İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1724 E. 2026/613 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1724
- Karar No
- 2026/613
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1724 Esas KARAR NO : 2026/613
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/07/2026 KARAR TARİHİ : 17/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı asil dava dilekçesinde özetle; Davalının olayların gerçekleştiği dönemde davacının avukatı olarak hukuki danışmanlık ve vekillik hizmeti verdiğini, davacının davalıya duyduğu güven nedeniyle şirket devri sürecine girdiğini, davalının şirketin mali yapısı ve borçları konusundaki açıklamalarına güvenerek hareket ettiğini, Noter huzurunda gerçekleştirilen hisse devri ile limited şirketleri devraldığını, devir sırasında şirketin gerçek mali durumunun tam ve doğru şekilde açıklanmadığını, devir sonrasında bildirilmeyen borçlar ve çek yükümlülükleri ile karşılaştığını, Noter huzurunda hisse devri yapılmış olmasına rağmen şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli malvarlığı unsurlarının ve şirket evraklarının eksiksiz teslim edilmediğini, teslim edilmeyen unsurlar arasında şirket adına kayıtlı araçlar, ticari defterler, muhasebe kayıtları, resmi evraklar, şirket kaşeleri, sözleşme dosyaları, dijital kayıtlar ve demirbaşların bulunduğunu, bu durumun şirket üzerinde fiili hâkimiyet kurmasını engellediğini, şirket faaliyetlerinin durmaması amacıyla yaklaşık 14 günlük süreçte yaklaşık 9.700.000,00 TL tutarında şirket borcu ödediğini, bu ödemelerin banka kayıtları ve ticari defterlerle doğrulanabileceğini, Türkiye ... Bankası hesap dökümleri talep edildiğinde davacıdan direkt gelen ve dağıtılan ödemelerin gözükeceğini, bildirilmeyen yükümlülükler nedeniyle şirketi iade etmek istediğini, sonrasında şirketin Noter huzurunda üçüncü kişiye devredildiğini, davalının WhatsApp üzerinden şirketi iade etmesi halinde senedi yırtıp atacağına dair mesajlar gönderdiğini, üçüncü kişiye devir evraklarında devralan kişinin okuma yazma bilmediğinin ve tanıklar arasında bizzat davalının stajyeri olan ... isimli avukatın bulunduğunu, dava konusu 15.000.000,00 TL bedelli senedin bağımsız bir borç ilişkisi nedeniyle verilmediğini, senedin yalnızca şirket devri ilişkisi kapsamında teminat amacıyla düzenlendiğini, senedin üzerine kendi el yazısıyla teminat senedi olduğuna dair ibare yazdığını, temel hukuki ilişki dikkate alındığında senetten dolayı davalıya borçlu olmadığını, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarının şirket devri süreci ve senedin düzenlenme amacı bakımından açıklayıcı nitelikte olduğunu, dava konusu senedin tahsil amacıyla icra takibine konu edilmesi halinde telafisi güç zararlar doğabileceğini, kefil olarak gözüken şirket ve şahsı adına ihtiyati tedbir talebinin bulunduğunu belirterek dava konusu 15.000.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, senedin aslının davalıdan celbini, ticari defterler ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, WhatsApp yazışmalarının delil olarak değerlendirilmesini, tanıkların dinlenmesini, dava konusu senede dayanılarak icra takibi yapılmasının tedbiren önlenmesini, dava tarihinden önce başlatılmış bir takip varsa cebri icra işlemlerinin yargılama sonuna kadar durdurulmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, TAHKİKAT VE GEREKÇE : Dava, 15.000.000,00-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; '' MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik TTK 'nın 5/A maddesinde'' Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' düzenlemesi yer almakta olup 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle yapılan değişiklik 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “ Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır. '' hükmünün ve 18/A maddesinde; (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacının taleplerinin incelenmesinde; 7445 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonrası Mahkememizde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, dava dilekçesi ekinde bu başvurunun yapıldığına dair bir delil bulunmaması nedeniyle mahkememizin 30/07/2026 tarihli ara kararı ile birlikte birlikte davacı asile, arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış tasdikli suretinin sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 yollamasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesindeki dava şartı yokluğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı asile 05/08/2026 tarihinde tebliğ edildiği ancak süresinde beyanda bulunulmadığı, 7445 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonrası eldeki davanın zorunlu olarak arabuluculuğa tabi olduğu, İstanbul BAM 9. H. D' nin 2023/1179 esas ve 2023/1309 Karar sayılı ilamında''.. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davalı Sigorta Şirketi yönünden zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden usulden red kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur...." gerekçesi ile karar verilmiştir.'' şeklinde belirtildiği üzere arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, yine HMK 115/3 maddesinde '' Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' hükmünün bulunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede öncelikle mahkememizce esasa girilmeden önce anılan usul eksikliğinin tensiple birlikte farkedildiği, kaldı ki İstanbul BAM 13. H.D nin 2022/1035 Esas ve 2022/1599 Karar sayılı ilamında ''.. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenlemesi karşısında, genel nitelikteki HMK m.115/2-2.cümle ve 115/3 maddelerinin uygulanma olanağı yoktur. Ticaret mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. '' denilmek suretiyle belirtildiği üzere genel hüküm niteliğindeki HMK 115. maddesinin somut olayda uygula imkanı bulunmadığı anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesi ile 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, 4-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/08/2026
Başkan (e-imza) Üye (e-imza) Üye (e-imza) Katip (e-imza)