İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/788 E. 2026/154 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/788
Karar No
2026/154
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/788 Esas KARAR NO : 2026/154

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/10/2025 KARAR TARİHİ : 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirkete ... no.lu poliçe motorlu kara taşıtları birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç; sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracı ile 95 caddeyi takiben olay yeri ışık kontrollü kavşak sistemine geldiğinde kendisine hitap eden kırmızı ışığı yeterince dikkate almadan sola dönüş yapmak isterken karşı istikametten yeşil ışıkta düz seyreden ... plakalı araç ile çarpışarak savrularak Diğer yandan kaza tespit tutanağındaki veriler doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucunda Davalı karşı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen kusur oranında şirketimize ödenmesi tutar 305.000,00.-TL’dir. Tarafımızca dava konusu ihtilafa ilişkin olarak dava şartı olan arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulmuş, ...arabuluculuk numarası ile görülen arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamamıştır. “Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur.” Dolayısıyla müvekkil şirket halefiyet ilkesi gereğince, söz konusu hasarın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan araç sahibine ödediği tazminat tutarı kadar rücu etme hakkına sahiptir. Diğer yandan AAÜT’nin 16/2-c maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukatın maktu ücrete hak kazanacağı ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu yönden de müvekkil şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini talep ederiz. İlgili BAM Kararı’nda da bu husus hükme bağlanmış olup, kıyasen ticari ve tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin zorunlu başvurularda da uygulanmalıdır. “Katılma Yoluyla İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri….Dava dilekçesinde arabuluculuk vekalet ücreti talep edilmese bile arabuluculuk vekalet ücretine hükmolunmalıdır. (…) Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf itirazı yerindedir, zira AAÜT’nin 16/2-c maddesi arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukat maktu ücrete hak kazanır, ancak bu ücret asıl alacağı geçemez düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, tarafların anlaşmaya varamadıklarına dair arabuluculuk son tutanağının imzalandığı görülmüştür, ancak mahkemece bu miktara hükmedilmemiştir, dairemizce yukarıda anılan hüküm doğrultusunda 750,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.” Alacağın tahsiline ilişkin ... Arabuluculuk Bürosu ... numaralı Arabuluculuk Dosyası ile rücu talebimiz dava şartı gereği talep edilmişse de uzlaşılamadığından iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur. Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla toplam 305.000,00.-TL tutarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile mahkeme masrafları ve vekâlet ücreti ile davalılardan tahsili; Davalılara ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak HMK m. 389 ve m. 392 uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini" talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava dilekçesinin tetkikinde;davacı .. Sigorta Şirketince Bakanlığımız aleyhine rücuen tazminat davası açılmakla;toplam 305.000,00TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ve davalı idaremize ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devinin önlenmesi devir ve temlikinin önüne geçilmesi HMK 389.VE 392.maddesi kapsamında ihtiyati tedbir konulması talep olunmaktadır. öncelikle istenin ihtiyati tedbir talebine itiraz ediyoruz. talebin reddi gerekir.Davaya konu araçlar bazında idaremizin herhangi bir ilgisi bulunmamakta olup;davacı davası yaklaşık düzeyde ispat edememiştir.Mevcut delillerini ve ispat vasıtalarını tarafımıza tebliğ olunmamış olup;İhtiyati Tedbir şartlarını yerine getirilmediğinden talebin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Ancak dava dilekçesinde tarih ve zamanı belirtilmeyen gerçekleştiği bildirilen trafik kazası neticesinde; Davacı şirkete ... nolu poliçe kapsamında Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı... plakalı aracın, dava dışı ... idaresindeki ...plakalı arac ile gerçekleşen kaza neticesinde, davacı tarafça kaza tespit tutunağına göre 305.0000,00TL tazminat ödemesi yapıldığı bildirilmiştir. Davada bahsi geçen trafik kazasına karışan ...ve ... plakalı araçlar kamuaraçları olmayıp Davalı Bakanlığımıza tahsisli veya kiralık araçlar da değildir. Herhangi bir kayıt,tescil ve tahsisli olduğuna ilişkin davalı idaremiz nezdinde bilgi ve belge bulunmamaktadır.İşbu sebeple davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ediyoruz. Dava dilekçesi eki belgeler arasında kazaya uğrayan ... plakalı aracın ...'a ait olduğuna dair belgeler mevcutolup ayrıca araca ait .. Vergi Dairesi Müdürlüğü sisteminden alınan Plaka İle Araç SahipleriSorgulama ekranında ise Aracın ilgiliye ait olduğu görülmektedir. Dava dilekçesi ekinde kazaya neden olan ...plakalı araç sahibine ait belgeler konulmamış olup ... Vergi Dairesi Müdürlüğü sistemindeyapılan Plaka İle Araç Sahipleri Sorgulama ekranında ise ... plakalı aracın en son sahibininMuhammet ... olduğu ve 31.05.2017 tarihi itibariyle plaka değişikliği yapılarak kayıtlardandüşüldüğü ve aracın ...plaka no ile kullanıma devam edildiği tespit edilmiştir. Konuya ilişkin gerçekleşen Arabuluculuk Sürecine ilişkin sürecin tetkikinde de husumet itirazında bulunulmuş ve 07/07/2025 günlü Arabuluculuk Son Tutanağında ,uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı aracın Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilgisinin bulunmadığı ve hasım mevkiinin gerçekleşmediğini ilişkin ihtirazi kayıt ile arabuluculuk tutanağının imza altına alındığı görülmektedir. nedenlerle;ihtiyati tedbir talebinin reddine,davanın davalı idaremiz ile ilgisi ispat olunamadığından davanın husumetten reddine,davanın esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava trafik kazası nedeniyle kasko sigortacısı tarafından ödenen tazminatın üçüncü kişiden rücusu istemine ilişkindir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. TTK'nın 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Somut olayda; davacı kasko sigortacısı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin sigortalının haklarına halef olarak davalı araç sürücüsü ile işleteninden rücuan tazminat talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu, sigortalı aracın hususi araç olduğu, sigortalının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesine dayalı olarak haksız fiil hükümleri uyarınca davalılara dava açtığı, uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmadığı ve zmm sigortasına karşı yöneltilen bir dava bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca ... 9.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı kasko sigortacısı tarafından kendi sigortalısına yapmış olduğu ödemelere istinaden halef olarak davalı araç işleteni olduğu iddiasıyla rücuan tazminat talebinde bulunmuş olup davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı olması sebebiyle tacir olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiil hükümleri değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği ve kasko sigortasının TTK'da düzenlenmediği de nazara alınarak mutlak ticari dava da olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerinde olduğu da dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine ve İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/03/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/788, K. 2026/154, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-788-e-2026-154-k-b1346d20314a