İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/143 E. 2026/522 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/143
Karar No
2026/522
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/143 Esas - 2026/522 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2026/143 KARAR NO : 2026/522 .... DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 08/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ....... bulunan taşınmazın 10 nolu dükkanının satışına ilişkin adi yazılı bir sözleşme akdedildiğini ve işbu sözleşme kapsamında, söz konusu dükkanın bedeli olarak 29.04.2022 tarihinde müvekkili tarafından davalı şirketin .... IBAN numaralı banka hesabına ödeme gerçekleştirildiğini, Müvekkiline bu sözleşmenin bir nüshasının verilmemiş olduğunu ve sözleşmenin aslı veya nüshasının inşaat firmasında bulunduğunu, sözleşme akdedilmesine ve bedelin ödenmesine rağmen, davalı inşaat firmasının tapu intikalini gerçekleştirmediğini, müvekkilini sürekli olarak "bugün yarın" diyerek oyaladığını, müvekkilinin bu sözleşmeyi bir inançlı işlem olarak gerçekleştirerek davalının tapu devrini yapacağına güvendiğini ancak sonradan davaya konu dükkanın davalı tarafından üçüncü bir kişiye satıldığını öğrenmiş bulunduğunu, bu durum karşısında müvekkilinin dükkanın tapusunu almasının imkansız hale geldiğini, somut olayda müvekkili tarafından davalıya yapılan ödemenin, hukuken geçersiz olan adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesine dayanmakta olduğunu, davalı şirketin bu geçersiz sözleşme sebebiyle haksız yere zenginleştiğini, müvekkilinin ise fakirleştiğini, bu nedenle davalı şirketin müvekkilinden almış olduğu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmekle yükümlü olduğunu, ödemenin yapıldığı 29.04.2022 tarihinden bu yana geçen süre zarfında, ülkemizdeki yüksek enflasyon ve emlak piyasasındaki ciddi artışlar nedeniyle müvekkili tarafından ödenen paranın değerinin büyük ölçüde düştüğünü, dükkan fiyatları ciddi anlamda yükseldiğinden, müvekkilinin ödediği nominal bedel ile bugün aynı nitelikte bir dükkan alabilmenin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre hukuken geçersiz sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, denkleştirici adalet ilkesi gereğince tarafların verdiklerini güncel değerleri üzerinden iade etmesinin esas olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili tarafından ödenen bedelin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince, dava tarihi itibarıyla taşınmazın güncel piyasa değeri ve paranın değer kaybı göz önünde bulundurularak belirlenecek güncel değeri üzerinden davalıdan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere sebepsiz zenginleşen kişinin zenginleştiği ölçüde iade yükümlülüğü bulunmakta olduğundan bu hukuki sebebin ihtiyati haciz talebi için yeterli bir gerekçe teşkil etmekte olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının alacağını ve icabında haciz sebeplerini mahkemeye kanaat getirecek delillerle göstermesi, yani yaklaşık ispat kanaatinin oluşması gerektiğini, mevcut durumda, karşı tarafın borcunu ödemeyerek müvekkilini mağdur etmesi ve bu durumu sürüncemede bırakmasının, mal kaçırma ihtimalini veya alacağın tahsilini imkansız hale getirme riskini (.... artırmakta, bu da ihtiyati haciz için gerekli şartların oluştuğunu açıkça göstermekte olduğunu belirterek müvekkili tarafından davalı .... hesabına yatırılan bedelin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince ve dükkanın güncel piyasa değeri ile paranın değer kaybı göz önünde bulundurularak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek güncel değerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karşı tarafın alacağı sürüncemede bırkmış olması, mal kaçırma ihtimalinin bulunması ve sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilmesi amacıyla, alacağın tahsilini sağlamak üzere taşınır ve taşınmaz malları ile banka ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı iddia ettiği alacak talebinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla zaman aşımına uğradığını, davacının yapıldığını belirttiği sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmediğini ve bedeli geri isteyebileceğini bilecek durumda olduğunu, geri isteyebileceği makul bir sürede talepte bulunmayan davacının ödeme tarihi üzerinden 3 yılı aşkın bir süre geçmesi sonrasında 07.08.2025 tarihinde ikame edilen dava ile talepte bulunmasının iyi niyetten uzak olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında 28.04.2022 tarihinde .... olarak görülse de tutanağın davacı tarafından imzalanmış olduğunu, davacıdan el yazısı ve imza örnekleri alınmasını, akabinde işbu tutanaktaki imza ve el yazısı ile davacının imza ve el yazısı arasında karşılaştırma yapılması için bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, satış işlemlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından dava dışı .... isimli kişiye ".... açıklamasıyla 06.03.2023 tarihinde 500.000,00-TL ödeme yapıldığını ve sürecin bu haliyle sonuçlandığını, davacının müvekkili şirketten hak iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmayıp, talepte bulunma hakkı olduğu düşünülse dahi davacının taleplerinin muhatabının müvekkili şirket olmadığını, davacının işbu dava ikame edilmeden önce müvekkili şirkete gidip, alacağın devri için imzalayıp verdiği tutanağı talep ettiğini, belgenin kendisine verilmemesi sebebiyle en azından fotokopisinin verilmesini talep ettiğini, sadece bu hususun dahi davacının işbu davaya dayanak haksız ve mesnetsiz taleplerini meşrulaştırmak amacıyla delilleri ortadan kaldırmak istediğini ve kendi lehine menfaat sağlamak istediğini göstermekte olduğunu, davacının iddia ve taleplerini asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin sorumluluğuna hükmedilmesi ihtimaline binaen ortaya çıkabilecek olası zararın rücu edilebilmesi amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. Maddesi gereğince davanın .... ihbarına, neticeten haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın itiraz ve cevapları dikkate alınmak suretiyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava; Harici taşınmaz satımı nedeniyle ödenen satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde sonra gelmek üzere 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. ile 5/A maddesi eklenmiş olup bu maddeye göre Türk Ticaret Kanunun 4. Maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari ticari davalardan , konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında arabuluculuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Kabul tarihi 06/12/2018 olan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun’un 21. 22. 23. ve 24. maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. "MADDE 20- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “3. Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” MADDE 21- 6102 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 12- (1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.” MADDE 22- 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.” MADDE 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir. “Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Bu yasal düzenleme ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiş olup, aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davanın 08/08/2025 tarihinde.... açıldığı anılan mahkeme tarafından 10/09/2025 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizce 12/05/2026 tarihinde uyuşmazlığın dava şartı ara buluculuk kapsamında kalması nedeniyle davacıya ara buluculuk son tutanağının sunulması için iki haftalık kesin süre verilmiş olduğu ve kesin süre içerisinde ara buluculuk son tutanağı ya da onaylı örneğinin sunulmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyada mevcut delil durumu, ara buluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmemiş olması bir arada değerlendirildiğinde ihtiyati haciz için öngörülen şartların mevcut olmadığı anlaşılmakla dosyadaki ihtiyati haciz kararının da kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava şartı olan arabuluculuk yerine getirilmemiş olduğundan 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi uyarınca davanın usulden reddine, 2-Dosyada verilmiş ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, 3-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılmış toplam 9.552,65TL'den mahsubu ile bakiye 8.820,65TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine, 6-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize .... gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2026

...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/143, K. 2026/522, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-143-e-2026-522-k-7ac56ae80067