İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1007 E. 2026/295 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1007
- Karar No
- 2026/295
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1007 KARAR NO : 2026/295
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Müvekkil şirketin uzun yıllardır hazır beton yapım işi ile uğraştığını, günümüze kadar yüzlerce inşaatta, hazır beton sağladığı bilimum proje ve işlerde yer aldığını, şirketin itibarının son zamanlarda davalılardan aldığı hazır beton üretiminde kullanılan ---- nedeniyle ağır bir şekilde zarar gördüğünü, hazır beton üretiminde pekçok bileşen madde kullanıldığını, 2019 yılında davalı taraflardan ---, müvekkile gelip davalı . ----- adlı bir malzeme ürettiğini ve bunun hazır betonda kullanılabileceğini buna ilişkin laboratuvar testlerinin yapıldığını beyan etmiştir. Bir süre sonra davalı -----. yetkilileri ve --- yetkilileri tekrar müvekkilim şirkete gelerek ürettikleri curuf agrega konusunda teklifte bulunup, hazır betonda bu malzemenin kullanılabileceğine dair laboratuvat belgelerini sunduklarını, davalı -- bu malzemeyi vereceğini belirtmesine karşılık daha sonra mal tesliminin ---- tarafından yapılacağını bildirdiğini, müvekkilinin ortaya çıkan güvene dayanarak davalı----- teslim almaya başladığını, müvekkilinin hazır beton üretiminde kullandığı malzemeleri alırken mutlaka standartlara uygunluk belgesi talep ettiğini, müvekkilinin davalı --- teslim aldığı ----- malzemesi hazır betonda mukavemet gücünü artıran, birleştirici etkisi olan bir malzeme olup davacı müvekkilim bu malzemeyi bu maksatla alıp kullandığını, dilekçeklerinin ekinde sundukları cari hesap özetinden de görüleceği üzere müvekkilinin şirket davalı ------ Haziran 2019 Tarihinden itibaren bu malzemeyi peyderpey alıp hazır beton üretiminde kullanmaya başladıklarını, dilekçe ekinde bulunan tonaj kayıtlarına göre davacı müvekkili davalı taraftan 2019 yılında 71.250.550 KG , 2020 yılında 136.415.900 KG ve 2021 yılında 20.483.150 KG olmak üzere toplam 228.149.600 KG ( 228.149,00 TON ) alım yaptığını ve hazır beton üretiminde kullanıp müşterilerine satıp teslim ettiğini, müvekkil şirketin hazır beton üretip satmaya devam ettiğini, 2020 yılı içerisinde bazı müşterilerden ufak çaplı kapak atma şeklinde patlamalara dair şikayetler gelmeye başladığını, davacı müvekkilinin bunun sebebini araştırma ya başladığını, ancak kısa sürede bir sonuç elde edemediğini, patlamaların bazen yüzeyde bazen de yüzeye yakın noktalarda olduğu, hatta bazılarında ise tozlaşma olduğu gibi şikayetler gelmeye başladığını, müvekkili şirket, müşteri memnuniyeti esaslı çalışma yaptığından müşterilerinin şikayetleri nedeniyle olayın sebebini tam olarak tespit edemediğinden bir süre müşterilerinin bu zararlarını gidermeye çalıştığını, büyük kısmını tamirat yaparak , bir kısmını para iadesi, bir kısmına bedelsiz hazır beton verilmesi, bir kısmının ise iade fatura düzenleyerek borçtan düşülmesi vs. gibi yollarla gidermeye çalıştığını, bunlara dair bir kısım kayıtlar dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkil şirketçe bir süre sorunlarla ilgili ---- şirketine başvuru ve taleplerde bulunulmuş ancak bu şirket müvekkilimi oyalamaya başladığını, bir süre sonra ise müvekkil şirket ---- şirketine ve ----- şirketine yukarıda da zikrettikleri üzere de durumu ihtarname ve başkaca yollarla bildirdiğini ancak oradan da bir netice elde edilemediğini, davacı müvekkilim şirket davalıların üretip sattıkları malzeme nedeniyle müşterileri tarafından oldukça yüksek tutarlarda tazminat içeren davalarla karşılaştığını, bu davalara halen de yenilerinin eklendiğini, bundan böyle de eklenmeye devam edeceğini, dava dosyalarının bazıları müvekkil aleyhine neticelendiğini ve müvekkili şirketin yüksek tutarlarda teminat dosyalara yatırmak zorunda kaldığını, yine müvekkili şirket aleyhine bazı icra takipleri yapıldığını ve müvekkilinin de bu tutarları ödemek zorunda kaldığını, bazı dava ve takipler halen devam etmekte olup bunların sonucunda da müvekkil aleyhine tazminata hükmedilmesi söz konusu olduğunu, bu davalar- takiplerden dolayı da müvekkilimin mağduriyeti katlanarak artacağını, taraflarınca davalılara ihtarnameler keşide edildiğini, ancak bunlardan bir netice alınamadığını, müvekkili şirketin 06.10.2021 tarihinde ticaret sicilden ilan edilen karar ile çift imza ile temsil edildiğini, ticaret sicil kayıtları celbedildiğinde şirketin çift imza ile temsil ve ilzam edileceği hususu kayıtlara da işlendiği tespit edileceğini, Davalı ----- ile yapılmış olan ihtiyri arabuluculuk tutanağı usul ve yasaya aykırı olduğunu açıkçası yasal şartları taşımayan geçersiz ve bağlayıcı olmadığını bu tutanağın iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu sebeplerle öncelikle 08.11.2021 tarihli ---- Arabuluculuk Bürosu nun ---- büro dosya numaralı ve ----- numaralı hukuka, hakkaniyete ve gerçeğe aykırı ihtiyari arabuluculuk dosyası ve tutanağına mahkemenizce itibar edilmemesini ve söz konusu dosya ve tutanağın iptaline karar verilmesini, davalarının tümden kabulü ile ; toplam 3.770.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı ----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davaya konu ettiği bu iddiaları hakkında esasen davacı, Müvekkil Şirket ve Diğer Davalı ---- 08.11.2021 tarihinde kendi arzu ve iradeleri ile ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurduklarını ve bu konuda uzlaşma sağladıklarını, ----- arabuluculuk dosya numarası üzerinden gerçekleştirilen ihtiyari arabuluculuk süreci neticesinde huzurdaki davanın tarafları şu hususlarda uzlaşma sağladıklarını, davacının huzurdaki davaya konu ettiği bu iddiaları hakkında esasen davacı, Müvekkil Şirket ve Diğer Davalı ----- 08.11.2021 tarihinde kendi arzu ve iradeleri ile ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurduklarını ve bu konuda uzlaşma sağladıklarını, davacı taraflarca ihtiyari olarak tayin edilen arabulucu nezdinde yapılan ve bağlayıcı olan uzlaşmaya rağmen dava dilekçesinde taraflar arasında yürütülen arabuluculuk süreci neticesindeki tutanakların iptalini de huzurdaki dava ile talep ettiklerini, davacının hiçbir surette irade fesadına uğramadığını aksi yöndeki iddiasını da dava dilekçesinde ispat edemediğini, dolayısıyla hiçbir şekilde Davacı’nın arabuluculuk sürecini bilmediği şeklindeki iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için bu iddianın doğru olduğu düşünülse dahi 24.11.2022 tarihli ihtarname itibariyle davacının arabuluculuk tutanağından haberdar olduğunun açık olduğunu, anılan ihtarname tarihleri (17.03.2021 ve 24.11.2022) dikkate alındığında da huzurdaki dava tarihi itibarıyla (25.12.2024) arabuluculuk tutanağının iptal edilmesi talebi için Türk Borçlar Kanunu’nda belirlenen hak düşürücü sürelerin fazlasıyla geçtiği aşikar olduğunu, Yargıtayın önüne gelen ve somut olaydakine çok benzer iddialar ile (davacının iradesi sakatlandığının, hak ettiği miktardan çok daha düşük şekilde uzlaşıldığının, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğinin iddia edildiği) başkaca bir davada da, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verdiğini, bununla birlikte davacının dava dilekçesinin muhtelif bölümlerinde kendisini zarara uğrattığını iddia ettiği cüruf agreganın müvekkil şirketten değil diğer davalı ----- temin ettiğini bizzat ikrar ettiğini, Müvekkil Şirket, demir – çelik sektöründe 77 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren alanında öncü bir sanayi şirketi olup beton üretimine yönelik herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, müvekkil Şirket ile Davalı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmayıp davalıya Müvekkil Şirket’çe yapıldığını, herhangi bir cüruf satışı da söz konusu olmadığını, işbu husus gerek Müvekkil Şirket’in gerekse de Davacı’nın ticari defterleri üzerinde yapılacak bir inceleme ile açıkça ortaya konabileceğini, bu sebeplerle hukuka aykırı belgelerin delil niteliğini haiz olmaması nedeniyle dosya kapsamından çıkarılmasına, davanın öncelikle hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden reddini, davanın dava şartı, pasif husumet, hukuki yarar yokluğu ve sair nedenlerle usulden reddini, Haksız ve dayanaktan yoksun davanın herhalükarda esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP; Davalı ------Şirketi'ne dava dilekçesi ve tensip tutanağı usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafın hazır beton işi yaptığı, diğer iki davalı şirket yetkilileri ile görüşmeler sonucu hazır betonun mukavemet gücünü attırdığı belirtilen ------ isimli bir ürünün teklifi sonucu satın alınmaya başlandığı ve dava dışı hazır beton müşterilerine satılmaya başlandığı, ancak bir süre sonra kullanılan hazır betondan patlama, tozlaşma tarzı şikayetler gelmeye başladığı gerekçesiyle ticari satımdan kaynaklı tazminat talebidir. Uyuşmazlık ; davacı hazır beton üretici firmanın davalılardan aldığı malzemenin dava dışı müşterilere satılması sonucu meydana gelen patlama, tozlaşma tarzı betonda oluştuğu belirtilen ayıpların davalıların sattığı malzemeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı , dava dışı müşterilerin oluşan zararlarının davacı firma tarafından giderildiği iddiası olup ödenen bedellerin davalılardan tahsili talebinin haklı olup olmadığı , davacının uğradığını iddia ettiği zararların tamamının davalı şirketlerinden talebinin haklı olup olmadığı, ihtiyari arabuluculuk son oturum tarihinin 08.11.2021 olduğu dava tarihinin ise 25.12.2024 olduğu ve bu aşamada ayıplı olduğu iddia edilen satın alınan ------ ve ---- hakkında ayıp iddiası nedeniyle hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususlarıdır. Davalı tarafın açılan davaya ilişkin zamanaşımı itirazı olmuştur. Dosya içerisindeki İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağı'nın başvuru tarihinin 08.11.2021 olduğu görüşmenin sonlandırıldığı tarihinde 08.11.2021 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Yargılama Sonucu; Taraflar arasındaki ihtilaf ticari alım-satım ilişkisi sonucu ürün satışının olduğu dava dışı firmalardan satın alınan ürünlerdeki ayıba dair geri bildirimlerin geldiği, bunun üzerine alıcı konumunda olan davacı ile satıcı konumunda olan davalının İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağı'nın hazırlandığı tarihinin 08.11.2021 olduğu dava tarihinin ise 25.12.2024 olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın ''Zamanaşımı'' başlıklı 231. Maddesi '' Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olması ile ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.'' Taraflar arasındaki ticari satıma konu olan ürünlerin dava dışı müşterilerden ayıplı olduğu şeklinde geri bildirimler gelmesi üzerine 08.11.2021 tarihli Arabuluculuk Tutanağı ile anlaşmak üzere bir araya geldikleri, yapılan müzakereler sonucu davalı -----Şirketi ve ---- şirketinden temin edilen cüruf'un kusurlu, hatalı, standart dışı, mevzuata aykırı, ayıplı veya bu anlama gelebilecek bir durumda olduğu iddiasıyla üçüncü kişilere karşı yapacağı ödeme, edim veya ifaya rücu etmeye ilişkin her türlü alacak ve tazminat haklarına ilişkin olarak taraflar birbirlerine bilabedel ve gayrikabili rücu olarak ibra ettiklerine ve buna ilişkin tüm dava ve talep haklarından feragat ettiklerine dair anlaştıklarını, anlaşılan hususlarda dava açılmayacağını kabul ve beyan ettiklerine dair İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağı imzalanmıştır. Ancak davacı taraf bu tutanağa rağmen 25.12.2024 tarihinde Arabuluculuk Son Tutanağı'na konu edilen uyuşmazlık nedeniyle dava açmıştır. TBK'nın 231. Maddesi uyarınca alım-satım ilişkilerindeki zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirtilmiş olduğundan ve davalı tarafın zamanaşımı itirazı bulunması nedeniyle zamanaşımının başlangıç tarihi İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağı'nın tarihi olan 08.11.2021 kabul edilerek bu tarihin üzerine 2 yıl eklenmesi ile 08.11.2023 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Vekalet ücreti yönünden yapılan inceleme sonucu öncelikle dava şartı üzerinde durmak gerekmiştir."Uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak “dava şartı” kavramı üzerinde durulmalıdır:Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurum olup, amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hâllere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hâllere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi).Dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir.Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinde “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlığını taşımakta; maddenin ikinci fıkrasında ise “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmaktadır.Şu hâle göre tarifenin açıklanan 7. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince; konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan bir şey olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekâlet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak bu nispi vekalet ücretinin miktarı maktu vekâlet ücretini geçemez.Mahkemece işin esasına girilip inceleme yapılarak esastan karar verildiğinin anlaşılması durumunda nispi vekâlet ücreti verilmesinin gerekecek olması karşısında, eldeki davada işin esasına girilerek karar verilip verilmediği hususunun aydınlığa kavuşması önem taşımaktadır.Somut olayda alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı davanın reddine karar verilmesi nedeniyle "zamanaşımı" kavramı ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır.Bilindiği üzere özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (-----) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide de bulunması gerekir (HGK’nın 05.05.2010 gün ve ----. sayılı kararı). Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır ----Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (818 sayılı BK m.140, 6098 sayılı TBK m.161). Zamanaşımı usule müteallik bir mesele değildir. Zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir meseledir (----Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; .... dayalı talih oyunları salonu işletilmesinden kaynaklanan katkı payı alacağı istemine ilişkin davacı .... tarafından açılan eldeki davada alacağın zamanaşımına uğramış olması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Görüldüğü üzere mahkemece yapılan bu değerlendirme işin esasına yönelik bir değerlendirme olup, doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden verilmiş bir ret kararı niteliğinde değildir.Bu durumda mahkemece verilen karar esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücreti verilmesi gerekir.Yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile ön şart yokluğundan ret kararı verildiği gerekçesi ile davalı yararına maktu vekâlet ücreti verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. " (HGK ---- Mahkememiz tarafından zamanaşımı yönünden davanın 'reddine ' dair bir karar verildiği ,zamaaşımının usule yönelik bir mesele olmadığı ,esasa ilişkin olarak bir karar olduğu ,doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle verilmiş bir kararda olmadığı ,esasa ilişkin bir karar olması nedeniyle davalı yararına AAÜT uyarınca yukarıda bahsedilen ---- tarihli ilamın nisbi vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın zamanaşımı itirazı nedeniyle REDDİNE, Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 732-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 64.382,18-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 63.650,18-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ------ tarafından 87,50-TL vekalet harcı olarak sarf edilen yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı -----. tarafından 104-TL vekalet harcı olarak sarf edilen yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Manevi tazminat talebi yönünden davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde AAÜT 10/3. maddesi uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Maddi tazminat talebi yönünden davalılar vekille temsil edildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 121.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.