İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/839 E. 2026/218 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/839
Karar No
2026/218
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/839 Esas KARAR NO : 2026/218

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 10/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; inşaat sektöründe faaliyet gösteren müvekkil şirketin, üstlendiği bir projede kullanılacak malzemelerin temini hususunda davalı ile sözlü olarak anlaştığını, bu kapsamda edimini yerine getirerek malzeme bedeline mahsuben 75.000 TL tutarı banka kanalıyla davalıya gönderdiğini beyan etmiştir. Davalının ödemeyi almasına rağmen malzemeleri teslim etmediği gibi aldığı bedeli de iade etmediğini, bu durum üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ifade etmiştir. Taraflar arasındaki sözlü akdin Türk Borçlar Kanunu uyarınca geçerli ve bağlayıcı olduğunu, davalının temerrüdü nedeniyle müvekkilinin malzemeleri üçüncü kişilerden temin etmek zorunda kalarak zarara uğradığını, arabuluculuk sürecinden de netice alınamadığını ileri sürmüştür. Alacağın likit vasıfta olduğunu ve davalının itirazının haksız olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin müteahhitlik işiyle iştigal ettiğini, iddia edildiği gibi inşaat malzemesi satan bir işletmesinin bulunmadığını ve taraflar arasında malzeme tedarikine ilişkin herhangi bir sözlü anlaşma yapılmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafın siparişe dair e-posta, mesaj veya proforma fatura gibi somut bir delil sunamadığını, dayanılan banka dekontunda ise "geri iadeli" ibaresinin yer aldığını, bu ibarenin mal alımıyla çeliştiğini ve havalenin hukuken bir ödeme aracı olduğunu ileri sürmüştür. HMK 200. maddesi uyarınca davanın senetle ispatlanması gerektiğini, miktar itibarıyla tanık dinletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını ve dekontun yazılı delil başlangıcı sayılamayacağına dair Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğunu savunmuştur. Davacının haksız kazanç sağlama ve müvekkiline zarar verme amacı güttüğünü belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, bedelin alıcı davacı tarafından ödendiği, satıcı davalının ise malları teslim etmediği iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemiyle başlattığı icra takibine davalının itirazının iptali istemli davada, davalı tarafça sözleşme ilişkisi kabul edilmediğinden, davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, bedelin alıcı davacı tarafından ödendiği, satıcı davalının ise malları teslim etmediği iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemiyle başlattığı icra takibine davalının itirazının iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı TTK'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, kanun ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir", yine aynı Kanun’un 16/1 maddesinde ise “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.... tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2022 tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) Mahkememizce ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, verilen yanıtta davalının 01/01/2020 tarihinde gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellef olduğu, 31/12/2020 tarihinde terk ettiği, ... Şti ortağı olduğu belirtilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ...esas, ...karar sayılı kararında da 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tutan davalı yönünden " Dava, kaçak elektrik kullanımından yani haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup dava 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Davalının ticaret sicil kaydı veyahut esnaflık sınırını aşar şekilde vergi mükellefiyet kaydı bulunmamaktadır. Elektrik hizmeti alan yer ticarethane grubuna dahil ise de, abonelik kaydının esnaf işletmesi mi yoksa tacir sıfatının varlığının kabulünü gerektirir nitelikte ticari işletmeye mi olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaçak elektrik kullanılan yerin salt iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli değildir. Davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler HMK 2/2. maddesi uyarınca davanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." gerekçesiyle davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar verilmiştir. Kişinin şirket ortağı olması tek başına tacir sıfatını kazandırmaz. Davacının ortağı olduğu ... Ltd. Şti nin dosyamız ile herhangi bir ilişkisi de bulunmamaktadır. Davacı tarafça davalıya gönderilen ödemeye ilişkin dekont incelendiğinde davalının ortağı olduğu şirkete değil, bizzat kendisine ödeme yapıldığı davalının ortağı olduğu şirket adına hareket ettiğini gösterir herhangi bir delil dosya kapsamında bulunmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Dava konusu uyuşmazlıkta satın alan şirket ise de satıcı ise gerçek kişi olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlıkta genel mahkemelerin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışında vergi müdürlüğü müzekkere cevabında davalının 01/01/2020 tarihinde gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellef olduğu, 31/12/2020 tarihinde terk ettiği, davacının ticaret sicil sorgulamasında davacıya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı buna göre davacı tarafın tacir olmadığı, esnaf olarak kabul edilmesi gerektiği, dosya içerisinde davalının tacir sıfatı bulunduğuna ilişkin hiçbir kayıt ve belge mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak davalının tacir olmadığı gibi, davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir. Açıklanan nedenlerle eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı 11/03/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/839, K. 2026/218, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-839-e-2026-218-k-c3a9c5a670a2