İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1210 E. 2026/805 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1210
Karar No
2026/805
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1210 Esas KARAR NO : 2026/805

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/04/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine haksız ve mesnetsiz iddialarla ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesi ve banka hesaplarına haciz uygulanması üzerine cebri icra tehdidine maruz kalınmaması adına söz konusu icra borcunun müvekkili şirket tarafından ihtirazı kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin "Silivri/İstanbul" adresinde "Mola İstanbul" unvanıyla bir devremülk ve yüksek nitelikli konut tesisi projesi işlettiğini, tesisteki tekstil ürünlerinin (havlu, çarşaf, nevresim vb.) temizliği için davalı şirket ile bir sefere mahsus deneme amaçlı hizmet anlaşması yapıldığını, bu kapsamda düzenlenen 31.05.2024 tarihli tevkifat faturası bedelinin davalıya eksiksiz ödendiğini ve hizmet ilişkisinin sona erdiğini, davalı tarafın tekstil ürünlerini tesise teslim ederken taşımacılığı konteynerler vasıtasıyla yaptığını, ticari teamüller gereği ürünlerin indirilmesini müteakip boşalan konteynerleri tesisten geri götürdüğünü, aralarında bir konteyner alım-satım sözleşmesi veya cari hesap ilişkisi bulunmadığını, buna rağmen davalının hizmet ilişkisi bittikten aylar sonra, maddi gerçeğe aykırı olarak 21.09.2024 tarihinde "5 adet Konteyner Bedeli" açıklamasıyla haksız bir satış faturası düzenlediğini; müvekkilinin bu faturayı iade etmesine karşılık davalının ısrarla yeniden fatura tanzim ettiğini, söz konusu konteynerlerin müvekkiline satıldığına veya teslim edildiğine dair hiçbir sevk irsaliyesi, imza ya da yazılı vesika bulunmadığını, teslim olgusunu ispat yükünün davalıda olduğunu, ayrıca takibe dayanak yapılan faturanın, sevk ve teslim tarihi olan Mayıs 2024'ten yaklaşık 4 ay sonra (21.09.2024 tarihinde) düzenlenmesi sebebiyle 213 sayılı VUK m. 231/5 uyarınca yasal 7 günlük süreyi aşarak "hiç düzenlenmemiş/yok hükmünde" sayılması gerektiğini, yasal şartları taşımayan bu faturanın alacak doğurmayacağını, İİK m. 72/7 uyarınca cebri icra tehdidi altında 02.04.2025 tarihinde icra dosyasına yapılan ödemenin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde istirdada konu edildiğini, arabuluculuk sürecinde geçen sürenin hak düşürücü süreyi durdurduğunu beyanla, davanın kabulü ile ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyası kapsamında davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen 90.500,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte müvekkili şirkete istirdatına (iadesine), davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sanki hiçbir borcu bulunmaksızın cebri icra tehdidi altında ödeme yapmış gibi bir kurgu üzerinden haksız bir istirdat davası açtığını, müvekkili şirketin tekstil yıkama, kurutma, ütüleme ve paketleme hizmeti veren bir ticari işletme olduğunu, aynı anda birden fazla müşteriye hizmet verilmesi sebebiyle kirli ve temiz ürünlerin karışmaması ve teslimat zincirinin korunması adına konteyner kullanımının ticari bir teamül ve hizmetin niteliğinden doğan bir zorunluluk olduğunu, davacı şirketin tekstil ürünlerinin iki kez yıkanıp teslim edildiğini, bu süreçte kullanılan konteynerlerin davacı iş yerinde bırakıldığını, sevk irsaliyelerinde konteynerlerin ayrıca yazılmamasının bunların teslim edilmediği anlamına gelmeyeceğini, söz konusu konteynerlerin davacıdan geri istenmesine rağmen iade edilmediğini, bu eylem neticesinde müstakil bir konteyner bedeli alacağının doğduğunu, davacı tarafın 31.12.2024 tarihi itibarıyla 57.000,00 TL bakiye konusunda müvekkili şirket ile cari hesap mutabakatı sağladığını, taraflarca karşılıklı imzalanan mutabakatname ve e-posta yazışmalarının dava konusu konteyner bedelini açıkça doğruladığını, davacının bu yazılı kabulünün HMK m. 188 anlamında sarsılmaz bir ikrar niteliği taşıdığını ve ikrar edilen bu borcun istirdat davasına konu edilemeyeceğini, davacının borçlu olduğunu önceden kabul etmesine rağmen bunu gizleyerek haksız şekilde cebri icra sürecine odaklanıp dava açmasının iyi niyetle bağdaşmadığını, yargılamayı gereksiz yere uzattığını mütalaa ederek; hukuki dayanaktan yoksun haksız davanın reddine, borcu önceden ikrar etmesine rağmen haksız dava açan davacı aleyhine reddedilen miktar üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve arz etmiştir. Mahkememizce ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiş, tarafların bağlı olduğu vergi dairesinden BA BS formları ile karşılaştırmalı alış-satış analiz raporları getirtilmiş, deliller toplanmış, taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmasına karar verilmiş, 02/07/2026 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce celp edilen ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine fatura alacağına ilişkin olarak başlatılan ilamsız takibin kesinleştiği, davacının takip dosyasına 02.04.2025 tarihinde 90.500,00 TL ödeme yaptığı, huzurdaki istirdat davasının arabuluculuk faaliyetinde geçen süre de dışlandığında İİK.72/7 maddesinde ön görülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi ve dayanak fatura nedeni ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) ile icra dosyasına ödenen meblağın istirdadı istemine ilişkindir. Dosya kapsamında davacıya ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim olunan 02.07.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı borçlu şirketin haksız takip ve banka haciz ihbarnameleri neticesinde oluşan cebri icra tehdidi altında, icra dosyasına 90.500,00 TL tutarındaki ödemeyi "istirdat davası açma hakkı saklı kalmak kaydıyla" şerhiyle gerçekleştirdiği, bu ödemenin muhasebe kayıtlarına "istirdat alacağı" olarak işlendiği, davaya konu 21.09.2024 tarihli 57.000,00 TL (KDV Dahil) bedelli konteyner faturasına karşı davacının süresinde iade faturası düzenleyerek cari hesabı sıfırladığı, Başakşehir Vergi Dairesinden celp edilen BA (Alış) formlarının çapraz denetiminde, davacının bu konteyner matrahını vergi dairesine bir mal/hizmet alımı olarak bildirmediği, bu durumun Yargıtay içtihatları uyarınca mal tesliminin gerçekleşmediğine dair güçlü bir vergisel kanıt teşkil ettiği, faturaya konu konteynerlerin davacıya satım kastıyla fiilen teslim edildiğini ıslak imzalı sevk irsaliyesi veya taşıma senediyle ispat yükünün davalı satıcıda olduğu, ancak dosya kapsamında bu teslime ilişkin hiçbir somut belgenin bulunmadığı, konteynerlerin ticari teamül gereği sadece lojistik ve taşıma amaçlı ambalaj/demirbaş niteliğinde kullanıldığı, sonuç olarak davacının teslimi ispatlanamayan ve BA formlarında yer almayan mallara ilişkin yürütülen takip neticesinde 90.500,00 TL ödediği yönünde görüş ve tespitlere tespitlere yer verildiği görülmüştür. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, konteyner bedeline ilişkin olduğu belirtilen 57.000,00 TL tutarlı fatura bedelinden kaynaklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça dosyaya 10/02/2025 tarihli mutabakat metni sunulmuş ve 57.000,00 TL tutarlı söz konusu faturadan kaynaklı bakiye konusunda söz konusu mutabakatnamenin borç ikrarı niteliğinde olduğu savunulmuş ise de, söz konusu belgenin matbu olarak hazırlanıp sonradan doldurulduğu, kaldı ki, sevk ve irsaliye tarihi 28/05/2024 iken, bundan yaklaşık 4 ay sonra 21/09/2024 tarihinde uyuşmazlık ve takip konusu faturanın düzenlendiği, bu durumun 213 sayılı VUK.'nun 231/5 maddesindeki ""Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." hükmü uyarınca takibin dayanağı olan faturanın geçersizliği sonucunu doğurduğu, bununla birlikte, davalı yanın cevap dilekçesinde "Yıkama ve teslim sürecinde, ürünlerin karışmasını önleme ve sevkiyatın doğru biçimde yapılmasını sağlamak amacıyla tekstil ürünleriyle birlikte kullanılan konteynerlerin davacı işyerinde bırakıldığı, ancak konteynerlerin sonradan iadesinin talep edilmesine rağmen davacı tarafın bunları iade etmediği" ileri sürülmüş olup, dosya kapsamında davalının gerek temizliği yapılan tekstil ürünleri ile birlikte konteynerleri davacıya fiilen teslim ettiğine, gerekse bunların iadesini davacıdan talep ettiğine dair dosya kapsamına herhangi bir delil sunmadığı görülmüş, gerek açıklanan hususlar, gerekse hükme elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporundaki tespitler uyarınca, davacı yanın teslim almadığı konteyner ürünler sebebi ile davalı tarafından tanzim edilen ancak davacı tarafça kayıtlarına alınmayarak iade edilen takip konusu fatura sebebi ile borçlu olmadığının tespitine ve icra dosyasına cebri icra tehdidi altında yaptığı ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davalı yanın takibi başlatma kötüniyetli olduğu hususu ispat edilemediğinden, kötüniyet tazminatına ilişkin davacı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; Davanın KABULÜ ile; 1-Davacının ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile; davacının işbu icra dosyasına yaptığı 90.500,00 TL'lik ödemenin 02/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Yasal şartları bulunmadığından, davacı yanın kötüniyet tazminatına yönelik talebinin reddine, 3-Alınması gereken 6.182,05 TL harçtan peşin olarak alınan 1.545,52 -TL harcın mahsubu ile bakiye 4.636,53-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 15.175,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu m.18/A-(13) uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.000,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürülükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdir olunan 45.000,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 1.545,52-TL peşin harç ile 732,00 başvuru harcı olmak üzere toplam 2.277,52-TL harç masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8- Karar kesinleştiğinde, arta kalan gider avansı bulunması halinde ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK.'nın 333. maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine, Dair verilen karar; taraf vekillerinin yüzüne karşı , taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.

29/09/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1210, K. 2026/805, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1210-e-2026-805-k-200c1a045c60