İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/363 E. 2026/187 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/363
- Karar No
- 2026/187
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/363 Esas KARAR NO : 2026/187
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan 500.000,00-TL alacaklı olduğunu, bu alacağını tahsil edemediği için Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, borca ilişkin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasında 657 adet takım elbisenin yurtdısına gönderilmesine ilişkin uluslarası taşımacılık sözleşmesi gerçekleştirildiğini, işbu ürünlerin müvekkiline eksik ve hasarlı bir şekilde teslim edildiğini, müvekkilinin paketlemeye ilişkin özel sartları davalıya yazılı olarak bildirmdiğini, özel paketlemeye uyulmaması nedeniyle ürünlerin hasarlı teslim alındığını, teslim alınan ürünlerin kullanılamaz olduğundan müvekkilinin zarar ettiğini, ayrıca yine takım elbiseler için özel tasarlanan askıların,19 adet takım elbise ve toplam 15 üründen oluşan pantolon ve ceketin eksik gönderildiğini, müvekkilinin ödemeyi elden yapmışsa da taşıma şirketi çalışanı tarafından yapılan fiyat teklifi, kabulü ve ödemenin alındığına dair mesajlaşmaların mevcut olduğunu, ayrıca ihtara cevaplarında da alınan ödemeyi kabul ettiklerini, bu nedenlerle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına, davalının kötü niyetle itirazda bulunması nedeniyle alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi bulunmamaktadır. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, taşımacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 500.000,00-TL alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen uluslararası taşımacılık sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığı hususlarının tespitinden kaynaklanmaktadır. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya taşımacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "... 1. Dosyaya sunulan .... yazışmalarının Türkçe Tercümeleri incelendiğinde; Davalının davaya konu takım elbiselerin tedarikinden, takım elbiselerin özelliğine göre koli tedarikinden ve paketleme gibi hizmetlerinden sorumlu olduğu; bununla birlikte ilgili ürünlerin Alıcısına da kargolanması ve sevkiyatına da aracılık etmekte olduğunun anlaşıldığı; 2. Dosyaya sunulu “Proforma Faturada” ürün içerik ve adet bilgisi yer almakta olup, ilgili belgenin imzasız olduğu; ancak, diğer yandan 657 ürünün alındığına dair taraflar arasında bir itiraz da bulunmadığı; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun, alınan ürünlerin sevkiyatının hasarlı ve eksik yapıldığı, taahhüt edildiği gibi ebat ve sağlamlıkta koli kullanılmadığı ve sağlam ambalajlama yapılmadığı, teslimatların eksik ve hasarlı yapıldığı yönünde olduğu; 3. Davalı ile Davacı arasında, davaya konu 657 adet takım elbisenin tedariki, kolilenmesi, paketlenmesi ve yurt dışına kargo sevkiyatının gerçekleştirilmesi amacıyla sözleşme düzenlendiği ve bu anlaşma temelinde davaya konu hizmetin verildiği beyan edilmekle birlikte; dosya içeriğine sunulan tüm bilgi, belge, delil ve yazışmalar incelendiğinde taraflar arasında -noter kanalıyla yapılan ihtarnameler ve ... yazışmaları dışında- aralarında davaya konu hizmete yönelik bir sözleşme, belge tespit edilemediği; Bu nedenle; Davacının, Davalı ile hangi koli ebatlarında, hangi kalitede, hangi ambalajlama şekli ile anlaşma yaptığı; kargo sevkiyatı için ne kadar ücretle ve hangi koşullarda anlaştığı, tam olarak kaç koli ve toplamda kaç kg/desi kargo sevkedileceği vb hizmete yönelik tam olarak nasıl bir anlaşma yaptıklarını, hizmetin anlaşmaya göre yerine getirilmemesi durumunda tazmin konusunda nasıl bir yaptırım olacağı konularını tespit etmenin mümkün olamayacağı; 4. Taraflar arasındaki ... yazışmalarında, bazı ürünlerin eksik, hasarlı, kirli ulaştığı, anlaşma yapılan koli ebatlarının kullanılmadığı yönünde yazışmalar olmakla birlikte; kargoların teslim alındığı esnada veya sonrasında eksik, hasarlı alındığı ile ilgili kargoları teslim eden ve teslim alan arasında bir teslim belgesi, hasar ve eksikliğe yönelik bir şerh notu, Durum Tespit Tutanağı gibi bir belge tespit edilemediği; bu nedenle, ilgili hasarın teslimat esnasındaki boyutu, hasar durumu, kusur durumu gibi somut ve net tespitleri yapmanın mümkün olamadığı; 5. Davacının, davaya konu ürünlerin içinde bulunduğu kargoların hasarlı, eksik ve kusurlu olarak teslim alındığını ve hasar boyutunu belgelemesi gerektiği kanaatine ulaşılmakta olup, taktiri tamamen sayın mahkemeye ait olduğu; 6. Davalının, İhtarnamede ve ... yazışmalarında ürünleri ... taşıma firması ve ... taşıma firması ile aracılık yapılarak sevk edildiğini belirtmekte olduğu; ancak, taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme/protokol tespit edilemediğinden dolayı, sevkiyat sürecinde oluşacak hasar, eksilme, kusur vb durumlarda kimin sorumlu olacağı konusunda da bir bilgi tespit edilemediği; 7. ... yazışmalarındaki eksik, hasar durumunun sayın mahkemece kabulü halinde ise; davalı tarafından, davaya konu kargoların sevkiyatının yapıldığı ... ve ... firmalarınca kayıp ve hasarlanmış olabileceği beyanına istinaden, ilgili hasar ve kayıplardan davalının sorumlu olup olamayacağının taktirin de sayın mahkemeye ait olduğu;...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Davacı taraflar arasında akdedilen taşımacılık sözleşmesi kapsamında davalıdan olan alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. Buna göre; davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığını ve bu nedenle alacaklı olduğunu ispat etmekle mükelleftir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı tarafından taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında davalının eksik ve hasarlı teslimat yapması nedeni ile uğradığı zararın tazmini istemi ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafın itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığından inkar kapsamında değerlendirilmiş olup, işbu davada davacı tarafın davalı ile aralarındaki taşıma sözleşmesini ve bu sözleşme kapsamında taşıma koşulları, taşınan malın miktarı vb nitelikteki anlaşma koşullarını ispat etmesi gerekmekte ise de, dosya kapsamında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davacının, davalı ile hangi koli ebatlarında, hangi kalitede, hangi ambalajlama şekli ile anlaşma yaptığı; kargo sevkiyatı için ne kadar ücretle ve hangi koşullarda anlaştığı, tam olarak kaç koli ve toplamda kaç kg/desi kargo sevkedileceği vb hizmete yönelik tam olarak nasıl bir anlaşma yaptıklarını, hizmetin anlaşmaya göre yerine getirilmemesi durumunda tazmin konusunda nasıl bir yaptırım olacağı konularını tespit etmenin mevcut belgeler ışığında mümkün olamayacağının belirtildiği, davacının, davaya konu ürünlerin içinde bulunduğu kargoların hasarlı, eksik ve kusurlu olarak teslim alındığını ve hasar boyutunu belgelemesi gerektiği halde bu kapsamda bir belgenin sunulmadığı, sunulan whatsapp yazışmaları ve noter ihtarnamesinin tek başına sözleşmenin varlığını ve taraflar arasındaki anlaşma koşullarını ispat etmek için yeterli olmadığı, sunulan proforma faturada ürün içerik ve adet bilgisi yer almakta ise de ilgili belgenin de imzasız olduğu, davacı tarafın ön inceleme duruşmasına kadar tanık isimlerini bildirmediği gibi ön inceleme duruşmasında da bu yönde bir talepte bulunmadığı, davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanmamış olduğu görüldüğünden yemin delilinin de hatırlatılmasına olanak bulunmadığı, bu durumda iddiasını ispat ile yükümlü olan davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 8.538,75-TL harçtan mahsubu ile 7.806,75-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza