Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/893 E. 2026/1445 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/893
- Karar No
- 2026/1445
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/893
KARAR NO: 2026/1445
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2026
NUMARASI: 2025/221 Esas - 2026/38 Karar
DAVANIN KONUSU: Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ... ...AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...AŞ arasında akdedilen sözleşme tahtında 23 yıldır kullandığı cep telefonu hattının sahibi olduğunu, müvekkilinin davalı ... A.Ş.'nin sahibi olduğu https://....com adlı sitede müşteri olup, bu müşteri ilişkisi ve Kullanım Sözleşmesi kapsamında işbu davalıya ait platformda yatırımcı olarak ... alım satım işlemleri yaptığını, davalı ...-...'in ise davalı ... ... bulunan yetkili bayisi olduğunu, 06/01/2025 tarihinde müvekkiline talepte bulunmadığı halde SMS ile aboneliğinin iptal edildiğine dair mesaj geldiğini, bu durumun müvekkili tarafından ... müşteri aplikasyonundan yazılı bir şekilde ve ... Müşteri Hizmetlerinden arayarak ihbar edildiğini, 6-7 Ocak 2025 tarihlerinde bu ihbar ve şikayetlere rağmen içeriği belli olmayan birtakım işlemlerin müvekkilinin 'güvenli dijital imzası ile' gerçekleştirildiğine dair mesajlar geldiğini ve müvekkiline ait hattın ... isimli 3. bir kişiye devredildiği mesajlarının iletildiğini, hattın devredilme işlemlerinin davalı ...-... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin çalınan cep numarasını kullanarak bu yolla önce ...@hotmail.com adlı e-mail hesabını ele geçirildiğini, daha sonra da müvekkili adına kayıtlı olan ... borsalarına girdiklerini, müvekkilinin ...nezdindeki ... para hesabından artık kendisinin müdahale edemediği ... hattı ve Hotmail adresi kullanılarak toplamda: 0.78249223 adet ..., 11.96276401 adet ..., 4873.4075... ve 592.3787 adet ... ... toplamından oluşan ... varlık (Olay tarihinde yaklaşık 125.000 $ değerinde) 3. Kişilerce çalındığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk uygulamasına başvurulduğunu ancak tarafların anlaşmaya varamadığını beyanla fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile, davalıların sözleşmeye ve kanuna aykırı davranışları ve ağır kusurları sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 5.000,00-USD maddi ve 250.000,00-TL manevi tazminatın faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, dava konusu alacağa, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini, USD cinsinden ikame edilen maddi tazminata Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmesini, TL cinsinden ikame edilen manevi tazminata ise en yüksek reeskont faizinin işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...-... vekili savunmasında özetle; Usule ilişkin olarak, dava dilekçesinde gösterilen delillerin dava dilekçesi ile birlikte taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkiline tebliğ edilmeyen delillere karşı beyanlarını saklı tutuklarını, dava dilekçesinde talep edilen faiz türüne ilişkin itiraz ettiklerini ilgili alacaklara yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde talep ettikleri alacaklara ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yaşanan olayda müvekkilinin herhangi bir kastı veya kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin sadece bayi sahibi olduğunu ve yapılan işlemlerin tamamının ... kurumsal firmasının sistemi ile yürütüldüğünü, mağazalarda çalışan her işçinin kendine has sicili ve şifresi bulunduğunu, her çalışanın ... kurmuş olduğu sistem üzerinde kendi sicil ve şifresi ile işlem yapabildiğini, yapılan işlemlerin güvenliği ile ilgili müvekkilinin veya bir başka firma sahibi veya çalışanın söz hakkı bulunmadığını, olay günü müvekkilinin yanında çalışan ... isimli işçinin hattın yasal sahibinin talebi üzerine devir işlemini yaptığına dair müvekkiline savunma verdiğini, ilgili çalışanın tanık olarak dinlenmesi halinde gerçeğin ortaya çıkacağını, ... müşteri hizmetlerinin gerekli güvenlik adımlarını zamanında uygulamaya koymadığını ve müvekkili açısından illiyet bağının kesildiğini , müvekkil açısından davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul etmemek kaydı ile, manevi tazminat miktarının fahiş ölçüde fazla olduğunu savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili savunmasında özetle; Usule ilişkin olarak, somut olayda bir haksız fiil gerçekleştiği iddiası varsa ve buna dayanılarak tazminat talep ediliyorsa, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, yetkili mahkemenin ise müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının talebinin haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olarak davanın haksız fiili işleyen kişilere yönetilmesi gerektiğini, bu kapsamda davanın müvekkili şirket bakımından pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini; dava konusu olay bakımından davacı tarafın kusurunun bulunduğunu, davacının yasal zemini tam olarak oturmamış ... varlık alım-satım işlemleri gerçekleştirdiğini, davacının, yatırımını muhafaza etmek için gerekli ve yeterli tedbirleri almadığını, davacı kimlik ve parolalarının korunması için yeterli ve gerekli güvenlik tedbirlerini almadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zararın kesin olarak ispatlanması ... varlıkların doğasındaki anonimlik ve davacının çalıştığı aracı kurumun kayıtlarının teknik hukuki mahiyeti gereği mümkün olmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmayan diğer davalı ...' ün gerekli güvenlik tedbirlerini almamış olduğunu, dava konusu olayın gerçekleşmesi bakımından ağır kusurlu olduğunu, davacının uğradığı zarardan davalı müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, yapılan işlemin tarafı olmayan müvekkili şirkete kusur isnadının mümkün olmayacağını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile müvekkili şirketin eylemleri arasında illiyet bağı kurulamayacağını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte yabancı para üzerinden ileri sürülen talebin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının manevi tazminat talebinin de haksız, dayanaksız ve fahiş olduğunu, davacının faiz talebinin de hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili savunmasında özetle; Usule ilişkin olarak; açılan davada husumetin müvekkili şirkete yönlendirilemeyeceğini, müvekkili şirketin iddia edilen dolandırıcılık olayının bir tarafı olmadığı gibi bu olaya ilişkin herhangi bir kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların tüm taleplerini, kendisini dolandırılan şahıslara ve davacıya ait olan hattın iddia ettiği gibi kendisinden habersiz olarak devredilmesi konusunda ağır kusurlu olan ... isimli operatöre yöneltmesi gerektiğini, bu nedenle taraf sıfatına sahip olmayan müvekkili şirket yönünden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının tanık deliline ilişkin muvafakatlerinin bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu olayların yaşanmasında herhangi bir kusur ve ihmali bulunmadığını, müvekkili şirket sisteminin son derece güvenli ve son teknoloji olduğunu, kullanıcıların ve hesaplarının güvenliği için birçok katmandan oluşan güvenlik önlemlerinin tesis edildiğini, davaya konu işlemlerin davacının bizzat kendisinin güvenliğini sağlaması gerektiğini, telefonun, sim kartının ve e-posta adresinin güvenliğini sağlayamaması nedenleriyle gerçekleştiğini, davacının hesabına giriş esnasında herhangi bir şifremi unuttum talebi olmadığı gibi tüm şifre ve kodlara eksiksiz ve doğru girildiğini, bu durumda davacının hesabına giriş için gerekli bilgileri dolandırıcılar ile paylaştığını gösterdiğini, davaya konu olayın, davacıya ait sim kartın kopyalanması nedeniyle gerçekleştiğinin aşikar olduğunu, tüm bu süreçlerde herhangi bir inceleme yapmayan veya davacının hiçbir talebini cevaplamayan operatör ... ağır kusurlu olduğunu, davacı tarafından şirketleri müşteri hizmetlerine telefon hattının ele geçirildiğini fark ettiği 06/01/2025 tarihinden 2 gün sonra ve şirketleri bünyesindeki hesabından ... para çekme işlemlerinin gerçekleşmesinden 7 saat sonra taraflarına ulaşıldığını ve ivedilikle kullanıcının hesabının kapatıldığını, davacının kendi ağır kusuruyla dolandırıcılığa konu olay meydana geldiğini, bu nedenle davacının iddiasının aksine müvekkili şirket yönünden bir manevi tazminat durumun olmadığını, kaldı ki manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, husumet itirazları yönünden davanın usulden reddine, davanın ihbarına ilişkin taleplerinin kabulü ile huzurdaki davanın davacının hesabına yatırılan TL transferi işlemi nedeniyle "... A.Ş."ye ihbarına, davanın esasına girilmesi halinde davacının mesnetsiz ve haksız iddialarının hukuka ve mevzuatlara aykırı olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 26.06.2024 tarihli 02.07.2024 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılarak ... varlıklar, sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir. TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca "bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde" yer alan hususlardan doğan davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup, ... varlıklar ile ilgili yasal düzenlemenin yapılmasıyla birlikte bu konuda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Ancak aynı davada bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa, söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında yargılama usulüne ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir (Yargıtay 20. HD'nin 2018/1420 E., 2018/3255 K. sayılı kararı). Bu durumda ... varlıklar ile ilgili yasal düzenlemenin yapılmasıyla birlikte bu konuda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi ise de eldeki davada diğer davalı ...A.Ş. ile davacı ... arasındaki uyuşmazlıkta, tüketici mahkemeleri görevlidir.
Davaya konu olayın aynı maddî olaydan kaynaklanmasına ve zararın tek olmasına göre davaların birlikte görülmesi zorunlu olup, bütün talepler yönünden ihtilafın özel mahkeme olan tüketici mahkemesince çözüme kavuşturulması gerektiği tespit edildiğinden Mahkememizce davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;
HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle..." gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne gönderilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı ve davalı ......AŞ vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunun belirtildiğini, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması dolayısıyla istinaf yoluna başvurduklarını, müvekkili şirketin internet üzerinden ... varlık alım satımı yapılmasına aracılık eden Türkiye'de ilk lider ve en çok bilinen dünyada ise 4.kurulan alım satım aracılık platformu olduğunu, müvekkilinin 02.07.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile birlikte SPK düzenlemelerine tabi olduğunu, müvekkilinin internet siteleri üzerinden şirket tarafından geliştirilmiş uygulama ile şirket ile kullanım sözleşmesi imzalayan yatırımcıların ... varlık alımı, satımı ve transferlerini gerçekleştirmek için arz talep ilişkisi ile çalışan bağımsız alım satıma aracılık platformu olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, ... varlık platformu kullanıcıları ile davacının kâr elde etmek amacıyla hareket ettiğinden tüketici olmadığını, bununla birlikte gerçekleştirilen işlemlerinde tüketici işlemi olmadığı, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, emsal yargı kararlarında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun belirtildiğini ifade ederek mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyanın tüketici mahkemesine gönderildiğini, bu görevlendirmenin isabetsiz olduğunu, uyuşmazlığın niteliği gereğince asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu, ilk derece mahkeme karar özeti ve gerekçesinin isabetli olmadığını, ... varlık hizmet sağlayıcı faaliyetinin ve 7518 sayılı Kanun ile de 6362 sayılı SPK'ya ... varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin hükümlerin eklendiğini, ilk derece mahkemesince yasal düzenleme sonrasında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabul edildiğini, 1 nolu davalının ağır kusur ve ihmali sebebiyle müvekkilinin ... varlık platformu hesabına erişim sağlanması ve ... varlıkların çekilmesi suretiyle zararın gerçekleştiğini, doğrudan ... varlığın hizmet sağlayıcısının faaliyeti ile bağlantılı olduğunu, asliye ticaret mahkemesinde davanın görülmesi gerektiğini, tek olay/tek zarar gerekçesiyle tüketici mahkemesinin seçilmesinin görev kurallarını genişlettiğini iddia ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, rıza dışı cep telefonu aboneliğinin iptali ile ... varlık hesabından ... varlığın çalınması sonucunda uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ... ...AŞ vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığına ve ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Taraflar arasında, davalılardan ... ... AŞ ile davacı arasında kullanım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya ait platformda yatırımcı olarak ... alım satım işlemleri yaptığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. 26.06.2024 tarihinde kabul edilen 02.07.2024 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılarak ... varlıklar sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir. TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca ... varlıklarla ilgili yasal düzenlemenin yapılması sonucunda kâr amacı ile hareket eden davacının tüketici sıfatı olmadığından uyuşmazlıkta görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olacaktır.
Bu hususta taraflar ve mahkeme arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Ancak davalılardan ... İletişim... AŞ ile davacı arasındaki abonelik sözleşmesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 28.05.2014 tarihinde yüıürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 3/1-k maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak; 3/1- ı-bendinde ise tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sözleşmeleri tüketici işlemi olarak kabul etmiştir.
Aynı Kanun'un 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu ve 83. maddesinde ise taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir.
Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir.
Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164). Buna karşılık özel mahkemeler, belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Diğer bir ifadeyle özel mahkemeler özel kanunlarla kurulmuş olup özel kanunlarda belirtilen davaları yürütür.
Genel mahkemelerin kuruluşunda olduğu gibi özel mahkemelerin (veya ihtisas mahkemelerinin) kuruluşu da mutlaka ayrı (özel) bir kanun hükmü ile düzenlenir. Özel mahkemelerin kuruluşunun tabii hâkim ilkesine aykırı düşmeyeceği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 37’nci maddesinde belirtilmiştir.
Türk medeni yargılama hukukunda özel kanunlarla kurulmuş özel mahkemeler; kadastro mahkemeleri, icra mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, aile mahkemeleri, fikri ve sınaî haklar hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (5.12.1977 tarihli, 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).
Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.
Tüketici mahkemeleri 6502 sayılı Kanundan doğan özel bir ihtisas mahkemesidir. Bir özel mahkemenin görevine giren dava, genel mahkemede başka bir dava ile birlikte açılamaz. Buna karşılık, ihtisas mahkemesinin görevine giren bir dava ile Asliye Mahkemesinin görevine giren bir dava, ihtisas mahkemesinde birlikte açılabilir.
Başka bir deyimle, objektif dava birleşmesinde birleştirilen taleplerden biri ihtisas mahkemesinin görevine girmekte ve birleştirilen talepler arasında bağlantı varsa bu taleplerin tamamı için özel mahkeme görevlidir (Kuru, s. 1498 vd.) .Bu kapsamda, davalılardan ...AŞ ile davacı arasındaki hukuki ilişki tüketici mahkemesinin ihtisas konusuna girmektedir. Her ne kadar davalı ...... AŞ ile davacı arasındaki hukuki ilişki konusu uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi görevli ise de her iki davalıya karşı aynı uyuşmazlıktan kaynaklı olarak aynı mahkemede dava açılmış olduğundan ve uyuşmazlığa bakmakla görevli olan mahkeme bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle ihtisas mahkemesi tüketici mahkemesi olduğundan, mahkemece verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026