İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1074 E. 2026/864 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1074
Karar No
2026/864
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1074 Esas KARAR NO : 2026/864

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/02/2026 KARAR TARİHİ : 02/10/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya gözetim ve denetim hizmeti verdiğini, davalı şirket tarafından otuza yakın ödenmemiş fatura bulunduğunu, ödenmeyen çekler için ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine konu alacağı haksız olarak itiraz ettiğini belirterek ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, mahkeme harçları, masrafları ve tahakkuk edecek vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile fatura alacaklarına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 143.888,50 TL asıl alacak, 10.768,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 143.888,50-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının " ... Fatura Numaralı ve 30.05.2025 Tarihli , ... Fatura Numaralı ve 28.05.2025 tarihli, ... Fatura Numaralı ve 26.08.2025 Tarihli, ... Fatura Numaralı ve 28.05.2025 Tarihli, ... Fatura Numaralı ve 19.06.2025 Tarihli fatura alacakları olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ...Esas - ... Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında gözetim ve denetim hizmeti verildiği, düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği hususuna dayanmaktadır. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle ticari ilişkiyi, akabinde faturaya konu edimlerini ifa ettiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih ...E. ...K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih... Esas... Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 11/08/2026 tarihli raporda özetle; davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya gözetim ve denetim hizmetleri verildiği ve bu hizmetler karşılığında faturalar düzenlendiği, takibe konu faturaların davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, dava dosyasında söz konusu faturalara süresi içerisinde yapılmış yazılı bir itiraza ilişkin belgeye rastlanılmadığı, tarafların vergi dairelerinden temin edilen karşılaştırmalı alış-satış analizlerinde, 2025 yılına ilişkin fatura adetleri ve KDV hariç fatura toplamları bakımından kayıtların birbiriyle uyumlu olduğu, davalı yanın ticari defterlerinden tespit edilemediği fakat, vergi dairesinden temin edilen davalı yanın davacı yandan aldığı hizmet karşılığı faturaları kayda aldığı; hizmetin verilmiş olduğu olgusunu doğurmakta olup alacağın likit olduğu anlamına geldiği, davacı şirketin 2025 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu ve açılış/kapanış e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde oluşturulduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmaması nedeniyle davalı kayıtları üzerinde inceleme ve karşılaştırma yapılamadığı, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre 24.10.2025 takip tarihi itibarıyla 18.130,20 TL alacak bakiyesi bulunduğu, davalı tarafından verilen 125.758,30 TL tutarındaki çekin karşılıksız çıkması ve bu tutarın ayrıca dikkate alınması halinde, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan olan toplam alacağının 143.888,50 TL olduğu, takibe konu faturalarda “Ödeme süresi 10 gündür. Ödeme vadesi aşıldığında %3 vade farkı yansıtılır.” ibaresinin bulunduğu, “Alacağın Likit Olması Sebebiyle Faiz Talep Edebileceği” faiz türü, faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin hukuki takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere avans faizi ve yasal faiz üzerinden alternatifli faiz hesaplamalarının raporun ilgili bölümünde gösterildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmış, davalı tarafça yerinde inceleme talep edilmiş ve adres bildirilmiş, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere yerinde inceleme yönünden bilirkişilere inceleme yaptırılmadığı görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin...E., ...K. ve .... E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan 143.888,50-TL alacak bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Bilirkişi raporu, ticari defter kayıtları ve vergi dairesi kayıtları ile ispatlanan davacı alacağı yönünden, davacının lehine ve aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerde 125.758,30 TL tutarındaki çekin ödeme kaydı ile kaydedildiği görülmektedir. -Yine dosyaya celp edilen ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ve banka kayıtları ile sabit olduğu üzere çek aslının halen davacının elinde bulunduğu, banka yoluyla ya da icra yoluyla tahsil edilemediği görülmektedir. Çek asıllarının davacıda olması, kural olarak bu çeklerin ödenmediğini gösterir. Davalı taraf bu durumun aksini ortaya koyacak herhangi bir kanıt sunmamıştır. Bu haliyle işbu çek yönünden davalı tarafın ödemeyi ispat edemediği, yine davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın takip talebinde yer alan 188.073,50-TL üzerinden kabulü ile takibe yapılan itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 143.888,50 TL asıl alacak ve asıl alacağa takipte belirtilen oranda takip tarihinden itibaren işletilecek faiz yönünden devam olunmasına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 28.777,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.829,02-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.867,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.961,15-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.867,87-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 732,00 TL başvurma harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 322,90-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.720,40 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%93,03) göre hesap edilen 9.054,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ... Arabuluculuk Bürosu'nun ...numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%93,03) göre hesap edilen 4.279,72-TL'sinin davalıdan, bakiye 320,28-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1074, K. 2026/864, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1074-e-2026-864-k-ed4c9a3591f4