İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1843 E. 2026/907 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1843
- Karar No
- 2026/907
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1843 Esas KARAR NO : 2026/907
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 19/08/2026 KARAR TARİHİ : 20/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasında, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 19/08/2026 havale tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili ... Şirketinin; "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 169 ada 1 parsel" sayılı, 8.399,98 m² yüzölçümlü "Arsa" niteliğindeki taşınmazda ... hisse payı ile paydaş olduğunu, bahse konu taşınmazın diğer paydaşlarının ise; ...hisse ile dava dışı ... ve ... hisse ile ihyası talep olunan ... Şirketi olduğunu, güncel tapu kayıtlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, ihyası istenen ...Şirketi’nin hissesi üzerinde çok sayıda icrai haciz ve kamu haczi takyidatı bulunduğunu, Müvekkili şirketin, söz konusu taşınmaz üzerindeki müşterek mülkiyet ilişkisini sonlandırmak ve mülkiyet hakkını gereği gibi kullanabilmek adına ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası ikame etme kararı alındığını, ortaklığın giderilmesi davaları, niteliği itibariyle çift taraflı ve tüm paydaşların davada yer almasını zorunlu kılan (mecburi dava arkadaşlığı bulunan) davalar olduğunu, paydaşlardan birinin dahi davada taraf olarak yer almadığı takdirde yargılamanın esasına girilmesi ve hüküm tesisinin mümkün olmadığını, bununla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca ortaklığın giderilmesi davaları öncesinde arabuluculuk sürecinin tüketilmesinin dava şartı olarak öngörüldüğünü, Müvekkili şirket tarafından ortaklığın giderilmesi davasının açılması ve öncesinde dava şartı arabuluculuk sürecinin işletilmesi hazırlıkları yapılırken; taşınmazda paydaş olan ... Şirketi’nin ... Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı iken 31.07.2013 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği tespit edildiğini, ticaret sicilinden terkin edilen bir tüzel kişiliğin hak ve fiil ehliyeti ile taraf ehliyeti sona erdiğini, sicilden silinmiş, tüzel kişiliği kalmamış bir şirkete karşı arabuluculuk başvurusunda bulunulması ve aleyhine dava açılması usulen imkânsız olduğunu, paydaş şirketin taraf ehliyetinin bulunmaması, müvekkil şirketin mülkiyet hakkı ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetini doğrudan engellediğini, bir şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmış olması şartı olduğunu, şirket adına kayıtlı malvarlığı bulunmasına rağmen şirketin sicilden terkin edilmesi, tasfiye işlemlerinin eksik bırakıldığını açıkça gösterdiğini, şirket aktifinde kayıtlı bir taşınmaz hissesi bulunduğu sürece tasfiyenin tam olarak sonuçlandığından söz edilemeyeceğini, Müvekkili şirketin ihya talebinin genel amaçlı olmayıp yalnızca "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 169 ada 1 parsel" sayılı taşınmaz için yürütülecek dava şartı arabuluculuk görüşmeleri, açılacak ortaklığın giderilmesi davası ve bu davanın kesinleşmesi ile satış/infaz aşamalarının tamamlanması süreçleriyle sınırlı olduğunu, bu kapsamda, şirketin ilgili süreçlerde temsil edilebilmesi amacıyla mahkemenizce resen takdir edilecek bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve keyfiyetin ticaret siciline tescil ve ilanı gerektiğini, bu nedenlerle davamızın kabulü ile, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün... sicil numarasında kayıtlı iken terkin edilen ...Şirketi’nin (MERSİS No: ...); müvekkil şirket tarafından ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 169 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yürütülecek arabuluculuk işlemleri, açılacak ortaklığın giderilmesi davası, bu davanın sonuçlandırılması, kesinleştirilmesi ve infaz/satış işlemleriyle sınırlı olmak üzere TTK m. 547 uyarınca ihyasına, şirketin ticaret siciline yeniden tesciline ve ilanına, ihya edilen şirketi arabuluculuk, dava ve infaz süreçlerinde temsil etmek üzere Mahkemenizce resen belirlenecek bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin yasal hasım olan davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili ... tarihli cevap dilekçesi ile, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi" ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olduğu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan...Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; “Aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması“ gerekçeleriyle resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşıldığını, müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haiz olduğunu, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğini, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, re'sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi davacı vekilince re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın ihya koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı yasının geçici 7. Maddesi yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kanun kapsamında belirtilen şekilleri taşıyan anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın yapılır. Sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olan anonim ve limited şirketler, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler, Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler, Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler, ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilip resen terkin edilirler. İhyası talep edilen şirketin sicil kaydı 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca 31/07/2013 tarihinde resen terkin edildiği, Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Anonim şirketler TTK.nun 559 Sayılı Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilir. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilir. İhtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.bendinin son cümlesinde Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenleme konusu yapılmıştır. Somut olayda, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce gönderilen belgelerden ... ŞİRKETİ 31/07/2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, davanın ... Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılmasının yeterli olduğu, davacının şirketin ihyasını istemede hukuki menfaati bulunduğu, terkin işlemi TTK nun geçici 7. Maddesi uyarınca yapılsa da münfesih şirkete ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiği ( İst. BAM 12. HD nin ... E ve...karar sayılı ilamı bu yöndedir.) anlaşıldığından; davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... ŞİRKETİ'nin ihyasına, tasfiye memuru olarak ...'nın atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, kararın kesinleşmesine müteakip Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın Kabulüne, ... Ticaret Sicil memurluğunun ...sicil numarasında kayıtlı ... ŞİRKETİ'nin ihyasına, 2-Tasfiye Memuru olarak ...'ın atanmasına, 3-Tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, 4-Kararın kesinleşmesine müteakip Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına, 5-Harçlar yasası uyarınca belirlenen 732-TL karar harcı başlangıçta yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına, 6-Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım durumunda bulunduğundan, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde, davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/10/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır