İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1271 E. 2026/768 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1271
Karar No
2026/768
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1271 Esas KARAR NO : 2026/768 Karar

DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 11.06.2026 KARAR TARİHİ : 22.09.2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olan ... plakalı park halindeki araca, 11/07/2025 tarihinde davalı sürücünün sevk ve idaresindeki ...plakalı ... otobüsünün çarparak kaza yerinden ayrıldığını, meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu eylemiyle haksız fiil hükümlerine göre, davalı araç malikinin ise 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi uyarınca işleten sıfatıyla kusursuz sorumluluk esaslarına göre zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını, sigortalı araçta oluşan hasarın giderilmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından yetkili servise ve yedek parça firmasına 11/09/2025 tarihinde banka aracılığıyla toplam 38.290,90 TL ödeme yapıldığını, halefiyet ilkesi gereğince sigortalısının haklarına halef olan müvekkilinin bu bedelin rücuen tahsili amacıyla davalılar aleyhine ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinin davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları üzerine durduğunu, alacağın tahsili için gidilen arabuluculuk sürecinin de 06/05/2026 tarihinde anlaşmasızlıkla neticelendiğini belirterek Davalı tarafın ... İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyasına haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazların iptaline ve takibin devamına, Davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu iddia edilen kazanın meydana gelmesinde ... ve davalı ... şoförünün kusurunun bulunmadığını, dava dilekçesinin tebliği ile yapılan yazışmalar neticesinde, kurum kayıtlarında kaza olayına ilişkin herhangi bir kayıdın bulunamadığını, söz konusu kazanın varlığının, oluşumunun, illiyet bağının varlığının ve tarafların kusur oranları ile hasar durumunun, delil durumuna göre bilirkişilerce yapılacak olan incelemeler ve yargılama sonucunda ortaya çıkarılabileceğinin, davacının talep ettiği sigortalısına ödediği hasar tutarının da fahiş olup rayiç piyasa bedellerine uygun olmayan haksız ve mesnetsiz talepler olduğunu, davacının kazayı, kusuru, hasarı ve alacak kalemlerini somut ve yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, davacının yüzde 20 icra inkar tazminatı talebinin de alacak iddiasının likit olmaması uzlaşmazlık konusu tutarla ilgili kusur ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekliliği nedeniyle yerinde olmadığını, davacının diğer talepleri ile birlikte bu talebinin de reddini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür. TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; ... tarih, ... Esas, ... Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Somut olayda davacı sigorta şirketi kasko poliçesi sigortasına dayalı olarak dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi davalıdan talep etmektedir. Dava dışı sigortalı ile davalı kurum arasındaki ilişki haksız fiile dayanmaktadır. Görevli Mahkemenin tayininde dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin nazara alınması gerekmektedir. Davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere kasko sigortasına dayandığından dava konusu olayda ... hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenler ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamının bir arada değerlendirilmesinde uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, uyuşmazlığın haksız fiile dayanılması sebebi ile genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin usul kurallarının HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğu, dava şartlarının ise kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olması sebebiyle dava şartı yokluğundan HMK'nun115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1271, K. 2026/768, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1271-e-2026-768-k-0d30296ab328