İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/448 E. 2026/318 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/448
Karar No
2026/318
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2019/448 Esas KARAR NO :2026/318

DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/07/2019 KARAR TARİHİ:15/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Alacak ve zarar tazmini talebi bakımından fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz olan ve bilirkişi incelemesi neticesi belirlenecek olan acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilleri tarafından işletilen ... istasyonunun sözleşmesinin süresinden önce davalı tarafından feshi nedeniyle mahrum kalınan gelir kaybı için şimdilik 1.000,00 TL, müvekkilleri şirketin ... ... istasyonda acentelik ilişkisi kapsamında yaptığı çalışma, faaliyet ve hizmetlerden doğan alacak nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL, müvekkillerince işletilen ... İstasyonunun davalı tarafından sözleşmenin erken feshi nedeniyle yaşanan gelir kaybından doğan alacak nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL, 51 aylık acentelik faaliyetleri ile ...'in istasyonlarına katışan değer ve katkılar nedeniyle doğan denkleştirme alacağı bakımından ... istasyonu için şimdilik 1.0000,00 TL ... istasyonu için 4.000,00 TL, davalının acentelik faaliyetlerinin yürütüldüğü sırasında ... İstasyonu için 283,37 TL, ... İstasyonu için 9.676,82 TL fazladan yapılmak zorunda kalan toplamda 9.960,19 TL ... harcaması ile ... İstasyonu için 2.902,15 TL, ... İstasyonu için 37.723,23 TL Topalmda 40.625,83 TL olağanüstü masraf niteliğindeki harcamalar nedeniyle doğan alacağın, eksik kesilen faturalar nedeniyle ... İstasyonu bakımından 67.984,61 TL ... İstasyonu bakımından 17.792,49 TL alacağın, müvekkilleri şirketin kurulum masrafları bakımından 5.592,01 TL alacağın, şirket yetkilisinin davalının acenteliği y 51 aylık ticari faaliyetleri sırasında doğan 44.370,00 TL Bağ-kur primleri alacağı, ... İstasyonuna ilişkin acentelik sözleşmesinin feshine rağmen, ödenmeyen, sözleşmenin bitimi sırasında ödenen ... firmasının acentelik uygulamasında ticari teamül, örf adet halini almış uygulaması gereğince 25.000,00 TL ticari tenmülden doğan hizmet bedeli alacağı ile bahsedilen tüm bu alacakların doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilleri şirket, ... A.Ş. arasında akdedilen BayiliSözleşmesi kapsamında, ... amblem ve markası altında onun bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilleri şirket, faaliyet gösterdiği akaryakıt ve İpg istasyonunun günlük işlerin idaresi hususunda davacı şirket ile anlaşmış ve taraflar arasında ... ... İstasyonu ile ilgili olarak 08.05.2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi akdedilmiş ve ayrıca ... İstasyonu için ise 13.11.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi akdedilı i, bunun dışında ... İstasyonu için ise taraflar arasında bir Acentelik Sözleşmesi imzalanmadığını, ilgili istasyonda bir başka şirket ile Acentelik Sözleşmesi imzalanmış olup bu nedenle, davacının bu istasyona ilişkin iddialarına ayrıca bu nedenle de itiraz ettiklerini, öncelikle taraflar arasında en son olarak ... İstasyonu için akdedilmiş 13.11.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi davacı şirket tarafından iddia edildiği gibi müvekkilleri şirketin feshi ile değil davacı şirketin talebi üzerine ve karşılıklı olarak akdedilen fesihname ile sona erdirilmiş bulunduğunu, bu nedenle, davacının bu konudaki gerçek dışı hiçbir iddiasını da kabul etmediklerini, ayrıca bu konuda yine davacı tarafından sözleşmenin sona erdirilmesi hususunda gönderilen e-mail de ayrıca sunulmakta olup bu e-mail'den de davacının hiçbir iddiasında samimi olmadığı ve ilgili e- mail'inde gayet memnun olduğu açıklaması karşısında davada ileri sürdüğü gerçek dışı iddiaların gerçek dışılığını tek başına ortaya konulduğunu, bu nedenlerle, davacının davasının öncelikle bu nedenlerle reddini talep ettiklerini, diğer taraftan ... ... İstasyonu'nda ise müvekkilleri şirketin ilgili istasyonda faaliyeti sona ermiş olup dolayısıyla taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusu kalmaması kapsamında karşılıklı olarak sona erdiği de hukuken tartışmasız olduğunu buna ilişkin EPDK lisansının iptali ve sair belgeler ayrıca Sayın Mahkemeye sunulduğunu, ... İstasyonu ile ilgili olarak ise taraflar arasında herhangi bir Acentelik Sözleşmesi imzalanmadığı gibi başka bir acente ile faaliyet gösterilen bu istasyona ilişkin davacının buna karşılık ödenmeyen nasıl ve hangi sebeple olduğunu dahi açıklamaksızın ve talep ettiği alacakların neler olduğu ve açıklanmayan tüm talep ve iddialarına da itiraz ettiklerini, davacının bu konudaki taleplerinin de haksız olması yanında öncelikle neler olduğunun açıklanamamış ve ispat edilememiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, T.T.K. 122. madde uyarınca, taraflar arasında denkleştirme tazminatından söz edilebilmesi için sözleşmenin müvekkilleri şirket tarafından haksız olarak feshedilmesi gerektiği oysa ki huzurdaki davada Acente Sözleşmesi'nin karşılıklı rızalar doğrultusunda fesihname ile sona erdirildiği, bu nedenle tazminat talebinde bulunulamayacağı ortada olduğunu, davacı tarafından alacaklı olunduğu iddia edilerek, huzurdaki davaya konu edilen şirket açılışı ile ilgili yapılan kuruluş masrafları, ayrıca davalı şirketin yetkilisi için ödenen Bağkur Primleri, SGK primleri, Eksik Kalan Fatura Alacakları ile ilgili taleplerinin haksız olması yanında ayrıca müvekkil şirketten talep edilmesi herşeyden önce abesle iştigal olduğunu, dava konusu Acenta Sözleşmesi'nde, huzurdaki davada iddia edilen alacaklara ilişkin düzenlenen hiçbir hüküm bulunmadığı gibi müvekkilleri şirketin davacı şirkete böyle bir borcu da bulunmadığını, ayrıca tarafları tüzel kişi tacir olan bir konuda başka şirketler ile sonlandırılan ticari ilişki hakkında karşılıklı ticari mutabakat dahilinde yapılan herhangi bir ödemenin taraflar arasındaki leşmede hiçbir. Düzenlenme bulunmaması karşısında teamül olduğu iddiası ile davacı lehine hukuken var olmayan bir alacağın yaratılması imkanı da bulunmadığını, huzurdaki davada, ortaya atılan iddinlar ve taleplerin haksız olması yanında herşeyden önemlisi müvekkil şirketin davacı şirkete karşı yükümlülüklerinin sözleşmedeki hükümler ile sınırlı olabileceği ve bunun dışında hukuken bir talepte bulunulamayacağı da ortada olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Bilirkişiler ... ile ... tarafından hazırlanan 26.05.2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "... Davacı tarafından diğer zarar kalemlerine ilişkin dosya içeriğinde somut belge ve mali verilerini dosyaya ve Bilirkişiliğimize ibraz etmediğinden bu aşamada - yukarıda yapılan sair hesaplamalar ve bütüne dair yukarıda yer verilen seçenekler saklı kalarak- Bilirkişiliğimizce hesaplama yapılamamıştır. Takdir yüce Mahkemenize aittir. Bilcümle hukuki takdir ve tavsif münhasıran Sayın Mahkeme'nize ait olmak kaydı ile, 29 sayfadan oluşan bu raporu, elektronik ortamda ve uyap bilirkişi portalı üzerinden, elektronik imza ile imzalayıp gönderildiği şekliyle Sayın Mahkemenizin takdirlerine saygılarımızla arz ederiz..." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir. Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 08/11/024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; ".... Davacı yan kanuni defterleri; 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan kanuni defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, aynı yıllar Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, mevcut haliyle davacının 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 yılları ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, Davacının incelenen ticari defterlerinde; Davacının cari hesap olarak davacı yana borç ve alacağının bulunmadığı, Davalı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2014 yılı Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve 2014 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu 2015 yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davalının 2015 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, mevcut haliyle davalının 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, Davalının incelenen ticari defterlerinde; Davalının cari hesap olarak davacı yandan borç ve alacağının bulunmadığı, Davacı beyanlarında; davalı ile sözleşme akdederken komisyon ücreti olarak iş planında belirtilen ücretin garanti kazandırılacağı taahhüt edildiğini, fakat, ne davacı firmanın ne de aynı faaliyette bulunan diğer acentelerin, iş planında belirlenen rakamlara ulaşması mümkün olmadığını, belirlenen rakamların, istasyonun iş potansiyelinin üstünde rakamlar olduğu ve bunların kasıtlı olarak bu şekilde belirlendiği sonradan anlaşıldığı, iş bu sebeple 51 ay süren faaliyet sırasında davacının faturalar için belirtilen dönemlerde 85.777,10 TL zararının olduğu iddia edildiği, sözleşmenin yürürlükte olduğu döneme ait faturalar için davacının düzenlendikleri dönem itibariyle bir itirazı tespit edilmediği, Davanı taraflarına ait kanuni defterlerin incelenmikayıtlarında da bakiye gösteren bir alacak tespit edilmesinde, her iki tarafınTaraflar arasındaki ilk akdi ilişki taraflarca ihtilaf olmadığı üzere 18.08.2015 tarihinde son bulduğu, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde denkleştirme isteminde bulunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, ilk sözleşme kapsamında denkleştirme isteminde bulunulamayacağı, Taraflar arasındaki ikinci sözleşmeye ilişkin hak düşürücü süre içinde denkleştirme talebinde bulunulduğu fakat sözleşmenin davacı tarafça haklı feshedildiğinin ispatlanamadığı, bu halde denkleştirme isteminde bulunmayacağı, Şirket açılış kurulum masrafları, Bağ-Kur ve SGK primleri, Hizmet bedeli yönünden, tarafların sözleşme serbestisi çerçevesinde kararlaştırabileceği hususlar olduğu, bu giderlerin davalı yanca karşılanacağına dair bir anlaşma dosya mübrez belgelerden anlaşılamadığı, ... harcamalarının acentenin olağan giderleri kapsamında kaldığı, TTK'nın Acentelik hükümlerinde acentenin olağan giderleri talep edebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından olağan gider kapsamında ... harcamaları talep edilemeyeceği, Şayet mahkemece ... harcamaları olağanüstü gider olarak takdir edilirse, davalı yanın verdiği bütçe de yetersiz bulunursa, acentenin yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptığı giderler olağanüstü gider kapsamında istenebileceği, Davacının olağanüstü gider olarak talep ettiği, eğitimlere katılmak için ulaşım masrafları, yemek ücretleri, ofis malzemeleri, ilkyardım eğitimi, personel temini için ilanın olağan gider kapsamında kaldığı, Demirbaşların bakım ve onarımı, davalının personele vermek üzere yarım altın talebi, özel günler için düzenlenen organizasyonlar olağanüstü gider olarak talep edilebileceği, yanlış yakıttan doğan zararın olağanüstü gider olarak talep edebileceği, Oto yıkama hizmetleri sırasında araca zarar verilmesi halinde müşterinin sigortanın ödemediği aşkın zararı bakımında da olağanüstü gider olarak talep edilebileceği, eksik kesilen faturalar bakımından tarafların tacir olduğu, düzenlenen faturalar bakımından ise itirazda bulunulmadığı, bu sebeple talep edilemeyeceği, İlk sözleşme bakımından faaliyetin sona ermesinde davalı tarafa kusur yüklenebildiği durumda kar mahrumiyeti talep edilebileceği, 14.08.2018 tarihinde feshedilen ikinci sözleşme kapsamında ise davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğunun ispatlanamadığı, bu durumda ikinci sözleşme kapsamında kar mahrumiyeti talep edilemeyeceği, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. ..." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin acentesi olan davacının ... istasyonlarına ilişkin sözleşmenin haklı fesih nedeniyle doğan kar mahrumiyeti, ... istasyonu için teammül alacağı, denkleştirme tazminatı, yapılan masraflar, eksik kesilen faturalar vb. nedenlerle doğduğu iddia olunan alacak isteminin haklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Mahkememizce tarafların sunduğu tüm deliller toplanmış ve bilirkişiler ... ile ... tarafından hazırlanan 26.05.2022 tarihli bilirkişi raporu ve Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 08/11/2024 tarihli bilirkişi raporu olmak üzere iki farklı heyet tarafından tanzim edilen raporlar dosyamız arasına alınmıştır. Alınan rapordaki mali incelemelerde tarafların birbirinden alacağı bulunmadığı, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu döneme ilişkin faturalara itirazı olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar sonrasında davanın toplanan deliller doğrultusunda bir bütün olarak değerlendirilmesinde; taraflar arasında farklı akaryakıt istasyonları için 08/05/2014 tarihli ve 13/11/2015 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı sabittir. Dosyaya sunulan belgelerden incelendiği üzere davacı yan 13/08/2018 tarihinde davalıya mail üzerinden bildirim yapmak suretiyle bir fesih sebebi bildirilmeden sözleşme ilişkisini sona erdirdiği ancak sözleşmenin 20.12 maddesinde belirlenen ihbar süresine uymadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sözleşmede belirlenen olağan fesih yöntemine uyulmadığı açıktır. Feshin TTK 121/1 uyarınca olağanüstü fesih koşullarına uyup uymadığı hususunda ise yapılan yargılamada davacı yanca haklı fesih sebeplerinin varlığının ispatlanması gerekmektedir. Gelinen noktada alınan bilirkişi raporları ile özellikle ikinci heyet tarafından hazırlanan hükme ve denetime elverişli rapor ile sabit hale geldiği üzere davacı yanın fesih sebebinin davalı yanın sözleşmeye aykırı edimleri ile gerçekleştiği konusunda dosyada ispata yarar delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanca feshinin haksız olduğunun kabulü gerekmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanca feshinin haksız olduğunun tespiti sonrasında davacının talep ettiği alacak kalemlerinin incelenmesine geçilmiştir. Cari hesap ve eksik faturalar yönünden yapılan incelemede; yukarıda izah edildiği üzere HMK 222. maddesine uygun taraf defterlerinin incelenmesinde davacının sözleşme dönemi faturalara itirazı olmadığı gibi taraf defterlerinin birbirini doğruladığı ve alacak bakiyesi bulunmadığı, talep edebileceği herhangi bir cari hesap alacağı tespit edilememiş olup işbu alacak kaleminin reddi gerekmiştir. Denkleştirme tazminatı yönünden yapılan incelemede; TTK 122. maddesi uyarınca bu alacak kaleminin istenebilmesi için denkleştirmeyi haklı kılacak sebeplerin varlığı gerekmektedir. Yapılan incelemelerde sözleşmenin davacı yanca sona erdirildiği ve davacının haklı sebebe dayandığını ispat edemediği anlaşılmış olup bu alacak kaleminin reddi gerekmiştir. Kaldı ki ilk sözleşme yönünden sözleşmenin 18/08/2015 tarihinde sona erdiği ve 1 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığı görülmekle davacı bu sözleşmeye dayalı hak talebinde de bulunamayacağı kabul edilmiştir. Şirket açılış masrafları, prim ödemeleri yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında işbu kalemlerin davacıya ödeneceğine dair bir anlaşmaya ilişkin belge bulunmadığı aksinin da davacı yanca ispatlanamadığı görülmekle talebin reddi gerekmiştir. ... harcaması yönünden yapılan değerlendirmede; aksi kararlaştırılmadığı sürece olağan giderler acente tarafından istenemez. Personelin eğitim gideri, yemek, servis vb giderler olağan giderler kapsamındadır. Talep edilen ... harcaması da olağan giderler kapsamında olup bu kalem için davalı yanca davacıya bütçe verildiği ancak davacının bunun yetersiz olduğunu ileri sürdüğü görülmektedir. Davalı yanca verilen bütçenin nasıl kullanılacağı davacı tasarrufunda olup bunun aşılması halinde davalının aşan tutarı karşılamak zorunda olduğuna dair taraflar arasındaki sözleşmede de herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve davacı yanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu aşikardır. Açıklanan nedenlerle davalının bütçeyi aşan kısma dair bir sorumluluğu olmadığı benimsenmiş ve işbu alacak kalemi bakımından talebin reddi gerekmiştir. Olağanüstü masraflar yönünden yapılan incelemede; 08/11/2024 tarihli raporda detaylı olarak irdelendiği üzere davacının bir kısım talepleri olağan giderler kapsamında olup bunları kanun gereği talep edemeyecektir. Demirbaşların bakımı davalının personele vermek üzere yarım altın talebi, özel günler için düzenlenen organizasyonlar yanlış yakıttan doğan zararı ve oto yıkama hizmetleri sırasında araca zarar verilmesi olağanüstü gider olarak talep edilebilecek olsa da buna ilişkin ispat yükü davacı üzerinde olup dosyada verilen sürelere rağmen bunlar ilişkin somut deliller sunulmamışır.Yine sözleşme boyunca bu hususlarda davacı yanca talepte bulunulmaması da taraflar arasında bu kalemlere ilişkin ticari teamülün mevcut haliyle var olduğu yönünde mahkememizde kanaat hasıl olmuştur. Dolayısıyla davacı yanca ispat yükü yerine getirilmediğinden olağanüstü giderlerin de reddi gerekmiştir. Kar mahrumiyeti yönünden yapılan incelemede; olumlu zarar, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle alacaklının uğramış olduğu zarardır. Yani olumlu (müspet) zarar; borçlunun edimi gereği gibi ve süresinde yerine getirseydi alacaklının malvarlığı ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark olarak karşımıza çıkmaktadır. Somut olayda 18.08.2015 tarihinde feshedilen ilk sözleşme kapsamında davacı, davalının akaryakıt istasyonunun kira sözleşmesini muvazaalı bir şekilde sonlandırdığını, acente sözleşmesinin 3 yıllık süre ile geçerli olmasının kira sözleşmesinin uzunluğu dikkate alınarak belirlendiğini iddia etmektedir. Davalı ise ilk sözleşmenin ilgili istasyonda faaliyetinin sona ermesinden kaynaklı olarak sona erdiğini savunmaktadır. Dosya kapsamında detaylıca açıklandığı üzere taraflar arasındaki ilgili sözleşmelerin davalı yanın kusuruyla sona erdiğinin ispatlanamadığı kanaatine varılmış olup kar mahrumiyeti talebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken alınması gereken 732,00 TL peşin harcın, başlangıçta peşin olarak yatırılan 3.745,52 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.013,52- TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Devletçe karşılanan 1320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydı8na, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, tarafların yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2026

Katip ... E-İMZA

Hakim ... E-İMZA

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/448, K. 2026/318, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-448-e-2026-318-k-b1c11c4d071e