İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/357 E. 2026/322 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/357
Karar No
2026/322
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/357 KARAR NO : 2026/322

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/08/2020 KARAR TARİHİ : 14/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı hakkında dayanak ticari defterlerde gözüken 25.574,00 TLlik cari hesap alacağından kaynaklı olarak 26.06.2015 tarihinde ----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmakla borçlu tarafça borca, ferilerine ve yetkiye itiraz edildiğini, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi 11. fıkrası aynen, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." düzenlemesini içerdiğini, anılı düzenlemeler uyarınca dava şartı arabulucuk şartının gerçekleştiğini ve davalı tarafın arabulucuk toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığı bildirir, toplantıya mazeretsiz olarak katılmamanın neticelerini düzenleyen yukarıda anılı yasa hükmünün de nazara alınmasını talep ettiklerini, davalı tarafın icra dairesini yetkisine itirazı haksız olup dava konusu uyuşmazlıkta --- İcra Müdürlükleri Ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı taraf borca itiraz dilekçesinde borca ve ----. İcra Müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmekle yetkili icra müdürlüklerinin müvekkilinin yerleşim yeri olan ----- İcra Müdürlükleri olduğunu ileri sürmüştür. İşbu itiraz haksız olup itibar edilmeksizin alacak yanında yetki itirazı bakımından da itirazının iptali gerektiğini, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğu için %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın ---. İcra Müdürlüğü ----- esas sayılı dosyası üzerinden müvekkil şirket hakkında başlattığı ilamsız icra takibinde 25.574,00 TL alacak bedelini müvekkilden talep ettiklerini, icra takibinde asıl alacağın dayanağı veya vadesi gibi hiçbir açıklamaya yer verilmediği gibi buna dair bir belge de takibe eklenmediğini, ödeme emrinin tebliği üzerine müvekkil alacaklı olduğunu iddia eden tarafa borcu olmaması sebebiyle itiraz ettiklerini, icra dosyasına yapılan itirazın iptali talep edildiğini, öncelikle arabuluculuk toplantısına usule uygun şekilde bir davet yapılmamış olduğu, icra dosyasına itiraz eden ve vekiline usule uygun tebligat yapılmazsa bu defa yargılama giderleri yönünden müvekkilin sorumlu tutulamayacağı anlaşılmış olduğundan hak kaybına sebebiyet vermemek adına bu aşamada arabuluculuk tutanağı ve içeriğini kabul etmediklerini, borca itiraz edilmiş olup, fatura ilişkisi dahi kabul edilmediğinden yetki itirazlarının bulunduğu, davanın süresinde açılmadığını, öncelikle davanın usulden reddini, bu talep kabul görmediği takdirde esas yönünden haksız davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini, haksız ve kötüniyetli icra takibi yapan davacı alacaklı aleyhine İcra İflas Kanunu 67/2 maddesi kapsamında %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari alım satım ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. --- İcra Müdürlüğü ---- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 26/06/2015 tarihinde asıl alacak 25.574,00 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 02/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı taraf kayıtlarının incelelenmesine yönelik bilirkişi rapor içeriğine göre; davacı --- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md. 85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; davacı --- incelenen kayıtlarına göre, davacı -----23.11.2015 tarihinden itibaren 25.574,-TL alacaklı olduğu, bu tutarın takip ve dava konusu edildiği 30.05.2015 tarihli, --- numaralı, “ekim, kasım, aralık2018-ocak, şubat, Mart, nisan, mayıs ---- tipi antrepo ardiye ücreti” açıklamalı davacı tarafından davalıya kesilmiş 24.000,- TL tutarlı e-faturanın merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda davalıya iletildiği, dava dosyasında davalı tarafından iade edildiğine dair herhangi bir belgenin görülmediği; davacı ---- 2014 ve 2015 dönemlerine ait Bs Formlarında beyan ettiği faturaların dava----incelenen kayıtları ile uyumlu olduğu, davalı-----2014/5 ile 2015/5 arası dönemlere ait Ba Formlarında beyan edilen faturalar ile davacı tarafından Bs formları ile beyan edilen faturaların uyuşmadığı beyan etmiştir. Davalı taraf kayıtlarının incelelenmesine yönelik bilirkişi ---- kök rapor içeriğine göre; davalı şirkete ait ticari defter incelemesi, defterlerin hazır edilmemesinden dolayı incelenemediğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşmenin dosya içinde bulunmadığı, --- İcra Dairesi ---- sayılı dosyasına esas olan 26.06.2015 tarihli İlamsız Takipte 25.574,00 TL (26. 06.2015) ticari defterlerde gözüken cari hesap alacağı tutarı olarak ödeme emri gönderildiği 02.07.2015 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, 07.07.2015 tarihinde davalı tarafın 25.574,00-TL tutarındaki bakiyeye itiraz ettiğinin görüldüğünü beyan etmiştir. Ek rapor içeriğinde özetle; davalı vekili tarafından dosya içine sunulan Defteri Kebir bilgileri açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde yapıldığı, ancak yevmiye defterine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya içine sunulmadığı TTK hükmüne göre tüm ticari defterlerin açılış işlemlerin sene başı itibariyle yapılması gerektiği, bu yönden ticari defterlerin sahibi lehine delil olma vasfına sahip olmadığı, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olacağı, davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşmenin dosya içinde bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde 01.10.2015 tarih ----- yevmiye numarası ile kayıt altına alınan ----- sıra numaralı fatura kaydından sonra cari hesap bakiyesinin 27.148,00 TL olduğu, 31.12.2015 tarih ----- yevmiye numarası ile defteri Kebir kaydında açıklama bulunmadan 25.574,00 TL borç kaydı oluşturulduğu, 31.12.2015 tarih ----- kapanış fişi ile davacı tarafa 193.574,00 TL alacak kaydı işlendiği, davalının 31.12.2015 tarih ----- yevmiye numarası ile davacıya 195.148,00 TL borç kaydının bulunduğu, davalı taraf ticari kayıtlarında davalının 23.06.2015 tarihinde davacı tarafa 27.148,00 TL borç kaydının bulunduğu tespit edildiği, ---. İcra Dairesi ----- sayılı dosyasına esas olan 26.06.2015 tarihli ilamsız takipte 25.574,00 TL (26.06.2015) ticari defterlerde gözüken cari hesap alacağı tutarı olarak Ödeme Emri gönderildiği 02.07.2015 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, 07.07.2015 tarihinde davalı tarafın 25.574,00-TL tutarındaki bakiyeye itiraz ettiği bildirilmiştir.Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez. Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Yargılama sırasında davalı şirket hakkında iflas kararı verildiği, yasal sürenin beklendiği, yine yargılama sırasında davalı şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırıldığı, yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 25.574,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin sahibi lehine delil teşkil etmediği, kayıtlara göre davacıya 27.148,00TL borçlu göründüğü, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 25.574,00 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, fatura düzenlenmesinin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1)Davanın KABULÜ ile, ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlunun 25.574,00TL asıl alacak yönünden itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte icra takibinin DEVAMINA, 2)İptaline karar verilen 25.574,00TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3)Alınması gerekli karar harcı 1.746,95 TL’den peşin olarak yatırılan 308,87 TL'nin mahsubu ile 1.438,08 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4)Davacı tarafça yatırılan 308,87 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5)Davacı tarafından yapılan 62,20 TL ilk dava masrafı, 2.000,00 TL bilirkişi, 750,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.812,20 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6)Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7)Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.574,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8)Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 9) Karar kesinleştiğinde ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasının iadesine, 10)Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/357, K. 2026/322, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-357-e-2026-322-k-7679f88a7a8b