İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/876 E. 2026/173 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/876
Karar No
2026/173
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :... KARAR NO : ...

BAŞKAN :... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP :...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :...

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... Tüketim Malları İç ve Dış Tic. San. A.Ş ile davalı şirket ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında ticari ilişki gereği, davalı şirket müvekkil şirketten dönem dönem pamuk satın almakta ve bu satışlarda satım bedeli Amerikan doları (USD) olarak kararlaştırıldığını, taraflar arasında pamuk satımına ilişkin ticaretin USD üzerinden yapıldığı, hem müvekkili ve davalı şirketlerin ticari defterlerindeki kayıtlarda gösterildiğini, hem de satıma ilişkin düzenlenen faturalarda satımın USD olduğu tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtildiğini, bununla birlikte Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince faturaların Türk lirası üzerinden düzenlenme zorunluluğu bulunduğundan, söz konusu satımlara ilişkin faturalar satım tutarı olarak belirtilen yabancı paranın, faturanın düzenlendiği tarihteki Türk lirası karşılığı (TCMB Alış kuru) gözetilerek TL üzerinden düzenlenmektedir. Ayrıca satımlara ilişkin faturalarda USD üzerinden satım bedeli ve TL'ye dönüşümün hangi kur üzerinden yapıldığının gösterildiğini, söz konusu çeklerin vadesinde ödemesi gerçekleştirildiğinde, ödemesi gerçekleştirilen tutarın tahsil tarihindeki TCMB alış kuruna bölümü ile elde edilen miktar kadar USD tahsil edildiğini kabul edildiğini, edilmekte ve bu bedel ile asıl borç miktarı olan faturada gösterilen USD miktarı arasındaki oluşan farka ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından kur farkı faturası adı altında kalan borç tutarı kadar fatura kesildiğini ve bu faturaların davalı şirket tarafından ödendiğini, ... Tekstil San. Ve Tic.A.Ş. nin .... Tic. A.Ş. firmasına Cari Hesap Hesaptan 929.817,20.-TL karşılığı 5.904,14 Dolar, Çeklerin Tahsil Tarihindeki Kurdan Kaynaklı olarak da 840.132,35.-TL karşılığı 35.548,70.-Dolar olmak üzere toplam 1.769.949,55-TL karşılığı 91.452,84.-Dolar borcu bulunduğunu belirterek kısmi dava olarak açmış olduğu davanın kabulüne, Davalının ödenmeyen temel ilişkiden kaynaklı asıl faturalar ve cari hesaplardan kaynaklı şimdilik 510.000,00 TL'nin ödenmesine; Faizin başlangıç tarihinin, her bir faturanın düzenlenme tarihinden itibaren başlatılmasına ve alacak miktarına ticari reeskont faizi işletilmesine; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise 18/07/2023 tarihli arabuluculuk anlaşmama tarihinden itibaren alacak miktarına ve ayrıca dava sonrası işleyecek faizler bakımından ticari reeskont faizi işletilerek müvekkile ödenmesini, kısmi dava olarak açmış olduğumuz kur farkından kaynaklı davanın kabulüne, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini, Kısmi dava olarak açtığımız, davalının ödenmeyen kur farkından kaynaklı şimdilik 510.000,00 TL'nin ödenmesine; Faizin başlangıç tarihinin, her bir faturanın düzenlenme tarihinden itibaren başlatılmasına ve alacak miktarına ticari reeskont faizi işletilmesine; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise 18/07/2023 tarihli arabuluculuk anlaşmama tarihinden; 15.08.2023 tarihinde tahsil edilen çekten kaynaklı kur farkı faturası bakımından ise 06/09/2023 tarihli arabuluculuk anlaşılamama tarihinden itibaren alacak miktarına ve ayrıca dava sonrası işleyecek faizler bakımından ticari reeskont faizi işletilerek ticari reeskont faizi işletilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava dilekçesinde hem cari hesap alacağına ilişkin olarak hem de kur farkı alacağına ilişkin olarak kısmi alacak talebinde bulunmuş ise de kısmi dava açılabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, zira davacının kendi hesabıyla bütün alacağını açıkça dava dilekçesinde belirttiğini, miştir. Buna rağmen yine de kısmi dava açmıştır. Davacının alacakları zamanaşımına uğramıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil şirkete toplam 642.273,62 USD fatura kestiğini, bu faturalara istinaden düzenleme tarihindeki satış kuru üzerinden düzenlenen TL çekler ile toplam 10.704.697,00 TL karşılığı 586.369,48 USD ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin kendilerine, kesilen fatura tarihi ile alınan ödeme arasındaki 929.817,20 TL karşılığı bakiye 55.904,14 USD borcunun bulunduğunu bu borcun ödenmediğin iddia etmiştir. Müvekkil şirketin davacıya böyle bir borcu bulunmamaktadır. 4-Davacının ... şirketi ile arasında herhangi bir mal alım satımı söz konusu değildir. Dava dışı ... Şirketi tarafından verilen çekler tamamen müvekkil şirketin borçlarına karşılık davacıya verilmiştir. Davacı da bu çekleri kabul ederek kayıtlarına işlemiştir. Davacı ödenen bu çekleri mahkemenize bildirmeyerek kötüniyetli davranmaktadır. müvekkil şirket hakkında açılan işbu haksız ve yersiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Mimar Sinan Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin dava dilekçesi ekinde bulunan faturaları Form BA ile beyan edip etmediği sorulmuştur. Marmara Kurumlar Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacı ... Tüketim Malları İç ve Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi'nin dava dilekçesi ekinde bulunan faturaları Form BS ile beyan edip etmediği sorulmuştur. Davalı vekilinin 13/01/2024 tarihli dilekçesinde yazılı her bir çekin ön ve arka yüzünün görüntüsünün ve çek bedellerinin ödenmesine ilişkin kayıt ve belge örneklerinin celbi için Yapı ve Kredi Bankası, Vakıfbank ve Ziraat Bankası genel müdürlüklerine müzekkereler yazılmış, bankalarca yazımıza cevaplar verilmiştir. Davalı vekili tarafından 8 nolu ara kararı gereği bildirimde bulunduğunda Vakıfbank'a müzekkere yazılarak davalı tarafından 01/01/2022 tarihinden bu yana davacı şirkete gönderilen eft, havale, vs. Ödemelere ilişkin hesap dökümleri istenmiş, 28/03/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Kahramanmaraş Ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirketin ortakları arasında ... sanayi ve Ticaret A.Ş'nin olup olmadığının sorularak ilgili kayıt örneğinin gönderilmesi istenmiş, 27/03/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Vakıfbank genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirkete ait TR...iban numaralı hesaptan 01/04/2022 tarihinden bu yana davacı şirkete yapılan ödemeleri gösterir hesap dökümleri istenmiş, 03/04/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının ayrı şehirlerde bulunduğu dikkate alınarak öncelikle davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde, HMK'nun 266.maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci bilirkişiye tevdine, Bilirkişiye HMK 268 maddesi gereği davalı vekilinin 05/04/2024 tarihli dilekçesinde bildirdiği adreste davalının tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, elektronik deftere tabi olanların GİB sisteminden sorgulamasının yapılarak usulünce düzenlenip düzenlenmediği, taraflar arasında düzenlenen faturalar ve açık hesap (cari hesap) ilişkisinden kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığı, varsa alacak miktarının kaç TL olduğu, taraflar arasında kur farkı ödemesi konusunda mutad uygulama, teamül olup olmadığı, varsa buna ilişkin uygulamaların tarih ve miktarlarının fatura bilgilerinin tespiti bunlardan birer örnek alıp raporuna eklemesi, davacının davalıdan kur farkı alacağı varsa miktarı konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 10/06/2024 tarihli raporda özetle; "Davalı şirketin 2021-2022-2023-2024 yasal yevmiye defterlerini e-defter olarak tuttuğu ve defter beratlarını yasal süresinde sisteme yüklediği (2023-2024 yılı e defter beratları mücbir sebep nedeni ile sisteme yüklenmemiştir.) ve TTK hükümlerine uygun olduğu, tutulan muhasebe kayıtlarının genel kabul görmüş muhasebe standartlarına uygun olduğu, Davalı şirketin 2021-2022-2023-2024 yılı yasal kayıt verilerinde davalı ile yıllara sarih ticari işlemelerinde TL bazlı olarak Davalı 2024 yılı yasal kayıtlarında 2023 yılından devreden davacıya borç tutarının taraflar arasında sürekli iadeye konu faturalar dikkate alınmadığında toplam davacıya borç tutarı 1.012..904,52 TL olarak yer aldığı, Dava dışı...A.Ş. şirketinin 2022-2023 yasal yevmiye defterlerini e-defter olarak tuttuğu ve defter beratlarını yasal süresinde sisteme yüklediği (2023-2024 yılı e defter beratları mücbir sebep nedeni ile sisteme yüklenmemiştir.) ve TTK hükümlerine uygun olduğu, tutulan muhasebe kayıtlarının genel kabul görmüş muhasebe standartlarına uygun olduğu, Davalı tarafın beyanında yer alan dava dışı şirket ... ... A.Ş. nin 2022 yılı yasal kayıtları davalı şirket kayıtları ile aynı şirket merkezinde tutulmuş olması nedeni ile davalı tarafından davacıya ödendiği beyan edilen ve davalı yasal kayıtlarında yer almayan çek bilgilerinin kayıt ve inceleme dökümünde Davalı beyanında yer alan dava dışı ... A.Ş. nin 2022 yılı yasal kayıtlarında davacı şirkete verilen toplam senet tutarının 1.050.000,00 TL olduğu ve çekler in verilişinde 320 satıcılar hesabında yer alan tutarın dönme sonu ve 2023 yılı yasal kayıtlarında 159 Verilen Sipariş avansları hesabında yer aldığı ve davacı ile ticari işleme konu başka bir kayıt bulunmadığı, Davalı borcu 1.012.904,52 ve dava dışı şirket tarafından TL bazlı olarak davalı adına davacıya verildiği beyan edilen 1.050.000,00 TL çeklerle ve davacı ile davalı arasındaki TL bazlı ticari işlem bazında taraflar arasında borç alacak ilişkisi kalmadığı, davacı tarafından davalıya tanzim edilen kur farkı faturalarının davacı ve davalı arasında 2023 ve 2024 yılları içerisinde sürekli gelen fatura ve davacıya tanzim edilen iade faturası olarak davalı yasal kayıtlarında yer almış olduğu, Davalı yanca davacı ile Döviz bazlı ticari işlem yapılmadığı ve aralarında ticari ödemelerin USD bazlı olacağına dair sözleşme olmadığı beyanı olduğu Davalı yasal kayıtlarında davacı yanca tanzim edilen kur farkı faturalarından davalı yanca ödenmiş bir fatura kaydı olmadığı, 2021 yılında davacı yanca davalıya kur faturası tanzim edildiği bu tanzim edilen fatura ile 2021 yılında dönem sonundaki TL değerlerin denkleştirildiği" belirtilmiştir. HMK'nun 266.maddesi gereğince davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde ve dosya kapsamındaki delil ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilen bir mali müşavir/ muhasebeci ...'ın görevlendirilmesine ve dosyanın kendisine tevdine, Bilirkişiye HMK 268 maddesi gereği davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e deftere tabi olanların GİB sisteminden sorgulanmasının yapılarak usulünce düzenlenip düzenlenmediği, taraflar arasında düzenlenene faturalar açık (cari) hesap ilişkisinden kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığı, varsa alacak miktarının kaç TL olduğu, davalının savunmaları ile daha önce alınan bilirkişi Mahmut Kesgin tarafından düzenlenen 10/06/2024 tarihli rapor ve davalının ticari kayıtlarının incelenerek dava dışı ... A.Ş'nin 2022 yılı defter kayıtlarında yer alan davacıya verildiği yazılı 1.050.000,00 TL toplam tutarlı çeklerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bu ödemelerin hangi nedene ve hangi ilişkiye dayalı olarak alındığına dair kayıt, bilgi ve belgelerin araştırılarak davalının borcuna mahsuben alınıp alınmadığının tespiti, her iki tarafın ticari kayıtlarının karşılaştırılarak ve neticeden davacının açık (cari) hesap ilişkisinden alacağı varsa miktarının tespiti, taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz karşılığı yapılıp yapılmadığının araştırılması, yine taraflar arasında kur farkı alacağı konusunda mutat uygulama olup olmadığı, 2022 yılında yürürlüğe giren Türk parasını koruma hakkında kanundan sonra taraflar arasındaki uygulamaların ne şekilde olduğu, yerleşik yargıtay uygulamaları, tarafların ticari defter ve kayıtları, faturalar iade faturaları, çek ödemeleri, davalı şirketin defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve diğer tüm deliller incelenmek sureti ile davacının davalıdan kur farkı alacağı olup olmadığı varsa bu alacak miktarının kaç TL olduğu konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. SMMM bilirkişi Prof Dr ... tarafından düzenlenen 08/01/2025 tarihli raporda özetle; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacının ticari defterleri ve davalının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunun tetkikinden ulaştığımız bulgular şöyledir: Davacı tarafça davalıya düzenlenen satış faturaları incelendiğinde USD cinsinden düzenlendiği görülmektedir. Bahse konu faturaların davalı tarafça kabul edilerek ticari defterlere işlendiği dosyadaki bilirkişi raporundan tespit edilmektedir. Davalının ödemeleri incelendiğinde 15.02.2021 tarihli ve 18.02.2021 tarihli fatura bedellerinin USD cinsinden ödendiği ve davacının bu faturalardan alacağının kalmadığı tespit edilmektedir. Davalının diğer ödemeleri incelendiğinde ise 110.000 USD ve 93.315,52 TL tutarında banka havalesi ve 8.656.508,00 TL tutarında çekle ödeme yaptığı tespit edilmektedir. Hukuki yorum niteliğinde olabilecek değerlendirmelerden kaçınmak için hesaplamalarımız alternatifli olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamı Türk İirası üzerinden kabul edilecek olursa davacının davalıdan alacağı 833.421,61 TL olarak hesaplanmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD cinsinden olduğu; ancak nakit ve banka havalesi ile yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki USD karşılıklarının dikkate alınması, çekle ödemelerde kur farkı talep edilemeyeceğinin kabulü durumunda davacının dava tarihindeki alacağı 51.805 USD ve bu tutarın efektif satış kuru ile dava tarihindeki karşılığı ise 51.805 USD x 27,2649 TL - 1.,412.458,14 TL hesaplanmıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin USD cinsinden olduğu, taraflar arasında kur farkı uygulamasına ilişkin teamül olduğu, çekle yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki USD karşılığının dikkate alınması gerektiği kabul edildiğinde hesaplanacak davacı alacağı 91.452,84 USD x 27,2649 - 2.493.452,54 TL olacaktır. Ancak davalının verdiği çekin işletmeye giriş tarihindeki geçerli kur dikkate alınarak USD'ye çevrilmesi durumunda davacı alacağı 53.186,56 USD x 27,2649 TL - 1.450.126,24 TL olarak hesaplanmıştır. S5. Davalının grup şirketi olduğu anlaşılan ... ... Şirketi tarafından davacıya yapılan ödeme tutarı 1.050.000 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tutarın çekin işletmeye giriş tarihinin esas alınması durumunda yabancı para karşılığı 55.981,37 USD; çekin vade tarihinin esas alınması durumunda yabancı para karşılığı 46.247,21 USD olarak hesaplanmaktadır. Davalının grup şirketi ... ... tarafından yapılan ödemenin davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceği, hangi tarih itibariyle ve hangi değer üzerinden dikkate alınacağı mahkemece değerlendirilmelidir. Yukarıdaki hesaplamalarımızda bahse konu dava dışı şirketçe yapılan ödemeler alacaktan düşülmemiştir. Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkındaki mevzuatın mahkemece değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Dava dosyasının 08/01/2025 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiye tevdine, 08/01/2025 tarihli önceki rapora karşı tarafların beyan ve itirazlarının incelenerek vaki itirazların karşılanması, yine davacının cevaba cevap dilekçesinin 8. Ve devamı sayfalarında davalının savunmalarında geçen dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş'nin verdiği çeklerin davalının borcuna verildiği iddiasını kabul etmediği, davacı ile dava dışı anılan bu şirket arasında da ticari ilişki bulunduğunu, faturalar düzenlendiğini, çeklerin dava konusu olan davalının borcuna mahsuben verilmediğini ileri sürdüğü dikkate alınarak davacının ticari defterlerinde dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş ile davalı şirketin hesaplarının yeniden incelenmek sureti ile davacı ile dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş arasında ticari ilişki olup olmadığının, 1.050.000,00 TL miktarlı çeklerin bu şirketin kendi borcunu ödemek için mi yoksa davalının borcuna mahsuben mi verdiğinin, virman talebinin olup olmadığının bu konudaki taraflar arasında mevcut uyuşmazlığın ticari defter kayıtları ve dosya kapsamında bulunan delillerin incelenmesi sureti ile araştırılıp tespit edilmesi, yine kur farkı faturaları ile diğer faturaların ayrıştırılarak gösterilmesi, Döviz alacakları ve TL alacaklarının raporda ayrı ayrı gösterilmesi konularında ek rapor düzenlemesi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. SMMM bilirkişi Prof Dr ... tarafından düzenlenen 09/03/2025 tarihli raporda özetle; "mahkeme dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre düzenlenen kök rapora göre düzenlenen ek raporda belirtilen alternatifli sonuçların aşağıdaki gibi olacağı, Alternatif-1: Alacağın Türk Lirası Olduğu Varsayımı: Kök raporumuzda bu husus irdelenmiş ve davacının 833.421,61 TL alacağı hesaplanmıştır. Dava dışı ... şirketinin yaptığı 1.050.000 TL ödeme bu tutardan mahsup edilirse davacı davalıya 833.421,61 TL — 1.050.000 TL - 216.578,39 TL borçlu olacaktır. Alternatif-2: Çekle Yapılan Ödemelerde Kur Farkı Talep Edilemeyeceği Varsayımı: Kök raporumuzda bu varsayıma göre davacının davalıdan 94 1.037,97 TL alacağı hesaplanmıştır (bu hesaplama yapılırken davalının ödediği 93.315,52 TL tutarlı kur farkı faturası da hesaplamaya dahil edilmiştir). Dava dışı ... tarafından yapılan 1.050.000 TL ödeme bu tutardan mahsup edildiğinde davacı davalıya 941.037,97 TL - 1.050.000 TL - 108.962,03 TL borçlu olacaktır. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan kur farkı faturaları hesaplamaya dahil edilirse bu durumda davacı davalıdan 281.757,51 TL — 108.962,03 TL - 172.795,48 TL alacaklı olacaktır. Alternatif-3: Davacının Kur Farkı Talep Edebileceği Varsayımı: Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin USD olduğu ve tüm ödemelerin ödeme tarihindeki USD karşılığının hesaplamada kullanılması durumunda hesaplanacak alacak sövle olmaktadır: ¸ Hesaplamadan da görüleceği üzere taraflar arasındaki işlemin USD olduğu ve çekle yapılan ödemelerde çekin giriş tarihindeki USD karşılığı kullanılması varsayımına göre davacı davalıya 2.794,81 USD borçlu; çekin vade tarihindeki USD karşılığının kullanılması durumunda davacı 45.205,63 USD alacaklı olmaktadır. Taraf İtirazlarının : Tarafların kök raporumuza yaptığı itirazlar incelendiğinde alternatifli hesaplamalardan aleyhe olanlara yapılan itirazlar olduğu ve kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizi değiştirecek bir hususun olmadığı görülmektedir. Mahkemenize daha önce sunmuş olduğum benzer bir davaya ilişkin BAM 6. H.D.'nin kararı ekte sunulmuştur. Söz konusu karar esas alınırsa Alternatif-2'nin esas alınması gerektiği düşünülmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle çekle yapılan ödemelerde çekin verildiği tarihteki kurun değil, çekin tahsil edildiği tarihteki kurun esas alınacağına dair taraflar arasında anlaşma olduğu iddiası konusunda davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecek ise yemin metnini sunması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının huzurdaki davacı vekiline ihtarına (ihtar edildi) Davacı tarafından kesin süre içinde yemin teklif edileceği bildirilerek yemin metni sunulursa HMK'nın 236.maddesi uyarınca yemin metninin bir örneğinin eklenmesi suretiyle Kahramanmaraş Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) talimat yazılmasına, karar verilmiş, davacı tarafından süresinde yemin metni sunulmamıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı tarafça ikame edilen iş bu dava ticari satımdan kaynaklanan cari hesap ve kur farkı alacaklarının tahsili talebine dayanmaktadır. Davacı taraf, müvekkil şirketin davalıya Amerikan Doları (USD) üzerinden pamuk satışı yaptığını, ancak mevzuat gereği faturaların işlem tarihindeki kurlar esas alınarak Türk Lirası (TL) üzerinden düzenlendiğini belirtmektedir. Uyuşmazlığın temelini, çekle yapılan ödemelerin tahsil edildiği tarihteki kur ile faturanın düzenlendiği tarihteki kur arasındaki farktan doğan alacaklar oluşturmaktadır. Davacı taraf; 2021 yılında başlayan ticari ilişkide başlangıçta ödemelerin döviz çekleriyle sorunsuz yapıldığı, ancak 2022 yılındaki mevzuat değişikliği (32 Sayılı Karar) sonrası ödemelerin TL çekleriyle yapılmaya başlandığı ifade edilmektedir. Davacı, taraflar arasında kur farkı faturalarının daha önce itirazsız ödendiğini, bu durumun bir ticari teamül haline geldiğini ve Yargıtay içtihatları uyarınca bu alacağın hukuken talep edilebilir olduğunu savunmaktadır. Sunulan detaylı hesap tablolarına göre, toplam 642.273,62 USD tutarındaki mal satışına karşılık yapılan ödemeler neticesinde; 55.904,14 USD cari hesap bakiye alacağı ve 35.548,70 USD kur farkı alacağı hesaplanmıştır. Davalı şirketin, bu kur farkı faturalarının bir kısmını başlangıçta kabul edip ödediği ancak daha sonra hiçbir gerekçe göstermeksizin faturaları iade ederek ödemeden kaçındığı ileri sürülmektedir. Arabuluculuk sürecinden sonuç alınamaması üzerine ikame edilen bu kısmi davada davacı; şimdilik 510.000,00 TL asıl alacak ve 510.000,00 TL kur farkı alacağı olmak üzere toplam 1.020.000,00 TL'nin, fatura veya çek tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmektedir. Ayrıca ticari defterlerin incelenmesi için bilirkişi raporu alınması ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi istenerek süreç sonlandırılmaktadır. Davalı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi, açılan davadaki iddiaları reddederek davanın reddini talep etmektedir. Dilekçede ilk olarak zamanaşımı def'inde bulunulmuş, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin savunmalarda ise taraflar arasındaki ticari ilişkide ödemelerin Türk Lirası üzerinden kararlaştırıldığı ve gerçekleştirildiği, dolayısıyla bir kur farkı alacağının doğmadığı savunulmaktadır. Davalı taraf, davacı şirketin iddia ettiği "USD üzerinden satış" ve "kur farkı alacağı" iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında bu konuda ne yazılı bir sözleşme ne de oluşmuş bir ticari teamül bulunduğunu beyan etmektedir. Özellikle 32 Sayılı Karar ve ilgili mevzuat uyarınca, Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerde ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden kararlaştırılmasının ve ödenmesinin yasak olduğu hatırlatılmaktadır. Bu yasal düzenleme gereği çeklerin TL üzerinden düzenlendiği ve tahsil edildiği, bu işlemlerle borcun tamamen sona erdiği ifade edilmektedir. Davacı tarafın sunduğu hesaplamaların tek taraflı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarıyla uyuşmadığı belirtilmektedir. Davacı tarafın daha önce bazı kur farkı faturalarını kabul ettiği iddiasına karşılık, davalı şirket bu faturaların sehven veya hataen işleme alınmış olabileceğini ya da içeriğinin kabul edilmediği için iade edildiğini savunmaktadır. Ayrıca, davacının "kısmi dava" açma şartlarının oluşmadığı, alacağın belirlenebilir (likit) olduğu iddia edilerek davanın usulden reddi gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak davalı vekili; zamanaşımı itirazının kabulünü, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülen davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır. -Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla; davacının davalıdan faturalar ve açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının ve kur farkından kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, davalının yetki ilk itirazının, zaman aşımı definin, arabuluculuk dava şartı itirazının ve kısmi dava açılamayacağına ilişkin itirazının dinlenebilir olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. -Davalının mahkememizin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde; 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir. Somut olayda, mahkememizin yetkisine ilişkin ise taraf ticari defterlerin incelenmesi sonucu dava konusu faturaların taraf defterlerinde yer aldığından akdi ilişki taraf defterleri ve taraf beyanları ile ispatlandığından davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden 25/03/2024 tarihli duruşmasının (1) nolu ara kararı ile mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir. -Kısmi alacak davası açılıp açılamayacağı ve zorunlu arabulucuk yönünden yapılan değerlendirmesinde;

Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmü yer almaktadır. 109/2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmü ise mülga durumdadır. Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda ;davacının davasını kısmi dava olarak açmasında HMK 109/2 hükmünün mülga olması karşısında hukuki engel bulunmadığı anlaşılmıştır. 25/03/2024 tarihli duruşmasının (4) nolu ara kararı ile mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir. Dava dilekçesi ekinde davacı taraf arabulucuğa başvurmuş olduğu anlaşılmakla 25/03/2024 tarihli duruşmasının (2) nolu ara kararı ile mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir. - Zamanaşımına ilişkin itirazın değerlendirilmesinde; Davalının zamanaşımı def'inde bulunduğundan buna ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesi için "zamanaşımı" kavramı üzerinde durulmalıdır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 125-140. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden "dava edilebilme" niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Borcun zamanaşımına uğramasıyla, borç (alacak) sona ermez, sadece alacaklının dava yoluyla alacağını elde etme olanağı, "alacağın dava edilebilme niteliği" ortadan kalkar. Zamanaşımına uğramış bir borç, ifa edilebilen, fakat dava edilemeyen eksik bir borçtur. Zamanaşımına uğramış borç ifa edilirse, ifa geçerlidir, bir bağışlama veya alacaklı yönünden bir "sebepsiz zenginleşme" söz konusu değildir. Borçlu, borcun zamanaşımına uğradığını bilmediğini, bu nedenle hataen (yanılarak) ödemede bulunduğunu ileri sürerek verdiğini geri isteyemez (BK m. 62; TBK m. 78/2). Zamanaşımı hukuki açıdan "def'i" (kişisel savunma nedeni) niteliğindedir. Borçlu borcunu ifadan kaçınmak istiyorsa, zamanaşımı def’inde bulunup, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava edilebilme niteliğini kaybettiğini ileri sürebilir (BK m. 140; TBK m. 161). BK m. 140’da açıkça belirtildiği üzere, "zamanaşımı ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz". Bir alacağın zamanaşımına uğraması yani alacağın "dava edilebilme" niteliğini kaybetmesi için, "zamanaşımı süresi"nin geçmesi gerekir. TBK'nun 146. maddesi: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmünü içermektedir. TBK'nun146. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi genel bir süre olup, maddede de ifade edildiği üzere aksine bir hüküm bulunmadığı hallerde bütün alacaklar için geçerlidir. Aksine hükmün bulunduğu hallerden birisi bu maddeyi takip eden TBK'nun 146. maddesinde (BK'nun 126. maddesinde) düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkinden kaynaklı alacak davası olup, TBK'nun 146. maddesiyle alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlendiğinden ve taraflar arasında ticari ilişkiye ait faturaların 2021 yılına ait olduğundan davalının zamanaşımı itirazı yerinde değildir. 25/03/2024 tarihli duruşmasının (3) nolu ara kararı ile reddedilmiştir. -Vade farkı faturasına ve ticari kayıtların incelenmesine dair değerlendirmede; Mahkememiz bu kapsamda tarafların ticari defteri incelenmiştir. HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. sayılı kararı) Fatura üzerindeki vade farkına ilişkin ibareler sözleşme hükmü olarak değerlendirilemez. Davacının, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı alacağını geç tahsil etmesi her halükarda vade farkı ödenmesini gerektirmez. Faturada vade farkı talep edileceğine dair kayıtlara dayanılarak talepte bulunulması da mümkün değildir. (Yargıtay İBHGK'nun 27.06.2003 tarihli, 2001/1 E- 2003/1 K sayılı kararı) Anılan bilirkişi raporlarının incelenmesinde; davacı tarafın davalıya kestiği mal satış faturalarının toplamı 715.086,19 USD (12.158.287,00 TL) olarak görülmektedir. Buna karşılık davalı tarafın kestiği iade, fiyat farkı ve miktar farkı faturaları toplamı 5.447,29 USD (51.652,11 TL) tutarındadır. Bilirkişi, uyuşmazlık konusu olmayan eski faturaların 18.08.2021 tarihli 4 adet çekle kapatıldığını ve bu kısımda alacak kalmadığını tespit etmiştir. 30.07.2022 ile 31.08.2022 tarihleri arasında kesilen 5 adet satış faturasıdır. Bu faturaların toplam tutarı 642.273,62 USD olup, Türk Lirası karşılığı ise 11.634.514,13 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi ticari ilişkinin tamamen Türk Lirası üzerinden yürütüldüğü birinci varsayımında faturalar toplamından yapılan havale ve çek ödemeleri düşüldüğünde davacının 833.421,61 TL bakiye alacağı olduğu bulunmuştur. Ancak bu hesaplamada ...'ın yaptığı 1.050.000 TL'lik ödeme hesaba katılmamıştır; eğer bu tutar düşülürse davacının alacağı kalmamaktadır. İkinci seçenekte, kur farkı talep edilemeyeceği ancak asıl borcun USD olduğu varsayılmıştır. Burada banka havaleleri ile söndürülen faturalar düşüldükten sonra kalan 51.805 USD tutarındaki asıl alacağın dava tarihindeki kur karşılığı 1.412.458,14 TL olarak belirlenmiştir. Üçüncü varsayımda taraflar arasında kur farkı teamülünün varlığının kabul edilmesidir. Bu senaryoda çeklerin işletmeye giriş tarihindeki kurlar esas alınırsa davacının 53.186,56 USD (1.450.126,24 TL), çeklerin vade tarihlerindeki kurlar esas alınırsa 91.452,84 USD (2.493.452,54 TL) alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır. Bilirkişi son olarak, davacının 2022 sonu ve 2023 başlarında sürekli kur farkı faturaları kestiğini, davalının ise bunları kabul etmeyerek iade ettiğini, tarafların ısrarlı bir şekilde karşılıklı aynı faturaları kesip iade etmeye devam ettiklerini belirtmiştir. ... tarafından yapılan 1.050.000 TL'lik ödemenin davalı borcundan düşülüp düşülmeyeceği ve 32 Sayılı Karar çerçevesindeki hukuki değerlendirme tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Mahkememiz tarafların itirazı sonrası ek rapor alınmıştır. İtirazlar sonrası 09/03/2025 tarihli raporda dava dışı şirket ile davacı arasındaki eski ticari ilişkinin fatura bazında kapandığını, dolayısıyla 1.050.000 TL tutarındaki çeklerin verildiği tarihte bu şirketin davacıya bir borcu bulunmadığını tespit etmiştir. Davalı taraf bu ödemelerin kendi borcuna sayılması gerektiğini savunurken, davacı vekili ise ödemenin davalı borcundan düşülmesini sağlayan bir virman talimatı bulunmadığını öne sürmüştür. Bilirkişi, mahkemenin değerlendirmesine sunulmak üzere üç farklı alternatifli hesaplama yapmıştır. İlk alternatifte, alacağın Türk Lirası olduğu varsayımıyla, dava dışı şirketin yaptığı ödeme düşüldüğünde davacının davalıya 216.578,39 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. İkinci alternatifte, çekle yapılan ödemelerde kur farkı talep edilemeyeceği varsayımı üzerinden gidilmiş ve davalının defterlerinde kayıtlı kur farkı faturalarının hesaba katılması durumunda davacının 172.795,48 TL alacaklı çıkabileceği hesaplanmıştır. Üçüncü alternatifte ise taraflar arasındaki ilişkinin ABD Doları üzerinden olduğu kabul edilerek, çeklerin giriş veya vade tarihlerindeki kurlara göre davacının 2.794,81 USD borçlu ya da 45.205,63 USD alacaklı olabileceği seçenekleri sunulmuştur. Çek bir ödeme aracı olup hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, satım alacağını Türk lirası cinsinden çeklerle tahsil etmesi halinde, artık kur farkını talep edemez. Zira davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsi çekleri teslim almakla ve çekin ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edilemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiştir. Çekin satıma konu emtianın teslim edildiği anda verilmesi ile teslimden bir süre sonra verilmesi arasında hukuken herhangi bir fark bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı). Raporda belirtiği üzere kur farkı faturaları davalı şirketin kendi ticari defterlerinde kayıtlıdır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bir işletmenin kendi defterine işlediği bir fatura, o borcun varlığını ikrar (kabul) ettiği anlamına gelir. Yani kayıtlı olan kur farkı faturaları kendi aleyhine delil teşkil eder ve kabul ettiği anlaşılır. Taraflar fatura keserek kur farkı faturalarını belirlediğine göre davacı taraf fazlasını talep edemez. Açıklanan nedenlerle davacının kur farkından kaynaklı 172.795,48 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Açık hesap ilişkinden kaynaklı alacağın incelenmesinde ise; Mensucat tarafından yapılan 1.050.000 TL davalının borcuna istinaden yapılmıştır. Zira bilirkişi raporunda verilen çeklerin verilme tarihi itibariyle Mensucat firmasının davacıya borcu olmadığından bu ödemelerin davalının borcuna istinaden yapıldığı görülmüştür. Davacının duruşmadaki cari hesaptan kaynaklı alacakları konusuz kaldığına ilişkin beyanı dikkate alınarak cari hesaptan kaynaklı alacağın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin eder (HMK'nun 331/1. maddesi). Mahkememizce anılan alacak için yargılama gideri davacı üzerinde bırakılmıştır. - Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi; Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun Md. 226). Somut olayda; davacı tarafa çekle yapılan ödemelerde çekin verildiği tarihteki kurun değil, çekin tahsil edildiği tarihteki kurun esas alınacağına dair taraflar arasında anlaşma olduğu iddiası konusunda davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi noktasında yemin delili hatırlatılmış ve yemin deliline dayanmamıştır. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının cari hesap alacağına ilişkin istemin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının kur farkına ilişkin davasının kısmen kabulü ile, 172.795,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden itibaren ticari avans faizini geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmasına, fazlaya ve faiz başlangıcına ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 11.803,65-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 17.419,05-TL peşin harcı ve 10.279,37 TL ıslah harcı mahsubu ile fazla yatan 15.894,77-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 332,90-TL'sinin davalıdan bakiye 2.787,10-TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan e-tebligat gideri, KEP ücreti talimat posta gideri bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.379,00-TL yargılama harç ve giderinin kabul ve red oranına göre 1.214,13- TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 220.632,22 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026

Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/876, K. 2026/173, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-876-e-2026-173-k-397d8c7f3494