İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/400 E. 2026/203 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/400
Karar No
2026/203
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Karar Vermeye Yetkili Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi kararıdır.

ESAS NO : 2025/400 Esas KARAR NO : 2026/203

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Alacak Davası DAVA TARİHİ : 26/05/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Alacak Davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şahısların akraba olduklarını, davacının .... ... ... Kooperatifine abisi adına üye olmayı ve ileride 1/2'sinin davacıya devredilmesi koşuluyla anlaştıklarını, davalı ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi'ne davalı ... adına üye olunduğunu, aynı dönemde.... .... .... adına bu kooperatife üye olduğunu, bu durumun kooperatif ile davacı arasındaki aktif bağı kanıtladığını, ... adına kooperatif ortaklığına giriş taahütnamesi aslının dahi davacı uhdesinde olduğunu, kooperatifin giriş aidatları ve ödemelerinin davacı ... ve eşi ... tarafından kendi banka hesapları üzerinden uzun süre kooperatif hesabına davalı ... adına ödendiğini, aradan geçen zaman içerisinde kooperatif üyeliğinin değer kazanması nedeniyle davalı ...'ün aralarındaki anlaşmayı inkar etmeye başladığını ve kooperatif hissesinin tamamını oğlu olan diğer davalı ...'e muvazaalı olarak devrettiğini, ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi'ne üye olunurken davalı ... adına hazırlanan ortaklığa giriş taahhütnamesinin aslının dahi davacının uhdesinde olduğunu, davacının bu kooperatife abisi olan ... adına üye olduğunun kanıtı olduğunu, konu ile ilgili tanıkları bulunduğunu, davacı ile davalılar ... ve ... arasında yapılan Whatsapp yazışmalarında da davalılardan ... adına yapılan ve daha sonra muvazaalı olarak ...'e devredilen kooperatif üyeliğinin 1/2 sinin davacı ...'a ait olduğunu dolaylı yoldan kabul ettiklerini, bugüne kadar yapılan tüm iyi niyetli girişimlere rağmen kooperatif hissesinin 1/2'sinin davacıya devir edilmediğini bildirmiş, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi’ne ait ve davalı ... adına kayıtlı iken oğlu olan ...'e muvazaalı olarak devredilen üyeliğin hukuken geçersizliğinin tespiti ile iptaline ve %50 (1/2) hissesinin davacı ... adına kaydına, bu mümkün değilse, üyelikten doğan taşınmaz veya hakkın güncel değerinin tespitiyle %50’sinin davalılar ... ve ...'ten alınarak müvekkilime ödenmesine, şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsiline, bu da mümkün değilse, davalı adına davacı ve eşi olan ... tarafından yapılan tüm ödemelerin sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanarak, davalılar ... ve ... tarafından, şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi' ne husumet yüklenemeyeceği ve dava dilekçesi ile ortaya konulan taleplerin muhatabının müvekkil kooperatif olmadığının anlaşıldığını, bu itibarla davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, Kooperatifler Kanunu açısından üyelik kaydı yapılan kişi kooperatifin muhatabı olduğunu, üyelik hak ve borçları ancak üyelik kaydı ile mümkün olup, kooperatif üyesi olmayan davacının üyelikten kaynaklanan hak ve borçlar açısından muhatap kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı kooperatifin üyelerinden birinin hissesini bir başkasına tescil etmesinin hukuken mümkün olmadığını bunun için bir mahkeme kararı gerekeceğini, yine davacının ve eşinin yaptığı ödemelerin kooparetiften talep edilmesinin de mümkün olmadığını, davacının iddiasının ispatı halinde söz konusu ödemeleri ancak diğer davalılardan isteyebileceğin, kooperatifin sebepsiz zenginleşme bedelleri açısından muhatap kabul edilemeyeceğini bildirmiş, kooperatif aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle husumet yokluğu sebebiyle reddine aksi kanaatte olması halinde davalı kooperatifin davaya sebebiyet vermemiş olması, tüm ödemelerin üye kaydı olan davalı adına yapılmış olması sebebiyle davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinden taşınmazın güncel bedeli ile ilgili talep ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepler açısından mahkemeniz görevsiz olduğunu, görev yönünden davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davalı ...'ün, ...'ün oğlu olduğunu, kooperatif hissesini devraldığını, Hüseyin ile Gülser arasında bir ilişki bulunmadığını, muvazaalı bir ilişki bulunmadığını, Hüseyin'in kendi adına kayıtlı hisseyi oğluna devrettiğini, davanın Özkan'a yöneltilemeyeceğini, husumet sebebiyle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının müvekkili davalılardan hiçbir alacağı bulunmadığını, davacının talep ettiği alacakların da zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacı iddialarının inançlı işleme ilişkin olduğunu, iddiaların en geç işlem tarihli ve/veya öncesi tarihli yazılı delillerle ispatı gerektiğini, kooperatif faal olduğunu, ferdi mülkiyete geçilmediğini, kooperatifler Kanunu Madde 19/1 gereğince her payın 1 ortak adına kayıtlı olacağı kuralı gereği hisse bölünemeyeceğinden davacı adına tescilin de talep edilemeyeceğini, bu talebin yasa hükmü gereği reddi gerektiğini, diğer yandan davacının açıklamalarının ve ortaklıkla ilgili iddialarının da olağan olmadığını, davacı giriş aidatları dahil aidatların tamamını ödediği iddiasında olduğunu, davacının kooperatife üye olmasını engelleyen bir durum bulunmadığını, kooperatif Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanları tarafından kurulmasının önemi bulunmadığını, davalı ...'nin de belediye çalışanı olmadığını, davacı talebinin inançlı işleme dayandığını, inançlı işlemlerle ilgili görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, inançlı işlemin de ispatlanmış olmadığını, görevsizlik kararı verilmesini gerektiğini, davacının ortaklıkla ilgili iddialarının yersiz olduğunu, davacı ile hiçbir zaman ortak olunduğu hususunda bir anlaşma yapılmadığını, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin tacir olmayanlar arasındaki davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, ödemelerin de ispatlanmadığını, davalı kocası adına talepte bulunamayacağını, davalının kooperatif aidatlarını kendisinin ödediğini, davacı gerçekten kooperatif üyeliğine ortak olsaydı 28 yıl dava açmak için beklemeyeceğini, davalılar ile davacı arasında iddia edildiği gibi böyle bir yazışma hiç olmadığını, üretilmiş bu kayıtlara itibar edilemeyeceğini bildirmiş, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Alacak Davasına ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Alacak davası noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davalı Kooperatif Ortaklığı Giriş Taahhütnamesi (Davalı ... adına), ... tarafından davalı kooperatife yapılan aidat ödemeleri, İhsan Temurtürkan tarafından davalı ... adına ödenen aidat dekontları ve davayla ilgili diğer tüm deliller toplanmıştır. Dosyanın esası yönünden yapılan değerlendirme sonunda; davacı tarafından davalı kooperatif üyeliğinin 1/2 oranındaki payının kendisine ait olduğunu ve bu nedenle bu payın kendi adına tescilini, aksi durumda taşınmazın güncel bedelinin ödenmesi, aksi durumda ise davacı ve eşinin yaptığı ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi gereği ödenmesine dair dava açılığı, davaya ilişkin delillerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirildiği, dosyaya sunulan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde davacının ilk talebinin kooperatif üyeliğinin tespitine yönelik olduğu, davacının dosyaya kooperatif giriş belgesi, ödeme dekontları sunduğu ve ayrıca tanık deliline de dayandığı, davacı tarafından kooperatif giriş belgesi aslının kendilerinde olduğu ve bu delilin üyelik ispatı için yeterli olduğu belirtilmekle birlikte belge aslının davacı da olmasının üyelik ispatı için yeterli olamayacağı, yazılı belgede üye adının ... olarak yazıldığı, yazılı delilin aksinin yine yazılı delillerle ortaya konulması gerektiği, dekont ödemeleri yönünden ise bir kısım ödemelerin davada tanık olarak gösterilen ... tarafından davalı ... adına aidat ödemesi şeklinde yapıldığı, davacı tarafından yapılan ödemeler olduğu da beyan edilmişse de buna dair bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu ödemelerin davacı adına kabul edilmesi halinde taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işleme yönelik olduğu ve bu hususta İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanması ve bu yazılı delilin tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilmesinin mümkün olduğu, ancak davacı tarafından üyeliğin 1/2'sinin davacıya devri ile ilgili bir yazılı delil sunulmadığı, yazılı delil başlangıcı konusunda ise davalı ... tarafından verilmiş ve yazılı delil başlangıcı kabul edilebilecek bir delilin dosyaya sunulmadığı, dekont ödemelerinin ve kooperatif giriş belgesi aslının davacıda olmasının yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı ve bu nedenle tanık dinlenilmesi talebinden mahkememizce ara kararla dönüldüğü ve ayrıca ödeme belgelerindeki miktarlar dikkate alındığında senetle ispat sınırının da üzerinde kaldığı ve bu yönden de tanık delili talebinin yerinde olmadığı, davacının ikinci talebi yönünden ise davaya konu taşınmazın yarısının davacıya ait olduğu ile ilgili bir ispat olmadığından bu talebin de yerinde olmadığı, davacının üçüncü talebinde ise yukarıda da belirtildiği üzere yapılan ödemelerin kooperatif üyeliği için olduğu ispatı yapılamadığından ve taleplerin bu yönde olması üzerine bu talep yönünden de davacının talebinin yerinde olmadığı, ayrıca bu konularda .... .... .... K. sayılı ilamında ''...Dava, tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, 6100 sayılı HMK’nun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu düzenlenmiştir. Usul hukukunda ispat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, yani davacı davasını dayandırdığı vakıaları ispat etmelidir. Somut olayda, davacı taraf dava konusu dükkana ilişkin aidat ve masrafları ödediğini iddia ettiğine göre ödediğini ispat yükü davacı taraftadır. Dava dışı kooperatif kayıtlarına göre, söz konusu dükkana ilişkin üyeliğin davalıya ait olduğu ve tapunun davalı adına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda aksi belirtilmişse de, davacı tarafça iddia edildiği gibi açıkça “dükkan kirası” adı altında davacıya ödeme yapıldığına ilişkin kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek davacının iddiasını ispata yarar dosyadaki deliller ve varsa yemin delili değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalıdır...'' belirtildiği üzere davacının davadaki taleplerini ispatlamadığı görülmekle ve yukarıdaki gerekçelerle davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; Davacının davasının REDDİNE, Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 7.000,00 TL üzerinden takdir edilen 7.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğ talebini müteakiben yapılacak tebligattan itibaren iki hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, davacı vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/03/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/400, K. 2026/203, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-400-e-2026-203-k-42a5b1d213a6