İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/691 E. 2026/714 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/691
Karar No
2026/714
Karar Tarihi

T.C . İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/691 Esas KARAR NO : 2026/714

HAK

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında ticari ilişkiden doğan 24.000,00-TL alacağı bulunduğunu, müvekkili şirket, davalıya mal ve hizmet sunduğunu, sunmuş olduğu mal ve hizmet sonucunda davalıya 26/07/2024 tarihli...numaralı faturayla mal, hizmet bedeli ve kdv toplam 24.000,00-TL tutarında fatura kesildiğini, davalı tarafın borcu kabul etmediğini, sırf alacağı sürüncemede bırakmak için takibe kötüniyetli bir şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; davalı hakkında başlatılan İstanbul ...İcra müdürlüğünün...E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, kabul edilmemesi halinde mahkemenizce takdir edilecek oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşme ilişkisine ve alacak iddiasına ilişkin beyanları gerçek dışı olduğunu, sözleşme ilişkisine dayanak olarak bir takım belgeler sunulmuş ise de ilgili belgeler incelendiği vakit müvekkili şirket yetkilisinin yerine başka bir kişinin imzasının bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafın sözleşme ilişkisine ve ödenmemiş fatura alacağı olduğuna dair beyanları gerçek dışı olup müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın talep etmiş olduğu fatura alacağının mevcudiyeti yargılamayı gerektirdiğini, fatura alacağına ilişkin talepler mevzuata aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; haksız davanın reddine, davacın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... numaralı fatura, Ticari defterler, İstanbul ... İcra Dairesi...E. Sayılı dosyası, taraflar arasındaki mail, yazışmalar ve kayıtları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan girişilen icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir. Yapılan bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden doğan 24.000,00-TL alacağının bulunduğu, müvekkilinin davalıya mal ve hizmet sunduğu, bu kapsamda davalıya 26.07.2024 tarihli...numaralı faturayla mal, hizmet bedeli ve kdv olmak üzere toplam 24.000,00TL tutarında fatura kesildiği, ticari defterlerinin incelendiğinde alacağının ortaya çıkacağı ve davalının takibe itirazının haksız olduğu ileri sürülmüştür. Davalı vekili ise; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisinin ve alacak bulunduğunun doğru olmadığını ve davacının bu kapsamda sunduğu dayanak belgelerin altındaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirketin defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacak iddiasının doğru olmadığının ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İstanbul ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine, 16/10/2024 tarihinde, "...:2018 belgelendirme bedeli faturası tahsilidir" sebebine dayalı olarak 24.000,00-TL asıl alacak üzerinden ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce, taraflarca sunulan deliller ve ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığının ve bulunuyorsa miktarının tespiti için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişinin 23/06/2026 tarihli raporunda özetle; "-Takibe konu faturanın davacının ticari defterlerinde 26.07.2024 tarihli ve 2067 nolu yevmiye maddesi altında kayıtlı olduğu, -Davacı şirket ticari defterlerinde herhangi bir davalı ödemesinin tespit edilemediği ve herhangi bir ödeme yapılmış ise ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu, -6100 sayılı HMK m. 222/3'ün “İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir” hükmünü havi olması ve yapılan ihtara rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmamış olması nedeniyle usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olan davacı şirket ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilerek 15.10.2024 takip tarihi itibarıyla, 26.07.2024 tarihli ... nolu ve 24.000,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı olarak, davacının davalıdan 24.000,00 TL alacaklı olduğunun değerlendirildiği" mütalaa edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı tarafından, faturaya dayalı alacağının tahsiline yönelik girişilen icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmektedir. Yukarıda özeti yazılı, yöntemine uygun şekilde düzenlenmiş ve hükme esas almaya elverişli nitelikteki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere takibe konu 24.000,00-TL tutarlı fatura davacı defterlerinde kayıtlıdır. Davalı ise cevap dilekçesinde defterlerinin incelenmesi halinde davacının alacaklı olmadığının tespit edileceği yönünde savunma yapmasına ve usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmasına rağmen defterlerini dosyaya ibraz etmemiştir. Ayrıca, davacı vekilince 17/02/2026 tarihli dilekçe ekinde delil olarak sunulan ve taraflarca imzalanan Belgelendirme Teklifi, Belgelendirme Sözleşmesi, yine bu sözleşmeyle kararlaştırılan şekilde düzenlenen sertifikalar, teklif ve sözleşmede belirlenen bedel ile faturadaki bedelin uyumlu olması ve sunulan yazışma kayıtlarının içeriği gözetildiğinde davacı tarafın iddialarını ispatladığı ve davalı tarafın usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmemesi de gözetilerek davacı defter kayıtlarının sahibi lehine olacağı kanaatine varılarak davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile İstanbul ... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacak likit olduğundan asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 4.800,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 1.639,44-TL ilam harcından, başlangıçta yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 1.474,04-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL peşin harç, 615,40-TL başvurma harcı, 295,50-TL vekalet harcı ve 9.190,00-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 10.716,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 24.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak maliyeye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, miktarı itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı.29/09/2026

Katip ¸e-imzalı

Hakim ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/691, K. 2026/714, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-691-e-2026-714-k-97fab0a933ce