İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/817 E. 2026/219 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/817
- Karar No
- 2026/219
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/817 Esas KARAR NO :2026/219
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/11/2025 KARAR TARİHİ:18/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 11/11/2025 tarihli dava dilekçesi ile; davalı borçlu ...'in müvekkili şirketle Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi yaptığını, davalının sözleşmenin kurulmasından itibaren müvekkili şirketten elektrik enerjisi hizmeti almakta olup elektrik tüketimine ilişkin 02.01.2006, 06.02.2006, 03.02.2006, 05.05.2006, 02.05.2006, 01.06.2006, 30.06.2006, 26.06.2006, 01.08.2006, 31.08.2006, 25.09.2006, 05.04.2006, 22.04.2008 son ödeme tarihli faturalarının bedelini günü geçmiş olmasına rağmen ödemediğini, işbu faturalardan 05.05.2006, 05.04.2007 ve 22.04.2008 son ödeme tarihli faturaların kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmakta olduğunu, müvekkili şirket tarafından işbu faturaların ödenmemesi üzerine borcun tahsili amacıyla davalı/borçlu hakkında .... İcra Dairesinin ... (2017/...) E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun ise iş bu icra takibi açısından borca ve tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının bu güne kadar davaya konu borcu ödemedikleri gibi haklarında başlatılan icra takibine de itiraz ettiklerini, işbu davayı açmadan evvel yapılan tüm sulh görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ve söz konusu başvuru görüşme yapılamadan anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının icra takibine bulunduğu itirazda, asıl alacağa işletilen faize itirazlarının da haksız olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 35. maddesinin 6.fıkrasında; “Düzenlenen tarifelerle enerji ve/veya kapasite satın alan tüketicilerce zamanında ödenmeyen borçlara, görevli tedarik şirketi tarafından bu Yönetmelikte belirlenen oranı aşmamak üzere, gecikme zammı uygulanır. Gecikme zammı günlük olarak uygulanır” hükmüne yer verildiğini, bu itibarla ödeme emrinde takip konusu asıl alacağa işletilen ve 6183 sayılı kanun gereği değişecek oranlar üzerinden işletilecek gecikme zammı uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek .... İcra Dairesinin ... (2017/...) E sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden asıl alacağa uygulanacak 6183 sayılı yasa gereği değişecek yıllık oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi tebliğe çıkarılmış ancak adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, Uyap sistemi üzerinde yapılan kontrolde mernis adresinin bulunmadığı görülmekle kolluk araştırması yapılmış ancak davalının tebliğe yarar adresi tespit edilememiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacının davalıdan faturaya ve kaçak elektrik tespit tutanağına dayalı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası Uyap sistemi üzerinden çıkarılarak dosya içerisine alınmıştır. BEDAŞ'tan davaya konu 05.05.2006, 05.04.2007 ve 22.04.2008 tarihli Kaçak Elektrik Tespit Tutanaklarına ilişkin 8065362400 sözleşme hesap numaralı aboneliğe ilişkin sözleşme ve tüm evraklar ile kaçak elektrik tutanağı öncesi 6 aylık kullanımı gösterir endeks bilgileri celp edilmiştir. Davalı ...'in tacir kaydının bulunup bulunmadığı ve mükellefiyet bilgilerinin, hangi usulde vergilendirildiğinin, hangi usulde defter tuttuğunun ve TTK'nın 12. ile VUK'un 177.maddesi uyarınca tacir sayılıp sayılmayacağı hususlarında ilgili ticaret sicil müdürlüğüne ve vergi dairesine müzekkereler yazılmıştır. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. Anılı kanuni düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkememizce, davalı gerçek kişinin son olarak bağlı bulunduğu...Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; "...Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda T.C. kimlik numarası verilen ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır..."şeklinde cevap verildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında "...İlgi yazınıza istinaden Dairemiz... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ...'in tarh dosyasının ve bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinde; Genel Lokanta Ve Restoranların (İçkili Ve İçkisiz) Faaliyetleri işinden dolayı mükellefiyetinin 14/01/2005 tarihinde başladığı, 31.07.2008 tarihinde işine son verdiği görülmüş ve işletme esasına göre defter tuttuğu 01/2008-12/2008 dönemi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinden anlaşılmış olup son 4 yıl Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri ve ilgili mükellefin vergi sicil kayıtlarını gösteren bilgiler yazımız ekinde gönderilmiştir. .." şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda dosyanın görev yönünden irdelenmesinde; davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısı uyarınca da tacir olmadığı, faaliyetinin VUK 177. md belirtilen sınırları aşmadığı ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, davaya konu kaçak kullanım ya da abonelik yapılan yerin iş yeri olmasının ilgiliyi tacir olarak nitelendirmek için yeterli olmayacağı, kullanıma konu yer işyeri olmakla davalının tüketici olarak da nitelendirilemeyeceği, davalının dava açıldığı tarihte tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, (Emsal Karar İstanbul BAM 37 H.D. 2021/2076 esas 2022/939 karar, İstanbul BAM 37 H.D. 2022/2442 Esas, 2023/1074 karar, İstanbul BAM 3. HD 2024/1000 Esas,2024/1319 Karar ) anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nın 2. maddesi gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, HMK 345/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır