İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1032 E. 2026/593 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1032
- Karar No
- 2026/593
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1032 Esas KARAR NO : 2026/593
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak) DAVA TARİHİ : 12/03/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, İsrail’de mukim ... LTD. şirketine ihracatın gerçekleştiğini, Carmit, müvekkili şirket tarafından ihraç edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiasında bulunmak suretiyle ödeme yapmadığını, Bunun üzerine ...’daki Sulh Hukuk Mahkemesi sıfatıyla “... LTD” tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan ayıplı mal sebepli tazminat alacağı davası “... Sulh Hukuk Mahkemesinde” görüldüğünü ve ilgili mahkeme müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verdiğini, Anılan karar, kanun yoluna gidilmeksizin kesinleştiğini, Müvekkili şirket ile davalı taraf arasında akdedilen 01.05.2016 başlangıç tarihli, ...- ...-2 Poliçe Numaralı “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi” uyarınca müvekkili şirketin yapacağı ihracat işlemleri neticesinde ilgili poliçenin Ticari Riskler alt başlıklı 1.1.2 maddesi uyarınca “alıcıya sevk edilen ve alıcı tarafından kabul edilen malların brüt fatura tutarını vade tarihinden itibaren 4 ay içinde Sigortalı/ Satıcıya ödememesi” hükmü ile sigorta kapsamındaki riskler tespit edildiğini, Bu doğrultuda somut olayda alıcı tarafça ödememe yapılmaması poliçe ile teminatlandırılan ticari risk kapsamında olduğunu, Nitekim müvekkili şirket tarafından vadesi geçmiş alacak bildirim formuyla davalı tarafa tazmin talebinde bulunulduğunu, Buna karşın davalı tarafça ödenmeyen alacağın poliçede belirtilen süre dahilinde bildirilmediği gerekçesiyle poliçenin 9/b ve 18. maddelerine dayalı olarak müvekkilinin ödeme talebinin reddedildiğini, Anılan sürecin akabinde davalı tarafa defaatle hem şifahen hem de mail yoluyla başvuru yapılmış olmasına rağmen dönüş alınamadığını, ekte yer alan ihtarname keşide edilmek suretiyle talep bir kez daha yinelendiğini, somut olayda alacak bildiriminin poliçede öngörülen süreden sonra yapılmış olmasını, davalı sigortacının ödeyeceği tazminat miktarında herhangi bir artışa sebebiyet vermediğini, HMK m.109 uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 USD tutarının güncel TCMB döviz kuru üzerinden (TCMB efektif satış kuru üzerinden 44.141,8 TL'dir.) ödenmesini ve ilgili tutarın temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Kesinlikle alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 1420. maddesi, “Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmünü haiz olup sigorta sözleşmelerinden doğan istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl içinde talep edilmesinin gerekmekte olduğunu, alacağın muacceliyet tarihinin tespitinde iste TTK'nın 1427 maddesinin ikinci fıkrasının dikkate alınması gerektiğini, 18.10.2016 tarihli sevkiyatın vade tarihi 02.12.2016 olarak belirlendiğini, Davalı müvekkili sigortacıya yapılacak alacağın vadesinde ödenmediğinin en geç bildirileceği tarih (İşbu dilekçenin 4. maddesinde yer alan Sigorta Poliçesinin 9/b maddesi uyarınca) 31.01.2017 olduğunu, 25.10.2016 tarihli sevkiyatın vade tarihi 09.12.2016 olarak belirlendiğini, Davalı müvekkili sigortacıya yapılacak alacağın vadesinde ödenmediğinin en geç bildirileceği tarih ise 07.02.2017 olduğunu, 15.12.2016 tarihli sevkiyatın vade tarihi 29.01.2017 olarak belirlendiğini, Davalı müvekkili sigortacıya yapılacak alacağın vadesinde ödenmediğinin en geç bildirileceği tarih ise 30.03.2017 olduğunu, 30.12.2016 tarihli sevkiyatın vade tarihi 29.01.2017 olarak belirlenmiş olduğunu ve Davalı müvekkili sigortacıya yapılacak alacağın vadesinde ödenmediğinin en geç bildirileceği tarih ise 14.04.2017 olduğunu, Davacı şimdilik 1.000,00 USD tutarının güncel TCMB döviz kuru üzerinden (TCMB efektif satış kuru üzerinden 44.141,8 TL'dir.) ödenmesini ve ilgili tutarın temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile tahsilini talep ettiğini, Davacı tarafça talep edilen faiz yönünden taleplerin de Poliçe hükümleriyle bağdaşmadığı açık olduğunu, davacının faiz talebinin reddin gerekmekte olduğunu, taraflar arasında akdedilen poliçe hükümleri incelendiğinde davacının açıkça Poliçe hükümlerine aykırı davrandığı görüleceğini, Bu itibarla davalı müvekkili Bankanın Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalktığı açık olup davacının huzurdaki davaya konu taleplerinin reddi gerektiğini, haksız ve dayanaksız davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesin talep etmiştir. DELİLLER : Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE VE GEREKÇE: Dava, davacı sigortalı ile davalı sigortacı arasındaki kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesi kapsamında teminat altına alınmış risk gerçekleştiğinden bahisle davacının tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen 01.05.2016 başlangıç tarihli, ...- ...-2 Poliçe Numaralı “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi” uyarınca davacının davalıdan sözleşme maddeleri uyarınca zararını talep edip edemeyeceği, somut olayda zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, zarar istenebilecekse miktarı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir. Davaya konu kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesi, ihracatçıların ihracat bedeli alacaklarını ticari ve politik risklere karşı teminat altına alan bir sigorta türüdür. Somut uyuşmazlıkta; dilekçeler aşaması tamamlanmakla 16/09/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları tespit edilmiştir. HMK 142 maddesinde ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra tahkikata başlanmadan önce hak düşürücü süre ve zaman aşımı itiraz ve def'inin incelenip karar bağlanması gerektiği kabul edilmiştir. Davalı taraf süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zaman aşımı def'ini ileri sürmüştür. TTK'nın sigorta hukuku kitabının genel hükümler kısmında "Zamanaşımı" başlıklı 1420. maddesi "(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. ..."; tazminat ödeme borcuna ilişkin 1427. maddesi " ... (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder. (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. ..." ve Riziko gerçekleştiğinde beyan yükümlüğüne ilişkin 1446. maddesi "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. ..."; "Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü" başlıklı 1447. maddesi "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür. (2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. Tüm bu açıklanmalardan sonra; TTK'nın 1427/1. madde hükmü yollaması ile TTK 1446. maddesi hükmü uyarınca yapılacak ihbar borcun doğduğu tarihten itibaren olacaktır. TTK 1446. maddesinde, sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği, TTK 1427/2. fıkrada ise sigorta tazminatı ve bedelinin, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmalar bitince ve herhalde TTK 1446'ıncı maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiştir. Bu durumda, somut olayda davacı sigortalının, davalı sigorta şirketine meydana gelen rizikoyu, 21.03.2017 ve 04.08.2017 tarihlerinde bildirdiği, yasa gereğince 45 gün sonra, bu tarihlere 45 gün eklendiğinde 05.05.2017 ve 18.09.2017 tarihlerinde muaccel olan tazminat talebinin iki yıl sonrası olan 05.05.2019 ve 18.09.2019 tarihlerinde zamanaşımına uğradığı, buna karşın davacının eldeki davayı iki yıllık zamanaşımı süresinden sonra 12/03/2026 tarihinde açtığı anlaşıldığından davalı yanı zaman aşımı def'inin yerinde olduğunun kabulü ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmış ve bu karar esasa ilişkin bir karar olduğundan dava usuli bir sebep ile reddedilmediğinden dava değeri üzerinden davalı lehine nisbi vekalet ücreti taktir edilerek (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2018/1455 E. 2019/1814 K. Sayılı kararı) aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 753,84 TL harçtan mahsubu ile artan 21,84 TL' nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AÜÜT uyarınca hesaplanan 44.141,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 16/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır