İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1805 E. 2026/23 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1805
Karar No
2026/23
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1805 Esas KARAR NO :2026/23

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/08/2026 KARAR TARİHİ:14/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından 05/08/2026 tarihinde sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin, ... Turizm Otomotiv İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden olan alacağına karşılık dava konusu çeki teslim aldığını, söz konusu çekin müvekkilinin uhdesinde bulunduğu sırada ve henüz ciro edilmemişken çalındığını veya kaybolduğunu, bu duruma istinaden .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/... Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığını, ilgili mahkemece verilen ödemeden men kararının teminat karşılığında uygulandığını, davalı tarafın çeki elinde bulundurduğunu beyan etmesi üzerine istirdat davası açılması için süre verildiğini, müvekkilinin davalı firma ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekin davalı elinde haksız olarak bulunduğunu, davalı tarafından sunulan çek görsellerindeki ciro silsilesinde hatalar ve imza eksiklikleri olduğunu, çekin arka yüzündeki ciro zincirinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin çek üzerinde hak sahibi olduğunu, telafisi mümkün olmayan zararların doğmaması adına .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/... Esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararının devamına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu çekin davalıdan alınarak müvekkiline iadesine karar verilmesini, davalının kötü niyetli zilyetliği nedeniyle çekin bankaya ibrazının engellenmesi ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava sonuna kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından 13/08/2026 tarihinde sunulan beyan dilekçesinde özetle; Davacı tarafça Mahkemeniz nezdinde ikame edilen, ... Şubesine ait, 04/07/2026 keşide tarihli, ... numaralı ve 750.000,00 TL bedelli çekin rızası dışında elinden çıktığı iddiasına dayalı istirdat davası haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksundur. Müvekkil şirket aleyhine açılan işbu davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddi gerekmektedir. Mahkemenizin 06/08/2026 tarihli ara kararının 1. bendi ile dosya içerisinde arabuluculuk son tutanağının yer almadığı tespit edilmiş ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmiştir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, ticari davalarda arabuluculuk kurumu, davanın açılmasından önce tüketilmesi gereken mutlak bir dava şartıdır ve bu eksikliğin dava açıldıktan sonra giderilmesi hukuken mümkün değildir. Çek istirdatı davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu yasal düzenlemeler ve yerleşik içtihatlarla sabittir. Davaya konu uyuşmazlık, bir çekin iadesine ilişkin olup özünde parasal bir değer taşımaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2025 tarihli, 2025/1750 Esas ve 2025/1653 Karar sayılı ilamında bu husus, "çek istirdadı davasının da 01.09.2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği, bu nedenle davanın konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Arabuluculuk dava şartının eksikliği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesi kapsamında sonradan tamamlanabilir nitelikte bir eksiklik değildir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ikinci fıkrası emredici niteliktedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 31.12.2025 tarihli, 2025/1006 Esas ve 2025/2109 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Somut olayda, 05/08/2026 tarihinde ikame edilen işbu davadan önce arabuluculuk sürecine başvurulmadığı ortadadır. Bu sebeple, davanın esasına girilmeksizin doğrudan dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca davacı taraf, dava konusu çekin müvekkil şirket ... ... San. Ve Tic. A.Ş. elinde bulunduğunu iddia ederek işbu davayı müvekkil şirkete yöneltmiştir. Ancak bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Dava konusu çek, müvekkil şirketin zilyetliğinde değildir. Müvekkil şirket, ticari faaliyetleri kapsamında söz konusu çeki müşterisi olan dava dışı ... Taahhüt Lojistik A.Ş.'ye ciro ederek teslim etmiştir. Bu devir işlemi karşılığında müvekkil şirket tarafından yeni bir çek teslim alınmış olup, bu durum taraflar arasındaki cari hesap kayıtlarına eksiksiz ve şeffaf bir şekilde işlenmiştir. Cari kayıtlar dilekçem ekindedir. Çek istirdatı davaları, doğası gereği ancak çekin güncel zilyedine, yani çeki fiilen elinde bulunduran mevcut hamile karşı açılabilir. Dava tarihi itibarıyla çekin zilyedi müvekkil şirket değildir. Bu husus, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1232, K. 2024/1272, T. 19.09.2024 tarihli kararında açıkça vurgulanmış olup, kararda "çek istirdatı davası çeki elinde bulunduran mevcut hamile karşı açılabileceğini dava tarihi itibariyle çek hamilinin davalı değil... A.Ş olduğunu, pasif husumet yokluğundan dolayı davanın reddine.." hükmü kurulmuştur. Dava tarihi itibarıyla çekin hamili müvekkil şirket olmadığından, davanın pasif husumet yokluğu yönünden derhal reddi gerekmektedir.." şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 6102 sayılı TTK'nun 792 maddesi uyarınca davacının rızası dışı elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdadı talebine ilişkindir. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. 6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesi, (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (değişik 5.4.2023 7445 S.lı Kanun) para olan alacak , tazminat , itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir” düzenlemesini içermektedir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası, “(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacı vekili... Şubesine ait, 04/07/2026 keşide tarihli, ... numaralı ve 750.000,00 TL bedelli çekin rızası dışında elinden çıktığını bu duruma istinaden .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/... Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığını, ilgili mahkemece verilen ödemeden men kararının teminat karşılığında uygulandığını, davalı tarafın çeki elinde bulundurduğunu beyan etmesi üzerine istirdat davası açılması için süre verildiğini beyan ederek davalı aleyhine çek istirdatı davasını ikame ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda dava ticari dava olup ,6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesinin ile TTK 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (değişik 5.4.2023 7445 S.lı Kanun) para olan alacak , tazminat , itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'ya 7155 sayılı yasanın 20. Maddesi ile eklenen 5/a maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu düzenlenmiştir. Mahkememizin 06/08/2026 tarihli ara kararı ile "Davacı vekiline, TTK 5/A maddesinde belirtilen 28/03/2023 tarihli değişiklikte gözetilerek arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dosyaya sunması için 1(bir) hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceğinin İHTARINA " karar verildiği ve ara kararın davacı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 14/08/2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını sunduğu anlaşılmış ise de arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde başvuru tarihinin dava açıldıktan sonra 08/08/2026 tarihinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2026/481 Esas 2026/641 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve 2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı ilamları da gözetilerek davacının dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının 12.808,13 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 12.076,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde resen yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle karar verildi.14/08/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1805, K. 2026/23, T. 14.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1805-e-2026-23-k-a4e1ad9d5199