapıştırılmadan önce çıplak gözle tam olarak anlaşılamaz. Bu durum ancak restorasyon simantasyon (yapıştırma) işleminden sonra kullanım sonucu tam olarak ortaya çıkmaktadır. Müvekkilinin hastasının kullanımı ile ortaya çıkan bu ayıp, gizli ayıp mahiyetinde olup zaten uygulama ve kullanım öncesi bilinebilmesi de mümkün olmadığını, müvekkilinin talebe uygun şekilde yapıldığını düşündüğü ürünü uygulaması hiçbir surette gizli ayıbı kabul ettiği yönünde yorumlanamayacağını, keza davacı taraf, müvekkilin ve hastasının talebi dışında, tamamen ayıplı ifa olacak şekilde üretim yaptığını ikrar eder şekilde müvekkile işi yeniden yapacağını (...) belirtmiş ancak bu süreçte vaatlerini yerine getirmek yerine icra takibi başlatarak mesleki güven ilişkisini onarılamaz zararlar oluştuğunu, bu nedenlerle görevsizlik kararı verilmesine, mahkemece aksi kanaatte olunması ve davanın esasına girilmesi halinde davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve cevap vermiştir. Dava; Fatura alacağına dayalı olarak başlatılan .../... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu görülmüştür. Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., alacağın ... nolu ... tarihli ... TL fatura alacağı olduğu görülmüştür. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Dava şartı hususu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup, 4. madde de hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde de belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalarda mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesine uyuşmazlığın kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da değişikli yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davanın fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davalının tacir olmadığı, ayrıca davalının serbest meslek kazancı elde ettiği ve serbest meslek kazanç defteri tutmuş olmasının tacir sayılması için yeterli olmadığı, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026
Katip ... ¸ e-imzalıdır
Hakim ... ¸ e-imzalıdır