İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/824 E. 2026/230 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/824
Karar No
2026/230
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/824 Esas KARAR NO :2026/230

DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/06/2024 KARAR TARİHİ:26/03/2026

Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil tarafından, davalılara ait ... marka, ... ... model, ... şasi nolu, ... motor nolu, 2020 model, ... plakalı siyah renk araç satın alındığını, Müvekkil sahibi olduğu dava konusu ... plakalı araç ile ...'nda taksicilik faaliyetinde bulunarak geçimini sağladığını, davaya konu olan aracın garanti kapsamında iken birçok kez arızalanmış ve müvekkil tarafından, davalılardan ... Otomotiv'e ait servise götürülmüş olduğunu, işbu arızalar nedeniyle aracın toplamda 60 günden fazla serviste kaldığını ve müvekkilin bu süre zarfında aracı kullanamadığını, bu durumun müvekkili maddi ve manevi olarak zor durumda bıraktığını, Müvekkilin, kazancını elde ettiği aracın sık sık arızalanıp serviste kalması nedeniyle, araçtan tam yararlanma sağlayamadığını ve olup ticari hayatını sürdüremediğini, elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını, açıklanan bu nedenlerle Müvekkilin kazanç kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi zararlar için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın 22.10.2021 tarihinde tescil edildiğini, işbu davanın tensip tutanağında dava açılış tarihinin 04.03.2024 olduğu dikkate alındığında somut olay için, TBK Madde 231 gereğince zamanaşımının dolmuş olduğunu, bu itibarla davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, dava konusu olan aracın halihazırda sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, aracın eksiksiz bir biçimde davacıya teslim edildikten sonra kullanıma bağlı şekilde ortaya çıkabilecek arızalardan müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığına göre aracın onarım için serviste kalmasından kaynaklı sorumlulukların müvekkile yüklenemeyeceğini, dava konusu aracın ticari garanti kapsamı içerisinde olup, sadece onarım talep edilebileceğini, açıklanan bu sebeplerle, öncelikle zamanaşımı yönünden aksi kanaat halinde davacının haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Limited Şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanun'unun 16. Maddesinin 1. fıkrası uyarınca "tacir" sıfatına sahip olması sebebi ile huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ve görevsizlik kararı verilmesini, davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde, HMK'nın 114/1 maddesi gereğince hukuki yararın dava şartı olması ve yine HMK'nın 119/1-ğ maddesine göre davacının talep sonucunu açıkça bildirmek ve taleplerini somutlaştırmak zorunda olduğu gözetildiğinde, bu hususları yerine getirmeyen davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığından bahisle davanın öncelikle HMK 107/1 uyarınca usulden reddi gerektiğini, binek otomobiller için azami servis süresinin 45 iş günü olduğu ve bu sürenin aşılmamış olduğunu, davacının müvekkil şirkete götürdüğü aracının 60 günden fazla serviste kaldığına yönelik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı aracındaki mevcut arızalardan, bu arızalara istinaden aracında yapılacak tüm bakım ve onarımlardan, değişecek parçalardan bizzat haberdar edilmiş olup, aracının ne kadar süre ile kalacağı da kendisinin bilgisi dahilinde olduğunu, davacının, dosyaya aksi yöndeki iddialarını ispata yarar hiçbir somut bilgi ve belge sunamadığını, müvekkil şirket'in somut olayda bir ihmali veya kusuru bulunmamakta olup, davacının uğradığını iddia ettiği zararlarından kaynaklı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle; huzurda görülmekte olan dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna, bu kapsamda dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmaması sebebi ile davanın HMK 107/1 uyarınca usulden reddine, davacının dava konusu ... plakalı aracının müvekkil şirket nezdinde gerçekleştirilen tüm bakım ve onarım işlemlerinin azami servis süresi içerisinde gerçekleştirildiğinden ve müvekkil şirket'in davacının uğradığını iddia ettiği zararlarından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı davanın tümüyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacıya ait ... plakalı aracın serviste kaldığı günler açısından iş görememesinden kaynaklı meydana gelen kazanç kaybı sebebi ile maddi tazminata karar verilip verilmeyeceği hususuna ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı, 12/09/2025 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen dava dosyasının mahkememizin yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı, yargılamaya işbu dosya üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların;'' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Mahkememizce davacı ... yönünden tacir araştırması yapılmış , ... Vergi Dairesi müzekkere cevabında "...davacının 20/07/1990 tarihinde taksi ile yolcu taşımacılığına başladığı, basit usulde vergilendirildiği, 01/01/2026 tarihi itibari ile ticari kazanç yönünden işletme esasına göre deftere tabi olduğu, 01/01/2026 tarihinden önce basit usulde vergilendirildiğinden defter tutma mecburiyetinin bulunmadığı" şeklinde cevap verildiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığına ilişkin cevap verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; davanın kazanç kaybına ilişkin olduğu taşımacılık hukukundan kaynaklanan uyuşmazlık olmaması nedeniyle mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Mutlak ticari dava haricinde bir davanın ticari dava olabilmesi için tarafların tacir olması gerekmekte olup bunun koşulları da yukarıda açıklanmıştır. Bu doğrultuda yazılan müzekkerelere gelen müzekkere cevapları gereği davacının basit usulde vergilendirildiği ve gelirlerinin VUK 177. deki sınırları aşmadığı yani tacir olmadığı sabitolmakla bu haliyle eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle haksız fiil temeline dayanan davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine, 2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 26/03/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/824, K. 2026/230, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-824-e-2026-230-k-a33d0174e5d5