İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/857 E. 2026/369 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/857
- Karar No
- 2026/369
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/857 KARAR NO : 2026/369
DAVA : Sorumluluktan Kaynaklı Tazminat Davası (TTK 644/1-a madde atıf yoluyla TTK 553.maddesi uyarınca) DAVA TARİHİ : 03/12/2015 KARAR TARİHİ : 08/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sorumluluktan Kaynaklı Tazminat Davası (TTK 644/1-a madde atıf yoluyla TTK 553.maddesi uyarınca) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların müvekkilinin ortağı olduğunu, ----- devam eden müdürlük görevi sırasında gerçekleştirdikleri hukuka aykırı ve zararlandırıcı işlemler sebebiyle müvekkilinin uğradığı doğrudan zararlara ilişkin mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak bilirkişi incelemesi ile hesaplanarak belirlenecek tazminat miktarından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-tL sinin işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili amacıyla ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili amacıyla HMK madde 107 hükmü gereği belirsiz alacak davası niteliğinde olan davalarının kabulü ile davalı şirket müdürü ----- tarafından tek başına şirketi temsil etme yetkisinin, diğer ortak müvekkilinin büyük mağduriyetlere uğramasına sebebiyet verdiği ve ayrıca dava dışı 3. Kişilere zarar verme kastıyla temsil etmeye devam ettiğinin anlaşıldığı, öncelikle HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince şirket müdürü---- yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasını ve şirkete geçici olarak kayyım atanmasını talep ettiklerini, ---- Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde kayıtlı ----- unvanlı şirkete 22.07.1992 tarihli ve 3no’lu ortaklar kurulu kararı ile %45 oranında hisse sahibi olarak katıldığını; şirketin diğer ortağı ve müdürü --- zaman içerisinde müvekkil aleyhine usulsüzişlemler gerçekleştirdiğini, Davacı, müvekkilin yurt dışında bulunduğu dönemlerde ----- adına sahte imzalar atılarak ortaklar kurulu kararları düzenlendiğini, bu kararlarla müvekkilin hissesinin %45’ten %0,01’e düşürüldüğünü; pasaport giriş–çıkış kayıtları ve kriminal grafoloji incelemesiyle imzaların müvekkile ait olmadığının tespit edildiğini, bu işlemler sonucunda davalının şirkette %99,9 oranında hâkim hisseye ulaştığı; davacı------ hisse oranına düşüşüne neden olan 23/05/2005 tarihli ve 6315 sayılı sermaye artışına dair ortaklar kurulu kararında şirket müdürü----- ile müvekkili --- imzasının mevcut gibi göründüğünü, ancak ortaklar kurulunun karar tarihi olan 23/05/2005 tarihinde ----- yurt dışında olduğunu, bu hususun 14/11/2012 tarihli giriş-çıkış kayıtlarına ilişkin resmi dökümanlarında bu hususun sabit olduğunu, ayrıca davalının müvekkille birlikte hissedarı olduğu şirketin varlıklarını kötüye kullanarak kendi kurduğu----- gelir aktardığı; böylece TTK m.626’da düzenlenen özen–bağlılık yükümü verekabet yasağını ihlal ettiğini, sahte imzalarla yapılan sermaye artırımları nedeniyle TTK m.591’de rüçhan hakkının ihlal edildiğini, hisse devri ve kâr dağıtımı gibi işlemlerin TTK m.595 hükümlerine aykırı şekilde yürütüldüğünü, davalının eylemlerinin sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve haksız rekabet suç/fiillerini oluşturduğunu, şirketin halihazırda diğer hissedarı ve aynı zamanda şirket müdürü ----- yönetiminde davalıların elbirliği ile gerçekleştirdikleri usulsüz işlemler neticesinde açmış oldukları dava dosyalarında yapılacak yargılama neticesinde tespit edileceğini, davalıların şirket müdürü olarak yasa ve ana sözleşmeye bağlı şekilde şirket menfaatlerini koruyarak yönetim faaliyetlerinde bulunmalı iken yasadan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yok sayarak hareket ettiklerini, bu sebeplerle sahtecilik yolu ile alınan tüm kararlardan sorumlu olan ve kişisel menfaat temin eden halihazırda şirket müdürü davalı ----- temsil ve ilzam ile münferid imza yetkisinin kaldırılmasına, şirketin temsil ve ilzam yetkisinin münferid imza ile müvekkili ---- tevdiini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ----- Serbest Muhasebeciler mali müşavirler odasından tayin edilecek bir müdür ile birlikte müvekkil--- müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam etmesine, bu talebi kabul edilmediği taktirde şirketin temsil ve imza yetkisinin müşterek ve çift imza ile şirket müdürü olan --- ile müvekkili--- tevdiine, davalı şirket müdürü ----- tarafından alınacak kararların denetim ve onayına sunulması amacıyla şirket yönetimine kayyum tayinini ve muhtemel malkaçırmaların önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir uygulanmasına ve müvekkilin uğradığı zararların bilirkişi marifetiyle hesaplanacak tazminat miktarından fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00-TL tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının hisselerinin düşürüldüğü iddia edilen ortaklar kurulu kararlarında hiçbir şekilde imzasının müdahilliğinin olmaması, temsil salahiyetini ise fiili olarak kullanmaması nedeniyle davalı müvekkile husumet yönetilemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirketi temsilen hiçbir belge imzalamadığını, müvekkilinin 14.06.2004 tarihli ve ----- sayılı ------ yayınlanan Ortaklar Kurulu kararı ile verilen temsil yetkisinin silah ruhsatı alabilmek amacıyla yapıldığını, müvekkil ----- şirketi temsilen imza attığı hiçbir evrak ve belge olmadığını, dava konusu iddialara zaman bakımından 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun uygulanması gerektiğini, müvekkil davalı ---- 14.06.2004 tarihli ----sayılı-----. İle 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, davalı ----- müdürlüğünün 11.09.2006 tarihinde kaldırıldığını, 18.09.2006 tarihli ve --- sayılı -----. İle tescil ve ilan edildiğini, davacının sermayesinin azaltılarak zarara uğratıldığının iddia ettikleri son ortaklar kurulu tarihi olan 23.05.2005 tarihinin üzerinden 8 yıl gibi bir süre geçtikten sonra 21.02.2013 tarihinde derdest dava açıldığını, müdürlük yetkisinin kaldırıldığı tarihin üzerinden ise 6 yıl 4 ay 10 gün geçtikten sonra derdest dava açıldığını, zaman aşımı süresinden sonra davanın açıldığını, bu sebeplerle öncelikle husumet ve zamanaşımı hak düşürücü süre itirazları nedeniyle davanın usulden reddini, usulü itirazların kabul görmemesi halinde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP; Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın soyut iddialarda bulunduğunu, davacının bir tek dava ile ileri sürebileceği hususları 9 adet dava ile yönelttiğini, davacının asıl amacının burada tedbir kararı alarak müvekkil şirketi şirketi işlevsiz kılmak ve iflas durumuna sürüklemek olduğunu, zaten sayın mahkemelerin de bu amacı görmüş olacağını ki tedbir taleplerini tensip ile beraber reddettiğini ve itirazları üzerine kaldırıldığını, davacı yanın kötü niyetini gösterdiğini, davacı tarafın dava dilekçesini HMK'nın 119. Maddesine göre uygun tanzim etmediğini, delillerini usulune uygun bildirmediğini, dosyanın ayrıca --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesinin gerektiğini, davacı davadaki iddiasını----Asliye Ticaret Mahkemesince yaptırılan bilirkişi raporları ve bir takım mütalaarı gösterdiğini, bu incelemelerin fotokopi belgeler üzerinden yapıldığını bu yüzden geçerli olamayacağını, --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde usulsüz işlemlerin tespiti vs talepli davasını ikamet etmesi üzerine ortaklar kurulu defterlerinde davacı ----- adı altında yer alan imzaların incelenmesine karar verildiğini, bu kapsamda hem Adli Tıp Kurumu'ndan hem de bilirkişi---- rapor tanzim etmesinin istenildiğini, ayrıca davacı yanın mütalaa adı altında 4 adet raporu dosyaya ibraz ettiğini, raporlar incelendiğinde raporlarda incelendiği belirtilen aynı 18 adet belgenin incelendiğine dair resimli, açıklamalı, gerekçeli bilgi bulunmadığını, mütalaa hazırlayan bilirkişilerin inceleme yapılan belgelerin fotokopi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, dosyanın mahkemece tevdii edildiği bilirkişi ---- aynı 18 adet fotokopi belge üzerinde inceleme yaptığını, beyan etmiş olmasına rağmen her nedense belgelerin fotokopi olduğunu belirtmeksizin sanki belgeler asılmış gibi inceleme yaparak raporunu mahkemeye sunduğunu, ayrıca rapora bakıldığında sadece iki adet imzanın incelendiğini ancak sanki onlarca evrak incelenmiş gibi çok sayıda imzanın davacıya ait olmadığı sonucuna varıldığını, sonuç olarak imza incelemesinin fotokopi üzerinden yapıldığını ve gerçekliğinin bulunamayacağını, davacının itiraz ettiği ortaklar kurulu kararlarındaki imzaları ile davacı yanın kabulünde olan imzaların itiraza uğrayan imzaların birbiri ile aynı olduğunun görüldüğünü, bu durumun davacı yanın kendi menfaatleri için çelişkili ve gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, davacı yanın kar paylarının dağıltılmayarak şahsi menfaat elde edilmesi nedeniyle -----20 kez vergi incelemesi geçirmiş olduğunu iddia etse de bu soyut ve mesnetsiz olduğunu, inceleme yapılan dönemde davacı yan kendisi de şirket ortağı olduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir hukuka aykırılık olsa dahi davacı yanın bundan dolayı kendisinin de sorumlu olduğunu, müvekkilinin müdür olduğu şirket yapılan yasak düzenlemeler çerçevesinde vergisel aflardan yararlanmış olduğunu, bu af ile ilgili herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını bu sebeplerle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddini, davacının davayı açma hakkı/yetkisi/ehliyeti olmaması nedeniyle haksız davasının reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP; Davalı ----ve----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkillerine yönelik iddialarının zaman aşımına uğradığını, sorumluluk nedeniyle açılacak davalarda zaman aşımı süresinin fiili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, her halde de 5 yıl olduğunu, bu kapsamda davacı yan taleplerinin zaman aşımına uğradığının kuşkusuz olduğunu, dava dilekçesinin usulen eksiklikler içeriğinden dava dilekçesinin reddinin gerektiğini, müvekkili -----elde ettiği haksız kazançlar ile ----kurduğu iddiasının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, ticaret sicilinde ilan edilen ve internet ortamında dahi görülen ortaklar kurulu kararlarına ve bu kararlara bağlı işlemlere yıllar geçtikten sonra davacının itiraz etmesi hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, davacı yanın işbu davayı açmak için neden yıllarca beklediği, ortaklar kurulu toplantılarına katılmadığından, kararlardan haberi olmadığından ve sahte imza atıldığından zarara uğradığını iddia ettiği anlaşılamamakta olduğunu bu bakımından zaman aşımı itirazlarının yanı sıra tacir olan davacının TTK 18. Madde gereği basiretli davranmak zorunda olduğunu da belirtmek gerektiğini şirkette %45 paydaş olduğu iddia eden tarafın kendi iddiasına göre uzun yıllar boyu toplantılara usulüne uygun olarak çağrılması ve yerine sahte imza atılması ve davacı yanın bundan 17 yıl sonra haberdar olduğunu iddia etmesinin abesle iştigal olduğunu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle bir davanın hakkın kötüye kullanılması manası taşıdığını, bu sebeplerle davacının davasının zaman aşımı nedeniyle reddini, davacının davasında haksız olması nedeniyle esastan reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı ortak tarafından davalıların dava dışı ------ müdürlük görevini gerçekleştirdiği sırada hukuka aykırı eylemler sebebiyle şirketin ve doğrudan davacının zararı uğradığı gerekçesiyle TTK'nın 644/1-a maddesi atıf yoluyla TTK'nın 553. Maddesi uyarınca Sorumluluk Davasıdır. Bilindiği üzere bu tür davalarda, sorumluluk davası açan ortağın ortaklık sıfatının dava süresince kesintisiz olarak devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmaz. Davanın başında ortaklık sıfatı bulunup yargılama sırasında bu sıfatı kaybeden davacının, tekrar pay sahibi olması halinde de aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilmesi olanaksızdır. Nitekim Yargıtay -----Hukuk Dairesinin --- esas ---- karar sayılı, ----karar sayılı ve ----- karar sayılı ilamında da ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu tür davalarda davacının davanın başından sonuna kadar bu sıfatının mevcut olması gerektiği hususu vurgulanmıştır. --- Yargılamanın devam ettiği sırada davacıya ait hisselerin 23.02.2022 tarihinde tamamının icra yoluyla satıldığı ve davacının artık dava dışı ----- ortaklık sıfatının kalmadığı anlaşılmakla yargılama sonuna kadar ortaklık sıfatının devam etmesi gerektiğinden açılan dava yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d bendi uyarınca aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b bendi uyarında Aktif Husumet Ehliyeti Yokluğu nedeniyle Dava Şartı Yokluğundan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732-TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13.maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.