İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/689 E. 2026/255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/689
- Karar No
- 2026/255
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/689 Esas KARAR NO : 2026/255
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2018 KARAR TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davalı şirketin taşınması nedeniyle ihtiyaç duyduğu iç mimari proje işi kapsamında davalıya iç mimari proje çizim hizmeti verdiğini, bahse konu projenin davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin ... tarih ... nolu KDV dahil 7.080,00 TL bedelli faturayı tanzim ederek davalıya iadeli taahhütlü olarak 17/08/2018 tarihinde tebliğ ettiğini, akabinde fatura bedelinin ödenmesi hususunun ... 37. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve gönderilen ödeme emrine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle davalının haksız ve kötü niyetli borca itirazının iptaline, davalı aleyhine %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacıya iş verilmesine yönelik bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirketin merkezini taşımak üzere bir iş yeri kiraladığını, daire içerisinde gerçekleştirmeyi planladığı tadilat ve dekorasyon için davacı da dahil olmak üzere bu yönde çalışma yürüten firma ve kişilerden teklifler aldığını, piyasa araştırması yapıldığını, davacının da bir fiyat teklifi vermesinin istenildiğini, davacının malzeme ve içilik teklifinin yüksek bulunduğunu, bu nedenle kendisine bu işte bir görev verilmediğini, taraflar arasındaki ilişkinin bundan ibaret olduğunu, taraflar arasındaki yazışma ve görüşmelerden de davacının iddia ettiği hususların bir tekliften ibaret olduğunun anlaşıldığını, müvekkili şirketin davacıdan kendisi için bir proje hazırlamasını talep etmediğini, davacıya proje hazırlaması karşılığında bir ödeme vaadinde bulunulmadığını, taraflar arasında iddia edilen hususlarda bir anlaşma, protokol, vaad, kabul olmadığını, davacının muaccel olmamış bir borç iddiasına ilişkin faiz talep ettiğini ve bu talebinin haksız ve yersiz olduğunu, faturaya süresi içerisinde itiraz edildiğini, davacının ihtarname masrafı talebinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacı aleyhinde iddia edilen alacağın %20' sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 2. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası, ... tarih ve ... nolu KDV dahil 7.080,00 TL bedelli fatura, fatura tebliğ evrakları, ... 37. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 37. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı faturanın iadesi ihtarnamesi, noterlik makbuzu celp edilmiş, incelenmiştir. Bilgi Yöneticisi ve Yazılım Geliştirme Uzmanı ...ve İnşaat Yüksek Mühendisi....'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 16/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "...Davacının e- postasında yer alan davalıya gönderildiği belirtilen proje dava dosyası kapsamında incelendiği, davalı tarafından taşınılacak iş yerinde yapılacak tadilat ve dekorasyon işleri için fiyat teklifi verilmesi aşamasında, davacı tarafından e-posta ile gönderilen projenin hazırlanmasının teklif için zorunlu olmadığı, davalının e-posta uzantısında yer alan projeyi hazırlamadan ve göndermeden fiyat teklifi sunabileceği, fiyat teklifi için proje hazırlanıp gönderilmesinin zorunluluk kapsamında olmadığı, sunulan proje nedeniyle davacının teknik açıdan talep edebileceği hak ve alacağının bulunmadığı ..." mütalaa edilmiştir. Mahkememizce istinaf kaldırma kararı öncesinde; "Davacı, davalı ile aralarındaki sözleşmesi ilişkisi uyarınca proje çizimi yaptığını, ancak bu hizmete karşılık olarak kesilen fatura bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ederken; davalı, taraflar arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını, davacı firma gibi başkaca firmalardan işin yapılmasına yönelik fiyat teklifi istendiğini, davacıdan proje hazırlanılmasını istenilmediğini, davaya konu işin yapılmasına yönelik taraflar arasında herhangi bir akdi ilişki kurulmadığını savunmaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığı, hüküm ve sonuçlarını doğurup doğurmadığı, özellikle proje çizimi nedeniyle davalının davacıdan proje bedelini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Başka bir anlatımla, sözleşme, iki ya da daha çok gerçek veya tüzel kişinin iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun şekilde açıklamalarıyla kurulan hukuki işlemdir. Sözleşmenin kurulması için tarafların irade açıklamalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bunlar; öneri ve kabuldür. Öneri bir diğer adıyla icap; sözleşme kuruluşuna hizmet eden irade beyanlarından öncelikli olandır. Sözleşme kurma istek ve amacı taşıyan taraf, karşı tarafa bu yönde bir irade beyanı yönlendirerek öneride bulunacaktır. Burada vurgulanması gereken husus; önerinin kurulmak istenen sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını içermesi gerektiğidir. Aksi takdirde karşı tarafa yapılan teklif öneri değil, öneriye davet olacaktır. Öneri ile öneriye davet arasında, bunları yapan kişilerin anılan beyanları ile bağlı olup olmamaları şeklinde önemli bir fark söz konusudur. Bu bakımdan, irade açıklaması bir öneri ise; öneriyi gerçekleştiren kişi bu bildirimiyle bağlı olacak ve karşı tarafın da öneriyi kabul etmesiyle sözleşme ilişkisi meydana gelecektir. İrade açıklaması bir öneriye davetse; öneriye daveti yapan kişi, hiçbir şekilde bu beyanıyla bağlı olmayacak, karşı tarafın cevabı üzerine sözleşmeyi yapıp yapmamakta özgür olacaktır. 6098 sayılı TBK' nın Bağlayıcı Olmayan Öneri ve Herkese Açık Öneri başlıklı 8. maddesinde "Öneren, önerisi ile bağlı olmama hakkının saklı olduğunu açıkça belirtirse veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığı anlaşılırsa, önerisi kendisini bağlamaz. " şeklinde düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacının iş yerini taşıması nedeniyle yapılması muhtemel tadilat ve dekorasyon işleri için piyasa araştırması yapması, firmalardan fiyat teklifi istemesi öneri değildir, aksine işin niteliğinden ve durumun gereğinden bağlanma niyeti bulunmadığı açık olduğundan öneriye davet niteliğindedir. O halde, fiyat teklifi aşamasında davalı şirketin proje hazırlayarak kendi fiyat teklifini davacı şirkete mail ortamında sunması, hukuki niteliği itibariyle bir kabul beyanı olmadığından akdi ilişkinin kurulmasından bahsedilemeyecektir. Bilindiği üzere, akdi bir ilişkinin varlığı inkar edildiği takdirde, böyle bir ilişkinin mevcut olduğunu iddia eden taraf bu iddiasını usulüne uygun olarak ispat etmekle yükümlüdür. Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Davacı, yukarıda değinilen açıklamaların aksine taraflar arasında akdi bir ilişkinin kurulduğunu iddia etmekle birlikte, bu iddiasını ispat edecek resmi ya da yazılı herhangi bir delil sunamamıştır. Delil olarak; projeye ve mail yazışmalarına dayanılmış, ancak mail yazışmalarında açıkça bir sözleşme ilişkisinin kurulduğuna yönelik kayıt ya da beyan bulunmamaktadır. Aksine, yazışma içeriklerinde fiyat teklifi verilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Tarafların müşterek beyanlarından da görüleceği üzere, davalı şirket iş yerini taşımasından dolayı yeni kiraladığı daire içinde bir kısım tadilat ve dekorasyon yapmayı istemektedir. Bu amaçla, yapılması muhtemel tadilat ve dekorasyon işleri için masrafların belirlenmesi ve ne kadarlık bir bütçenin ayrılması gerektiği konusunda piyasa araştırması yapmaktadır. Fiyat araştırmasının yapılması ve en uygun maliyetli işin seçilmesi bakımından görüşülen firmalardan bu hususta fiyat teklifi vermeleri istenmiştir. Davalı şirket, fiyat tekliflerini sunarken, ayrıca mimari bir proje hazırlamış, teklifini bu suretle davacı şirkete iletmiştir. Ne var ki, fiyat teklifinin verilmesi öneriye davet olduğundan henüz akdi ilişkinin kurulmadığı ve teklif aşamasının devam ettiği bu süreç içerisinde, davacı şirket tarafından çizimi yapılan proje için bedel istenemeyecektir. Öte yandan, fiyat teklifinin verilmesi için söz konusu projenin çiziminin yapılmasının zorunlu olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hususta taraf delilleri toplandıktan sonra bilirkişi heyetinden kök ve (itirazlar doğrultusunda) ek raporlar alınmıştır. Bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda, davaya konu tadilat ve dekorasyon işinin yapılmasına yönelik olarak fiyat teklifi verilmesi için proje hazırlanmasının zorunlu olmadığını ve proje hazırlamadan da fiyat teklifi sunulabileceğini tespit etmiştir. Bilirkişi heyetinin kök ve ek raporu, denetime elverişli olup hükme de esas alınmıştır. Dolayısıyla, davaya konu tadilat ve dekorasyon işinin yapılması için proje hazırlanmasının (çizilmesinin) zorunlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, davalı şirketin fiyat tekliflerinin hazırlanan projeye göre değerlendirileceği ya da proje hazırlanmayan fiyat tekliflerinin incelenmeyeceği gibi bir beyanı olmadığı gibi, mail yazışmalarında proje çizilmesi halinde bunun bedelinin ödeneceği de vaat edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından davalının yasal koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş..." şeklinde karar verildiğini, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 09/09/2025 tarih ve ... E. ... K. sayılı kararında; "Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, davalı şirketin talebi doğrultusunda iç mimari proje çizim yaparak teslim ettiklerini, düzenlenen faturaya rağmen iş bedelinin ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında eser sözleşme ilişkisi kurulmadığını, davacı ve dava dışı kişi ile şirketlerden gerçekleştirmeyi planladıkları tadilat ve dekorasyon için fiyat teklifi aldıklarını, davacı ile sözleşme yapmadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında fiyat teklifi konusunda görüşmeler yapıldığını, davalının gönderdiği meail yazışmalarında bedel ödeneceği vaad edilmediğini beyanla davanın reddine karar vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, bu iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Aynı maddede (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. Yazılı delille (senetle) ispat zorunluluğu bulunan durumlarda tanık dinlenebilmesi için HMK 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması, HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi ya da HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bunlar yoksa ve somut olayda olduğu gibi dava, HMK’nın yürürlükte olduğu dönemde açıldıysa; dava dilekçesinde, HMK 136/2. maddesinde yapılan atıf gereğince cevaba cevap dilekçesinde veya süresi içinde dosyaya sunduğu delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldıysa, davacı akdi ilişkinin varlığını kanıtlamak için davalıya yemin teklif eder ya da mahkeme davacı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatır Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olup, deliller arasında yemin deliline dayanılması halinde yemin ile ispat edilebilir. Davacı tarafın yemin deliline de dayandığı gözetilerek, mahkemece taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi kurulduğuna ilişkin olarak yemin teklif etme hakkı bulunduğunun davacı tarafa hatırlatılması, yemin teklif edildiği takdirde ise, usulünce yemine ilişkin yargılama işlemlerinin yerine getirilmesi (HMK m. 227-238) ve gerçekleşecek sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. ....Davacı tarafın yemin deliline de dayandığı gözetilerek, mahkemece TARAFLAR ARASINDA SÖZLÜ ESER SÖZLEŞME İLİŞKİSİ KURULDUĞUNA İLİŞKİN olarak YEMİN TEKLİF ETME hakkı bulunduğunun davacı tarafa hatırlatılması, yemin teklif edildiği takdirde ise, USULÜNCE YEMİNE ilişkin yargılama işlemlerinin YERİNE GETİRİLMESİ (HMK m. 227-238) ve gerçekleşecek sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine,,.." dair karar verilmiş, bu suretle dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir. Dava, davacı tarafça var olduğu ileri sürülen ancak davalı tarafça açıkça varlığı inkar edilen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizin kaldırma kararı öncesindeki gerekçesi aynen benimsenmiştir. Esasen, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararında, önceki gerekçeye ilişkin bir kaldırma nedeni bulunmamaktadır. Bilakis, istinaf kararında, akdi ilişkinin varlığının yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği, fakat davacının delil listesinde yemin delili bulunduğundan yazılı delillerle ispatı zorunlu hususta davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılmaması, bu suretle 6100 s. HMK m.353/1-a-6. uyarınca eksik delil toplandığından kaldırma kararı verilmiş, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulup kurulmadığı hususunda yemin teklifinin hatırlatılması, yemin teklif ediliği takdirde usulünce yemin işleminin yaptırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı yerine getirilmiş, eksik tahkikat tamamlanmıştır. Davacı vekili ... 21/10/2025 tarihli dilekçesinde yemin deliline dayanarak, BAM kararı doğrultusunda yemin teklifinde bulunduklarını beyan etmiş, ...'ın vekaletnamesi incelendiğinde "yemin teklif etmeye, yemini kabul iade ve redde" ilişkin özel yetkisinin bulunduğu, bu noktada usuli bir noksanlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş ve davalı şirketi münferiden temsile ve ilzama yetkili olan şirket yetkilisine meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğ edilmiş, akabinde tayin olunan günde yemin merasimi usulünce yerine getirilmiştir. Davalı şirket yetkilisi mahkeme huzurundaki yeminli beyanlarında, taraflar arasında herhangi bir akdi ilişki kurulmadığını, taraflar arasında sözlü şekilde kurulan bir eser sözleşmesinin de bulunmadığını, bu nedenle davacının düzenlediği faturanın kabul edilmediğini ve davacının davalı şirketten hiç bir alacağının bulunmadığını açıkça (ve yeminli olarak) ifade etmiştir. Bu çerçevede, davacı tarafça, taraflar arasında akdi ilişkinin - eser sözleşmesinin varlığı yemin delili ile dahi ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle, kaldırma kararı öncesindeki mahkememiz gerekçesi ve BAM istinaf kararı sonrasında usulünce yerine getirilen yemin merasimi neticesinde davacı tarafça akdi ilişkinin varlığı (taraflar arasında sözlü şekilde eser sözleşmesi kurulduğu) ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, davalı, kötü niyetli olarak icra takibinde bulunulduğunu ispat edilemediğinden davalının yasal koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 126,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 605,45 TL harcın davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 7.410,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-HMK m.333 uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa İADESİNE, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/03/2026
Katip
Hakim