Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/927 E. 2026/2448 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/927
- Karar No
- 2026/2448
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/927
KARAR NO:2026/2448
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan)İSTANBUL ANA. 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/01/2026
NUMARASI:2022/34 E - 2026/60 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:22/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... İdaresi tarafından açılan ihaleye Tekirdağ Malkara ilçesi 70 yataklı devlet hastanesi alt yapı ve çevre düzenlemesi işi için girdiğini, ihale müvekkil şirket tarafından kazanıldığında davalı ile adi bir ortaklık sözleşmesi kurularak işin birlikte yapılacağı hususunda anlaşıldığını,taraflar arasındaki anlaşmaya göre; ortaklardan ... ve müvekkili şirketin 500.000,00’er TL sermaye ile işe %50 ortak olarak başlayacağını, iskan alınmasına kadar ortaklardan ...'ın işin bizzat başında dura- cağını ve tüm işlemleri bizzat takip edip şantiye alanında faal olarak çalıştığını, şantiyenin işçi ve taşeronları ile ilgileneceğini ve tüm işleri bizzat kendisi yürüteceğini, işle ilgili ödemeleri de bizzat gerçekleştireceğini, ödeme belgeleri ve yapılan işlemleri diğer ortak durumundaki müvekkil şirkete ileteceğini, Müvekkil şirket tarafından ihalenin alınması ve işe başlanmasının akabinde davalı tara- fın taahhüt ettiği 500.000,00 TL sermayeyi ortaya koyamadığını, 307.667,00 TL kadarını karşıla- yabildiğini,müvekkil tarafından kalan kısmı tamamlanarak işe başlanıldığını,bununla birlikte müvek- kili tarafından davalıya belirli zamanlarda mevcut inşaat işlerinde harcanması lazım gelen paraların gönderildiğini, gönderilen bir kısım paralar için müvekkili şirket ile davalı arasında dönemler halinde hesap görüldüğünü, davalının bir kısım ödemelerden ibra edildiğini,Davalıya 19.07.2014-2015-25.10.2016 yılları arasında 1.294.340,00 TL (Birmilyoniki-yüzdoksandörtbinüçyüzkırk Türk Lirası) ödeme gönderildiğini,davalının gönderilen paradan 457.041,97 TL (dörtyüzelliyedibinkırkbir Türk Lirası doksanyedi kuruş) harcama yaptığını belge- lendirip bir takım faturalar sunduğunu, geriye kalan 837.298,03 TL (Sekizyüzotuzyedibiniki- yüzdok- sansekizTürkLirası üç kuruş) yönünden tarafların mutabakat sağlayamadığını, davalının bu tutar üzerinden herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığını, işbu miktarın davalının uhdesinde göründüğünü,Davalı tarafın aradaki sözleşmeye dayanarak işin başında sermaye olarak vermiş olduğu 307.667,00 TL ve sözleşme gereği hak ediş olarak ödenecek olan 1.000.000,00 TL’nin tahsili talebi ile İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibi açtığını, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/186 Esas sayılı dosya üzerinden dava açıldı- ğını, bu davada her ne kadar " ...’in edimlerini yerine getirmediği" yönünde savunma yapılmış ise de davanın ... lehine sonuçlandığını ve itirazın iptaline karar verildiğini,Davalı tarafın, müvekkili şirket ile arasında olan ortaklık anlaşmasını alenen ihlal ettiğini, işin bitimine yani iskân alınana kadar şantiyede bizzat hazır bulunup işi takip etmesi gere- kirken yarıda bıraktığını, geçici kabulün akabinde şantiyeyi terk ettiğini ve edimini yerine getirme- diğini, hal böyle iken müvekkilinden hak ediş talep ettiğini ,bu nedenle doğan zarara ilişkin talep ve dava hakkını saklı tuttuklarını,Gelinen noktada; müvekkili şirket tarafından işin yapılması için gerekli ödemelerin gerçekleştirilmesi amacıyla davalı tarafa gönderilen 1.294.340,00 TL (Birmilyonikiyüzdoksan- dörtbinüçyüzkırkTürkLirası)’den davalı tarafça belgelendirilen 457.041,97 TL (Dörtyüzelliyedibin- kırkbir Türk Lirası doksanyedi kuruş) dışında kalan 837.298,03 TL (Sekizyüzotuzyedibinikiyüz- doksansekiz TürkLirası üç kuruş)’ nin de belgelendirilmesi gerekirken böyle bir bölge sunulmadığını, davalıya gönderilen paraların davalı tarafından ne kadarının konu işler için harcandığı ne kadarının uhdesinde bulunduğunun müvekkili tarafından bilinmediğini ,bu nedenle huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmek durumunda kaldıklarını beyanla;HMK 107 kapsamında şimdilik 10.000,00 TL’nin (dava değeri belirli hale geldiğinde artırılmak üzere) ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde 19.07.2014-25.10.2016 tarihleri arasında müvekkiline 1.294.340,00-TL gönderdiğini, bu bakiye içerisinden 457.041,97 TL’nin taraf- larınca belgelendirildiğini ancak 837.298,03TL nezdinde mutabakat sağlanamadığını iddia ile dava açtığını, kanunda belirtilen asgari miktarın davacının iddiaları kapsamında 10.000,00 TL olmadığını, İşbu dava 2 yıllık genel zamanaşımına tabi olup dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, Davacı taraf ile müvekkili ... arasında 17.07.2014 tarihli özel ortaklık pro- tokolü akdedildiğini, bu doğrultuda, ... İdaresi tarafından düzenlenen ihale kapsamında, ihale kayıt numarası ... olan Tekirdağ İli Malkara İlçesi 70 yataklı devlet has- tanesi ile alt yapı ve çevre düzenlemesi işi üstlenildiğini, 17.07.2014 tarihli özel ortaklık protoko- lünün 2 nolu maddesi gereğince; müvekkilinin, ihale ile alınan işi, geçici kabul ve iskana kadar takip edip tüm işleyişiyle ilgileneceğini,müvekkilinin protokol çerçevesinde üzerine düşen tüm yükümlü- lükleri yerine getirdiğini, davacı tarafça iddia edilen alacak bedellerinin tümünün işbu yapım işi için harcandığını, yapılan her bir ödemenin dekont ve belgesinin bulunduğunu,Davacı tarafın iddialarının afaki ve gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinden tahsili gereken alacağının bulunmadığını beyanla; davanın reddini,kötü niyetle dava açan davacının tazminat ile mahkumiyetini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce: "DAVANIN KABULÜ ile,837.298,03 TL'nin dava tarihi olan 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını ve iki yıllık zamanaşımına tabi oldğunu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, mah- kemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sui generis nitelikte hizmet sözleşmesi olarak nitelen- dirildiğini, ancak bu nitelendirmeye göre alacağın muacceliyet tarihi ve zamanaşımı süresinin başlan- gıcı, hizmet sözleşmesinin kuruluşu, ifa süresi, işin tamamlanma ve hesaplaşma tarihleri vs husus- larına değinilmediğini, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, greekçeli kararda bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, Davacı taraf ticari defter deliline dayanmasına rağmen mahkemenin ticari defter incelemesini etkin, tam ve denetlenebilir şekilde yaptırmadığını,davalı tarafça sunulan ödeme liste- sinde yer alan kişilerin davacı şirketle işçilik/alt yüklenici/tedarikçi ilişkisini ve şantiye organizasyonu içindeki konumlarınır araştırılmadığını, bu kişilere yapıldığı ileri sürülen ödemelerin davacı şirketin ticari defter, bordro/sgk, cari hesap ve taşeron kayıtlarıyla eşleştirilmesini sağlamadığını,Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça “457.041,97 tl harcama yapıldığını belgelen- dirdiğini ve faturalar sunulduğunu” iddia etmesine rağmen bu belgelerin dosyada bulunup bulunmadığı, içeriği, tarihi, muhasebe kaydı ve hangi harcama kalemlerine ait olduğunun incelenmediğini, Davacı tarafın başka bir yargılama dosyasında açıkça kabul ettiği ...’e yapılan nakit ödemelerin HMK m.188 kapsamında “mahkeme içi ikrar” niteliğinde olmasına rağmen mahkemece bu kesin delilin hiç incelenmediğini, Bilirkişi raporlarını hükme esas almasına rağmen, bilirkişi raporunun davacının ticari defter kayıtlarına dayanmadan yapıldığını, defter kayıtları ile davalı taraf ödeme belgelerinin karşı- laştırılmadığını ve muhasebe eşleştirmesi yapılmadığını, raporun hükme ve denetime elverişli olma- dığını, Dosyadaki tüm maddi delillerin tam ve etkin şekilde toplanmadığını, ticari defter ve bilirkişi incelemesinin tamamlanmadığını,yemin deliline sıra gelmediğini, Son celsede süre verilmeksizin hüküm kurulduğunu, savunma hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını, 19.08.2016 tarihli hesap mutabakat / kabul belgesinin dosyaya sunulmasının engellen- diğini,Belirsiz alacak davasında davacının 10.000,00 TL olan talebini 25.02.2025 tarihinde 837.298,03 TL’ye artırdığı dikkate alınmadan artırılan kısım için faizin artırma tarihinden itibaren başlatılması gerekirken dava tarihinden başlatılmasının da hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasın istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı vekili müvekkili şirket tarafından ihalenin alınması ve işe başlanmasının akabinde davalı tarafın ortaklık için taahhüt ettiği 500.000,00 TL sermayeyi ortaya koyamadığı, 307.667,00 TL kadarını karşılayabildiği, müvekkili tarafından kalan kısmı tamamlanarak işe başlanıldığını, müvekkili tarafından davalıya belirli zamanlarda mevcut inşaat işleri için harcanması lazım gelen paraların gönderildiğini, zaman zaman tarafların bir araya gelerek hesaplaştığını, davalının gönderilen bir kısım paralar için sarf belgesi sunduğunu,bu kısım için davalının ibra edildiğini, ancak müvekkili tarafından yapılan ve karşılığında sarf belgesi sunulmayan ödemelerin davalı uhdesinde kaldığından bahisle alacak talep etmektedir.Davalı vekili ,müvekkilinin protokol çerçevesinde üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı tarafça iddia edilen alacak bedellerinin tümünün işbu yapım işi için harcandığını, yapılan her bir ödemenin dekont ve belgesinin bulunduğunu, davacının tahsili gereken alacağının bulunmadığını savunmuştur.Mahkeme kararında "Somut olay da alınan bilirkişi raporun da adi ortaklığın kabulü için tarafların ortak bir amaç için hareket etmesinin, kazanca ile zarara katılmasının ve bir ticari mükellefiyetin tesisi ile, bu mükellefiyete ait ticari defter tutmasının arandığı, taraflar arasında bu yönde bir adi ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki protokolün sui generis nitelikte bir hizmet sözleş- mesi olarak değerlendirilebileceği" belirtilmiştir.Ancak davalının sermaye olarak vermiş olduğu 307.667,00 TL ve sözleşme gereği hak ediş olarak ödenecek olan 1.000.000,00 TL’nin tahsili talebi ile İstanbul Anadolu 20. İcra Müdür- lüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazın iptali için, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/186 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olup bu dosya ile ilgili olarak dairemizce verilen karar Yargıtay 3. HD'nce temyizen incelenmiş, 2022/6473 E- 2023/2049 K . Nolu 06.07.2023 tarihli ilamda taraflar arasındaki hukuki ilişki adi ortaklık olarak nitelendirilmiş, davalının takibe konu ettiği alacağı tasfiye kapsamında değerlendirilmiş, daire kararımızın onanmasına karar verilmiştir.Adi ortaklıktan kaynaklanan alacak talepleri ortaklığın sona ermesinden,fesih ve tasfiyeden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olup fesih ve tasfiye edilmeyen adı ortaklıkta zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır.İstinaf incelemesine konu iş bu davada ise, davacı taraf ortaklık konusu işin görülmesi için ödediği ,ancak davalı tarafça ortaklık amacına uygun olarak sarf edildiği belgelenemeyen ödeme- lerinin iadesini istemektedir.Mahkemece... ve ... bilirkişiden alınan 27.09.2024 tarihli raporda neticeten ; Adi ortaklığın kabulü için tarafların ortak bir amaç için hareket etmesinin, kazanç ile zarara katılmasının ve bir ticari mükellefiyetin tesisi ile, bu mükellefiyete ait ticari defter tutmasının arandığı, Taraflar arasında bu yönde bir adi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, taraflar arasındaki protokolün sui generis nitelikte bir hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilebileceği, inşaat yönden davalının yükümlülüklerine yerine getirdiği, mali Yönden davalının sunduğu 375.668,28 TL Harcama Belgesi ile 1.124.320,87 TL Adi Nitelikli Ödeme Belgesi olmak üzere Toplam 1.499.989,15 TL Belgelerin, itibar edilebilir nitelikte olup olmadıklarının mahkemece değerlendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir.Mahkeme davalı tarafça sunulan adi yazılı ödeme belgelerini dikkate almamış, davalı tarafa yemin deliline hatırlatmıştır.Davacı şirket yetkilisi yemin için çağrıldığı duruşmaya katılarak; dava dosyasında, davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde sunduğu EK-3 ten başlayarak ek 18'e kadar ekli belgelerde ve davalı ...'in dilekçe eklerinde yer alan ödeme ve delil listelerinde belirtilen ödemelerin, ... tarafından şirket nam ve hesabına yapılmadığını,- Bu ödemelerin yapıldığı belirtilen gerçek kişiler ile şirketlerin, dava konusu dönemde davacı şirket ile hiçbir ticari, hukuki veya fiili ilişkisinin bulunmadığını,- Şayet bu kişi veya şirketlerin davacı şirket ile herhangi bir ilişkisi var ise dahi, ... tarafından bu kişi ve şirketlere şirket adına veya şirket hesabına herhangi bir ödeme yapılmadığını,-Dava konusu edilen tüm ödemelerin bizzat davacı şirket tarafından ve şirket kaynaklarıyla yapıldığını,- Davacı şirketin ticari defterlerinde, muhasebe kayıtlarında ve mali tablolarında, ödeme yapıldığı iddia edilen kişi ve şirketler adına herhangi bir borç veya alacak kaydının bulunmadığını,- ...’in, dava konusu edilen hiçbir ödemeyi davacı şirket nam ve hesabına yapmadığını,-...’in söz konusu ödemeleri yaparken davacı şirketin bilgisi, talimatı, onayı veya yetkilendirmesi ile hareket etmediğini,- ...’in, iddia edilen bu ödemeler bakımından şirket adına değil, tamamen şirket bilgisi dışında ve şahsi olarak hareket ettiğini,- Davacı şirket tarafından ...’e, bu ödemeleri şirket adına yapması yönünde verilmiş herhangi bir yazılı veya sözlü yetki, talimat veya mutabakat bulunmadığını,- Davacı şirket tarafından ...’den dava konusu alacak kadar (837.298,03 TL) alacaklı olduğumuzu, bu beyanlarımın tamamının gerçeğe uygun olduğunu, aksi yönde bildiğim veya sakladığım herhangi bir husus bulunmadığını, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün değerlerim üzerine yemin ederim. " şeklinde yemin etmiştir.Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişki hatalı şekilde nitelendirilmiştir. Tarafların ve ortaklığın ticari defterleri incelenmemiş, dosya üzerinden inceleme yapılmıştır. Taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmamış , yemin deliline sıra gelmediği halde icapsız olarak başvurulmuş, eksik inceleme ile karar verilmiştir. Neticede dava konusu uyuşmazlık aydınlanmamıştır.Hal böyle olunca, davalı tarafa istinaf dilekçesi ekinde suretini sunduğu 19.08.2016 tarihli mutabakat belgesinin aslını dosyaya sunmak üzere süre ve imkan verilmesi, belge aslı ibraz edildiğinde davacı taraftan bu belge ile ilgili beyanlarının sorulması, bilahare tarafların ve ortaklığın ticari kayıtları ile dosya üzerinde , biri adi ortaklık konusunda uzman hukukçu ,biri SMMM diğeri İnşaat Mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılarak rapor alınması, tüm dosya kapsamına göre hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle ,davalının vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/09/2026